BSL'de ilk yarının karnesi (Fersu YAHYABEYOĞLU)

10-01-17 13:01

 

Her ne kadar organizasyon, tribünlerin doluluk oranı ve yerli oyuncuların aldıkları süreler açısından olmasa da oynanan basketbolun kalitesi ve rekabet seviyesi bakımından Avrupa’nın en iyi ligi diyebileceğimiz Spor Toto Basketbol Süper Ligi’nde ilk yarıyı geride bıraktık. Özellikle play-off mücadelesi nefes kesiyor yine, tam 6 takım 5,6,7.sıralar için çekiştiler ve ikinci yarıda da devam edecek bu muhteşem kapışma. Gelin birlikte takımlar ile oyuncular bazında performans ödüllerini dağıtalım ve ligimizin ufak bir resmini çizelim. 

“Yıldızlı Pekiyi - Beşiktaş SJ”

Burada tercihimi yaparken takımların sadece sıralamadaki yerleri değil aynı zamanda bütçelerini de dikkate aldım. 11 maç kazanmayı başararak sadece 1 galibiyet farkla zirveyi takip eden Beşiktaş’ın bütçesi ilk ikide yer alan Fenerbahçe ve Anadolu Efes’ten artı sıralamada altına aldığı Darüşşafaka Doğuş ve Galatasaray’dan daha düşük ve bu durumda ilk yarının en iyi takımı ödülünü fazlasıyla hakediyorlar. Siyah beyazlılar son maçta yaşadıkları Fenerbahçe kaybı dışında kendi sahalarında namağlup bir performans sergilemişlerdi. Akatlar’a dönüp daha küçük ama daha sıcak bir atmosferde oynamanın avantajını çok iyi kullandılar. Koç Sarıca yönetiminde 6 yabancı ile oynayan, tribünde alternatif yabancı tutmayı tercih etmeyen ve takım olabilmeyi başarmış ekiplerden biri olan Beşiktaş, oturmuş baskılı savunması, tüm oyuncuların rollerini özümsemiş olmaları ve hücumdaki çeşitliliği ile Euroleague takımlarına kafa tutacak bir seviyeye çıktı. 

“Hayal Kırıklığı – Galatasaray OB & Muratbey Uşak”

Bu noktada da aslında bütçe ve ilgili takımın başarı seviyesi önemli birer parametre. Galatasaray bu anlamda sadece ligimiz açısından değil Euroleague seviyesinde de sınıfta kalan takımlardan biri oldu. Sezona 9 yabancı ile giren ancak koç Ataman’ın yanlış transfer politikasının ve eksik kadro mühendisliğinin de etkisiyle bu oyuncuların bir çoğundan faydalanamayan sarı kırmızılılar daha sezonun yarısı bitmeden erken ve biraz fazla aceleci hamleler yaptılar. Her ne kadar bu hamleler biraz daha yerinde ve doğru gözükse de takım olarak sahaya koydukları basketbol, mücadele seviyesi ve savaşma hırsı taraftarları hiç ama hiç tatmin etmiyor şuana kadar. Halen “takım” hüviyetinden uzaktalar. 8 galibiyetle ve averajla 6.sıradalar, eğer dikkatli olup önlerindeki 3-4 maçı ciddiye almazlarsa bir bakmışlar play-off resminin dışında kalmışlar.

Kötü performansa karşılık alınan bu ödülün diğer ortağı ise Muratbey Uşak oldu. Geçtiğimiz sezonlarda koç Bulkaz yönetiminde bütçe-başarı orantısında büyük işler başaran ve dev takımları dahi dize getirebilen Ege temsilcisi bu kez gerek yapılan yanlış transfer tercihleri gerekse sakatlıklar nedeniyle beklentilerin çok altında kaldı. İlk kez bu kadar fazla yabancı değiştirdiler ve iç saha avantajını da bu sezon iyi kullanamadılar, Uştak’taki 7 maçtan 3’ünü kazanabildiler sadece. Şampiyonlar Ligi’nde de mücadele eden temsilcimizin sakatlıklar ardından daralan kadrosu da bu başarısızlığın önemli bir parametresiydi. Genelde play-off resmi içerisinde görmeye alıştığımız Uşak ilk yarıyı sadece 4 galibiyetle 14.sırada tamamladı. Toparlanmazlarsa 2 galibiyete ulaşan ve pozitif basketbol oynayan bir diğer Ege temsilcisi Balıkesir’in yetişmesi hiç şaşırtıcı olmayacak, birden bire kendilerini düşme potasında bulabilirler.
 
 

“Tatlı Sürpriz – Yeşilgiresun Belediye”

Yaz döneminde finansal anlamda zor günler geçiren hatta ligden çekilme tehlikesi ile karşı karşıya kalan Yeşilgiresun kadro yapılanmasını ve koç tercihini geç yapmak zorunda kalmıştı. Ancak gerek takımı iyi tanıyan koç Trifunovic’i tekrar göreve getirmeleri gerekse genç oyuncuların yetenek ve enerjilerine güvenerek onlar üzerine kurdukları proje birden bire tüm basketbol camiasını heyecanlandırdı. Özellikle gelecekte milli takımın değerli parçaları olması beklenen Okben, Emircan, Enes ve Doğuş’un kadroda yer alması hayli güzeldi basketbolumuz adına. Ledo gibi patlayıcı bir skorer, tempolu bir guard olan Armstead, bir çaylaktan çok daha olgun ve istikrarlı olan Gill ve klasik pivot özelliklerine sahip Mahalbasic hamleleri de bu genç yetenekleri çok iyi tamamladı. Özellikle Okben sergilediği müthiş performansla parmak ıssırttı, Euroleague temsilcilerimizin dahi dikkatini çekmeyi başardı. Tabii ki Ledo’nun sakatlığı ve Mahalbasic’in ayrılması sonrası Ivanov gelene kadar biraz tökezlediler fakat pes etmediler, savaşmaya devam ettiler ve ilk yarıyı play-off potasında kapatarak Türkiye Kupası’nda da yer almaya hak kazandılar. Bütçeleri, Giresun taraftarının heyecanı, genç oyunların sergilediği performans ve play-off potasına girmiş olmalarını üst üste koyunca ilk yarının tartışmasız en tatlı, en keyifli sürprizi oldular

“Fark Yaratan Koç – Ufuk Sarıca (Beşiktaş) & Aleksandar Trifunovic (Yeşilgiresun)

Pınar Karşıyaka’ya yaşattığı peri masalının ardından koç Sarıca yeni görevinde bu kez Beşiktaş’ın başına geçti. Transfer döneminde aslında başarılı olduğu klasik kadro yapısını yeniden kurdu; atıcı guard, keskin nişancı, delici, şutör 4 numara. Bunu yaparken tanıdığı oyuncular ile Avrupa’da çıkış yakalamak isteyen yabancıları harmanlamaya çalıştı ve bunda da başarılı oldu. Takıma monte ettiği tecrübeli Türk oyuncularla da kadro mühendisliğini tamamladı. 1’den 5 numaraya kadar tüm oyuncuların savunmayı sevdiği, baskı seviyesinin mümkün olan en üst seviyede tutulduğu ve hücum temposu her daim yüksek olan bir takım yarattı. Siyah beyazlılar şuanda belki en kaliteli kadroya sahip değil ama koç Sarıca liderliğinde ligimizin en keyif veren basketbolunu oynuyorlar.

Sırp koç Trifunovic mali anlamda zorlanan Yeşilgiresun’un başına geçerek aslında kariyeri için de riskli bir hamleye imza atmıştı. Görevi kabul etmesinde kendisini en çok heyecanlandıran, tetikleyen etkenin genç oyunculara yapılacak yatırım projesi olduğunu dile getiren Trifunovic bu pozitif duygularını da ilk günden itibaren oyuncularına yansıtmayı başardı. Onun mentörlüğünde özellikle Okben sınıf atladı, olgunlaştı ve artık ligin değerli hücum silahlarından biri haline geldi. Giresun taraftarı ve şehir ile de duygusal bir bağ kurmayı başaran tecrübeli koç genç oyuncularla beraber elindeki yabancı oyuncuları da hayli efektif kullandı, her parçadan %100’e yakın katkı alarak dinamik, tempolu ve savaşçı bir takım yarattı.

“MVP – Jordan Theodore (Banvit)”

Aslında sezon başında ilk transfer edildiğinde bir çok basketbolsever hayli ön yargılı yaklaşmıştı Theodore’a. Çünkü tecrübeli guard kariyerinin ilk döneminde ülkemizde sırasıyla Antalya ve Mersin formalarını giymiş, özellikle Mersin’de vasat bir performans sergilemişti. Ancak 2015-16 sezonunda Almanya’da Frankfurt’un yazdığı peri masalının liderlerinden biri olmayı başarmıştı, takımı ile beraber FIBA Europe Cup’ı (3.kupa) kazanırken aynı zamanda da MVP seçilmişti. Olgunlaşan basketbolu ve deliciliğinin yanına eklediği yüksek yüzdeli dış şutlarla beraber artık bir sonraki seviye için hazırım mesajını vermişti. Banvit de bu mesajı aldı ve takımın direksiyonunu ona emanet etti. Daha ilk maçtan başlayarak koç Filipovski’nin sahadaki eli, kulağı, gözü olan ve takımını maestro gibi yöneten Theodore hem ligimizde hem de Şampiyonlar Ligi’nde Bandırma ekibini omuzlarına aldı taşıdı.

Yakaladğı göz kamaştırıcı istatistiklerle de bu performansını perçinledi ve ilk yarının ardından MVP ödülünü haketti:

13 maçta ortalama 33.8 dakika oynadı, 19.8 sayı, 3.5 ribaund, 7.2 asist, 17.2 verimlilik ortalamaları yakaladı.

“En İyi Beş - Bireysel performanslara göre”

Jordan Theodore (Banvit) *MVP

Kenny Hayes (Büyükçekmece): 18.2 sayı, %38.2 3 sayı, 1.9 ribaund, 2.7 asist

Ele avuca sığmayan skorer guard Hayes bu sezon bir çok maçta takımının tek hücum opsiyonuydu neredeyse. Mesafe tanımayan üçlükleri ,fiziğine nazaran sahip olduğu üst düzey atletizm ve açık alandaki etkinliği ile özel bir hücum silahı olduğunu gösterdi. Takımının aldığı tüm galibiyetlerin mimarı olduğunu söyleyebileceğimiz gibi kaybedilen bir çok maçta dahi sahanın yıldızıydı. Süre aldığı 14 maçın 7’sinde 20 sayı ve üzerinde sayı üretmeyi başardı.

Cedi Osman: 14.8 sayı, %41.3 3 sayı, 3.5 ribaund, 1.2 asist

Genç yaşında geniş Anadolu Efes rotasyonunda her koçun favori oyuncularından biri olmayı başardı Cedi. Bu sezon da özellikle savunmadaki enerjisi ve hücumdaki çok yönlü oyunuyla koç Perasovic’in vazgeçemediği isimlerden biri. Her iki forvet pozisyonunda da forma giyebilmesi ve savaşçı kimliği ile takımın ateşleyici gücü oldu yine. Süre aldığı 13 maçtan sadece 1 tanesinde tek haneli skorlara düştü, her maçta minimum 2 ribaund aldı ve iki maç hariç kalan 11 maçın tamamında top çalmayı başardı.

Dajuan Summers: 16.4 sayı, %43.7 3 sayı, 5.4 ribaund, 1.0 asist

Karşıyaka’nın onu tercih etmesinin temel nedenlerinden biri tabii ki dış şutlardaki etkinliği ve hücumdaki performansı idi. Ancak Ponitka ve Brown’ın olduğu bir takımda bu kadar ön plana çıkarak takımı sırtlayacağını açıkçası ben beklemiyordum. Yaşadığı ciddi sakatlığın ardından müthiş bir geri dönüş yaptı Karşıyaka’da, Ege temsilcisi girdiği riskin karşılığını da fazlasıyla almış oldu. Ligde 1 maç hariç tüm maçlarda çift haneli skor üreten Summers, her maçta minimum 2 ribaundluk bir katkı sergiledi ve 2 maç dışında kalan tüm maçlarda minimum 1 üçlük isabeti buldu.

Vladimir Stimac: 16.1 sayı, %71.7 2 sayı, 9.3 ribaund, 1.2 asist

Stimac Beşiktaş tarafından tercih edildiğinde bu durumu ciddi şekilde eleştiren basketbol yazarlarından biriydim. Günümüz basketboluna ters olarak atletik özelliklerinin bulunmaması, şutunun olmaması ve ağır ayaklı bir uzun olması soru işaretlerine sebep olmuştu. Ama koç Sarıca’nın onun bitiriciliğini doğru kullanması ve savaşçı kimliği ile beraber kendini kanıtlama isteğinden pozitif bir enerji çıkarması Sırp uzunun kariyerinde yeni bir sayfa açtı adeta. Stimac Avrupa’nın en verimli uzunlarından birine dönüştü. Maç başına 4 hücum ribaundu aldı ve ikilik atışlarda %71.6 gibi harika bir yüzde yakaladı.

“En İyi Yerli Beş”

Sinan Güler (Galatasaray): 10.9 sayı, 4.1 ribaund, 5.4 asist

Galatasaray’ın kaptanı şuanda batan gemisini kurtarmaya çalışıyor diyebiliriz. Takımın yaşadığı düşüşte ilerleyen yaşına rağmen enerjisi ile ayakta kalmaya çalışıyor. Arkadaşları biraz olsun ona ayak uydurabilirse, özellikle savunmada, Galatasaray bir basamak da olsa seviye atlayabilir. Lider özellikleri, her geçen gün kendini geliştirmesi ve sportmen kimliği ile basketbol dünyasındaki özel figürlerden biri Sinan.

Birkan Batuk (Darüşşafaka Doğuş): 8.8 sayı, %46.2 3 sayı, 2.3 ribaund, 0.9 asist

Savunmadaki bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, dış şutlarda özellikle bu sezon artan yüzdesi ve savaşçı kimliği ile her eve lazım bir kanat oyuncusu Birkan. O da tıpkı Sinan gibi centilmenliği ve haddini bilen tarzı ile koçların kolay anlaşabildiği, takım olgusunu güçlendiren karakterlerden biri. Bu sezon koç Blatt yönetiminde de görev adamı, bench oyuncusu kısacası ondan ne bekleniyorsa fazlasını veren bir isim olarak performansını sürdürüyor.

Okben Ulubay (Yeşilgiresun): 13.1 sayı, %46.3 3 sayı, 3.6 ribaund, 2.9 asist

** Yükselen yıldız ödülünün sahibi.

Cedi Osman (Anadolu Efes): 14.8 sayı, %41.3 3 sayı, 3.5 ribaund, 1.2 asist

**En iyi beşte yer alıyor.

Emircan Koşut (Yeşilgiresun): 7.8 sayı, %35.0 3 sayı, 4.4 ribaund, 1.4 asist

O da koç Trifunovic yönetimindeki Yeşilgiresun’un gençlik projesinin en değerli parçalarından biri ve her geçen gün kendini geliştiriyor. Fiziksel olarak halen eksikleri olsa da uzun kolları ile tam bir kule 2.16’lık genç Emircan. Bu artılarını ribaunlarda ve çember koruyuculuğu görevinde kullanmayı artık daha biliyor. Bunun yanında yumuşak bileklere sahip ve dış şut tehdidi hayli yüksek olan bir uzun. Kalınlaştığında ve alçak post oyununda tecrübe kazandığında milli takımımızın aradığı uzunlardan biri belki de ilki olabilecek potansiyele sahip.

“Dikkat Çeken Oyuncular”

En iyi beşe ya da yıldızlar karmasına giremediler ama onlar da ligimizin parlayan isimleri. Öyle ki aralarından bazılarını seneye Eurocup ya da Euroleague takımlarından birinde seyredebiliriz. Umarım ligimizde forma giymeye ve performansları ile maçlara renk katmaya devam ederler.

Earl Clark (Beşiktaş SJ): 14.9 sayı, %44.2 3 sayı, 6.6 ribaund

Marcus Denmon (Gaziantep): 16.1 sayı, %39.8 3 sayı, 3.4 ribaund, 3.5 asist

Davon Jefferson (Gaziantep): 17.5 sayı, 8.2 ribaund, 1.8 asist

Mateusz Ponitka (Pınar Karşıyaka): 13.9 sayı, 5.6 ribaund, 2.7 asist

Ricky Ledo (Yeşilgiresun): 18.9 sayı, 6.0 ribaund, 2.6 asist

Anthony Gill (Yeşilgiresun): 12.9 sayı, 7.1 ribaund, 0.8 asist

Shannon Shorter (TED Kolejliler): 19.7 sayı, 5.8 ribaund, 3.9 asist

Devin Thomas (TED Kolejliler): 14.1 sayı, 8.7 ribaund, 2.3 asist

Ian Hummer (TED Kolejliler): 15.0 sayı, 6.2 ribaund, 1.1 asist

Sean Armand (İstanbul BŞB): 15.7 sayı, %40.5 3 sayı, 2.8 ribaund, 2.9 asist

Jaka Klobucar (İstanbul BŞB): 11.4 sayı, %39.5 3 sayı, 4.6 ribaund, 3.2 asist

Dwight Hardy (Trabzonspor): 14.6 sayı, 2.1 ribaund, 2.2 asist

Gediminas Orelik (Banvit): 12.3 sayı, 5.9 ribaund, 1.7 asist

Shaquille McKissic (Muratbey Uşak): 14.8 sayı, %39.4 3 sayı, 6.0 ribaund, 2.2 asist

Vasilije Micic (Tofaş): 12.5 sayı, %40.0 3 sayı, 2.8 ribaund, 3.1 asist

“Yıldızlar Karması”

Onlar sadece ligimizin değil Euroleague’in de en değerli oyuncuları arasında yer alıyorlar. Evet konsantrasyonları biraz Euroleague maçlarına kaymış durumda ve bu nedenle bireysel istatistikleri ligimizde pek dikkat çekmiyor ama kaliteleri ile zaman zaman tek başlarına maç alabilecek performanslar izletiyorlar bizlere, onların yeri hep ayrı.

PG- Thomas Heurtel (Anadolu Efes): 12.2 sayı, 2.4 ribaund, 7.6 asist

PG -Kostas Sloukas (Fenerbahçe): 11.8 sayı, 2.9 ribaund, 5.0 asist

SG- Bogdan Bogdanovic (Fenerbahçe): 13.7 sayı, 3.2 ribaund, 2.5 asist

SG- James Anderson (Darüşşafaka Doğuş): 10.1 sayı, 4.0 ribaund, 1.6 asist

SF- Tyler Honeycutt (Anadolu Efes): 8.4 sayı, 6.6 ribaund, 1.8 asist

SF- Will Clyburn (Darüşşafaka Doğuş): 10.6 sayı, 4.9 ribaund, 1.3 asist

PF- Derrick Brown (Anadolu Efes): 11.9 sayı, 5.4 ribaund, 1.9 asist

PF- Adrien Moerman (Darüşşaffaka Doğuş): 13.0 sayı, 7.3 ribaund, 2.4 asist

C- Ekpe Udoh (Fenerbahçe): 10.6 sayı, 6.6 ribaund, 2.6 asist

C- Jan Vesely (Fenerbahçe): 10.6 sayı, 5.2 ribaund, 1.6 asist

“Hayal Kırıklığı Yaratan Beş”

Russ Smith:

Büyük umutlarla geldi, koç Ataman’ın deyişiyle Avrupa’nın en iyi guardı olabilecek kadar kaliteli bir kumaşa sahipti ama beklentileri veremedi. Belki fazla şans bulamadı diyebiliriz ama oynadığı maçlarda gösterdiği performansla da daha fazlasını vaad etmediğini rahatlıkla gördük. BSL’de çıktığı 2 maçta ortalama 11.5 dakika süre aldı, 5.0 sayı, 1.0 ribaund, 2.0 asist istatistikleri yakalayabildi sadece.

Jeremy Hazell:

Koç Bulkaz’ın keskin nişancı olarak takıma kattığı Chappell sakatlıkları nedeniyle zaten forma giyemedi . Takım arkadaşları ile olan kötü ilişkisi ve sergilediği bencil tavırlarla da ligimizde fazla tutunamadı, İtalya ve Fransa’da gösterdiği performansı mumla arattı. 3 maçta ortalama 14.7 dakika süre aldı ve 5.7 sayı, 1.3 ribaund ve 0.7 asist istatistiklerini yakaladı, sadece 2 üçlük isabeti bulabildi.

Jordan Hamilton:

NBA’den büyük umutlarla getirildi, koç Ene’nin jokeri olması bekleniyordu. Ama çok yönlü oyunu ve yetenekleri ile göz kamaştıran Hamilton yaşadığı sakatlıklar ve takıma uyum sağlayamamasının ardından sadece 1 maçta forma giydikten sonra ülkemizi terketti. O maçta da 23 dakika sahada kalmasına rağmen sadece 2 sayı, 3 ribaund ve 2 asistlik bir katkı verebildi.

Darrly Monroe:

İsrail ligininde şampiyonluğa ulaşan Maccabi Rishon’un MVP uzunu olarak büyük umutlarla koç Bulkaz’ın ellerine teslim edildi. Ancak fiziksel dezavantajı, potadan uzak oynamayı tercih etmesi ve uyum problemi yaşamasının ardından çok az katkı verebildi. 8 maçta ortalama 27 dakika gibi iyi miktarda süre aldı ama buna karşın sadece 8.6 sayı, 7.8 ribaund ve 0.9 asist istatistikleri ile oynadı.

Alen Omic:

Koç Reneses’in yarattığı Gran Canaria’da en değerli parçalardan biriydi Sloven uzun. Fakat Efes’te ağır ayakları ile ikili oyun savunmasında berbat bir performans sergilediği gibi, bir çok maçta erken faul problemine de girdi ve fiziğine nazaran pota altından kaçırdığı basit atışlarla Efes staffına saç baş yoldurdu. Oynadığı 5 lig maçında ortalama 19.4 dakika süre aldı, 8.6 sayı ve 6.2 ribaund yapabildi.

“Yükselen Yıldız – Okben Ulubay (Yeşilgiresun)”

Okben Anadolu Efes’te yaşadığı hayal kırıklığının ve mental problemlerin ardından Pertevniyal’de aslında biraz olsun toparlanmayı başarmıştı. Fakat koç Ivkovic ile yıldızı hiç barışmadı ve Furkan gibi ona da gerekli şansı vermedi Sırp koç. Ardından Efes ile arasında soğuk rüzgarlar esmeye başlayınca da Yeşilgiresun’un gençlik projesine hayli arzulu bir şekilde evet dedi. Saf bir yeteneğe sahip olan Okben oynama isteği ve hırsını koç Trifunovic’in mentörlüğü altında pozitif bir enerjiye dönüştürerek kendini buldu ve ilk yarıda özel bir performans sergiledi. Birçok maçta takımını sırtlayan genç oyuncu 14 maçın tamamında forma giydi ve ortalama 33.6 dakika sahada kalarak 13.1 sayı, %46.3 3 sayı, 3.6 ribaund, 2.9 asist istatistiklerine ulaştı. 

Mail: fersu77@yahoo.com
Twitter: @fersudeniz

Yorumlar Okunma: 5521