Granger: Ben Kobe'ye değil, Kobe bana benziyor

22-02-17 14:10
Türkiye Basketbol ligleri tarihinin ender Uruguaylı oyuncularından Jayson Granger Türkiye Kupası için geldiği Ankara'da sorularımızı yanıtladı. Son derece neşeli ve eğlenceli bir kişiliğe sahip olan Granger samimi şekilde soruları yanıtlarken Ekpe Udoh'tan sonra onun da Atatürk hayranlığına kapılması bizleri mutlu etti. 

İşte Jayson Granger'ın sorularımıza verdiği cevaplar...

Uruguay vatandaşısınız ve milli takımda da oynadınız kökeniniz nereye dayanıyor?
Uruguay'da doğdum, aslında annem İtalyan ve babam Amerikalı. Babam Uruguay'da 80'lerde çok meşhur bir basketbolcuydu. Uruguay'daki ikinci Amerikalı basketbolcuydu ve yaklaşık 20 sene basketbol oynadı orada. Milli takıma seçildi ve orada bir efsane gibi saygı görüyor. Hala da orada yaşıyor, geri dönmedi Amerikaya. 40'lı yaşlarının ortasına kadar oynadığı için 2000'li yıllarda bile basketbol oynuyordu, hala da veteran liglerde oynuyor. Ama merak ediyorsanız o benden daha uzun bir oyuncuydu forvet gibi oynuyordu. Birebirde ben yeniyorum ama...

Genelde Heurtel ve Doğuş ile beraber oynuyorsunuz ama bizim bildiğimiz bütün guardlar topu elinde tutmak ister. Sizin bu durumla ilgili çift guard oynamakla ilgili fikriniz nedir?
Topun elimde olmasına her guard gibi bayılıyorum ama kariyerim boyunca bu böyle oldu. İlk oynadığım takımlardan bugüne kadar genelde hep iki guardla oynadık. Malaga'da da böyleydi Efes'te de böyle. Takım içinde o oyuncularla yakaladığınız kimya topun kimin elinde olduğundan daha önemlidir. Bazen savunmada bazen de hücumda rolleri paylaşmak aslında benim için de iyi oluyor. Ryan Toolson, Dragic gibi oyuncularla oynarken hep farklı yönlerden rahatlık sağlıyordu bana.
 
Şimdi de Doğuş ya da Thomas ile oynarken hep farklı şekilde adapte oluyorsunuz. Heurtel süper yetenekli bir oyuncu ve ona konsantre olduklarında bana daha çok boşluk oluşuyor. Doğuş'ta ise onun savunma baskısı beni arka alanda rahatlatıyor. Kazanmak için doğru yolu doğru şekilde bulduğumuz sürece kiminle oynadığımın pek önemi yok.

Ivkovic ve Perasovic gibi "sinirli" diyebileceğimiz koçlarla çalışırken Ahmet Çakı gibi son derece sakin bir koçla da çalıştınız. Farklılıklar nelerdir?
Bana sorarsanız ben sinirli olanları daha çok seviyorum. Benim ateşli bir karakterim var ve onlarla bazen saha içinde ve saha dışında kavga etmek beni daha çok motive ediyor. Kendime bağırılınca hem ben motive oluyorum, hem de takım arkadaşlarımı işin içine sokmak için heyecanlanıyorum.

Geçen sezon sonunda Ahmet Çakı ile bir anda bir sıçrama yaşadınız sebebi neydi?
Ahmet Çakı çok iyi bir koçtu ve bizi yakından tanıyordu. O başa gelince takımda bir rahatlama oldu ve herkesin performansı yukarıya taşındı. Çok akıllı bir adam ve bizden nasıl faydalanacağını çok iyi tespit etmişti. Ivkovic gittikten sonra tempomuzu ve zihniyetimizi değiştirince finale kadar yürüdük. Bize çok yardımcı olduğunu düşünüyorum.

Yüksek tempoda veriminizin arttığını düşünüyorum. NBA için hiç girişiminiz oldu mu oraya daha uygun olduğunuzu düşünüyor musunuz?
NBA için çok kez fırsat oluştu ama bir türlü sonuna kadar gidemedim. Kapılar hep açık zaten daha 27 yaşımdayım ve gelecekte bir gün neden olmasın. Kendimi o seviyede test etmeyi kesinlikle isterim.

Euroleague ile ilgili ne düşünüyorsunuz özellikle yeni format hakkındaki yorumlarınız neler?
Yeni sistem taraftarlar için çok çok güzel bir değişim oldu. Avrupa'daki bütün iyi takımlar birbirleriyle kesinlikle oynamış oluyor. Eski formatta bazı takımlarla hiç oynayamadan sezon bitebiliyordu. Şimdi herkesle oynamak bizim için de iyi oluyor diyebilirim. Fakat yorgunluğu da unutmamak lazım. Moskova'dan gelip İstanbul'da iki gün sonra maça çıkıp ardından Atina'ya, oradan da Litvanya'ya gidebiliyoruz. Tempoya uyum sağlayabilirseniz güzel bir sistem diyebilirim.

Efes'in Türkiye'de basketbolu değiştiren kulüp olduğunu söyleyebiliriz, Anadolu Efes hakkında neler düşünüyorsunuz?
Buraya gelmeden önce açıkçası bir fikrim yoktu ama eskiden Efes'te oynayan oyuncular özellikle de Kostas Vasilieadis takımı öyle bir övdü ki gözüm kapalı anlaşma yolları aradım. İstanbul'a geldiğim andan itibaren bana aileden biri gibiymişim davrandılar. Genç takımlarda çok oynadığım için bana böyle davranılması çok hoşuma gitti. Bütün koçlar ve çalışanlar yanımda durdular. Burada olmak benim gerçekten hoşuma gidiyor.

Genç oyuncularla sürekli çalışma fırsatı buluyorsunuz. Efes'te oynayan bazı oyuncular bizim geleceğimiz dediğimiz oyuncular onlar hakkında neler düşünüyorsunuz?
Sene başında Onuralp, Muhaymin gibi oyuncular takımdaydı.. Efes gibi çok büyük takımlarda oynamak zor iştir. İdmanlarda onları görüyorum ve kendimden bahsediyorum. Ben Avrupa'ya 16 yaşımda gelmiştim ve direkt oynamaya başlamıştım. Nelerin doğru nelerin yanlış olduğunu ayrıca ne yapmaları gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Ama benim idmanlarda gördüğüm Türk basketbolunun çok parlak bir geleceğe sahip olduğudur. Hepsi birbirinden yetenekli ve iyi niyetli çocuklar. Bütün paranızı harcamayın para çok çabuk biter diyerek de en önemli uyarıyı yapıyorum onlara. 16 yaşımdayken Perasovic ile oynamıştım beni veteran oyun kurucuların önüne koymuştu. O zamanlar bu kadar sinirli değildi, daha neşeli, daha genç bir adamdı Perasovic.

Kobe Bryant'a olan fiziksel benzerliğiniz herkesin bildiği bir konu bunun hakkında ne düşünüyorsunuz?
Herkes her yerde beni ona benzetiyor. Hayır ben Jayson Granger'ım ve Kobe Bryant bana benziyor. Şaka bir yana insanlar sürekli imza istiyor benden onun yerine. Hatta komik bir hikaye anlatayım yazları Miami'de yaşıyorum. Yolda yürürken sürekli "aaaa Kobe aaaa Kobe" gibi sesler duyuyorum ve onları düzeltiyorum, ben o değilim diye. Bir gün eve çıkarken asansörde bir çiftle beraberdik. "Hey Kobe neler yapıyorsun" diye sordular. Dedim ki "ben Kobe değilim". "Yok biz fotoğraf çekinmek ya da imza almak istemiyoruz, eşinizi merak ettik sadece eşiniz nasıl?" dediler. Ben de artık onları bozmamak için eşim iyi teşekkür ederim dedim. Binlerce kez benden Kobe yerine imza atmam istendi ki bazen gerçekten imza atıp vermek zorunda kalıyorum.

Basketbolculuk sizin çocukluk hayaliniz miydi?
Kesinlikle öyleydi. Aslında kaçınılmaz sondu diyebilirim. Herkes ailede basketbol oynadığı için ben de hep bunu hayal ettim. NBA'de oynamak her çocuğun hayaliydi benim de öyle. Aslında Uruguay'da büyüdüğüm için kesinlikle iyi bir futbolcuydum. Futbolda çok çok iyi bir forvettim. Geçen sene sezon bitince antrenörlerle ve çalışanlarla futbol oynadık. Orada yeteneklerimi gösterdim gidip onlara yeteneğimi sorabilirsin. Basketbolcu olmasaydım belki de futbolcu olurdum. Avrupa'ya gelebilecek yeteneğim vardı. Aslında basketbolcu olmasaydım doktor olmak istiyordum ama kanın beni tuttuğunu görünce vazgeçtim.

Basketbol sonrası için bir planınız var mı?
Ailemle beraber olmak istiyorum umarım koçluk yapabilirim. Belki genç oyunculara yardımcı olabilirim. basketbolun içinde kalmak istiyorum ama genç çocuklara yardımcı olmak da büyük hayallerimden birisi. Önce basketbol oynamayı bitireyim, ondan sonra duruma bakarız.

Takımdaki en eğlenceli isim kim?
Tyler Honeycutt. Sinsi ve sessiz gözükür ama gerçekten çok ama çok eğlenceli.

Takımdaki en iyi şarkıcı kim?
Brandon Paul. Müthiş bir şarkıcı hatta önümüzdeki günlerde tahminen onun videosunu instagrama koyarım takipte kalın.

Takımdaki en iyi dansçı kim?
Kesinlikle benim. Parti adamıyım diyemem ama dans benim işim.

Takımdaki en iyi aşçı kim?
Kimin olduğunu bilemiyorum çünkü bizim çocuklar hiç yemek yapmıyor.Ama herkes eşine ya da kız arkadaşlarına yaptırıyor bu yüzden Bryant Dunston'ın kız arkadaşı diyebilirim.

Takımdaki en iyi arkadaşın kim?
Herkes benim en iyi arkadaşım. Gidip sorabilirsiniz herkes Jayson Granger'ı çok sever. Şaka bir yana ben herkesle takılmayı seviyorum. Kalabalık olunca ilişkiler daha iyi oluyor.

Takımda en kötü şakaları kim yapıyor?
Tyler Honeycutt demek zorundayım yine. Çünkü bazen öyle şakalar yapıyor ki ağzına bir tane vurmak istiyorum.

Takımdaki en ciddi kişi kim?
Samet tabii ki. Yüzündeki ifade hep aynı soğuk ifade. Çok iyi birisi ama hep aynı ifade var yüzünde.

Takımdaki en iyi isim kimde?
Tabii ki Cedi. Star Wars'u seviyorum. İsmi isim değil de saki lakap gibi. Komik de bi hikaye var Paul takıma transfer olduğunda ismini Sedi diye okudu. Herkes gülmeye başladı ve o günden beri ona Sedi diyoruz kızdırmak için.

Takımdaki en iyi lakap kimde?
Bryant Dunston'a Bryant DUNKston diyoruz çok hoşuma gidiyor.

Takımdaki en iyi atlet kim?
Smaç için Tyler Honeycutt diyebilirim ama en iyi atlet tabii ki Doğuş. Gerçekten inanılmaz bir atlet Doğuş. Furkan'da çok iyi bir smaççıydı ama Honeycutt gördüğüm en iyi smaç yapan oyunculardan birisi olabilir.

Takımdaki en entellektüel isim kim?
Derrick Brown demek istiyorum. Her zaman mükemmel filmler önerir. Koçla satranç oynar, kitap okur tam bir entellektüel.

İstanbul'daki favori yemeğiniz nedir?
Sushi yemeyi seviyorum ve inanılmaz ama İstanbul'da çok iyi yapıyorlar. Ayrıca Baklava tek kelimeyle inanılmaz bir tatlı bayılıyorum.

Favori şehriniz hangisidir?
İzmir'e bayıldım geçtiğimiz sezon ve Antalya'da gerçekten çok hoş. Oralarda zaman geçirmek isterim.

Anıtkabir gezisi yaptınız takımla ne düşündünüz oraya gidince?

Gördüğüm en mükemmel yerlerden birisiydi. Orada inanılmaz bir tarih yatıyordu. Anlatılanları dinledim oradan çok etkilendim. Atatürk ve Türkiye'nin kurtuluş savaşıyla ilgili kitaplar aldım şimdi onları okuyacağım. Atatürk'ün bu ülkede ne kadar çok sevildiğini biliyorum şimdi onları anlamak için daha büyük bir fırsatım olacak. Ayrıca Anıtkabir'den Ankara manzarası da gerçekten çok etkileyiciydi. 

Yorumlar Okunma: 4738