Karakaş: Türk Basketbolu'nun yeniden yapılanması şart

11-08-17 08:58
Eurobasket öncesinde başlattığımız diziinin bugünkü konuğu Nedim Karakaş... İşte Karakaş'ın görüşleri...
 
TAKIMI SIRTLAYACAK FAZLA OYUNCU YOK
Yine bir Avrupa Şampiyonası geldi çattı ve hemen her turnuva öncesi olduğu gibi basketbolseverlerin olumlu olumsuz bir çok farklı düşüncesi gelişen teknolojiyle birlikte daha çok okunur ya da duyulur oldu.

Öncelikle belirtmeliyim ki; gençler pek hatırlamasa da,  Avrupa Şampiyonası’na katılma hakkı elde etmek bile bir zamanlar çok değerliydi. Gençler belki de son dönemde CHALLENGE ROUND ortamı yaşamadıklarından olsa gerek bunun anlamını bilmeyebilirler. Türk basketbolu bu düzeye erişebilmek için çok emek verdi. Bu unutulmaması gereken bir gerçek. Ancak gelinen düzeye bakıldığında, burada kalabilmek için de çok emek vermek, basketbol yatırımlarını tabana yaymak gerekli ve maalesef bu konuda geç kalıyoruz. (Burada TBF’nin almış olduğu Bölgesel liglerin iptali kararı kesinlikle yanlıştır ve en kısa yoldan bu yanlıştan dönülmelidir. Kaldı ki Bölgesel Liginin daha iyi koşullar yaratılarak bu Lige hak ettiği önemin verilmesi ve geliştirilmesi Türk basketboluna büyük katkı verecek bir kaynak olarak düşünülmelidir.Bu Ligin kurulmasında emeği geçen biri olarak buna yürekten inanıyorum ve güveniyorum.)

2017 Avrupa Şampiyonası yaklaşırken Milli Takım kadrosunun geçmiş yıllara oranla çok farklı bir yapıya sahip olduğunu görüyoruz. Maalesef bu sene Milli Takım kadromuzun yükünü çekecek ne NBA’da oynayan oyuncularımızdan bahsedebiliriz, ne de Türkiye ligini domine eden bir oyuncudan. Takımın en tecrübeli oyuncuları Aralık ayından bu yana hiç bir lig maçına çıkmamış olan Semih ve tüm sezon boyunca takımının ağırlığını taşıyan Sinan. Furkan her ne kadar NBA’da kontrat imzalamış olsa da, ancak geçen sezon ortasında kiralık olarak gittiği Banvit’te sorumluluk alabildi. Cedi ise inişli çıkışlı da olsa oynama fırsatı buldu ve zaman zaman çok da iyi işler yaptı. Melih Fenerbahçe’de takımın 8'nci oyuncusu oldu, hatta maç kazandırdı ama aldığı süre sınırlıydı. Doğuş nispeten oynama süresi bulsa da, takımın liderliği kendisine verilmedi. Oysa bu oyuncular Avrupa Şampiyonası’nda takımın yükünü sırtlanacak isimler. Burada ismen bahsetmediğim diğer oyuncular da elbetteki çok değerli oyuncular ancak sezon içersinde takımlarında aldıkları süreleri göz önüne alırsak takımı sırtalayıp madalya almaya yetecek katkı verecek oyuncu sayısı ne yazık ki görünmüyor.

 
Ufuk hepimizin çok iyi tanıdığı ve işini seven basketbol sevdalısı. Oynattığı basketbol ile hem Pınar KSK’da, hem de Beşiktaş Sompo Japan’de basketbolseverleri mutlu eden bir teknik adam. Elindeki milli takım kadrosu yetenekli olsa da, oyuncuların ligdeki performansları tek tek incelendiğinde Ufuk’un aldığı sorumluluk çok da kolay bir yük değil. Eminim ki, Ufuk da ekibindeki herkes ve sporcular da ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışacaklar ancak dünyanın sayılı basketbol ligleri arasında üst sıralarda yer alan Türk Basketbolu’nun bu tabloya göre acil bir yapılanma gereği de gün gibi ortada. Milli takımlarımızda forma giyen sporcular aldıkları bu ağır yükü her zaman yüksek motivasyonla kucaklasalar da, TBF’nin ve kulüplerin öncelikleri arasında A Milli Basketbol takımımızın tercihlerde arka sıralarda kalmasını üzüntüyle izliyoruz. Küçük bir NBA modeli olan Euroleague ve onunla rekabet etmeye çalışan FIBA Europe CL açıkcası kulüpleri o kulvarlarda başarılı olmaya itiyor. Bunun karşılığında yabancı sayısından, oyun kurallarının yorumlanmasına kadar bir çok farklı etken sporcuları zorlamakta. (burada oyuncuların tercihlerinin de çok önemli olduğunu unutmayalım.) NBA’da yılda 90 maç civarında yapıldığını söylerken, Avrupa takımlarını da lig, kupa Avrupa kupaları derken 60 ile 70 maçlık bir maratonun içinde kaldıklarını belirtmekte fayda var. Her maçın ölüm kalım maçı olduğu bir düzende, kulüpler oyuncu yetiştirmek ya da genç oyunculara fırsat vermek yerine daha tecrübeli ve hazır oyunculara yönelmekte haksız diyebilir miyiz? Liglerin tekrar düzenlenmesiyle ve yeni bir yapıyla daha rahat nefes aldığımız bir süreci oluşturmak çok da zor değil. Burada asıl görev TBF’nin yeni yönetimine düşüyor. Göreve başlayalı 1 sezona yakın bir süre geçti ancak yapısal değişiklikleri gündeme almak ve uygulamak konusunda gecikmeler yaşanıyor.

YENİ OLMANIN FARKI?
Daha sağlam bir ekonomik altyapıya sahip olmak için kulüplerden istenen banka teminatı konusu oldukça hassas bir konu. Dimyata pirince giderken, evdeki bulgurdan olmak da var. Mevcut kulüplerinin ekonomik sorunlarına çare bularak, basketbol kültürüne ve entellektüel birikimine sahip bu kadroların küstürülmeden bulunacak her çözüm, mevcut kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayacaktır. "Parası olmayan yaşamasın" mantığının varlığı basketbol kültüründe çok yer bulmayan bir anlayış. Lig kurulu müessesinin işlev kazanmasını ve TBF’nin "ben yaptım oldu" tarzı yerine, kulüplerin sorunları ve önerileri doğrultusunda alınan ortak kararlarla liglerin yönetilmesini bir türlü tesis edemedik. Bu sıkıntılara kulak tıkamak da TBF yöneticilerinin yapmaması gereken bir davranış şekli. Eğer gelen, gidenin tarzını kendi yorumuyla sürdürüyorsa, nerede kaldı “YENİ OLMANIN FARKI”? 

Yoksa yok mu birbirinizden farkınız? 

Yorumlar Okunma: 2400