U16 Kız Milli Takımı üzerine (Hayri Pekergin)

20-08-17 19:29
2017 Milli Takımlar Sezonu sona erdi.

U20 ve U18 Kız Milli Takımlarında Avrupa’da küme düşerek B klasmanına indik.

U18 Kızlar Avrupa Şampiyonası ile aynı tarihlerde oynanan U16 Kızlar Avrupa Şampiyonasını ise 11. sırada kapattık. 

SON MAÇ SONUNDAKİ SEVİNÇ FOTOĞRAFI ELEŞTİRİLMEMELİ

Öncelikle şunu belirtmek gerekiyor.

U16 Kız Milli Takım Oyuncularının son alınan 74-57 skorlu Sırbistan galibiyeti sonrasında verdikleri “galibiyet fotoğrafı” asla ve asla eleştirilmemeli. 

Çoğunluğu 16 yaşında olan genç sporcularımız o fotoğrafı turnuvayı 11. sırada bitirdiği için vermedi. 
 
Verilen o poz bu turnuvada ve daha önceki hazırlık maçlarında alınan her galibiyet sonrası olduğu gibi, Milli Formayı onurlandıran güzel bir sonucu pozitif takım ruhu ile kutlamak amacı taşıyordu. 

Ben takımın çok önemli dezavantajlara karşı B klasmanına düşmemesini sağlayan önemli faktörlerden birinin yukarıda söz edilen pozitif takım ruhu olduğunu düşünüyorum. 

Nedenini aşağıda belirteceğim.

ALINAN DERECE DAHA İYİ DE, DAHA KÖTÜ DE OLABİLİRDİ 

Büyük olasılıkla, altyapı milli takımlar sezonu öncesinde, TBF Milli Takımlar Sorumlusu Halık Yıldırım’a Milli Takımlar Teknik Koordinatörü, A Milli Takım Yardımcı Antrenörü, Beşiktaş Baş Antrenörü ve Doğa Okulları Kız Basketbol Takımları Koordinatörü Aziz Akkaya tarafından verilen raporda, Avrupa’da en iyi derece beklenen kız takımının U16 olduğu belirtilmişti.

Muhtemelen verilen raporda “ilk 8 arasında yer almanın beklenebileceği ama ilk 4 sıraya erişme potansiyeli de olabileceği “yer almıştı. 

Bunun en büyük nedeninin BOTAŞ A takımında yabancı oyuncular ile yaşanan idari sorunlar sonrası Bilyoner.com KBL’de, Mart ortalarından itibaren önemli süreler alan guardlar Gökşen Fitik ve Fatmanur Karakaş’ın performansına duyulan güven olduğunu düşünüyorum. 

İki değerli oyuncu Türkiye U18 turnuvasında bir çok kez 30’ar sayılık perfomanslara imza atınca “dışarıdan bakanlar” U16 MT için bir derece potansiyeli görmüştü.

Burada göz ardı edilen gerçek ise altyapısı geçmişe göre oldukça zayıflayan BOTAŞ’ın U18 kategorisinde sahaya toplam 8 sporcu ve maçta topu yere vurmasını bilen yalnızca 3-4 oyuncu ile çıkması sonucu atılan şutların neredeyse %75’ini bu iki oyuncumuzun kullanmasıydı.
Oysa 2001 Jenerasyonu, Uşak’ta yapılan U14 Türkiye Finallerinin de altyapıyı yakından izleyenlere gösterdiği gibi, Türkiye’de genel seviyenin geçmişe göre daha düşük düzeye indiği dönemi temsil ediyordu. 

Avrupa’da çok sayıda ülkenin altyapıda verimli çalışmalar yaparak toparlandığı bu dönemde rakipler güçlenmişti. 

Altyapı Milli Takımlarına atanan coachlar arasında, altyapıda çalışan tek isim olan Emre Özsarı kritik maçlarda, o yaştaki oyunculardan nasıl verim alınacağını bilmemiş olsaydı sonuç daha olumsuz olabilirdi. 

Alınan sonucun daha olumsuz olmasını engelleyen önemli bir diğer faktörün, takım menajeri Zeynepgül Aktaş’ın, sporcularımızın özgüvenlerini arttıran, takımın üzerindeki büyük yorgunluk baskısına rağmen kırılmayı engelleyen toparlayıcı desteği olduğunu düşünüyorum. 

HEDEF TURNUVAYA YORGUN GİTTİK

Bu jenerasyonu İstanbul Liginde, Liseler Türkiye Finallerinde, U16 ve U18 Türkiye Yarı Final ve Finallerinde izlemiş bir gözlemci olarak, oyuncularımızın diri ve dinlenmiş, bir haftada 3-4 maç yapmış yorgun ve üst üste 3 turnuva oynamış çok yorgun dönemlerine şahitlik ettim. 

Bu deneyimler kapsamında belirtebileceğim, Haziran başında başlayan hazırlık dönemi sonrasında Ağustos başındaki hedef turnuvada tüm oyuncularımızın çok ama çok yorgun olduğu. 

Bu da takımın hazırlık planlamasında yapılan hatayı net olarak ortaya koyuyor. 

Elbette bu hatanın nedeni de seviyeyi ve oyuncuların Milli Takıma ne kadar yorgun geldiklerini bilmemekten kaynaklanıyor.

U16 Milli Takımı turnuva öncesindeki son 5 haftada ikili temaslar dışında 2 ağır hazırlık turnuvası oynayarak Avrupa Şampiyonasına katıldı. 

Türkiye’de Mart-Mayıs dönemini çok ağır bir program ile geçiren tüm oyuncular, özellikle kilit konumdaki Gökşen Fitik, Fatmanur Karakaş, oyun kurucu Duygu Özen, power forvet Şevval Gül ve forvet Elif Bayram fark yaratacak fiziksel direnci yorgunluk nedeni ile ortaya koyamadı. 

İşin içinde olanlar gayet iyi bilir ki; 

Maçlar özellikle turnuvalar, bu yaştaki oyuncuların genel kondisyon ve dayanıklılığını aşağıya çeker. 

Maç yapılan günler yükleme yapılamaz, fiziksel planda eksik noktalar üzerine gidilemez, seyahat günleri de çalışma yapılmayacağı için takımın kondisyon değerleri aşağıya gider. 

Eğer U16 Avrupa Şampiyonasına sporcularımızın durumunu bilerek daha az yoğun bir program ile gitmiş olsak 16 Turunda 70-66 kaybettiğimiz İtalya önünde kazanabilir ve ilk sekiz arasında yer alabilirdik. 

O maçın kritik anlarında ne yazık ki rakibin etkili forveti Panzera’yı savunabilecek bir ismi bulamadık. 

Oysa Avrupa Şampiyonasından bir hafta önce bizim katıldığımız Macaristan’daki EYOF Turnuvasına İtalya tamamen farklı bir takım göndermişti. 

O turnuvada 70-42 yendiğimiz İtalya, hedef turnuvada biz 11. sırayı alırken bronz madalya ile kürsüye çıktı.

Bu da yapılan planlama hatasının hatanın ne kadar büyük bir faturası olduğunu ortaya koyuyor.

ÖNE ÇIKAN PERFORMANSLAR

U16 Kız Milli Takımında en skorer oyuncumuz BOTAŞ’tan Gökşen Fitik oldu. 

Ortalama 15 şut kullanan, 14.4 sayı atan skorer guard, her mesafeden skor ve temas üretirken bana göre kutlanması gereken yönü 3.1 top çalma ile savunmada da takıma liderlik etmesiydi.

En çok süre alan oyuncumuz oyun kurucu Duygu Özen (5.9 sayı, 3 asist) oldu.

U14 kategorisinden bu yana Türkiye’de en çok aşama gösteren oyun kuruculardan biri olan Fenerbahçe’li oyuncu, ortalama 27 dakika sahada kalırken yorgunluk dezavantajı nedeni ile savunmada bildiğimiz sertliğini ortaya koyamasa da takımın pas trafiğine ve düzenine olumlu katkı yaptı. 

Forvet Elif Bayram ribauntlardaki mücadelesi, özellikle hücum ribauntlarında kaybolan pek çok pozisyona yeniden hayat vermesi ile ortalama 8 sayı 11 ribaund değerlerine ulaştı.

Takımda en çok süre alan ikinci isim konumundaki Beşiktaş’lı oyuncu ideal pozisyonu olan kısa forvet yerine genelde power forvet oynamak zorunda kalsa da takıma büyük katkı yaptı.

EYOF’ta oynanan İspanya maçında arkadan aldığı darbe ile sakatlanarak ilk 3 maç riske edilmeyen BOTAŞ oyuncusu guard Fatmanur Karakaş 7.8 sayı 2.5 asist ortalamaları ile tam ritminde olmasa da ön plandaki oyunculardan biriydi.

Ben çok yürekli oynayan bu genç oyuncunun, son karşılaşmalarda, maç eksiğini düşünerek tamamen taktiksel olarak, temas alabilmek için zorlama lay-up’lar kullandığını ve kalabalık ve uzun savunmaları turnike ile değil pull up ile aşması gerektiğini iyi bildiğini düşünüyorum.

Elbette bu konu kendi gelişimi açısından ileride izleyeceğimiz detaylardan biri olacak.

Takım kaptanı Şevval Gül bu sezon birçok kez potaya yaklaşmaktan, temas üretmekten artık çekinmeyeceğini ortaya koyan performanslar sergiledi. Kendi adına çok olumlu.

Bu turnuvada kendi pozisyonundaki power forvetler kadar, rakip takımlardaki uzun boylu forvetler ile de mücadele eden Fenerbahçe’li oyuncu sık sık faul problemine girse de 8 sayı 5.1 ribaunt ortalamaları ile pota altında ön planda yer aldı.

Bu oyuncuların dışında zaman zaman etkili performanslar ortaya koyan Şevval Akalan (İstanbul Üniversitesi /19 dk,6.5 sayı,3.2 ribaund), Miray Balota (Galatasaray /13dk,4.8 sayı,1.5 ribaund) dikkat çeken diğer isimlerdi.

Twitter : @hayripekergin

 

Yorumlar Okunma: 2889