Altyapı erkek milli takımlarının analizi (İlker Yıldız)

20-08-17 21:33

“Altın Jenerasyon Efsanesi!” başlığıyla yazmış olduğum bir önceki yazımda dile getirmek istediğim asıl mesele, altyapı milli takımlarımız ile ilgili doğru bir analiz yapma çabasıydı. Eğer bizler sorunları doğru teşhis edebilirsek, doğru çözümlerde getirebiliriz. Baştan en alt düğmeyi yanlış iliklersek, bütün düğmeler nasıl yanlış iliklenmiş oluyorsa bu sebeple doğru teşhis en önemli olanıdır. 

Türkiye Basketbol Federasyonumuzun ülkemizde basketbolun sevilmesi ve ilerletilmesi adına yapmış olduğu ciddi çalışmaların olduğunu hepimiz bilmekteyiz. Bu nedenle Türkiye Basketbol Federasyonumuzun övgüyü hak ettiği bir gerçektir. A milli ve altyapı milli takımlarımızın yıllardır ciddi sponsorlar ile çalışmaya devam etmesi de bu gerçeği gözler önüne sermektedir. Ancak şunu da unutmamalıyız ki bu kadar ciddi sponsorlara ve ciddi yatırımlara rağmen, A milli takımlar düzeyinde sponsorluk anlaşmalarıyla aynı ölçüde başarılar elde ettiğimiz söylenemez. 

İLK ÖLÇÜ AVRUPA KUPALARI
Türkiye Basketbol Süper Ligimizin Avrupa’nın en iyi ilk üç ligi arasında olması önemsenecek bir başarıdır. Ancak bunun gerçek bir başarı olabilmesi için iki önemli ölçütü aynı anda gerçekleşiyor olması gerekirdi. Bu iki ölçütten ilki kulüp takımlarımızın Avrupa Kupalarında başarısıdır. Bu ilk ölçütün başarıyla gerçekleştiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. 2016-2017 sezonunda erkeklerde; Euroleague’de Fenerbahçe şampiyon, Darüşşafaka Doğuş ve Anadolu Efes çeyrek finalist oldular. Basketball Champions League’de Banvit ikinci oldu. FİBA Euroceup’ta Muratbey Uşak takımımız çeyrek finale kalma başarısı gösterdi. Kadınlarda ise; Fenerbahçe Euroleague’de final oynadı ve ikinci sırada bitirdi. Eurocup kadınlar finalini iki Türk takımı oynadı ve Yakın Doğu Üniversitesi, Abdullah Gül Üniversitesini yenerek şampiyon oldu. Geçmiş yıllarda da benzer başarıları kulüpler düzeyinde elde ettik ve umarım başarılar elde etmeye devam ederiz.

İKİNCİ ÖLÇÜ YERLİLERİN KATKISI
İkinci ölçüt ise A milli takım düzeyinde başarılardır. Eğer siz hem Avrupa Kupalarında başarılar elde ediyor hem de bunu A milli takımlar düzeyine de taşıyabiliyorsanız (Yunanistan ve İspanya gibi) o zaman gerçek anlamda başarılısınız demektir. Avrupa kupalarında elde edilen başarıların çoğunda başrol oyuncularının tamamı maalesef yabancı oyuncular olursa, bu başarı değil taşıma suyla değirmeni döndürmektir. Bu basketbol adına adeta göz boyamadır. Avrupa Kupalarında elde edilen başarılar bizleri çok mutlu etmekle beraber, bilmeliyiz ki Türk basketbolunun gerçek başarısını maalesef yansıtmamaktadır. Bir ülkenin basketboldaki ve diğer bütün spor dallarındaki başarısı Milli takımlarının aldığı istikrarlı başarılarla ölçülür. Bu yıl bizlere bir ilki yaşatan Fenerbahçe erkek basketbol takımımızdan örnek verecek olursak; Fenerbahçemizin 2016-2017 Euroleague sezonu kadrosunda yer alan 15 oyuncudan; 4'ü Türkiye, 2'si Amerika, 2'si Sırbistan, 1'er Kanada, Makedonya, Çekya, İtalya, Yunanistan ve Ürdün vatandaşıdır. Amerika asıllı oyuncusu Boby Dixon ise devşirme oyuncu olarak son üç yıldır Türk Milli Takımımızın formasını giymektedir. Fenerbahçemiz Euroleague'de şampiyon oldu ama Türk oyuncularının takımına verimlilik katkısı sadece ve sadece %1,46. Evet yanlış okumuyorsunuz sadece %1,46. Fenerbahçemizin Final-Four maçlarında (Real Madrid ve Olimpiyakos) Türkiye'de yetişmiş bir Türk oyuncusunun aldığı süre sadece ve sadece 1 dakika. Evet, 1 dakika! Oysa finalde karşılaştığımız Olimpiyakos’un kadrosunda yer alan ve takıma katkıda bulunan oyuncuların çoğu Yunan oyunculardı.

SEYİRCİNİN GÖZÜ TÜRKLER'DE
Geçen yıl seyirci doluluk oranı en fazla olan takım, ekonomik sebeplere bağlı olsa da genç Türk oyuncu oynatma projesini hayata geçiren Yeşilgiresun Belediye kulübü oldu. Maç başı ortalama 1385 seyirci ile salon kapasitesinin %83,9’unu doldurmayı başardı. Daha sonra gelen Banvit ise 2075 seyirci ortalama ile tribünlerinin%83’ünü doldurmayı başardı. Banvit kulübünün kadrosunda Tolga Geçim ve Furkan Korkmaz gibi genç Türk oyuncuların yer aldığını da hatırlatmamız yerinde olacaktır. Özetle söylemem gerekirse, seyirci kendinden bir şeyler arıyor sahadaki takımında. Bu da Türk oyuncuların benchte göstermelik varlığı ile değil, parkede o Türk oyuncunun mücadelesini görmekle gerçekleşir.

GERÇEK ÖLÇÜ: MİLLİ TAKIM
Dünya basketbolunda bir ülkenin yerini belli eden, Avrupa Kupalarında elde edilen kupalar değil, o ülkenin A milli takımıdır. Çünkü, siz ne ölçüde dünya basketboluna katkı yaptığınız, A milli takım düzeyindeki başarılarınız ile ölçülür. Üst düzey yetiştirdiğiniz Türk basketbolcular ile "dünya basketbolunda ben de varım" diyebilirsiniz. Yetiştirebiliyor ve yetiştirdiğiniz oyuncunun gelişimini de sağlayabiliyorsanız, işte o zaman dünya basketbolunda adınız geçer. Tıpkı Sırbistan, Litvanya, Fransa, Hırvatistan, Slovenya gibi kulüp takımları ile elde edilen başarıları sınırlı olsa da A milli düzeyde her zaman saygı duyulacak istikrarı elde eden ülkeler gibi. 

Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu’nun “Soruların Peşinde” kitabında “Bilginin çeşitli basamakları var. Birincisi, nesnenin tasviri. Çeşitli özellikleri bakımından karşımızdaki nesneyi tasvir ederiz. Niteliklerini, niceliklerini, durumunu yahut ilişkilerini tasvirin ardından, tasvir ettiğimiz nesneyi tahlile tabi tutarız; öğelerine ayrıştırırız. Daha sonra, ayrıştırdığımız bu öğelerden hareket ederek nesnemizi yeniden inşa ederiz. Buna da terkib diyoruz. Son aşama ise değerlendirme aşaması, takyim dediğimiz aşama. Dolayısıyla, bir nesne hakkında değer hükmü ortaya koyma, ancak o nesneyi tasvir, tahlil ve terkipten sonra gelen aşamadır. (Soruların Peşinde, 2015: 91)” bu cümleden anlaşılacağı gibi, bizim öncelikle sorunlarımızı doğru bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor. Sonra da sorunlarımızı çözmeye koyulmalıyız. Tasvir ve tahlil yapmadan, fikirlerimizi bir araya getirip birleştirmemiz hiçbir şey ifade etmez. Tıpkı bir düğmesi yanlış iliklenmiş bir gömleğin, diğer düğmelerinde yanlış iliklenmiş olmasına sebebiyet vereceği gibi. İşte son olarak da doğru bir aşamadan geçtikten sonra değerlendirmeyi yapıp, hatalı yapılan her çalışma üzerine kritik edebiliriz. Bu sebeple bizim öncelikle zihni dünyamızda bir farklılık oluşturmalı ve her olaya geniş açıdan bakmasını başarabilmeliyiz.     

Benim çabam, her probleme doğru sorular sorarak yaklaşmaktır. Bunu da ancak doğru bir tasvir yaparak başarabiliriz. “Altın Jenerasyon Efsanesi!” yazımda yapmaya çalıştığım da aslında buydu. Efsane dememdeki asıl sebep ise, dillere pelesenk olmuş “Altın jenerasyon” ifadesinin gerçeğe dayanmadığını göstermeye çalışmaktı. Çünkü altın jenerasyon diye bir şey olamaz. Eğer siz her altın madalya alan yaş grubuna altın jenerasyon diyorsanız o başka. Buna da hemen itirazım gecikmeyecektir. O zaman 2005 yılında Avrupa Şampiyonu olan 1989-1990 doğumlu 16 yaş altı erkek basketbol takımımız içinde aynı “altın jenerasyon” adlandırmasını da yapmanız gerekmez miydi? Oysa bu takımdan A milli takım ile resmi müsabakalara çıkmış olan sadece Doğuş Balbay ve Birkan Batuk var. Tıpkı 1994-1995-1996 yaş grubunda geçmiş yaş gruplarında olduğu gibi en az A milli olan oyuncunun olduğu gibi.

Benim eleştirim kavramları yerli yersiz kullanmamamız, hatalı bir düşünceye kendimizi ve başkalarını da kaptırmamızdır. Artık “Altın Jenerasyon” ve “12 Dev Adam” gibi retorikleri bırakmalıyız. Evet, “12 Dev Adam” veya “Potanın Perileri” adlandırmalarını da bırakmamız yerinde olacaktır. Farkında olmadan düşünce dünyamızı da bu kavramlar işgal etmekte. Ayaklarımız yere sağlam basmamaya ve gerçek ile olan bağımızı koparmaya başlıyoruz. Daha büyük tehlike ise bu takımlarımızın “TÜRKİYE A MİLLİ BASKETBOL TAKIMLARIMIZ” olduğunu unutur hale getiriliyoruz. Bugün kimin maçı var? 12 dev adamın! Hayır, bu doğru değil. Doğrusu Türkiye A Milli Basketbol Takımı olması gerekirdi. Basit gibi düşünülse de zamanla hem oyuncu hem de taraftarda farklı bir algı oluşumuna sebebiyet veriyoruz. Formanın değerinin aslında nereden geldiğini günden güne kaybedebilme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz. Hele kapitalizmin bu kadar ön plana çıktığı, NBA ve Euroleague patronlarının milli takımlara oyuncu gönderilmesine dahi karıştığı bir ortamda. Milli takım organizasyonlarının değersizleştirilmesi en çok da NBA ve Euroleague’in işine geleceğini söylememiz hiç de gerçek dışı olmayacaktır.

A MİLLİ TAKIMA GEÇİŞİ SAĞLAYABİLİYOR MUYUZ?
Biz yine asıl konumuza dönelim. A milli takımımızın başarısının ilerleyen yıllardaki garantisi hiç kuşkusuz altyapı milli takımlarımızdır. Pekâlâ, biz altyapı milli takımlarımızdan A milli takımımıza yeterince oyuncu geçişini sağlayabiliyor muyuz? Ben bunu sizlere verileriyle birlikte ortaya koymaya çalıştım. Öncelikle şunu söylemeliyim ki son beş yılda A milli takımımızın iskelet kadrosuna kazandırdığımız oyuncu sayısı sadece ve sadece bir. Kim olduğunu hemen tahmin etmişsinizdir: Cedi Osman (1995). Muhtemelen bu Avrupa Şampiyonası Finallerinde Kenan Sipahi (1995) ve Furkan Korkmaz (1997)’da ilerleyen yıllarda A milli takımımızın iskelet kadrosuna girebilmenin adımlarını atacaklar. Umarım bu sayı her geçen yıl artarak devam eder.

Bu yazımda sizlere A milli takımımıza katkı anlamında verimsiz geçen son beş senenin altyapı değerlendirmesini yapmaya çalıştım. Umarım faydalı olur ve altyapıdan A milli takımımıza katkı veren oyuncu sayısı artar.

ALTYAPI MİLLİ TAKIMLARINDAKİLERİN YÜZDE 42'Sİ İSTANBUL DOĞUMLU
Baştan şunu ifade etmemde yarar var; bazı oyuncuların basketbola başlamaları ile doğdukları il arasında bir ilişki olmayabilir ama üç aşağı beş yukarı oyuncuların doğdukları iller bizlere önemli bir veri sunacaktır. Bu sebeple az önce bahsettiğimiz doğduğu il ile basketbola başladığı il arasındaki farklılığın genel oranda küçük bir değer ifade ettiğini düşünüyorum. Son beş yılda; 16 yaş altı, 18 yaş altı ve 20 yaş altı erkek milli takımlarımızla Avrupa Şampiyonası Finallerine katılan oyuncu sayısının 102 olduğunu görüyoruz. Bu 102 oyuncudan, 43’ü (%42,16) İstanbul doğumlu oyunculardır. Bu da neredeyse altyapı erkek milli takımlarımızda Avrupa Şampiyonasında yer alan oyuncuların yarısının İstanbul doğumlu olduğu sonucunu vermektedir. Oysa İstanbul şehri nüfus olarak Türkiye’nin %18,55’ine karşılık gelmektedir. Yani İstanbul, nüfusu ile karşılaştırıldığında altyapı milli takımlarımıza üç kat daha fazla oyuncu vermektedir. Coğrafi, ekonomik, tesisleşme vs. gibi sebepleri ayrı tutacak olursak, adeta milli takımlarımızda yer alan oyuncularımızı İstanbul ve diğer şehirlerde doğmuş olanlar olarak ikiye ayırabiliriz. Oysaki doğru olan daha dengeli bir dağılımın gerçekleşmesidir.

ANADOLU NEREDE?
Yurtdışında doğan oyuncularımızı ayrı tutarsak, 81 ilin yer aldığı ülkemizden sadece ve sadece son beş yılda 19 ilde doğmuş oyuncu altyapı milli takımlarımızda yer almış. Bu da altyapı milli takımlarımızın Avrupa Şampiyonlarında yer alan kadroları için, ülkemizin sadece ¼’ündeki illerden yararlanmışız anlamına gelmektedir. Bu oran sadece bir yıllık istatistikler göz önüne alınmış olsaydı belki makul karşılanırdı ama beş yıllık ve her yıl üç kategori olmak üzere toplam 15 kategoriden 102 oyuncuda bu istatistiğin çıkması gerçekten çok manidar. Üst düzey başarılar elde etmemiz için öncelikle oyuncuların seçileceği il havuzunu da genişletmeliyiz. Bu nasıl olur? Tabiî ki basketbolu her ile göstermelik olarak değil gerçek olarak taşıyarak olacaktır. Üç beş top vererek, üç beş pota dikerek, göstermelik altyapı takımları kurdurarak değil; her ilde ciddi oyuncu taramaları ve altyapı organizasyonlarını yaparak olur. Bir Anadolu şehrinde koskoca bir yılda 10 maç yapan bir oyuncu hiçbir zaman üst seviyede bir oyuncu olamaz. Milli takımlara oyuncu taraması için her il didik didik incelense de, yetenekli oyuncuların sivrilmesi için gereken koşullar sağlanmadığı müddetçe hep aynı illerden oyuncuların milli takımlarda yer alacağı muhakkaktır. 12 Dev Adam Basketbol Okullarının il/ilçelerdeki faaliyetleri ile üst seviyede oyuncu yetişmesinin mümkün olmalığını, başta federasyon olmak üzere herkes biliyor. Daha ciddi plan ve projeler yapılması şart. TBF’nun bu yıl uygulamaya geçireceği Gençler Liginin fevkalade faydalı olacağı kesin. TBF’nu bu uygulamayı ve ileride daha iyilerini de hayata geçireceğini düşünerek can-ı gönülden kutluyorum.
Aşağıdaki tabloda görüldüğü gibi; Antalya, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Hatay, Kayseri, Samsun, Kahramanmaraş, Van, Aydın, Sakarya, Eskişehir, Mardin, Malatya, Trabzon, Erzurum gibi Büyükşehir olan illerden son beş yılda altyapı milli takımlarımızın Avrupa Şampiyonaları kadrolarında tek bir oyuncunun olmaması büyük bir ayıp değil mi?

Biz ülkemizdeki basketbol potansiyelini arttırmadan A milli takımımızı üst seviyelere çıkartamayız. Geçici başarılar yaşansa da istikrarlı başarılarımızın olmayışındaki en temel etkenlerin başında gerçek anlamda basketbolun ülke çapına yayılmamış olması gelmektedir. İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa illeri, son beş yılda altyapı erkek basketbol takımlarımızda yer alan 102 oyuncunun 74’ünü yetiştirmiş durumda. Yani bu dört il Türkiye basketbolunun %73’ünü omuzlamış durumda. Bu istatistiklerden anlaşılacağı gibi asıl sorunumuz, konuşulanlardan çok daha büyük. Türkiye’de basketbol geniş kitlelere yayıldı ifadelerini bu istatistikler doğrulamıyor. Diğer illerde muhakkak basketbolda artış var. Ama illaki bir artıştan bahsedeceksek; bu artışın niteliksel değil, niceliksel olduğunu söyleyebiliriz. Sadece oyuncu lisans sayısını arttırmak ile basketbolda nitelikli oyuncu yetişmez. Nitelikli idman yaparak ve üst seviye maçlar oynayarak iyi oyuncu yetişir.

DOĞU'DAN HİÇ OYUNCU YOK
Bölgelere göre oyunculara baktığımızda ise ilk dikkati çeken Doğu Anadolu Bölgesi illerinden birinde doğmuş bir tek oyuncunun altyapı milli takımlarında olmaması! Bölgelere göre oyuncuların doğum yerleri; Marmara Bölgesi 59, Ege Bölgesi 16, İç Anadolu Bölgesi 12, Akdeniz Bölgesi 4, Karadeniz Bölgesi 2, Güney Doğu Anadolu Bölgesi 1. Marmara Bölgesinde yer alan bir ilde doğmuş olan oyuncuların, genel oranı (%57,8) diğer bütün bölgelerde doğmuş oyuncuların oranından daha fazla.
Mevcut olan TBF’nun sorunlara yaklaşımının çok daha nitelikli olacağını düşünüyor ve kısa sürede basketbolun nitelik yönünden de ülke çapına yayılacağını umut ediyorum.

Her şey Türk milli takımımız için.

SON BEŞ YILDA ALTYAPI ERKEK MİLLİ TAKIMLARIMIZIN AVRUPA ŞAMPİYONASI KADROLARINDA YER ALAN BASKETBOLCULARIMIZIN DOĞUM YERLERİNE GÖRE SIRALAMASI
 
S
Şehir/Ülke
Bölge
U16
Sporcu
Sayısı
U18
Sporcu
Sayısı
U20
Sporcu
Sayısı
Sporcu
Sayısı
Toplam
Sporcu
Sayısına
Oranı
2016
İl
Nüfusu
2016
Türkiye
Nüfusu
Türkiye
Nüfusuna
Oran
1
İstanbul
Marmara Bölgesi
28
26
28
43
42,16%
14.804.116
79.814.871
18,55%
2
İzmir
Ege Bölgesi
6
5
6
11
10,78%
4.223.545
5,29%
3
Ankara
İç Anadolu Bölgesi
4
3
4
10
9,80%
5.346.518
6,70%
4
Bursa
Marmara Bölgesi
7
5
4
10
9,80%
2.901.396
3,64%
5
Adana
Akdeniz Bölgesi
0
2
5
3
2,94%
2.201.670
2,76%
6
Balıkesir
Marmara Bölgesi
2
1
2
3
2,94%
1.196.176
1,50%
7
Manisa
Ege Bölgesi
2
2
1
2
1,96%
1.396.945
1,75%
8
Afyonkarahisar
Ege Bölgesi
2
1
0
1
0,98%
714.523
0,90%
9
Amasya
Karadeniz Bölgesi
1
0
0
1
0,98%
326.351
0,41%
10
Batman
Güney Doğu Anadolu Bölgesi
0
1
0
1
0,98%
576.899
0,72%
11
Çorum
Karadeniz Bölgesi
0
0
1
1
0,98%
527.863
0,66%
12
Denizli
Ege Bölgesi
0
1
0
1
0,98%
1.005.687
1,26%
13
Edirne
Marmara Bölgesi
0
1
0
1
0,98%
401.701
0,50%
14
Kocaeli
Marmara Bölgesi
0
1
1
1
0,98%
1.830.772
2,29%
15
Konya
İç Anadolu Bölgesi
1
1
0
1
0,98%
2.161.303
2,71%
16
Mersin
Akdeniz Bölgesi
1
2
1
1
0,98%
1.773.852
2,22%
17
Muğla
Ege Bölgesi
0
1
1
1
0,98%
923.773
1,16%
18
Niğde
İç Anadolu Bölgesi
0
1
1
1
0,98%
351.468
0,44%
19
Yalova
Marmara Bölgesi
0
0
2
1
0,98%
241.665
0,30%
20
ABD
-
1
0
0
1
0,98%
-
-
21
Kıbrıs
-
2
2
0
2
1,96%
-
-
22
Kosova
-
1
2
0
3
2,94%
-
-
23
Makedonya
-
0
1
1
1
0,98%
-
-
24
Özbekistan
-
2
1
2
1
0,98%
-
-
GENEL TOPLAM
-
60
60
60
102
-
42.906.223
79.814.871
53,76%
 
 
Açıklamalar:
1) İllerin nüfus sayıları 2016 yılı nüfus verilerine göre alınmıştır. (2016 yılı sonunda Türkiye nüfusu 79.814.871’dir.
"http://www.nufusu.com/")
2) Doğum yeri yurtdışı olan oyuncular için genel nüfus oranı yapılmamıştır.
3) Bir oyuncu birden fazla kategoride oynamış olduğundan dolayı; 16 yaş altı, 18 yaş altı ve 20 yaş altı altyapı erkek milli takımlarında
oynayan sporcu sayısı ile toplam sporcu sayısı birbirine eşit çıkmayacaktır. Toplam sporcu sayısı, bir sporcu birden fazla yaş
kategorisinde altyapı milli takımlarımızda oynamış olsa dahi bir sporcu olarak ele alınmış ve hesaplama buna göre yapılmıştır.
 

Yorumlar Okunma: 6483