Milli Takımımız ve Gerçekler (İlker Yıldız)

02-09-17 15:31
İlker Yıldız
76-73 kaybettiğimiz Rusya maçında takımımızın ortaya koyduğu mücadele takdiri hak ediyor. Ama üzülerek söylemem gerekir ki takımımızın potansiyel olarak üst düzey takımlara karşı, maç esnasında kırılma anlarında sorumluluk alacak oyuncu sayısı çok az. Cedi Osman ve Sinan Güler dünkü maçta 30 dakikanın üzerinde süreler aldılar ama maalesef maçın kırılma anlarındaki pozisyonları, maç içerisindeki yorgunluklarında etkisiyle değerlendiremediler. Diğer oyuncularımızın sorumluluk almada bu iki oyuncumuza eşlik edememelerindeki en temel neden, geçtiğimiz sezon kendi kulüp takımlarında da yeterince süre ve sorumluluk alamamalarıydı.

Kulüp takımlarımız bol yabancılı kadrolarıyla 2016-2017 sezonunda erkeklerde; Euroleague’de Fenerbahçe şampiyon, Darüşşafaka Doğuş ve Anadolu Efes çeyrek finalist oldular. Basketball Champions League’de Banvit ikinci oldu. FİBA Euroceup’ta Muratbey Uşak takımımız çeyrek finale kalma başarısı gösterdi. Kadınlarda ise; Fenerbahçe Euroleague’de final oynadı ve ikinci sırada bitirdi. Eurocup kadınlar finalini iki Türk takımı oynadı ve Yakın Doğu Üniversitesi, Abdullah Gül Üniversitesini yenerek şampiyon oldu.

Türk basketbol tarihinde kulüpler düzeyinde bir ilki başararak, Avrupa'nın kulüpler düzeyindeki bir numaralı kupası Euroleague şampiyonu olan Fenerbahçe erkek basketbol takımımızda şampiyon olan kadroda 8 yabancı oyuncu (Amerika doğumlu Boby Dixon’a Türk oyuncu statüsünde yer verilmiştir) yer alıyordu. Bu 8 oyuncunun dışında Türkiye doğumlu olan Türk oyunculardan Euroleague şampiyonluğunda katkıda bulunan en yakın oyuncu sadece 2,9 verimlilik katsayısıyla Melih Mahmutoğlu’ydu. Fenerbahçemiz Euroleague'de şampiyon oldu ama Türk oyuncularının verimlilik olarak toplam katkısı sadece ve sadece %1,46’da kaldı. Fenerbahçemizin Final-Four maçlarında (Real Madrid ve Olimpiyakos) Türkiye'de yetişmiş bir Türk oyuncusunun aldığı süre ise sadece 1 dakikaydı.

Kulüp takımlarımızın hem Türkiye Basketbol Süper Liginde, hem de Avrupa Kupalarında elde ettiği başarıların büyük oranı yabancı oyuncuları sayesindeydi. Takımlarımızın çoğunda yabancı oyuncuların hemen hemen bütün süreleri aldığı, Türk oyuncuların çoğunun sadece havlu salladığı uzun zamandan beri görülüyordu. Ama maalesef "ligimizin marka değeri!" diye diye koskoca A Milli Basketbol takımımıza bazı pozisyonlarda oyuncu bulamaz hale geldik. Kısacası "ligimizin marka değeri!" cümlelerini sarf edenler için herhalde kulüp takımlarının değeri var ama milli takımımızın değeri yoktu! Bugün milli takımımızın 12 kişilik kadrosunda yer alan sadece Cedi Osman (Anadolu Efes, 69 maç 21,6 dakika), Sinan Güler (Galatasaray Odeabank, 62 maç 28,7 dakika) ve Furkan Korkmaz (Anadolu Efes/Banvit, 43 maç 20,0 dakika) kendi kulüp takımlarında geçtiğimiz sezonda 20 dakika ve fazlası süre alabildiler. Ve sadece bu üç oyuncumuz kendi kulüp takımlarında önemli sorumluluklar aldılar.

Maalesef milli takım kadromuzdaki diğer oyuncularımız arasında, kendi takımlarında sezon boyunca bırakın ortalama 20 dakika süre almayı, ortalama 10 dakika süre dahi alamayan oyuncularımız bile vardı. Diğer oyuncularımızın kendi kulüplerinde sezon boyunca aldıkları ortalama süreler ise gerçekten A milli takımımız adına üzüntü vericidir. Doğuş Balbay (Anadolu Efes, 63 maç 12,8 dakika), Kenan Sipahi (Beşiktaş Sompo Japan, 48 maç 11,5 dakika), Melih Mahmutoğlu (Fenerbahçe, 54 maç 14,2 dakika), Hüseyin Göksenin Köksal (Galatasaray Odeabank, 61 maç 16,6 dakika), Erkan Veyseloğlu (Beşiktaş Sompo Japan, 47 maç 14,2 dakika), Barış Hersek (Fenerbahçe, 26 maç 6,9 dakika), Furkan Aldemir (Darüşşafaka Doğuş, 62 maç 12,5 dakika), Semih Erden (Darüşşafaka Doğuş, 18 maç 13,2 dakika), Sertaç Şanlı (Beşiktaş Sompo Japan, 50 maç 10,8 dakika)

Ve biz kendi ev sahipliğimizde düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası Finallerine yakışır şekilde güçlü bir kadro kurmakta dahi zorlanıyoruz. Sadece parkede ortaya konulan mücadele ile başarı gelmiyor. Öncesinde 80 milyonluk büyük bir ülkeden, o parkeye çıkacak olan 12 kişilik üst düzey Türk basketbolcuları; yetiştirmek, gelişimlerini sağlamak, sezon boyunca uzun süreler almalarına imkân tanımak ve takımlarında önemli sorumluluklar alacak düzeye çıkarmak

gerekir. Sadece "12 Dev Adam" retorikleri ile reklam klipleri izleriz. Bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim bir şey daha var ki; daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi, “12 Dev Adam” yerine A Milli Erkek Basketbol Takımımız ifadesini kullanmamız daha doğru olacaktır.

Türkiye Basketbol Federasyonumuzun önceliği A milli takımlarımız olmalıdır. Kulüp takımları ile elde edilen, bol yabancı soslu şampiyonluklar bize hiçbir şey kazandırmaz. Bugün görüldüğü gibi kulüp düzeyinde Euroleague şampiyonu olan ülkeyiz ama milli takımımızda maçlarda sorumluluk alacak oyuncu dahi bulmakta zorlanıyoruz. Bu ne yaman bir çelişkidir!

Türkiye Basketbol Federasyonumuzun milli takımlarımızın başarısı adına hayata geçirdiği ve ileride geçireceği güzel projelerin olduğunu bilmek mutluluk vericidir. Umarım bu projeler arasında başta Türkiye Basketbol Süper Ligimiz olmak üzere, Türkiye Basketbol Liglerimizdeki yabancı sayısının azaltılması ile ilgili de projeleri vardır. Kendi kanaatimce Türkiye Basketbol Süper Ligimizdeki yabancı sayısının en fazla 4 ya da 5 arasında olmasıdır.

Allah (c.c) korusun ileride eleme turlarını geçemeyip, finallere kalamama durumuyla da karşılaşma tehlikemiz doğabilir. Şunu unutmamalıyız ki kulüp takımlarımız aslında milli takımlarımız için vardır. Hiçbir kulüp takımı milli takımımızın önüne geçemez ve geçmemelidir. 

Yorumlar Okunma: 2453