Ataman'ın eleştirileri üzerine (Necip Kapanlı)

19-09-17 08:56
Ergin Ataman, Eurobasket sonrasındaki söylemini "Çare ve çözüm üretmezsek sonraki şampiyonalarda da durum bu turnuvadan pek de farklı olmayacaktır." ifadesiyle sınırlı tutsa ve tezlerini bu cümlenin üzerinden geliştirse şimdi ne kadar doğru konuştuğunu düşünüyor olacaktık. Ama o konuyu başka boyutlara taşımayı tercih edince açıklamaları fazla taraftar bulmadı.

Ataman, turnuvanın Türkiye'ye verilmesinden itibaren geçen sürecin iyi değerlendirilmediğini belirtirken, "hedef turnuva" tespit edilmesi gerektiğini söyledi. Özellikle turnuvanın ülkemizde düzenlenmesi nedeniyle mutlaka herkes alınabilecek en iyi sonuç için uğraş verdi. Ancak "hedef turnuva" olarak belirlemiş olsak ne değişecekti? Oyuncularımızın potansiyeli belli. "Hedef turnuva" sihirli bir kelime mi ki bunun üzerinden yola çıkınca herşey düzelecek?

Nasıl geçen sene Olimpiyat elemelerinde bir Afrika takımından başkasını yenemeden geldiğimizde durumu normal karşıladıysak, İstanbul'daki Eurobasket'te de dereceye giremememiz hiç şaşırtıcı olmadı. Maalesef bugün için biz buyuz ve Ataman'ın katıldığımız tek cümlesi gibi "çare ve çözüm üretmezsek sonraki şampiyonalarda da durum bu turnuvadan pek de farklı olmayacak."

Konu ne geçen yıla özgüydü, ne de bu yıla... Yıllardır yanlış politikalar sonucunda geldiğimiz durum sonucunda dereceden uzak kalmamız kaçınılmazdı. "Bu takım neden çeyrek finale dahi kalamadı?" eleştirisinin muhatapları bugünkülerden çok daha fazla geçmişte Türk Basketbolu'nu yönetenler... Herşey bir anda olmadı... Adım adım buralara geldik...

ATAMAN BU OLAYI UNUTMAZ
TBF'nin Turgay Demirel ile ilişkilerini soğuk savaşa girmesi konusuna gelince... Herşeyden önce Ataman'ın Eurobasket sırasında birlikte maç seyrettiği Demirel ile yakınlaşması samimi gelmiyor. Ataman, Beşiktaş'ta antrenörken TBF'nin düzenlediği bir toplantıya kulübünü temsilen gelmiş, o güne kadar birçok antrenör benzer toplantılara katılmışken, Turgay Demirel Ataman'ı toplantı salonundan çıkarmıştı. Bizim tanıdığımız Ergin Ataman bu olayı unutabilir mi?

Demirel ile Ataman bu olayın ardından karşılaştıkça diğer yöne bakıp yollarına devam etti. Zaman içinde Demirel Milli Takım'a Ergin Ataman'ı başarıları karşısında kerhen (istemeden) göreve getirmek zorunda kaldı. Birlikte çalışmalarına rağmen ikili hiçbir zaman birbirini sevmedi, Demirel Ataman'a samimi desteğini hiçbir zaman hissettirmedi.

Bu ikiliyi ortak duyguları, yani Hidayet Türkoğlu kızgınlığı bir araya getirdi. Ataman hiç de sağlam gözükmeyen bu yakınlaşmanın ardından, TBF'nin FIBA Başkanı ile iyi ilişkiler kurmasını önerdi. İlişkilerin kötü olmasının bir nedeni Türkoğlu ise, bir nedeni de Demirel. Hatta o kadar kötü ki Demirel & Ataman'da olduğu gibi belki de hiçbir zaman yan yana gelemeyecekler. Bu konuda Türkoğlu dışarıya karşı duygularını saklayamıyor, Demirel daha profesyonelce davranıyor. Aralarındaki tek fark bu. 

TBF Başkanı ile aynı ülke vatandaşı Turgay Demirel'in iki düşman haline gelmesi elbette hoş değil. Özel sohbetler dışında birbirleri hakkındaki düşüncelerini, bu gerginliğin nedenini kamuoyu ile paylaşmadılar. Türkoğlu'nun turnuva sırasında "ihanet edenler var" söyleminden kimi kastettiğini hepimiz biliyoruz. Bize göre Türkoğlu'nun öfkesinin arkasında Demirel'in uzun TBF Başkanlığı dönemindeki tasarruflar da bulunuyor. Türkoğlu bunları açıklama cesaret gösterebilse hepimiz daha fazla aydınlanmış olacağız. Demirel ise Türkoğlu'na karşı doping ve o süreçte Türkoğlu'nun cezasını hafifletmek için yaptıklarını bir koz olarak kullanabileceğini düşünüyor.

Dopingin alkışlanacak tarafı yok ama Türkoğlu'nun 37 yaşındayken sadece NBA'de 3 maç daha oynayıp 1000 maça ulaşma arzusu ile ilaç kullanmasını, 23 yaşında kariyerinin başında performansını ve gelirini artırmak için kullanan bir oyuncuyla farklı olduğunu daha önce yazmıştım. Dopingi hiçbir şekilde onaylamamakla birlikte 100 milyon dolar kazanmış Türkoğlu'nun sadece 3 maç daha oynamak uğruna bu kadar tutkulu olmasını takdir etmiştim. Hala da o düşüncedeyim. Türkoğlu'nun ilaç kullanması, fiziksel testten önce güç artırıcı takviyeler alan hakemlere göre bile daha masumdur.

Sonuç olarak iki tarafın da kozları olabilir ama Türkoğlu'nun eli çok daha kuvvetli. Doping olayı kullanış amacı itibariyle Demirel'in beklediği tepkiyi hiçbir zaman yaratmayacaktır. Türkoğlu'nu eleştireceksek artık TBF Başkanı olarak icraatlarından dolayı eleştirebiliriz çünkü bizim konumuz Türk Basketbolu. Ayrıca Türkoğlu'na da Demirel ile ilgili gerekli açıklamayı yaptıktan sonra enerjisini federasyona kanalize etmesini öneririz.

Ataman'ın Türkoğlu'na kızgınlığına gelince... Kendisiyle görüşülüp alacağı ücret ve asistanları dahil her konuda anlaşmaya varılmışken "U Dönüşü" yapılmışsa, bunda da Ataman üzülmekte haksız değil...

Herkes eteğindeki taşları dökmeli ama sonrasında kavgayı bırakıp Türk Basketbolu'nun içinde bulunduğu durumdan nasıl çıkarılacağı konusuna odaklanmalı: Çözüm üretmezsek sonraki şampiyonalarda da durum bu turnuvadan pek de farklı olmayacak.  

Yorumlar Okunma: 6191