Manşet (Hayri Pekergin)

27-11-17 05:46
Bu aralar “Manşetler” ile yakından ilgiliyim. Hatta her gün saatlerce manşet konusunda uğraşıyorum desem yeridir.

İnsan yakın ilgi gösterince daha iyi anlıyor. Meğer hayatımızda ne kadar çok “manşet” varmış.

Manşet dediğim zaman aklınıza ilk gelen nedir diye sorduğumda ne cevap verirsiniz?

Voleybolu sevenler derhal “bir vuruş tekniği” cevabını verir.

Giyim kuşam sevdalıları bu soruyu duraksamadan “gömleklerin kol ağzındaki çift katlı bölüm” diye yanıtlar.

Ortopedistlere sorsanız omzunuzu bir arada tutan önemli bir bağ diye bir tanımlama yapar.

Yazılı basını yakın takip edenlerin aklına haberlerin üzerine atılan başlıklar gelir.

Benim yakın ilgilendiğim manşet “haberlerin üzerine atılan başlık” olmasa da bugün konumuz manşetler ile KBL maçları.

*****

Farkında mısınız?

Sezon başından bu yana Basketfaul’de bir değişiklik var.

Artık KBL maçları ile ilgili haberlerde daha fazla bilgi ve detay notlar bulabiliyorsunuz.

Bu bilgileri size getiren arkadaşlarımızın emekleri sayesinde çok daha kapsamlı bir bilgilenme, maçın kritik faktörlerini anlama olanağı var.

Haftanın En’leri köşemiz maça gelip izleyenlerin bile göremeyeceği detayları dikkatinize getiriyor.

Üstelik öyle suya sabuna dokunmayan şekilde de değil.

Tavır sahibi olarak, gerektiğinde oyuncuları, gerektiğinde coachları, gerektiğinde ise hakemleri ceza tahtasına “oturtmaktan” çekinmiyor.

İşte bu zenginleşen içerikli haberler ve yorumlar beraberinde daha ilginç ve sıra dışı manşetler getiriyor.

Ben de bu hafta manşet konusundaki yakın ilgimin getirdiği esinlenme ile KBL’de 7. haftayı “Basketfaul’ün manşetleri” üzerine yorumlamak istedim.

“KBL’DE TEK NAMAĞLUP FENERBAHÇE”

Bu manşet net ve kapsayıcı.

KBL’de yedi haftada Fenerbahçe’den başka yenilgisiz takım kalmadı.

Gerçi sarı lacivertliler, Hatay BŞB önünde son çeyrekte maçı kaybetmek için adeta her şeyi yaptı ama gerçeği ifade etmek gerekirse, Hatay BŞB’de birkaç isim dışında maçı alacak enerji yoktu.

Fenerbahçe karşılaşmanın büyük bölümünde organize ve güvenli oynadı. Rotasyonun devreye girdiği anlarda gelen momentum kayıplarına ilk 30 dakikada zamanında müdahale edilerek izin verilmedi.

Hatay BŞB Özge Yavaş’ın takdir görmesi gereken odaklı oyunu, Paris’in iş ahlakı örneği performansına rağmen oldukça geriden geliyordu.

Son çeyrekte ise Abdelkader ard arda sayılar ile “uyanırken”, Fenerbahçe neredeyse tarihe geçecek şekilde hücum ve savunma odaklanmasını kaybetti.

Sonucu kim belirledi diye sorarsanız cevap Birsel Vardarlı olur.

Tecrübeli oyuncu bulduğu son 5 sayı ile takımının sahip olduğu avansı yarışın son metrelerine kadar korumasını sağladı.

Hatay BŞB, takımın çok önemli momentum kaynakları olan forvetler, Bahar Öztürk ve Syntsina’nın oyunun iki yönünde de vasata bile erişemediği maçta, Fenerbahçe’nin ikramını elini uzatıp alamadı. Skorun 86-78 de kilitlendiği iki dakikalık bölümde boş dönülen 5-6 hücum bu noktada Hatay ekibi adına belirleyiciydi. Son dakikada gelen basketler yeterli olamadı.

Maçtan her iki takım ve her iki coach için de çıkarılacak önemli dersler var.

KBL’de bir sezonun kaderine etki eden kritik faktörlerin başında “ev sahibi avantajı” gelir. Kıymetini değerini bilmek gerekir.

IŞIL DÖNDÜ GALATASARAY KAZANDI

Tam olarak altına imza atılması gereken bir manşet.

Işıl Alben pek çok genç ve takıma yeni katılan oyuncun olduğu kadro yapısında, (özellikle Quigley’in yokluğunda) savunmada ritmi belirleyen rolünün ötesinde, hücum momentumunun devamı için sigorta konumunda.

Bu maçta Galatasaray için temel zorluk, gerçek bir 1 numaraya sahip olmayan BOTAŞ’ı savunmada yavaşlatmak değil hücumda momentumu kaybetmemekti.

Kazanmak için son çeyreğe itina ile saklanan Epoupa’nın enerjisi yetti.

Galatasaray’ın bu maçta doğru hamlesi, skora 7 sayılık kritik katkı yapan 20 yaşındaki İrem Naz Topuz’a hücumda ivme yakalamasa da süre vermekle geldi.

Genç oyuncuların sürelerindeki büyük ölçekli “volatilite”(iniş-çıkışlar) güven kaybı risklerini beraberinde getiriyor.

BOTAŞ için bir ELW takmı önünde 21 top kaybını telafi etmek kolay ve mümkün değildi.

Maçın sonunda Elif Emirtekin’in talihsiz sakatlığı ve hamle üstünlüğünün Işıl Alben - Epoupa gibi iki elit oyun kurucuya sahip Galatasaray’a geçmesi maçın yeniden dengeye gelmesine izin vermedi.

“SİMMS VE SNOW’A RAĞMEN CANİK”

Ligde alt sıralarda bulunan takımların kendi evinde orta sıralardaki rakiplerine puan kaybetmesi alarm çanlarının çalması anlamına gelir.

Melike Bakırcıoğlu’nun 9 sayı 6 ribaunt ile görev tanımının hakkını veren tek yerli oyuncu olduğu Adana ASKİ, bu kapsamda yerli rotasyonun katkısını oyunun her iki yönünde kazanmak durumunda.

Bu olmaz ise Snow, Nacickaite ve Simms uzun süreler alıp güzel istatistik yapsa da Adana ekibinin kazanması giderek daha da zorlaşabilir.

Canik Belediyesi “Shay Murphy” gibi takımına her şeyini verebilen çok iyi bir profesyonele sahip olmanın artılarını yaşamaya devam ediyor.

Bu isme Tan White katılıp dengeli rotasyon ile kilit oyuncular son çeyreğe faul sorunsuz ve az yıpranmış olarak taşınınca kazanan Samsun temsilcisi oldu.

“35 DAKİKA MERSİN, SON 5 DAKİKA BEŞİKTAŞ”

Benim alternatif başlığım şöyle olurdu; “Beş Dakikada Beşiktaş”

Aslında Zellous takıma katıldıktan sonra, Beşiktaş adına bu maçın sonucu beklenmedik konumda değil.

Kübra Siyahdemir – Esra Erden Atacan ikilisinin toplam 23 sayı ürettiği Beşiktaş, maçı savunma başarısından çok 2.yarıdaki 53 sayılık hücum becerisi ile kazandı demek yanlış olmaz.

Mersin ekibi açısından ise sorulması gereken soru şu;

Eğer sezon başladıktan sonra takıma monte edilen Asena Yalçın önde açılan gedikleri kapatıyor olmasa savunmanın durumu ne olurdu?

26 Yaşındaki oyun kurucu, savunmadaki enerjisi dışında, Cadjo’nun durgunluğunu telafi eden 23 sayılık katkı ile haftanın önemli işlerinden birine imza attı.

Ben kendisini her izlediğimde pull-up’ını ne zaman set-shot’ı ve penetreleri ayarında bir silah haline getireceğini kendi kendime soruyorum. Bu olursa P&R oyunlarında seçenekleri artacak bir Asena Yalçın’ın elit seviyede (ELW – Milli Takım) ön planda olmaması için bir sebep kalmıyor.

Sözün özü Mersin BŞB üst sıralara yükselmek için savunmasını tavır ve tutum sahibi bir platforma taşımayı başarmalı.

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ İLK GALİBİYETİ BECKER’DEN ALDI

İstanbul Üniversitesi potaya dikine gidebilen başlıca dış hücum silahı Gardner’ın sakatlığı nedeniyle oynamamasına rağmen Becker deplasmanında beklendiği gibi ikinci yarıdaki kontrollü oyunu ile farklı kazandı.

Sarı yeşilliler gelecek hafta kendi sahasında Adana ASKİ önünde belki de sezonun en kritik maçlarından birini oynayacak.

KBL’yi yakından takip eden pek çok kişi ile konuştuğumda, İÜ takımının ligde kalma olasılığını oldukça düşük görüldüğünü gözlemliyorum.

Bana göre, sarı yeşilliler, ne zaman hızlı, ne zaman kontrollü oynayacaklarını konusunda doğru kararların sayısını arttırıp, maçların sonuna savunmayı yukarıda tutacak enerji biriktirdikleri zaman, orta sıralardaki rakipler önünde içerde ya da dışarıda kazanma şansı olan bir ekip konumunda.

Elbette bunun için ribaunt sorunlarını kısaların da yardımını alarak çözmeleri ve Gardner’ın boşluğunu en kısa zamanda doldurmaları gerekiyor.

İlayda Güner – Ayşe Okul ikilisinden gelen 28 sayı, İstanbul ekibi adına bu maçın pozitif notlarının başında geliyordu.

“YDÜ’NÜN ORMAN SEFASI”

KBL ve ELW’deki yoğun programının yanı sıra yaklaşan Cumhurbaşkanlığı Kupasına hazırlanan Yakın Doğu Üniversitesi, Ankara deplasmanında yerli oyunculara ritim kazandırırken Vandersloot – McBride gibi isimleri yıpratmadan haftayı kaptı.

Rakibe izin verilen 45 sayı, Fenerbahçe yenilgisi ardından çıkışın, savunmadaki istikrarı hatırlamakta görüldüğü anlatan bir mesaj gibiydi.

Orman Spor rakibine ilk çeyrekte teslim oldu. Simay Karaman 9 sayı ile hücumda varlık gösteren tek yerli isimdi.

Buradan takımı için oldukça önemli bir konumda olan Alperi Onar’a bir hatırlatma daha yapmakta yarar görüyorum.

21 Yaşındaki oyun kurucu alt liglerde oynadığı geçen yıllarda hep kendi pozisyonuna bakmayı ön plana alan bir oyuncu oldu. Bununla birlikte KBL seviyesinde, pozisyonundan beklenen işler çok farklı.

Savunmayı başlatmak, asistler ile takımın momentumunun devamını sağlamak ve “”gerektiği yerde”” inisiyatif alarak kilidi çözecek ofansif dokunuşu sergilemek gerekiyor.

Alperi Onar önümüzdeki haftalarda opsiyon önceliklerini yeniden gözden geçirerek odaklanmasını bu yönde geliştirirse hem kendisi hem de takımı kazançlı çıkabilir.

ÇUKUROVA AGÜ’YÜ SİNEM ATAŞ İLE VURDU

Maçın kahramanı tartışmasız eski takımına karşı son 5 maçtaki 3.4 sayılık ortalamasını 25 sayıya taşıyan, bu başarıya 7 de ribaunt ekleyen Sinem Ataş.

Türk Milli Takımı için de önem taşıyan 93-95 Jenerasyonunun ön planda kabul edilen isimlerinden birisi.

Bana göre 22 yaşındaki forvet, son 2-3 yılda alt liglerde çifte lisansla oynayarak geliştirdiği 3 sayı isabeti ile çok yönlülüğünü gereken seviyeye getirdi.

Bundan sonra Sinem Ataş konusunda bakılması gereken, savunma ve ribauntlarda değer yaratan bir katkı sağlayıp hücumda iki rakamlı ortalamalara ulaşması olmalı.

Çukurova takımında maçın kazanılmasındaki diğer faktörler Iagupova’nın (11s,4rb,5as,4tç) skor yanında savunma ve kimya üretimine katkısı, Melis Talay’ın hücumdaki düşük yüzdesini bu sezon arttırdığı asistler ve azalttığı top kayıpları ile başarılı şekilde telafi etmesiydi.

Aynı şekilde genç yetenek DeShields (20s,5rb,5as,4tç) sezon başına göre takım oyununa daha çok saygı gösteriyor, daha doğru şutlar seçiyor ve bu da onun performansını daha yukarı çekerek değerini arttırıyor.

AGÜ Cephesinde bu sezon kimyanın henüz tam olarak yerine oturduğunu söylemek güç. Bu da beraberinde inişli çıkışlı oyun ve sonuçları beraberinde getiriyor.

Twitter: @hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 3121