Angajman Kuralları (Hayri Pekergin)

05-12-17 04:03
Sakın yanlış anlamayın.

Aşağıdaki konuları geçtiğimiz hafta liglerde 2-3 kulüpte görev değişikliği oldu, birkaç hafta içinde 2-3 kulüpte daha görev değişikliği olacak diye gündeminize getirmiyorum.

Ama konu önemli.

Daha üzerinden bir yıl geçmedi

Şubat ayının sonunda bu köşede yazmıştım.

Neydi o yazının teması?

Son senelerde Türkiye kadın basketbolunda coachlara bakıştaki saygı unsurunun giderek örselendiğiydi.

Coach’un kadın basketbolundaki büyük öneminin, işin oldukça uzun zaman içinde olanlar tarafından bile yeteri kadar anlaşılmadığıydı.

Coach’un sezon başında takımın kurulmasında, kimyanın oluşmasında, hangi özelliklerin hangi özellikler ile birleştirilip 2+2=5 formülüne ulaşılmasındaki etkisinin azımsandığını hatta hiçe sayıldığıydı.

*****

Peki sözüm, eleştirim kimlere yönelikti?

Liglerde yer alan kulüplerin yöneticilerine yönelikti.

Nasıl uyarmıştım kulüpleri yöneticileri?

Sürdürülebilirlik demiştim. Bir de Türk Ticaret Kanunundan (TTK ) örnek vermiştim.

TTK diyor ki;

Ey sermayedar!

Bu şirketin payları senin olabilir. Karı ve zararı sana ait olabilir.

Ama “Şirketin” yarattığı katma değer,vergi, aktif büyüklük, istihdam bu ülkenin değeridir.

Bu nedenle “Şirketin” sürdürülebilirliği önemlidir.

Şirketlerde sürdürülebilir başarı için farkı yaratan CEO ve ekibi ise, basketbolda hele kadın basketbolunda farkı yaratan Coach ve ekibidir.

Sonunda da eklemiştim;

İşte bu nedenle teknik patron olan Coach’a ve Coachluk mesleğine saygı gerekiyor.

******

Şimdi iğneyi yöneticilere batırdık. Sıra çuvaldızda.

Coach’a saygı gösterilsin dedik.

Bununla birlikte Coach’un saygı görmek için önce kendisine ve mesleğine saygı duyması gerekmiyor mu?

Gerekiyor. Hem de nasıl gerekiyor.

Her şeyden önce bir Coach kiminle, ne ile angaje olduğunu, olacağını bilecek.

Nasıl Türk Silahlı Kuvvetlerinin “Angajman Kuralları” var

Coach’un da öyle angajman kuralları olacak.

Ne teknik patronluğunu yöneticinin egosuna memur edecek.

Ne de bir kulüpte göreve gelmek için etik değerlerin dışına çıkacak.

Bakın yanlış anlamayın.

İş arayan bir Coach, Yönetici ile görüşemez demiyorum.

Etik değerlerin dışına çıkmayacak diyorum. Meslektaşını arkasından vurmayacak diyorum.

Devamı da var;

Bir Head Coach takımında, kulübünde, genel kabul görmüş maddi, manevi ya da ahlaki değerlerin yozlaştığını görünce istifa etmekte tereddüt etmeyecek.

Hazır iş bulmak için normal şartlarda her tarafı yanlış giden bir kulübün teklifini balıklama kabul etmeyecek.

Kimin bordrosu altında çalıştığını, “kiminle” ya da “ne” ile “yol arkadaşlığı” ettiğini iyi düşünecek.

Eğer kendine saygısı onu gerektiriyor ise gidecek lise takımı çalıştıracak.

Gerekirse spor okulu yapacak.

Kendi marka değerini korumasını bilecek.

Açıkçası Coach, yeri geldiğinde kenara çekip, “dörtlüleri yakıp” beklemekten çekinmeyecek, gocunmayacak.

Bunları yapan kısa vadede işsiz kalır mı? Kalır.

Ama net ifade etmek gerekirse;

İşsiz kalmak yöneticilerin ve kendi meslektaşlarının saygısını kaybetmekten daha kötü bir şey değildir.

Bunları yapmayan Coachlar da kendi düştükleri zaman ağlamayacak.

HAFTANIN ÖNEMLİ MAÇLARI

Haftanın en önemli sonucu Ankara’da BOTAŞ’tan geldi.

BOTAŞ oyuncu kalitesine yakışan bir oyun sergileyerek yabancı ve devşirme oyuncularının hemen tümünden 2 haneli skor bulurken yerli rotasyonun toplam 13 sayılık katkısı guardlar Kübra Erat ve Büşra Akbaş’ın kritik basketleri galibiyet adına önemliydi.

Bu galibiyetin ,uzun yıllar Fenerbahçe’de görev yapmış, sarı lacivertli kadın basketbol takımı ile head coach olarak şampiyonluk kazanmış BOTAŞ Coachu Aydın Uğuz için de oldukça anlamlı bir sonuç olduğunu görmemek imkansız.

Fenerbahçe cephesinde KBL’de kazanılan Hatay BŞB maçının ikinci yarısında başlayan serbest düşüşün etkileri, savunma performansını ve paylaşım kalitesini aşağıya çekmiş görünüyor.

KBL’de kötü günde kazanmak önemli bir meziyet ve bunu başaran takımlar geçen hafta önemini belirttiğimiz play-off saha avantajını elde edebiliyor.

******

Orta sıraları ilgilendiren maçta, sezona “yarışmacı takım değiliz” sloganı ile başlayan Çukurova Basket Galatasaray’ı elinden kaçırdı.

Son dört saniyede DeShields’in kaçan turnikesi 78-79 skorlu maçın sonucunu farklı noktaya çekebilirdi.

Galatasaray’ın Quigley’in yokluğunda Epoupa’nın vasatının çok altında kaldığı günde aldığı deplasman galibiyeti ise asla küçümsenmemeli.

Işıl Alben hücumda 23 sayı üreterek iki kişilik oynarken, 20 yaşındaki İrem Naz Topuz takıma katkısına istikrar kazandırma yolunda emin adımlar ile ilerliyor. Elbette Petronyte’nin süper formu ve Dubljevic’in iyi gününde olması galibiyetin diğer anahtarları oldu.

Galatasaray tempolu oynayarak, koşarak kazanıyor. Birçok yapısal zayıflığını başarı ile kamufle ediyor.

Bununla birlikte ribauntlarda bu kadar üstün olunan günde, bunun skorda karşılığını alamamak ve maçı takım olarak yalnızca 10 asistte bitirmek gelecek haftalar adına dikkat çeken detaylar konumunda.

******

İstanbul Üniversitesi ile Adana ASKİ arasında ligde kalma hattını çok ilgilendiren maçı yerli rotasyonun maçın başından itibaren ortaya koyduğu odaklanma ile ASKİ kazandı.

Açıkçası Snow’un forma giymediği maçın son 12 dakikasını da o ana kadar toplam 55 sayı atan Simms – Nacickaite ikilisi olmadan oynayan ve 9 oyuncunun skor üretimi ile kazanan ASKİ takımını içtenlikle kutlamak gerekiyor.

Gamze Takmaz (11s,2rb,3as,2tç), Melike Bakırcoğlu (3s,10rb,5as), Bircan Gökdemir (4s,4rb), Rana Derin (4s,5rb,4as), Ceyda Sinan (2s,1tç) ve son 12 dakika takımına büyük destek veren Vynuchalova (14s,10rb,3as,2tç) Simms- Nacickaite ikilisi kadar sonuçta belirleyici oldu.

İstanbul Üniversitesi adına çok önemli olan bu maçta yabancı oyuncuları hariç tutarsak özellikle savunma ve mücadele olarak odaklanma seviyesi çok aşağıda performans görmek bana göre alınan yenilgiden daha kritik bir faktör konumunda.

Maçın ortalarında Ayşe İvegin’in tam momentum kazanması beklenen dakikalarda başından aldığı darbe ile uzun süre kenarda kalması sarı yeşillilerin şanssızlığı oldu.

Twitter : @hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 3510