TBL'nin İhtiyar Delikanlısı: Adem Ören (Gençalp Kozan) - BasketFaul.com

TBL'nin İhtiyar Delikanlısı: Adem Ören (Gençalp Kozan)

16-01-18 00:06
Fotoğraflar: Ebru Erdoğan
Çoğu sporcunun kariyerinin son demlerini aktif dinlenmeyle geçirdiğini görürüz. Ancak burada ''çoğu'' dememizin sebebi, 1979 doğumlu Adem Ören gibi istisnaların da mevcut olması. Bu sezon TBL'de ortalama 29 dk süre olan uzun oyuncu, şu sıralar âdeta ikinci baharını yaşıyor. Şimdilerde Pertevniyal'in devamı olma niteliği gösteren Sigortam.net Bakırköy Basket forması giyen tecrübeli oyuncuyla ikinci baharını ve Bakırköy Basket'in TBL'deki performansını konuşurken biraz da geçmişte yolculuğa çıktık. Şimdi sizleri Bakırköy Basket'in Ankara DSİ maçı öncesi kamp yaptığı otelde gerçekleştirdiğimiz özel röportajla baş başa bırakıyorum. 

Federasyon Kupası'yla sezona hızlı bir giriş yaptınız. Daha sonra, özellikle ligin ortalarında biraz bocalayan bir Sigortam.net Bakırköy Basket görsek de şu anda ilk yarının son 5 maçını kazanmış bir takım var. Ligde ikinci yarı başlarken takımınızın genel gidişatını nasıl değerlendirirsin?

Sezonu biraz erken açtık, yabancı arkadaşlar da takıma zamanında dahil oldu. Aynı zamanda takımımız düzgün karakterli insanlardan oluştuğu için diğer takımlara karşı avantaj sağladık ve sistemimizi kolayca oturtabildik. Açıkçası Federasyon Kupası'na giderken o dönem henüz resmi maç yapmamış olduğumuz için gruptan çıkıp çıkamayacağımız ile ilgili bir fikrimiz yoktu. Ancak orada iyi bir oyun ortaya koyduk ve 5'te 4 yaparak kupada son 8'e girmeye hak kazandık. Bu başarı, özgüven kazanmamız açısından çok önemliydi ve orada yakaladığımız havayla sezona da iyi bir giriş yaptık. Sezonun ilk 5-6 haftasında hedeflediğimiz maçları kazandık fakat örneğin 2. hafta oynadığımız Afyon deplasmanı tüm takımlar için zordur, bizim için de böyleydi ama buna rağmen orada iyi direndik ve son çeyrekteki basit hatalarımızdan dolayı maçı kaybettik. Özetle, fikstürü üç ayrı periyoda ayırdık: denk olduğumuz takımlarla oynadığımız maçlar, BSL parolasıyla oluşmuş ve yüksek bütçeli takımlarla yaptığımız karşılaşmalar ki biz örneğin Türk Telekom'la oynadığımız maçta kendi hatalarımızdan dolayı maçın uzatmaya gitmesine sebep olduk ve maçı kaybettik. Son olarak da 5 maçlık bir galibiyet serimiz geldi ve ilk yarıyı 9 galibiyetle tamamlamış olduk.

Takımımızdan da bahsetmem gerekirse öncelikle takım içi arkadaşlığımız çok iyi, bunun dışında herkes birbirine güveniyor ve birbirimizin açığını kapatmak için uğraşıyoruz. Yakaladığımız bu havayı sezon sonuna kadar sürdürüp play-off'a kalma niyetindeyiz.

Ata Evren'in de ayrılmasıyla takımda geçen sezondan kalan tek oyuncusun, kadronuz tamamen değişti. Hatta sezon içinde de rotasyona dahil olan isimler oldu. Takımdaki bu kimyayı kısa sürede nasıl sağladınız?

İlk olarak takımdaki herkesin karakterinin düzgün olduğunu vurgulamam gerekiyor. Birbirimizi seviyoruz ve bu sayede birlikte vakit geçirmekten keyif alıyoruz. İnsanın işini sevmesinde o işte birlikte çalıştığı insanlar da çok önemlidir ve işi sevmek başarıyı da beraberinde getirir.

Teknik bakımdan da yeni katılan oyuncularımızın hepsi iki pozisyonu rahatça oynayabilecek isimler. Bu da koça rakip koçla oynadığı satranç maçında kolayca hamle yapma şansı yaratıyor ve aynı zamanda rakip takımlar tarafından tahmin edilebilirliğimizi azaltıyor.

Kaybettiğiniz maçlara baktığımızda ligin en mücadeleci takımlarından biri olduğunuz açık zira yalnızca iki maçta çift haneli farklarla mağlup oldunuz. Bununla birlikte kaybettiğiniz maçları hep son çeyrekte kaybettiniz ancak son haftalarda bu sorun da ortadan kalkmış gözüküyor. Buradan yola çıkarsak Sigortam.net Bakırköy Basket'in sezonun geri kalanından beklentileri ne olmalı?

Öncelikle ilk yarıda kazandığımız maçları hanemize tekrar yazdırmak istiyoruz. Bunun dışında üstümüzdeki takımlardan Antalya ve Karesispor'u yendik. Telekom, Bahçeşehir gibi maçları da kazanabileceğimizi kanıtladık. İkinci yarıda da üstteki bloktan elimizden geldiği kadar galibiyet çıkartıp önce play-off'a girebilmeyi, bunu başarırsak da oraya üst sıralardan adımızı yazdırmayı hedefliyoruz.

Maç sonu konusuna gelecek olursak, Soykan Yıkılmaz takıma katılmadan önce oyun kurucu rotasyonunda Marek Klassen ve Ata Evren vardı. Ata o dönem sakatlanınca Marek tek kaldı ve o da lige henüz adapte olmadığı için maç sonlarında bocaladık. Zira maç sonunu iyi oynamanız için guardınızın topu iyi yönlendirmesi gerekiyor. Ama Marek'in TBL'de nasıl bir basketbol oynandığına alışması, Soykan'ın onun yükünü hafifletmesi sayesinde maç sonlarıyla ilgili artık sorunumuz kalmadı.

''Belli bir yaştan sonra sahada sezilerinizle hareket edebiliyorsunuz.''

An itibarıyla iki yabancı oyuncunuzdan sonra takımın en skorer oyuncusu konumundasın. Çoğu oyuncunun bu yaşlarda performansı düşerken sende aksi yönde bir yükseliş var. Bir nevi ''ikinci bahar''ını yaşadığını söyleyebiliriz. Bu başarını neye bağlıyorsun?

En başta Koçumuz Andaç Yapıcıer'in bana güvenip sahada özgür bırakması beni çok rahatlattı. Tabii ki önceki takımlarımda da antrenörlerim özgürlük veriyordu fakat son iki sene Andaç Koç ile bunu daha çok hisseder oldum. Bununla birlikte kendime iyi bakmaya çalışıyorum. Bu yaşlarda oynarken kuvvetli ve sağlıklı kalabilmem için idmanları düzgün yapıp idmandan sonra da dışarıda fazla dolaşmadan kendimi yormamam gerekiyor. Basketbolu düşünerek hayatımı şekillendiriyorum. Arkadan gelen oyunculara da her zaman şunu söylüyorum: Basketbol sadece 2 saatlik antrenmanla sınırlı olan bir şey değil, bunun dışında yemeğine, dinlenmene, uyku saatlerine dikkat etmen gerekiyor. Böyle olduğu sürece basketbolcu yaptığı hatalara, oyununa daha iyi odaklanır ve bence başarı ancak bu şekilde gelir.

TBL gibi sert ve yıpratıcı bir ligde 38 yaşında bir uzun oyuncu olarak 29 dk süre almak ciddi kondisyon gerektiren bir iş. Senin yaş grubundaki oyuncular arasında eşine sık rastlanan bir durum değil. Bunu nasıl sağladın?

Sezon öncesini iyi geçirmek bu konuda çok önemli. Biz de kondisyonerimizle birlikte sezona iyi hazırlandık. Bunun dışında, açıkçası bazen yorulsam bile koçumuz beni oyunda tutmak istiyor çünkü belli bir yaştan sonra sahada sezilerinizle hareket edebiliyorsunuz. Pozisyonun nasıl gelişebileceğini tahmin edip ona göre savunmada doğru yerde durarak müdafaaya katkı sağlıyor olmam, koçun beni oyunda tutmak istemesinin en önemli sebeplerinden birisi.

Yaklaşık 20 yıldır profesyonel olarak basketbol oynuyorsun. Bu tip durumlarda tecrübeli oyuncu, genellikle koçunun sahadaki gölgesi gibidir. Hatta bazen yardımcı antrenör fonksiyonunu da üstlenir. Koçunuz Andaç Yapıcıer ile aranızda nasıl bir iletişim var?

Gerçekten dönem dönem sahada yardımcı antrenör gibiyim, hatta guardlara oynayacağımız seti bazen ben söylüyorum. Andaç Koç da egosu olan birisi hiç değil, aksine staffına ve sahadaki oyuncularına güvenen bir antrenör. Bu da başarımızda oldukça etkili.

''25 yıllık kariyerimde idmanla oyuncu olanı henüz görmedim.''

Sigortam.net Bakırköy Basket, Pertevniyal'ın devamı olma özelliğini taşıyor. Pertevniyal denildiğinde ise aklımıza ilk gelen özellik, kulübün oyuncu yetiştirme misyonunu üstlenmiş olması. Bu bağlamda, takımın ağabeyi olarak Berkan Durmaz, Hüseyin Kandemir gibi genç oyuncularla nasıl bir diyalog kuruyorsun?

Burada büyüğün küçüğü ezdiği bir durum söz konusu değil. Diyaloglarımızı sevgi ve saygı çerçevesinde gerçekleştiriyoruz. Reha Öz ile birlikte, iki kaptan olarak, genç oyuncuların hatalarını "Neden bunu yaptın?" diyerek irdelemek yerine onlara destek olup hatalarını uygun bir dille düzeltmekten yanayız. Ayrıca bu bağlamda en önemli şeyin saygı olduğunu düşünüyorum. Genç oyuncularımız da yaşımıza her zaman hürmet edip bir şeyler öğrenmek için çaba sarf ediyorlar.

Bu arada genç oyuncularımızın öğrenmeye aç olduklarını ve buranın kıymetini bildiklerini ifade etmeliyim çünkü onlar için gerçekten büyük bir fırsat. Ben kariyerimin sonlarına geldim ancak onlar henüz yolun başındalar ve oynamak zorundalar. Maç tecrübesi kazanmadan oyuncu olunmuyor, açıkçası 25 yıllık kariyerimde idmanla oyuncu olanı henüz görmedim.

Berkan Durmaz ve Onuralp Bitim gibi çifte lisansla oynayan oyunculara sahipsiniz. Bu durumun zorlukları var mı?

Bu, onlar için de zor bir durum çünkü kendi takımlarında farklı setlere alışkınlar. Bize geldiklerinde ise bildikleri ama çok fazla oynamadıkları setleri oynamak zorunda kalıyorlar. İşin savunma tarafında ise hafta içi rakibe özel çalıştığımız taktik antrenmanlarında olmamaları bir sıkıntı doğurabiliyor zira bu konuda sadece staffın anlattığı kadar bilgi sahibi olabiliyorlar. Bir çalışma yapmaları mümkün olmuyor ama yine de takıma katıldıklarında özveri göstererek bu açığı kapatmak için çaba sarf ediyorlar.

''Deron Williams hiçbir zaman NBA yıldızı gibi davranmadı.''

Şimdi seni zamanda küçük bir yolculuğa çıkarmak istiyorum. O dönemki ismiyle Beşiktaş Milangaz'ın unutulmaz üç kupalı sezonunda sen de kadroda olan isimlerden biriydin. O sene sezon başında NBA'deki lokavt sebebiyle takımınızda oynamış büyük bir isim vardı: Deron Williams. Farklı mevkilerde oynuyor olsanız da eminim ondan öğrendiğin bir şeyler olmuştur. Deron Williams'ın sana kattıklarından ve aranızdaki iletişimden biraz bahsedebilir misin?

Deron Williams ile ilgili söyleyebileceğim ilk şey, hiçbir zaman NBA starı gibi davranmaması olur. Takıma katıldığı ilk günü de çok net hatırlıyorum. İtalya'da kamptaydık, oraya gelmişti ve o gün bile çok samimiydi. Egoist bir oyuncu değildi ve çok çabuk kaynaşmıştık. Bunun dışında çalışmaktan hiç kaçmayan bir oyuncuydu, idmandan önce gelip çift topla dribbling çalışması yapıyordu. Şu anda, o yaştaki bir oyun kurucuda bunu göremiyorsunuz (Deron Williams Beşiktaş'ta oynarken 27 yaşındaydı.). Peki o neden yaptı bunu? Lokavt sebebiyle bir süre çalışamamıştı ve profesyonel düşünerek o eksiğini kapatmak için ekstra çalıştı. Sonuç olarak öğrendiğim en mühim şey şu oldu: Ne kadar büyük bir yıldız olursanız olun, karakteriniz düzgün değilse, sevilmeyen bir profil çiziyorsanız başarılı olmanız hiç kolay değil.

Deron'ın Beşiktaş'taki profesyonelliğini buraya da uyarlamak mümkün. Tahincioğlu BSL'den TBL'ye yeni gelen oyuncular da aynı şeyi yaşıyor. Örneğin BSL'de oynuyorsunuz, belli bir kariyeriniz var ve insanlar sizi iyi tanıyor. Bu noktadan sonra bazı oyuncular TBL'ye geldiğinde bocalayabiliyor. Eğer bulunduğunuz ortamı kabullenemiyorsanız orada başarılı olamıyorsunuz. Ancak Deron'ın kafasında şu vardı: "Eğer ben buraya gelip Beşiktaş'a imza attıysam artık Beşiktaş'ın oyuncusuyum. Buranın başarısı için mücadele etmeliyim". Bu mantaliteyle hareket etmesi onun en büyük artılarından biriydi.

Basketbol sahasının dışında nasıl bir Adem Ören karşımıza çıkar, neler yapmaktan hoşlanırsın?

Ailemle vakit geçirmeyi seviyorum, yedi yaşında bir oğlum var. Bunun dışında akşamları özellikle Euroleague maçlarını izlemekten keyif alıyorum.

Bundan sonrası için kariyer planların neler, basketbolun içinde mi kalacaksın yoksa bambaşka bir platformda mı seninle karşılaşacağız?

Açıkçası basketbolun içinde kalmak istiyorum, 20-25 yıldır bu camianın içindeyim ve edindiğim tecrübeler var. Yardımcı antrenörlük ya da farklı mevkilerde görev yapabilirim.

Yöneticilik düşünür müsün?

Yöneticilik de olabilir çünkü basketbol camiasında yöneticilikle ilgili bir sıkıntı var. Eski yöneticilerle ilgili olumsuz bir şey söylemek istemem ama basketbolu, basketbolu bilen insanların yönetmesi gerektiğini düşünüyorum. Aslında bunun da ötesinde bireysel koçluk istiyorum zira takımlarda uzun antrenörlere pek rastlanmıyor ve daha önce kısa pozisyonunda oynamış antrenörler uzunları eğitmeye çalışıyor. Dolayısıyla onlar da uzun hareketlerini sadece teorik olarak bilip o pozisyonda oynamamış oluyor. Mesela Karşıyaka'da, basketbola ilk başladığım dönemde benim antrenörüm Şadi Olcay'dı ve post-up hareketlerini ondan öğrendim. Kendisi bunu bire bir uygulayıp Kaya Peker'e, bana ve diğer oyunculara en iyi şekilde öğretirdi. 

Yorumlar Okunma: 3442