Yapıcıer: Play-off’ta olmak için tüm mücadelemizi vereceğiz - BasketFaul.com

Yapıcıer: Play-off’ta olmak için tüm mücadelemizi vereceğiz

29-01-18 15:07

Basketbolu yakından takip edenler için Andaç Yapıcıer’in her zaman doğru adımlarla güzel işlere imza attığının farkındadır. Pertevniyal’den sonra bu sene Bakırköy Basket’te beklentilerin üstüne çıkmaya devam ediyor. Andaç Hoca, rakiplerinden yaşca daha küçük olsa da aslında sektördeki yeni isimlerden değil. Kendisi 12 senelik bir dolu dolu geçirdiği bir kariyere sahip. Takip eden herkesin de gördüğü gibi her sene bir öncekinin üzerine koymaya devam ediyor. Biz de kendisiyle bir araya gelerek hem Efes – Pertevniyal ayrılığı hakkında hem de yeni Bakırköy Basket projesi hakkında konuşmak üzere bir araya geldik.

2015/16 sezonunun sonunda Anadolu Efes, Pertevniyal ile işbirliğini sonlandırdı ve kulüp geçen sezon Pertevniyal olarak yoluna devam etti. Bu sezon başında ise Bakırköy Basket adı altında yepyeni bir oluşum başladı. Bu yaşanan süreçleri bize kısaca özetleyebilir misiniz?

Pertevniyal yönetimi geçtiğimiz sezon başında, Anadolu Efes ile birlikteliğin sona ermesinin ardından genç bir ekip kurarak lige katılmak istediklerini bana ilettiler. Tüm zorluklara rağmen çok düşük bütçeyle ligde kalmayı başardık. Pertevniyal yönetiminin devam etmeyeceği belli olduktan sonra da yeni bir yönetim göreve geldi ve Bakırköy Basket projesi başlamış oldu. Felsefe olarak geçen yıl genç oyuncularla yapılan iş ve ortaya konan enerjiden etkilenen insanlar bunu yapmayı planladılar. Bizim buradaki katkımız, TBL’de mütevazi bütçelerle de mücadeleci olunabileceğini göstermek; kulüp ve saha yönetiminin profesyonellere devredilmesi gerekliliğine inandırmak oldu. Sonra kurulan profesyonel yapının çalışmaları sonucu olarak sponsorlar eklendi. Şimdi de üstüne koyarak ilerlemeye devam ediyoruz. Saha sonuçları ve kulüp organizasyonunun birbirini desteklemesi bizi çok mutlu ediyor.

Peki geçen sezonu TBL gibi sert ve dinamik bir ligde yabancısız mücadele etmeniz coach olarak sizi hiç sıkıntıya düşürmedi mi?

Dürüst olmak gerekirse ilk planda şartlar bizi oraya götürdü ancak şimdi geri dönüp baktığımda “iyi ki de olmuş” diyorum. Gençlerle oynama planı vardı. Sponsorlar dahil oldukça ise bir yabancı takviyesi olabileceğini düşünmeye başladık ama işlerin yürümekte olduğunu da gördük. Nedim Yücel, Adem Ören ve Çağdaş Erdoğan önderliğinde yerli oyuncular takımı inanılmaz sahiplendi ve güzel bir kimya oluştu.  Şunu da unutmamak lazım, Pertevniyal çok köklü bir camia. Maddi ve manevi her daim yanımızda olan Yılma Çantay gibi çok değerli bir insana sahipler. Onlardan çok pozitif destek aldık ve böyle bir sonuç ortaya çıktı. Eğer Yılma Çantay olmasaydı belki bugün TBL’de bir kulüp daha kapanacaktı. Sizin aracılığız ile Türk basketboluna katkılarından dolayı Yılma Çantay, Sefer Abdikoğlu ve Abdullah Ercanlı’ya gönülden teşekkür etmek istiyorum.

Çifte lisanslı oyuncularla çalışmak bir coach için zor olmuyor mu? Yer aldıkları diğer takımları sebebiyle her zaman takımın yanında olamıyorlar. Hatta bazen maçlarda bile olamıyorlar.

TBL genç oyuncu yetiştirmek için çok güzel bir platform. Zorlukları olmasına rağmen Türk basketboluna ve sporcusuna katkı için bu kuralı maksimum verimlilikte kullanmaya çalışıyoruz. Hem oyuncular hem de kulüplerle sürekli iletişim halinde kalarak süreci ilerletiyoruz. En önemli katkı da bizim kontratlı oyuncularımızın davranışları. Hem Berkan hem de Onuralp’i maç günü takıma katılsalar bile sanki sürekli takımla birlikteymişcesine sahipleniyorlar, bunun proje olduğunu bilip destek oluyorlar. Ayrıca Orhun Ene'nin empati yapması ve Berkan'ın olabilecek maksimum süre bizimle olmasına izin vermesi, Berkan için de inanılmaz bir artı sağlıyor. Aynı şeyi Ergin Ataman ve Yakup Sekizkök ile geçen sezon yapmıştık. Ege Arar Galatasaray’da az süre alırken, sezon Euroleague'te ilk 5'te başladığı bir noktaya geldi. Eğer insanlar buna inanırsa bunu bir ekip çalışması gibi görürse bu kuralın geçen sene Ege Arar ve Oğulcan Baykan, bu sezon ise Berkan Durmaz ve Onuralp Bitim’e olduğu gibi katkıları inanılmaz oluyor. Uzun vade de Türk basketboluna tabiki… Alper Yılmaz, Ergin Ataman, Yakup Sekizkök, Orhun Ene ve Tolga Öngören A Takım yoğunlukarının yanında gençlere zaman ayırarak onları destekledikleri ve bize güvendikleri için de onlara teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Aslında takım için kiralamak daha iyi bir seçim olmaz mı ?

Bu, yabancı kuralı ve 6 tane yerli oyuncunun kadroda olması gerekliliğinden dolayı çok kolay olamıyor ve yöneticiler kendi oyuncularının kendi takımları ile maç ortamını yaşamasını istiyorlar. Şunu da düşünmek lazım. Mesela Ege Arar o aşamayı çok hızlı geçirdi ve çifte lisanslı olmasından dolayı biz de oynadıktan 2 ay sonra Panathinaikos deplasmanında ilk 5 başladı. Sorununuz çok doğru, genç sporcular ve kulüpler için kiralık projesinin daha da faydalı olacağını düşünüyorum. Çünkü BGL sonrası oyuncuların oynamaya devam etmesi gerekiyor.

Bu sezon Adem Ören haricinde kadro tamamen yenilendi. Yepyeni bir takım olmasına rağmen ilk yarıyı çok iyi oynadığınızı söyleyebilirim. Takım kimyasını kısa sürede oturtmayı nasıl başardınız?

Coachların öncelikli işi basketbol kimyasını oluşturmak, ikincisi de oyuncudan maksimum verim almak. Yaz antremanlarını istediğimiz gibi gerçekleştirdik ve Federasyon Kupası’nda grup lideri olarak çeyrek finale yükseldik. Lige de ilk 4 maçın 3'ünü kazanarak çok iyi başladık. Fakat sonra Atkins'in sakatlığı ile birlikte zorlu bir fikstürümüz vardı. Eksikliklere rağmen bu beş maçı maçı birer ikişer topla kaybettik. Sonrasında sakatlık problemlerinin çözülmesi, Berkan'ın ve Onuralp'in dahil oluşuyla takım kimyamız yükseldi ve bir galibiyet serisi yakaladık. Biz fikstürün kendi bloğumuzdaki takımları ile oynayacağımız kısmını bildiğimiz için mağlubiyetler sonrasında panik butonuna basmadık. Bu süreçte iyi konsantre olarak galibiyet serisi yakaladık ve şuan kendimizi Play-Off yarışına attık.

Sezon başında istatistiklerinize baktığınızda iki sayı yüzdenizdeki düşüklük dikkat çekiyor. Ayrıca ribaundlarda da özellikle kaybettiğiniz maçlarda rakibinizin çok gerisinde kalıyordunuz. Ancak şuanda baktığımızda ribaundlarda olsun iki sayı yüzdenizde belirgin bir artış olduğunu söyleyebilirim. Bu artışı takım kimyasının oturmasıyla mı yoksa Berkan ve Onuralp'in takıma gelmesiyle mi açıklarsınız?

Çok doğru bir soru. Teknik olarak bizim planladığımız bir şeyin sonucu bu. Çünkü biz rakibe önlem alarak iyi savunma yapmaya çalışan bir takımız. İyi savunma yaptıkça da ribaund sayılarınız yükseliyor. Berkan ve Onuralp'in gelişiyle atletizmimiz bir seviye daha yukarı çıktı. Bunun da hem ribaundlara hem de yakın mesafeli atışlardaki yüzdemize olumlu yansıması basketbol doğrularının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Önemli olan ise bu doğrulara çok çalışarak devam etmek.

Bu şekilde baktığımızda ligin en genç iki takımından biri oluyorsunuz.

Bandırma Kırmızıyla birlikte evet. Performansımızın artmasını atletizm ve savunma rotasyonunun sonucu olarak görüyorum. Berkan'ın dahil olması uzun rotasyonumuzu daha atletik hale getirdi ve “Possession başına yediğimiz sayı” istatistiğinde de çok ciddi aşama kaydettik. Hücum kısmında da dediğiniz gibi yüzdemiz arttı. Bunun sonucunda da galibiyetler gelmeye başladı.

İlk yarı performansınıza baktığımızda dikkatimi çeken bir durum daha oldu. O da genç ve yeni bir takım olmanıza rağmen kaybettiğiniz hiçbir maçta mücadeleyi bırakmadınız. Hemen her maçınız kafa kafaya geçti desek çok da yanlış olmaz. TBL'de kısa sürede bu dengeyi oturtmak çok kolay değil. Bunu nasıl başardınız?

Her maç sonrasında hücum ve savunma analizi yaparak bir standart yakalamaya çalışıyoruz. Hücum ve savunma kısmında özellikle oyunda yüzdeler değişebiliyor ama biz maç içerisinde bu durumu oyunun şeklini temposunu değiştirerek dengelemeye çalışıyoruz. Bu da sonunda bir ortalama getiriyor ve her maçın içinde kalmanızı sağlayabiliyor. Evet maç maç performanslar farklılık gösterebiliyor ama pozisyon olarak baktığımızda bir standart yakaladığımızı görüyoruz. Bu tamamen bir coach tercihidir. Bazı coachlar farklı sistemleri kendi düzenleri içerisinde kullanmayı tercih ediyor. Bazı coachlar da aynı düzene sadık kalıp düzen içerisinde bazı değişiklikleri yapıyor ki  bende bu coachlardanım.

Antrenörlük kariyerinize erken yaşta başladınız ve genç yaşınıza rağmen 12 senelik Efes altyapısında kupalarla dolu bir kariyeriniz var. Antrenörlüğe erken başlamanızın da şuan bu kadar başarılı olmanızda ve oyuncularla iyi bir iletişimde olmanızın etkisi oldu mu?

Tabii ki çok etkisi oluyor. Antrenörlükte kilometrenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Altyapıda geçen uzun yılların gelişimime çok önemli etkileri oldu. Bunun yanında Anadolu Efes’te altyapı ile birlikte Avrupa basketbolunun çok önemli isimlerinden; Oktay Mahmuti, David Blatt, Ekrem Memnun, Ergin Ataman, Velimir Perasovic, Çetin Yılmaz, Ufuk Sarıca, Alper Yılmaz, Dusan Ivkovic ve Ahmet Çakı ile A Takımda çalışma ve gözlemler yapma fırsatım oldu. Bu süreçlerin tamamının antrenörlük felsefemin oluşmasında çok önemli katkıları olduğunu söyleyebilirim.

Anadolu Efes'te uzun yıllar çalışmış biri olarak bu ayrılıklar ve yeni bir oluşuma giden yol size duygusal anlamanda neler hissettirdi?

Duygusal anlamda iki üç kelime ile özetlemek gerekirse; fırsat, yeni bir sayfa,heyecan…
Bu tip ayrılıklar yeni bir başlangıcı beraberinde getiriyor. Ben hayata da b
öyle bakmaya çalışan biriyim. Mutlaka bir fırsatın geleceğini ve bunu en iyi şekilde değerlendirmem gerektiğini düşünerek bu süreci kendi gelişimime katkı sağlayacak şekilde geçirmeye çalıştım. Anadolu Efes sonrası Amerika’ya giderek NBA ve NCAA gözlemlerinde bulundum. Türkiye’de de önemli isimler ile sohbetlerim ve temaslarım oldu.
Antrenörlük mesleğinin bazı gerçekleri var;  inişler, çıkışlar, yeni sayfalar ve projeler sürekli karşımıza çıkabiliyor. Ama şunu unutmamak gerekiyor. Vazgeçmememiz gereken yegane şey; başarmak için bütün gayretimizi göstermemiz, düştüğümüzde ise daha güçlü kalkmayı bilmemiz gerçeğidir.

Arda Vekiloğlu, Burak Gören ile birlikte genç neslin öne çıkan coachları arasında isminizi sayabiliriz. Kişisel olarak kariyer hedefiniz ne?

İlk olarak Bakırköy Basket projesinde üzerime düşen sorumluluğu yerine getirip elimden gelenin en iyisini sahaya koymak istiyorum. Orta – uzun vadeli kariyer hedefim ise kendimi her alanda geliştirip uluslararası bir antrenör olmak. Doğru ekip ve seçimlerle Euroleague düzeyinde görev yapmak en büyük kariyer hedeflerim arasında. Ama bu hedefi gerçekleştirmek için her günümü, her antrenman ve maçımı en iyi şekilde değerlendirmem gerektiğini biliyorum.

Şuan da büyük başarılara imza atan çoğu oyuncuların ilk antrenörlerinden birisiniz. Yetiştirdiğiniz oyuncuların ileride böyle başarılarına tanık olmanız size neler hissettiriyor?

Bir sporcuyu sıfırdan bulup, basketbolunun yanında onun mental ve fiziksel gelişimi ile ilgilenmeniz gereklidir. Bu, çok emek isteyen ve heyecan verici bir projedir. Büyük emeklerin ve mücadelenin sonucunda ise bu sporcuyu hedeflenen yerde veya A Milli takım formasını giymiş olarak görmek ise tarifi olmayacak bir duygudur.
Anadolu Efes’te şampiyon olmak elbette ki önemliydi. Fakat benim felsefem başarı yolunda ilerlerken asla sporcuların bireysel gelişimlerinden ödün vermemekti. Bu anlamda da fırsat bulduğumuz her zamanı çalışarak değerlendirdik. Şunu da unutmamamız gerekiyor. Her genç basketbolcu olamıyor. Onları hayata hazırladığımızı unutmamız gerekiyor.
 Bir çoğu da şuan basketbol oynamadığı halde basketbol hayatlarına o kadar önemli dokunuşlar yaptı ki, bunu onlardan duymanın hazzı en az Cedi, Furkan ve Okben'i izlemenin vermiş olduğu haz kadar değerli oluyor.

Bakırköy Basket için ilk yarıyı nasıl geçti? İkinci yarı için hedefler neler?

Bandırma Kırmızı'yı hariç tutarsak ligin açık ara en düşük bütçesiyiz.
Sezon başı
play-off yarışında olmak istiyoruz desek, bir çok insan bu yorumu fazla iddialı bulurdu. Yaz döneminde bir plan yaptık, hedefsiz iş olmaz dedik, evet bütçemiz mütevazi olabilir fakat biz ilk yarıdan 9 galibiyet çıkartırsak play-off bandında olacağımızı anlattık. Tabi ki ligde kalıcı olmak önceliğimiz ama oyuncularımızın bu noktaya gelerek kendilerine de değer katacaklarını söyledik. Onlar da sağolsunlar buna inandılar, kaptanlar Reha Öz ve Adem Ören önderliğinde  ligin ilk 4 haftasına 3 galibiyet ile başladık, sonra Atkins’in sakatlığının da etkisiyle zorlu fikstürde 5 maçı da bir-iki top ile kaybettik. Ardından da yakaladığımız galibiyet serisi ile ligin ilk yarısını hedeflediğimiz yerde tamamladık.
Değinmem gereken çok önemli bir konu daha var. Bu bir ekip işi. Teknik ekibimizin üst düzey , modern basketbolun gereksinimlerini karşılayan takım
ınlardan farksız çalıştığını düşünüyorum, bugün başarı olarak görünen bu sonucun en önemli sebeplerinden biri de budur. Huzurunuzda onlara da çok teşekkür etmek istiyorum..
İkinci yarı için ise; her zaman filmin sonu önemlidir. Oyuncularım ve ekibim adına Play-off’ta olmak için tüm mücadelemizi vereceğimizi söylemek istiyorum.

 

 

 

Yorumlar Okunma: 2739