maltepe escort alanya escort kartal escort manavgat escort  EleştiriYorum (Şükrü Yaravlı) - BasketFaul.com

EleştiriYorum (Şükrü Yaravlı)

06-02-18 22:52
Aşağıdaki yazı durup dururken aklıma gelmedi. Birkaç haber ve makalenin altındaki yorum bölümleri beni bu yazıya yöneltti. Ben de ocağa moka makinemi koydum, plak koleksiyonumdan 80ler klasik rock albümlerinden birini seçip tozunu aldım ve pikaba yerleştirdim. Dumanı tutan Kolombiya kahvemi de alıp ısırılmış elma logolu notebookumun başına oturdum; demek isterdim ama öyle olmadı. Dünden kalan çorbayı ısıttım sabahları severim. Kedi kumunu temizledim. Ardından tansiyon ilaçlarımı aldım ve bilgisayardan Spotify’ı açıp yazmaya koyuldum.

Birkaç haber ve makalenin altına gelen yorumlar beni yazmaya itti demiştim. Peki, neydi bunlar? Koç Akdağ’ın yerine Koç Girgin’in gelişi, Koç Obradovic’in eliyle takım kaptanı ve milli takım oyuncusu Melih’in yanağına yaptığı temas, Anadolu Efes Fenerbahçe Doğuş karşılaşmasındaki yüz sayı meselesi ve akabindeki Koç Demir’in twiti ile ilgili haber ve Hayri Pekergin ile Can Kasaplar’ın yazıları oldu.

O zaman biraz eleştiri hakkında biraz da bu haber ve makaleler hakkında bir şeyler söylemek istiyorum.

Bir olayı, bir oyuncuyu, bir koçu ya da bir takımı eleştirmek çok kolay. Ve bunu olayın ya da konunun özelinde tutamayıp genele bağlayıp içindekileri boşaltmak da cabası. Yapan haklıdır belki… Onca meşakkatli yolu tırmanıp, düşüp yaralanıp yola devam etmeye çalışmak zor tabii. Bir de bütün bunlar olurken kendine sürekli donanım eklemeye çalışmak, güncel kalmak ve ilişkileri taze tutmak da işin cabası. Ama günümüzde sosyal medyanın zengin olanaklar sunması mahalle köşelerindeki eleştirileri bile dijital platforma taşıyıverdi. Her seviyedeki eleştiri de bu sayede sanal mecrada bir yer kaplar oldu. Dolayısıyla okuyucu da zihninde entelektüelliği seviyesinde bir filtre oluşturdu. Yani, algılayabildiği düzeydeki eleştirileri kendine yakın buluyor ya da karşı çıkıyor. Ancak ortamın çok sığ olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. Burada da birkaç farklı tür okuyucu ortaya çıkıyor. Konuyu bir başka yere taşımaya çalışanlar, taraftar düzeyinde ele alıp o kişi ya da o takım ne yaparsa yapsın savunanlar ya da yere vuranlar ve kendi doğrularını saygısızlık içermeden söylemeye çalışanlar. İşte bu son noktada iş tekrar çatallaşıyor. Yani kendi doğrusunu söylemeye çalışana saldırmak ya da sallamak. Bunu birçok insan, sosyal medyanın bize sunduğu eleştiri ve fikrini söyleme özgürlüğü olarak görüyor. Oysa bu, karşındakini bastırma, üste çıkmaya çalışmaktan öte bir durum değil. Yani sanal ortamda da zeka, bilgi ve konu hakkındaki yetersizlik ortaya çıktığı an konuyu saptırma, fanatiklik ve daha çirkin bir tarafa doğru hızlı bir geçiş yaşanıyor. Kendi fikrini anlatma, örnekleme ve saygı çerçevesinde savunma hakkı, karşı görüşler hakkında fikir edinmemizi, fikirlerimizi farklı bakışlardan gözden geçirme fırsatı vermelidir oysaki. Yani bir eleştiri, eleştirilene yeni bir bakış açısı belki bir sorgulama ve en önemlisi de bir sağlama duygusu uyandırmalıdır. 

Hadi Cem Akdağ’ın yerine Tunç Girgin’in getirilmesi haberinin altındaki yorumları isterseniz bir daha okuyun. Ben haberi okuduğumda herkes gibi bu haberin altındaki yorumlar bölümü boş kalmaz dedim. Öyle de oldu. Ancak işler biraz çirkinleşti. Ben ise gönülden Kolejlilerin bu durumu vesile yaparak takımın şu anki durumunu sorgulamalarını, bir önceki sezon paraşütsüz düşüşlerine, düştükten sonra da bu sezon hedefsiz ve amaçsız devam eden yuvarlanmalarını sorgulayan bir platform oluşturur sanmıştım. Bir koçun gönderilmesi ve yerine başka bir koçun getirilmesi bu işin doğasındadır. Ancak, yorumlar üzerinden bakarsak beni etkileyen “... bence resimde sağ tarafta oturan UPA sporun sahibi Veysel abiyi koç yapsalarmış, …” yorumu oldu. Çünkü naiflik ve espri üzerinden de fikrimizi pekala söyleyebiliriz.

Gelin şimdi de Obradovic ile Melih hakkında çıkan haberin yorumlarını okuyun. Sizin de fark ettiğiniz gibi yukarıda söz ettiğim bütün yorum türleri mevcut. Seçin beğenin alın diyeceğim ama beyin ister istemez filtreliyor ve çöpleri ayıklıyor. Benim fikrim ise olayın etkisi –ulusal basında yer bulması- sitedeki haberin altında bulunan otuz yorumdan fazlasıydı ki Koç Obradovic akabinde bir açıklama yayınlamak durumunda kaldı.

Anadolu Efes ile Fenerbahçe Doğuş maçında yaşanan 100 sayı (yazıyla yüz) konusunda da ciddi bir katılım bekliyordum ancak yanıldım. Fazla rağbet görmedi. Rağbet görmedi derken yanlış anlamayın, birçok antrenörün ve basketbolseverin kendi takımları olsaydı nasıl davranırdı şeklinde yorumlar bekliyordum. Yani durum 98-74 iken hem size yüz atmak için çaba harcanmasına hem de sizin yüz atmaya çabalamanız ile ilgili yorumlar zihin açıcı olabilirdi. Antrenörlük yapmış biri olarak bilgece ve tutarlı davranma durumunda maç sonu benzer durumlarda her rakibe aynı şekilde davranılması gerektiğini söylemek isterdim. Maalesef bu mümkün değil. Bazen soğuk bir yemek yiyeceğinizi bilseniz de içinizdeki sese yenik düşersiniz. Ancak son yıllardaki duruşumla söylemek isterim ki 98-74 iken 100'e tamamlamak için hamle yapmazdım.

Bu habere bağlantılı olarak siteye düşen bir diğer haber de Koç Demir’in sosyal medya hesabından paylaştığı twit idi. Malum, günümüzde haber, magazin ve spor siteleri konularıyla ilgili kurum, kulüp ya da kişilerin sosyal medyada güncel konulardaki paylaşımlarını takip ediyor. Koç Demir de bir paylaşımda bulunmuş ve bu da sitede yer bulmuş. Benim bununla ilgili yorum beklentim bu minval üzerinde olurdu. Bir ikisi hariç yine konu farklı yerlere çekilmiş ne yazık ki. Olayları kendi dinamiği içinde yorumlamak, o konuda fikir üretmek ve tartışmak bizi yukarı taşır. Bastırmaya çalışmak, tartışmanın yönünü taraftarlığa çekmek üçgen bir kalıba kare bir nesneyi yerleştirmeye benzer.

Gelelim yazmama neden olan haberler ve yorumlarından sonra geriye kalan iki makaleye. Birincisi Hayri Pekergin’in kaleme aldığı “Bildiğini Zannedenle Tartışmak” adlı yazısına. Yazı içeriği içine düşülen mali girdabın ciddiyeti ve yetiştirici olmanın zahmetli ama çare olacağı kısaca. Ve gerçekten de yorumlar bu saptamalarla paralel fikirler ve kaygılar içeriyor. Yani yazıyla okuyucu örtüşmüş. Ancak yine de altyapı emekçilerinin daha çok ilgi göstereceğini düşünmüştüm. Parlatılmaya ihtiyacı olan ya da yaptıkları işlerin karşılığını bulamayan belki de özgün bir projesi olan genç kulüp yöneticisi, beden eğitimi öğretmeni ya da antrenörün bu makalenin yorum bölümünden ses vereceğini tahmin etmiştim. Çünkü bu site üzerinden ortaokullar Türkiye şampiyonu olan Düzce takımı için ciddi medya desteği verilmişti. Küçük oluşumlar desteklenmeli, değerli mini yapılar halini almalı ki yetiştirici kulüp olma hevesi tüm ülkeye yayılsın. Aksi taktirde gelir gider modeli dengesiz yapılar kapılarına kilit vurmaya artarak devam eder.

Son günlerde sitede yer alan ilgimi çeken haberler ve altlarındaki zeki ve naif yorumlar, eleştirel açılar, fanatik ve dayatmacı paylaşımlar derken geldik yazıya konu olan son makaleye. Can Kasaplar’ın kaleme aldığı Jeff Van Gundy’nin bir iletisinden yola çıktığı yazıya. Herhalde bu yazı siteye konana kadar Can’ın yazısı 2bin tıklamaya ulaşmış olur. Ancak şu ana kadar hiç kimse fikir beyan etmemiş. Neden hiçbir basketbol sever, koç ya da yönetici kendi önceliği olan oyuncu tipi ve öncelikli özelliklerini yazmaz bilemedim… Herhalde haberlere verilen tepki ve yorumlar kadar ilgi çekici gelmiyor. Oysa bu konu üzerine tefrikalar yazılabilir. Ben kendi sıralamamı söylemeden önce nereden feyz aldığımdan bahsedeyim: John Wooden’ın TED Talks’da yaptığı “Kazanmak ve Başarı Arasındaki Fark” adlı söyleşiden. Ufuk açıcı bir 18 dakika, tavsiye ederim. Orada Koç Wooden alaycı olarak her şeyi iyi yapan oyuncular istediğinden sonrasında da üniversitesindeki iki çaylağın antrenmanını seyrederken onların nasıl takıma gireceğini aklından geçirirken bir süre sonra o oyuncularla kazandığı başarıdan söz eder. İşte bu noktada Jeff Van Gundy, NBA menajerleri ya da Euroleague koçları sertlik, beceri ve atletizm üzerinde sıralamalarını yapabilirler dedim. Ama ben bu konudaki yorumumu Wooden’ın konuşmasının yardımıyla yapmalıydım. Yani bir savunmacınız, iyi bir havlu sallayanınız, bir ribaunt yapıcınız varsa onlara sahip çıkın çünkü yetenekli atletiniz anca onlarla beraber yükselir ve takımı yüceltir. Çünkü ancak böyle takım olarak daha sert olunabilir ve takımdaki yetenekli atlet, takip edilen oyuncu adayları arasına girebilir.

Vakit geçmiş, bilgisayarın üstünden balkona gözüm ilişti. Ufka yakın geçen gemiyle kıyı arasında bir yerlerde birkaç yunus yüzgeci çıktı daldı gibi gördüm. Dikkat kesildim. Şaka şaka. Caddeden gelen hafriyat kamyonuyla minibüsün karşılıklı kornaları sayesinde konsantrem bozuldu, son satırları yazıp, kaydettim ve biraz hava almaya çıktım.

Geçmişte çok yakındığımız basketbol haberlerine mini minnacık yer ayıran gazeteleri hem eleştirip hem de ertesi sabah bir önceki günkü maçla ya da maçtaki bir olayla ilgili bir haber çıkar umuduyla gazeteciye koşar adım giderken şimdilerde haberlerin saatler içinde sabun köpüğü gibi eriyip yenilerinin ekrana düştüğü ve altına haberi yapan site de dahil istediğimiz gibi yorum bırakabildiğimiz bir devirdeyiz.

Nimet mi lanet mi?
 

Yorumlar Okunma: 4933