maltepe escort alanya escort kartal escort manavgat escort  Contemporary (Şükrü Yaravlı) - BasketFaul.com

Contemporary (Şükrü Yaravlı)

13-02-18 12:36
Bu yıl 13.sü yapılacak olan ben dahil birçok sanatseverin Eylül ayını iple çektiği uluslararası bir sanat organizasyonun adı Contemporary İstanbul. Bu sebepten mi bilmem ama kulağımızı artık çok tırmalamıyor bu contemporary kelimesi. Türkçemize sızmaya çalışan bu kelimeye çağdaş, aynı zamana ait, muasır, günümüze ait, modern ve aktüel gibi pek çok anlam yüklenebiliyor. En çok da sanat, edebiyat, müzik ve modada kullanılıyor. Ben daha çok geçmiş zamanda yapılmış eserlerin içinde bulunduğumuz dünyada demode kalmadığı, kopyalandığı, esin kaynağı olduğu durumlarda kullanıyorum. Yani bir bakıma döneminin önünde olmuş, anlatımı ya da güzelliğiyle günümüzde dün yapılmışçasına bir mesaj ve enerji vermesinden etkileniyorum. George Orwell’in 1984’ü, Michelangelo’nun Davut’u, Mimar Sinan’ın Süleymaniye Camii, Ridley Scott’un Blade Runner’ı ve John Wooden’ın Başarı Piramidi gibi. Örnekler uzar giderken eminim ki siz de şu an sizi etkileyenleri düşünüyorsunuz ve aklınıza bir bina, bir tablo, bir beste ve belki de bir yazı geliyor. Benim de elimde ilham veren ve güncelliğini koruyan 1972 Haziranında kaleme alınmış bir yazı var. Arşivi karıştırırken yazıyı tekrar okuyunca bu günlerde bizi çok heyecanlandıran ve medyada yer bulan yeni Eğitim Kurulu ve TÜBAD’ın ortaklaşa yapmayı düşündüğü projelere bu yazıdan pasajlar kullanarak bende destek olmaya çalışayım diye düşündüm.

Rahmetli duayen Aydan Siyavuş “Değer”e Hürmet adlı yazısına şöyle başlamış “Spor’da geri kalmış memleketler arasında, hatta başlarda sayılmamızın en mühimi “DEĞER” anlayışımızın yoksunluğundan ileri gelmektedir. Kıymet mefhumu bizatihi o şahsın bilgisi, çalışkanlığı, dürüstlüğü ile değil de “ZAHİRİ” tutumu ile ölçülen Türkiye’mizde ileri hamleler yapmak mümkün değildir.” Projeler üretilme aşamasında elbette ki en ideal şekilde hazırlanır. Ancak pratiğe en iyi şekilde geçirmek için doğal olarak doğru insan gücüne ihtiyaç vardır. Ve belli ki O, bunun önemini 46 yıl önce görmüş.

Ardından şöyle devam etmiş “Dergimizde çıktığımız günden beri" TEKNİK” konulara el atmaya çalıştık. Öğretici, İdareci Sporcu bilmiyoruz ne dereceye kadar istifade etti yazdıklarımızdan. BASKETBOL’ü on adamın bir topun peşinden koşan bir spor branşı olarak görmek zihniyeti yok olmadan “İLERLEMEK” bize göre muhaldir.

İlerlemenin gerekleri bihakkın yerine getirilmesi halinde ümit ışıklarını görebiliriz. Nedir bu “GEREKLER”… Klasik sözcükleri sıralamaya hiç de niyetimiz yok.. Tesis, malzeme, imkan… İşte bunun için gülüyoruz ağlanacak halimize. Hani ANTRENÖR.. Antrenöre verdiğimiz “DEĞER” ortada.. İki elin parmakları kadar antrenörümüz yok. Ve biz BASKETBOL’ü ilerlemiş telakki ediyoruz. Ve biz o on adamın tesadüfen aldığı galibiyeti ellerimiz morarana kadar alkışlıyoruz.. Ve biz o on adamın mukadder galibiyetini kanıksıyoruz. Sporda hamle ancak “ÖĞRETİCİNİN” bilgisi ile mümkündür.”
 
Çok şükür. Bir elin parmaklarını geçen antrenör sayısına ulaştık. Ancak çok daha fazla sayıda kalifiye antrenöre ihtiyacımız var. Açık, kapalı, büyük, küçük, parke ve tartan salonlarımız var. Kauçuk ya da deri toplarımız da var. Geriye rahmetli Koç Siyavuş’un üstüne basarak vurguladığı “öğreticinin bilgisi” kalıyor. İşte bu da projelerin temelinin insan gücü ve bu gücün kalifiye hale getirilmesi temeline oturtulması anlamına geliyor. Eminim ki projeler açıklandığında hareket noktası bu olacaktır. Şu an Trakya’dan Anadolu’ya yüzlerce genç antrenör ve antrenör adayı, işinin ehli değerli antrenörlerin dokunuşuna ve onların bilgisinden faydalanıp kendilerini bir üst seviyeye çıkarmanın hayalindedir. Ve bu, onlarca aktif olmayan ya da yarı aktif -şu an bile aklımızdan geçerken ne kadar çok dediğimiz- değerli antrenörlerin misyonerce görev almasıyla mümkün olabilir. Çünkü yurdun neresinde olursa olsun basketbol okulu ya da altyapı kulübündeki antrenörlere yerinde yardımda bulunmak ve eğitmek bence en doğrusu. Örnek verecek olursam, yılbaşından önce Anadolu’dan bir kulübün davetiyle bünyelerinde bulundurdukları monitör ve antrenörlere eğitim vermeye başladım. Metot olarak antrenmanlarını izledim, ardından bir seminer verdim. Biraz çay kahve ve bol sohbet ile onları daha
iyi tanımaya çalıştım. Ertesi gün ise onlarla beraber antrenmana girdim. Evime döndüm ve onlara sunumlar, PDF kitaplar göndermeye başladım. WhatsApp grubundan sorularını cevaplamaya başladım. Yaklaşık bir ay sonraki ziyaretimde yine benzer bir uygulama yaptık. Ekstra olarak antrenörlere antrenman yaptırdım. Onlara mail yoluyla bazı sorular sorup değerlendirmeler yapıp geri bildirimde bulundum. Buna benzer bir yöntem, çerçeveleri çizilip, detaylı uygulama adımları hazırlanıp bir program dahilinde uygulanabilir. Zira amacımız çok daha fazla aday arasından altyapı milli takım oyuncularını seçmek, yıldız oyuncu yetiştirmek ve oyuncu ihraç etmek değil mi? Öte yandan da yurda basketbolu homojen olarak yaymak ve ligleri daha rekabetçi hale getirmek. Bu, zaman içerisinde hem ülke basketbolunu yukarı çekecek hem kulüplerin gelir gider dengesine pozitif katkı sağlayacak hem de yetiştirici kulüplere bir ivme kazandıracak. O zaman tekrar söyleyeyim etik değerleri yüksek, fundamental zengini atletler yetiştirmenin yolu “öğreticinin bilgisiyle” mümkün.

Ardından üstat bir serzenişte bulunmuş “Teksas’dan kopan gelen bir hocaya verdiğimiz “DEĞER” yanında imkansızlıklara göğüs geren Türk meslektaşlarına ne “DEĞER” veriyoruz.. Koskoca bir “HİÇ”.. Başlatılacak bir altyapı kalkınma projesiyle Türk antrenörüne hak ettiği değeri çift yönlü olarak vermiş oluruz. Yani böyle bir projede federasyon görev verdiği emekçileri takdir edip, ödüllendirmiş olurken, bu projede eğitim alan ve yararlanan antrenörler, beden eğitimi öğretmenleri de en doğru ağızlardan bilgi ve tecrübelere ulaşacak. Ofisten çıkmadan yönetilen ve pratik açmazları çok olan altyapı kuralları yerine katılımcı ve refleks gösteren geniş bir kitle hareketini projelendirip, yerinde tespit, eğitim ve iyileştirme ile çok daha hızlı gelişiriz.

Rahmetli duayen Koç Siyavuş 1972 Haziranında kaleme aldığı yazısında yöneticiler de nasibini fazlasıyla alıyor “Basketbolün “B”nden bihaber idarecilerin elinde adeta oyuncaktır ANTRENÖR.. Yetiştiriciliği, öğreticiliği ile ilgisi yoktur o zavallı idarecinin.. Galibiyete prim verir.. Mağlubiyet ise kapıyı gösteren işarettir. Sporcu şayet disiplinli, ciddi bulursa antrenörü mutlaka çaresini arayacak ve beklediği işareti verecektir yöneticisi..

Manevi taltif olmayacak, maddi imkan tanınmayacak ama antrenör gene de bu susuz çölde hayat bulmak için çalışacak. Olmaz böyle şey…

İlgililerin buna çare bulması hem vazife hem de mecburiyettir. Ama herşeyden evvel onların da “DEĞER” ölçülerini kendi kendilerine de olsa hakiki normlara getirmeleri gerekir.” Belki o günün dinamikleri içinde üstü kapalı bir kişi ya da olayı baz alarak yazmış da olabilir bu satırları. Ama genel olarak düşünecek olursak bugünde yukarıda bahsettiği iki konu temel sorunlar arasında. Antrenörün, antrenmanın ve fiziki şartların iyileştirilmesi basiretli yöneticiler olmadan nasıl mümkün olabilir ki. Kurumlarda nasıl süreklilik esas ise kulüplerde de durum benzer olmalı. Dolayısıyla yöneticilerin eğitimi de bu projenin parçası olması kaçınılmaz. En temelinden kurumsal kimlik oluşturma, sponsorluk sunum ve dosyaları hazırlama, temsil ve ağırlama, kriterlere uyma, tesisleşme, periyodik sporcu takibi (sağlık, beslenme, psikolojik ve performans), taraftar yönetimi, altyapı iş geliştirme, kaynak yaratma ve veli ilişkileri gibi konularda eğitilmesi ve yönetmeliklere mutlak hakim olması sağlanmalı. Elbette ki sabır, ahlaklı hareket etme, kazanma ve kaybetme davranışlarını kontrol edemeyiz ama etik bir çerçeve dahilinde federasyon tarafından gözlemlenebilir hale getirilebilir. Ve yılın altyapı kulüp yöneticileri gibi bir ödülle teşvik edilebilir. Rahmetli Koç Siyavuş’un aynı bölümde bahsettiği ikinci husus antrenörün maddi ve manevi olarak hak ettiğinin çok altında özlük hakları olduğu. Ancak buna rağmen (susuz çölde hayat bulmak için çalışacak) şevkle çalışacaklarından söz ediyor. Çünkü yurdun her tarafındaki altyapı antrenörü de herkes gibi yaşamaya mecbur ve faturalarını ödemek için hak ettiğinin çok altında maaşlara el sıkışmak durumunda kalıyor. Ama bir takımınız olunca, olayı kişiselleştirirsiniz ve durmadan çalışırsınız. Hafta sonununuz yoktur. Geç saatlerde antrenman ya da maçınız olabilir. Sabah çok erken saatlerde farklı oyuncularla birden fazla antrenman dahi yaparsınız. Yani bir 9dan 5e işinden çok fazlasıdır. Bu yüzden altyapı antrenörleri düzgün bir kontratı, sigortayı, emekliliği ve en önemlisi daha iyi bir maaşı hak ediyor. Bu iyileştirmenin bir süreç gerektireceği aşikar. Ancak bu konuda beyin fırtınası yapılmaya da biran önce başlanmalı.

“BASKETBOL TEKNİĞİ, pek yakın gelecekte ANTRENÖR davasında katkıda bulunabilmek vazifesine dört elle sarılacaktır. Hoşça kalın kıymetli okuyucularımız. A.Siyavuş” Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü’nün Türk basketbolunun efsanesi Yalçın Granit olduğu Basketbol Tekniği dergisinin Haziran 1972 sayısında böyle yazmış değerli üstat. Kapanışta bahsettiği antrenör davasının takibini bugün Eğitim Kurulu ve TÜBAD’ın öncülüğünde hep birlikte yapmak, altyapı hamlesinde oluşturulacak geniş sathın destekçisi ve parçası olmak görevimizdir.

Bu çağdaş (contemporary) Değere Hürmet yazısı vesilesiyle duayen Aydan Siyavuş’u saygı, sevgi ve rahmetle anıyor, yeni Eğitim Kuruluna projelerinde başarılar ve kolaylıklar diliyorum.

Not: Yazının orijinal imla ve işaretlemelerine sadık kalınmış ve değiştirilmeden kullanılmıştır. 

Yorumlar Okunma: 2823