Cavit Akova: NBA'deki draft sistemi Türkiye'ye uyarlanmalı - BasketFaul.com

Cavit Akova: NBA'deki draft sistemi Türkiye'ye uyarlanmalı

22-02-18 07:22
Röportaj: İlker Yıldız & Gençalp Kozan
Fotoğraflar: Ebru Erdoğan
Geçtiğimiz günlerde tarihinde ilk kez Türkiye Kupası’nda boy gösteren ve çeyrek finalde TOFAŞ karşısında alınan yenilgiye rağmen oraların gediklisi olmaya aday bir görüntü çizen Sakarya Büyükşehir Basketbol’da kısa sürede gelen bu başarının tesadüf olmadığı aşikar zira Koç Selçuk Ernak ve öğrencilerinin arkasında, onları kötü gün dostu edasıyla destekleyen bir yönetim mevcut. Biz de yaklaşık 30 yıldır basketbol camiasının içinde bulunan, Sakarya’da basketbolu canlandırmaya gönül vermiş ve halihazırda Sakarya Büyükşehir Basketbol’da genel sekreterlik, yönetim kurulu üyeliği görevini sürdüren Cavit Akova ile Sakarya’daki kulüp yapısını, altyapı faaliyetlerini ve Sakarya’daki taraftar potansiyelini ele alırken aynı zamanda Türk basketbolunun sorunlarına alternatif çözüm önerileri sunmayı ihmal etmedik ve bunların sonucunda ortaya keyifli bir basketbol sohbeti çıktı.

Sizin ilk günden bu yana Sakarya’daki bu projenin içinde olduğunuzu biliyoruz, Sakarya’da basketbol takımı kurma macerası nasıl başladı?

Her şey 1980’li yıllarda şimdiki adıyla Good-Year, o zamanki adıyla Uniroyal olan takımın lige çıkma mücadelesi vermeye başlaması ve kapanmasından sonra bizim devralmamızla başladı. Bugün altyapı koordinatörümüz olan Çetin Bingöl’ün de içinde bulunduğu takımla üç sene lige çıkma mücadelesi verdik ancak bunu bir türlü başaramadık. Sonra aradan yıllar geçtikten sonra, o takımdan Salih Koşu’nun Sakarya Gençlik ve Spor İl Müdürü olmasıyla Sakarya’da basketbol adına yaptığımız çalışmalar hız kazandı. Salih Koşu ve arkadaşları Sakarya Üniversitesi kız takımını oluşturmuşlardı, bize de yardımcı olup olamayacağımızı sordular. Biz de erkek takımını da devreye sokma düşüncesiyle, bizimle birlikte basketbol oynayan Akgün Altuğ ile bir araya gelip bir erkek takımı kurma düşüncesini kendisine ilettik. O da bu teklifi çok olumlu şekilde karşıladı. Daha sonra Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Zeki Toçoğlu’na bu fikri götürdük, bunun ancak belediye bünyesinde gerçekleşebileceğini söylediğimizde sağ olsun o da bu teklife çok sıcak yaklaştı. Böylece erkek basketbol takımını Sayın Zeki Toçoğlu’nun da açılışta söylediği gibi, ‘‘sosyal sorumluluk projesi’’ adı altında belki çok iddialı olmayan bir takımla çok kısa zamanda başlattık. Ama Sakarya insanının yapısı gereği hemen iddialı duruma gelerek mevcut durumumuza kadar ilerledik.

Sayın Selçuk Ernak kulüp başarısında sacayağı olarak iş adamları, Büyükşehir Belediyesi ve kulüp yönetiminin payı olduğunu söylemişti. Bu başarıyı sağlayan sizce de bu üçlü kurumsal yapı mıdır?

Evet, hatta taraftarı da bu işin içine dâhil ederek aslında dört ayaklı bir masa olduğumuzu söylemek istiyorum. Burada Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve Zeki ağabeyin (Toçoğlu) öncülüğünde bir oluşum gerçekleşti. Başarılı olmamızdaki en önemli unsur, hemen hemen aynı 30 kişilik iş adamı ve yönetici kadrosuyla yola devam etmemizdir ve bunun en olumlu tarafı, 30 kişilik yönetici grubunda hiç kimsenin birbirine üstünlüğünün olmamasıdır. Akgün Altuğ Başkan’dan aramıza yeni katılan arkadaşlara kadar bu işi bir ekip havasında sürdürüyoruz. Aynı zamanda burada hiç kimsenin şahsi bir beklentisi yok ve herkes işini keyif alarak yapıyor.

Tahincioğlu BSL’ye yükselmek için üç yıl üst üste ciddi bütçeli takımlar kurdunuz, çoğu TBL takımında bu istikrarı göremiyoruz. Bunu hangi faktörlerle açıklamak lazım?

Bu Sakaryalı inatçılığıyla ilgili (gülüyor). Biz bir işe baş koyduysak bunu yarı yolda bırakmayız. Geçen sene Süper Lig’e çıkamasaydık yine de bu işin peşini bırakmazdık ve TBL’de tekrar zirveye oynayıp rakiplerin baş belası olurduk.

Şunu da belirtmem lazım: Sakarya çok farklı bir şehir. Burası 16 lisanın konuşulduğu; Çerkez, Abaza, Boşnak, Kürt, Laz gibi birçok farklı etnik kökenden gelen insanın yaşadığı bir yer. Bununla birlikte buranın insanı çok inatçı bir karaktere sahiptir, burada iddia olmadığı zaman bir şeyi götürmeniz çok zor; işi uzun vadede sadece sosyal sorumluluk projesi olarak ilerletmeniz mümkün olmuyor. Spor güzel bir şey ama iddia koymazsanız Sakarya’da devamlılık sağlamakta çok zorlanırsınız. Tabii uzun vadeli projelerle altyapımızı organize etmeye çalışıyoruz. Altyapıda da ufak ufak olumlu neticeler almaya başladık, inşallah o hususta da çok daha güzel yerlere geleceğiz ama dediğim gibi, yukarıda her zaman iddialı olmalıyız.

‘‘İlk zamanlar seyircimiz ‘gol gol’ tezahüratları yapıyordu.’’

Sakarya’da yaşayan taraftarlarınızdan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Beş sene önceki ilk sezonumuzda 30-40 kişilik basketbol gönüllüsüne maçlarımızı oynuyorduk. Bu sezonun ilk maçı olan Trabzonspor maçında ise salona yaklaştığımda uzun kuyrukları görünce ‘‘Tamam, biz büyük iş yapmışız.’’ dedim. Burada çok ciddi bir basketbol potansiyeli oluştu, tabiri caizse 30 kişiden 30 bine ulaştık. Sakarya’da artık önemli ölçüde basketbol seyircisi ve bir basketbol kültürü var. Sakarya’daki futbol gerçeğini yadsımak mümkün değil ancak futboldan bağımsız olarak sadece basketbol maçlarına gelen, kadın ve çocuklardan oluşan bir grup da oluştu, buradaki sayı da her geçen gün artıyor. Biz bundan çok memnunuz. Taraftarımızın bize olan inancı ilk günden beri eksilmedi, sağ olsunlar bizim bu işi başaracağımıza inandılar. Zaman zaman sendeledik, zaman zaman düşer gibi olduk fakat taraftarımızın da desteğiyle doğrulmasını bildik. Seyircimiz bizim için çok önemli ve bu açıdan Türkiye’nin en şanslı illerinden biriyiz.

Seyircinin maça etkisini nasıl görüyorsunuz, Sakarya’da basketbol kültürü oluşmaya başladı mı?

Bir basketbol maçının nasıl izlenmesi gerektiğini bilen taraftar sayımızda her geçen yıl bir artış gözlemliyoruz. Şu an bu yeterli mi? Tabii ki henüz değil ama biz daha beş yıllık bir kulübüz dolayısıyla basketbolun yıllarca üst seviyede olmadığı bir ilden bahsediyoruz. Bu hemen olabilecek bir şey değil, ilk günlerde seyircilerimizin bir kısmı futboldan gelen alışkanlıkla ‘‘gol gol’’ tezahüratları yapıyordu. Ayrıca basketbol seyircisi yaratmak da o kadar kolay değil, bugün Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nin diğer takımlarına da baktığımızda bu takımın taraftarı basketbol seyircisi diyebileceğimiz pek fazla takım yok. Ama bizim taraftarımızın takımına desteğinin, çoğu takım taraftarına kıyasla maça daha efektif katkıda bulunduğunu gözlemliyorum.

Sayın Başkan Akgün Altuğ ile de daha önce konuşmuştuk ama bir de size soralım: Sponsorluk çalışmaları ne durumda?

Ana sponsorluk hariç, forma reklamı ve yan sponsorlarla ilgili bir sıkıntımız yok. İlk günden beri birçok sponsor yanımızda oldu ancak isim sponsorluğuyla ilgili henüz hiçbir firmayla anlaşamadık çünkü o ismi taşıyacak olan firmanın da haklı olarak birtakım çekinceleri oluyor. Takımın lige nasıl başlayacağı, ligde nasıl gideceği belli değildi; ‘‘Her hafta yenilen bir takımın isim sponsorluğu bize ne kazandırır?’’ şeklinde endişelerinin olması çok doğal. Biz kurduğumuz takıma güveniyorduk ve bu noktada olabileceğimizi tahmin ediyorduk ama bunu dışarıdan gözlemlemek o kadar kolay değil, onlar o çekincelerle ana sponsorluk adına uzak kalmış olabilirler. Bununla birlikte Sakarya’ya renk kattığımızı, bir marka değerimiz olduğunu düşünüyoruz ve aynı zamanda marka değerimizi koruyarak ana sponsorluk anlaşması yapmaya çalışıyoruz. Yoksa herhangi bir isim veya herhangi bir rakama sponsorluk yaptırmak kolay. Hem bizim hem de karşı firmanın bir marka değeri var, tarafların her anlamda örtüşmesi gerekiyor ve maddi-manevi kazan kazan metoduyla bir sponsorluk yapılmalı. Bu da ilk sene için çok kolay değil. Bunun farkındayız ama yine de ümitliyiz, görüşmelerimiz devam ediyor. Başkanımız Sayın Altuğ, Asbaşkanımız Sayın Köseoğlu ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Toçoğlu bu konuda çok ciddi emek sarf ediyorlar. Ana sponsorluk ile ilgili kısa zamanda sonuç alacağımızı düşünüyorum.

‘‘Metecan’ın durumunda olan diğer oyuncuları da Sakarya’da parlatmak istiyoruz.’’

Az önce sadece A takım ile ilgili değil, uzun vadeli de birtakım çalışmalarınız olduğundan söz etmiştiniz. Sakarya ili ve çevresinde yürüttüğünüz altyapı faaliyetleri ne durumda?

Altyapı ile ilgili kurulduğumuz ilk yıldan bu yana ciddi çaba sarf ediyoruz. Bu sene biraz daha efektif olma adına geçen sezon asistan koçumuz olan Mustafa Aksoy’u genç takımımızın başına getirdik, 30-40 yıldır basketbol camiasının içindeki Çetin Bingöl arkadaşımız da altyapıyı çok güzel koordine ediyor. Biz potansiyeli yüksek olan Sakarya ilini mümkün mertebe kullanmaya çalışıyor ve değirmeni dışarıdan döndürmek yerine öncelikle Sakarya’daki potansiyeli açığa çıkartmak istiyoruz. BGL takımımız tamamen Sakaryalı oyunculardan kurulu diyebilirim, bu sezon Basketbol Gençler Ligi’nde belki çok iyi neticeler alamadık fakat iki üç oyuncumuz çok iyi performanslar gösterip sivrilmeyi başardı. Bizim için önemli olan skordan ziyade oyuncularımızın öne çıkıp yetişmesi ve A takımda oynayacak seviyeye gelmesidir.

Buna ek olarak şu an Sakarya’daki bütün okullar tarandı ve halen taranıyor. Bu sanırım okullarda yaptığımız üçüncü ya da dördüncü kapsamlı çalışma, şimdiden beş yüze yakın altyapı sporcumuz oldu. İnşallah yaz çalışmasında antrenör kapasitesi olarak da altyapıya yoğunlaşıp elemeler yaparak çok iyi bir altyapı oluşturacağımıza inanıyorum. Ayrıca önümüzdeki yıl oynayacak BGL takımımızın bu seneki BGL takımından çok daha iyi olacağına ve sonuçlarının bizi daha da memnun edeceğine olan inancım tam. Sonuç olarak biz günlük başarılar peşinde değiliz, Sakaryalı gençlerden beslenerek bazı misyonlar yüklenmemiz gerekiyor.

James Metecan Birsen’i şu an herkes görüyor, Koç Selçuk Ernak Metecan’a güvendiği için onun mevkisine yabancı oyuncu dahi almadı ve Metecan’a fırsat verildiğinde nerelere gelebileceğini hep birlikte izledik. Aynı şekilde Türk çocuklarının tamamına bu imkânı vermek ve bu misyonu üstlenmek istiyoruz. Diğer takımlarda süre almakta zorlanan, büyük takımların benchlerinde oturmaktan sıkılan oyuncuları Metecan Birsen’de olduğu gibi Sakarya’da parlatmayı da misyon olarak belirlemiş bulunmaktayız.

‘‘NBA draft sistemi Türkiye’ye uyarlanmalı.’’

Tahincioğlu BSL takımlarının benchlerinde oturan birçok genç yetenek var, bu oyuncularla ilgili teklifleriniz oldu mu?

Maalesef Türkiye’de bir para gerçeği var ve oyuncu parayı bulduğu yere gidiyor, bunun örneklerini geçen yıl gördük. Mesela Okben Ulubay, geçen sezon Yeşilgiresun Belediyespor’da iyi süreler alıyordu ve sonra Darüşşafaka’ya ciddi bir sözleşmeyle transfer oldu. Belki de kendine güvendi ve ben orada da oynarım deyip Darüşşafaka’ya gitti fakat sonuç olarak Giresun’daki performansını Darüşşafaka’da gösteremedi. Ben üç sezondur Berk Demir’i istiyordum ama maalesef alamadık. Kulüpleri vermiyor, menajerleri sıcak bakmıyor. Burada federasyonun da bir takım mükâfat ve tedbirler ortaya koyması lazım; sen genç oyuncuyu kadronda tutuyorsan şu kadar dakika oynatmak zorundasın, oynatmayacaksan sene sonunda şu kadar TL ceza alacaksın gibi. Geçen sezon Yeşilgiresun Belediyespor, bu sene Pınar Karşıyaka genç oyuncuları oynatıp süre verdikleri için nasıl maddi ödül alıyorlarsa genç oyuncuları oynatmayan takımların da bunun tersi olarak maddi cezalar alması gerekir. Bununla birlikte NBA draft sistemi gibi bir sistemin Türkiye’ye getirilmesi gerekiyor. 18-22 yaş arasındaki oyuncuyu havuza düşürüp kim istiyorsa o kulübe vereceksiniz ama sözleşmesi 22 yaşına kadar yetiştiği kulüpte kalacak, süre garantisi verecek kulübe ise kiralama şeklinde bir formül bulunabilir. Buna ek olarak Anadolu kulüpleri genç oyunculara ciddi süreler verebilir ve bu, oyuncularımızın gelişimleri adına çok faydalı olacaktır. Anadolu Efes, Fenerbahçe Doğuş gibi kulüplerin genç oyuncularına Anadolu takımları kadar süre vermesi pek mümkün değil çünkü hedefleri açısından bunu yapmalarına imkan olmayabiliyor.

‘‘Eksiklik menajer ve ailelerde.’’

Bugün James Metecan Birsen örneği herkese ders olmalı. Kendisi geçen sezon İBB’de, bu sezon ise bizde ciddi sorumluluk ve süre alarak A Milli Takım oyuncusu konumuna yükseldi. Kendisi her idman sonrasında bir saat şut çalışıyor, inanıyorum ki bu azimle Metecan NBA’de de oynayacaktır. Ben onda bu potansiyeli görüyorum. Ayrıca biz bu gençlerin yerine aynı maddi koşullarla çaylak oyuncu alıp oynatabilirdik fakat biz kendi Türk oyuncumuzun gelişimini sağlaması ve Türk basketboluna faydalı olmasını tercih ettik. Türk oyuncunun gelişimini sağlayıp A Milli Takım oyuncusu olmasının verdiği keyif bize yeter. Oyuncu açısından da bir basketbolcu; kendisine yatırım yapmak istediğine inandığı, güvendiği ve seni oynatacağını söyleyen kulübe gitmeli. Bu şekilde iyi basketbolcu olma ihtimalin artıyor. Genç oyuncuların aileleri de menajerleri de bu olayı çok iyi etüt etmeliler. Ben eksikliğin kulüplerden ziyade aileler ve menajerlerde olduğunu düşünüyorum. Yönlendirme konusunda kulüplere pek yardımcı olmuyorlar.

Tekrar söylüyorum biz gönüllü olarak genç Türk oyunculara talibiz, hatta mümkünse yabancı oyuncuları da çaylak oyunculardan oynatmaya talibiz ve biz bunun olabilirliğini ispat etme mücadelesi vermek istiyoruz. Eğer kulüplerden ve menajerlerden gerekli desteği görebilirsek seneye yapacağımız transferlerle gönüllü olarak kurulan bir takım seyrettirmeyi planlıyoruz, bu konuda hocamız da staff da çok istekliler. İnşallah seneye Metecan gibi dört beş oyuncunun olduğu bir Sakarya Büyükşehir Basket izlettirebiliriz fakat yalnız bizim istememiz yetmiyor; oyuncu, kulüp, menajer ve ailenin de bu hususta istekli olması lazım. Bu sene Metecan Birsen’in yaptığı gibi diğer genç oyuncular da ‘‘Ben bu sene oynayabileceğim bir takıma gitmeliyim ve tekrar elit basketbolcu seviyesine dönmeliyim.’’ diyebilmeli.

Genç oyuncularını oynatmayan takımların cezalandırılabileceğinden bahsettiniz, madalyonun diğer yüzüne bakacak olursak sizce gençlere süre veren takımların aldığı teşvikler yeterli mi?

Basketbol artık bir endüstri ve bu sektöre ciddi paralar harcanır duruma gelindi. Bu sebeple federasyonun belirleyeceği teşvik sistemleri, kulüplerin sürekliliği anlamında çok büyük önem arz ediyor. Bizim bütçemiz düşük olmasına rağmen biz bile maddi anlamda zorlanıyoruz. Geçen sezon Yeşilgiresun Belediyespor mecburiyetten olsa da tüm ligi neredeyse gençlerle oynadı. Buna rağmen Yeşilgiresun Belediyespor’un aldığı teşvikin de yeterli olmadığını düşünüyorum, bütün ligi gençlerle oynayan bir takımın maddi açıdan daha fazla teşvik edilmesi gerekirdi. Sonuç olarak teşvik havuzunu genişletmek ve bu sayede genç yerlilerin oynatılmasına daha cazip hale getirmek gerekiyor. Yeşilgiresun Belediyespor teşvikten 1,4 milyon TL yerine 5 milyon TL almış olsaydı BSL’deki diğer kulüpler genç oyuncularına daha çok süre verirlerdi. Kadınlar liglerimizde de gördüğümüz gibi iddiadan gelecek paraların cazibesine kapılıp her maç 40-50 sayı fark yemeyi göze alan takımlarımız var. Demek ki teşvik sisteminden elde edilen gelir, kulüplerimiz açısından daha cazip hale getirilirse birçok kulübümüz genç oyuncuları oynatmayı daha fazla tercih edecek.

Gençlerin süre bulmasından bu kadar bahsetmişken mevcut yabancı kuralıyla ilgili fikirlerinizi de alabilir miyiz?

Bazı kulüplerimizde o kadar büyük bir yabancı oyuncu yığılması oluyor ki yetiştirdikleri genç oyuncuları oynatmaya fırsatları dahi olmuyor. Dolayısıyla bu oyunculardan yararlanamadan başka kulüplere gitmelerine müsaade etmek zorunda kalıyorlar. Mesela üç numaralı pozisyonda takımında iyi bir yabancı oyuncu varsa forvet mevkisinde genç oyuncunun yetişebilmesi için gerekli süreyi vermen mümkün olmaz. O zaman risk alacaksın ve mesela Erman Kunter’in Ege Arar’ı oynatmak için beş numaraya oyuncu almayacağını söylemesi gibi genç oyuncuyu korumak için çaba sarf edeceksin. Bu noktada koçun arkasında durmak da çok önemli, antrenör birkaç maç kaybedince kovulacağını hissederse doğal olarak o antrenör genç oyuncuyu oynatmaz. Ama kulüp olarak koça desteğinizi hissettirirseniz isterse beş maç üst üste kaybetsin genç oyuncuyu oynatmaktan geri adım atmaz. Biz bu konuda koçumuz Selçuk Ernak’a fazlasıyla destek olduk, olmaya da devam edeceğiz.

Yerel basından beklentileriniz nelerdir, sonuçta bu sene onlar için de ilkler yaşanıyor?

Yerel basınla gayet iyi ilişkilerimiz var, onlar da bir değişim geçiriyorlar. Önceleri daima futbola odaklanıyorlardı, şimdi ise gündemlerinde basketbol da var. Dört beş yıl önce bölgesel ligde olan bir takımın şimdi Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde olmasından bahsediyoruz dolayısıyla bunun adaptasyonu gerçekten hiç kolay değil. Artık Fenerbahçe Doğuş, Anadolu Efes gibi takımlar Sakarya’ya geliyor ve biz bile, olayın içinde olmamıza rağmen bu durumu içselleştirmekte bir süreliğine zorlandık.

Sayın Akova, Basketfaul ekibi olarak bu güzel sohbet için çok teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim, biz kulüp olarak vizyon ve misyonumuzu ortaya koyduk. Gelecek yıllarda altyapıdan yetişen oyuncularımızı oynatıp istediğimiz genç oyuncuları da transfer ederek, aralarına birkaç tane tecrübeli oyuncuyu ekleyerek Türk basketboluna katkıda bulunmak istiyoruz.

 

Yorumlar Okunma: 4381