Cabadak: Manisa'nın başarısında yönetimin etkisi çok önemli (Ece Ergez) - BasketFaul.com

Cabadak: Manisa'nın başarısında yönetimin etkisi çok önemli (Ece Ergez)

08-03-18 14:15
Fotoğraflar: Ebru Erdoğan
Bu sezon yeni kurulan bir takım olan Manisa Büyükşehir Belediye Spor, şuana kadar 17 maçta sadece 2 kez mağlup olarak dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Çok doğru şekilde yönetilen organizasyonda takım ise tecrübeli coach Ceyhun Cabadak'a emanet. Biz de kendileriyle Ankara deplasmanı öncesinde bir araya gelerek organizasyon, başarılarının sırrı ve hedefleri hakkında bir röportaj gerçekleştirdik.

Manisa BŞB organizasyonu bu sene kurulan yepyeni bir organizasyon. Kulübe dahil olduğunuz süreçten biraz bahsedebilir misiniz?

Aslında baktığımızda organizasyon bayağı geç kuruldu. Benimle görüştüklerinde sanırım Ağustos'un 25'iydi. Görüşür görüşmez de anlaşarak  1-2 gün içinde takım kurmayla alakalı çalışmalara başladık. Çok geç kaldığımızdan marketteki oyuncu adedi çok azalmıştı. Ama sağolsun yönetimimiz iyi bir bütçe verdi. Biz de o an boştaki oyuncuların arasından en iyilerini seçmeye çalıştık. 

Manisa'da çalışmaya nasıl karar verdiniz? Hem yeni hem de hedefli bir kulüp olması sizin için risk oluşturmadı mı?

Antrenörlükte hangi seviyede çalışırsanız çalışın büyük bir risk altına giriyorsunuz. Çoğu antrenör de bunu taşıyabilecek kapasitede olduğundan bu tür sorumlulukların altına girebiliyor. 9 sezon BSL'de yardımcı antrenörlük yaptım. Kosova takımı olan Pristina'da 8 aylık bir başantrenörlük tecrübem oldu. Ama artık kendim de birşeyler yapmak istediğim için başantrenörlük anlamında böyle bir fırsat gelince de bunu değerlendirmek istedim. 

Geç kurulmanıza rağmen uyum sorununu aşıp kısa sürede bu başarıyı nasıl yakaladınız?

Şöyle bir avantajımız vardı. Bizim grup maçları A grubuna göre 3 hafta geç başladı. O 3 hafta bize çok yaradı. Biz toplamda 8 hafta beraber çalışarak lige  başladık. O süreçte de uyum sorununu aşmaya çalıştık. Sonuçta hepimiz farklı yerlerden gelerek ilk kez kurulan bir oluşumda yer alıyorduk. Bu yüzden baktığınızda sıfırdan başladığımızı söyleyebilirim ve yeni kurulan takımların yaşadıkları çoğu ortak sıkıntıyı da çektik. Mesela kendi salonumuz yok, Gençlik ve Spor'un çeşitli salonlarını kullanarak yaz dönemini geçirdik. Şuanda da salon sıkıntısını çekmeye devam ediyoruz. Ama sağolsun kulübümüzün bu anlamda geleceğe dönük planları var. Vizyon sahibi insanlarla çalışmamızın bizim en büyük avantajımız olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Biraz incelediğimzde Manisa'nın sadece günübirlik başarıdan ziyade şuan yer aldığı tüm branşlarda da kalıcı olmayı hedefleyen bir kulüp olduğunu söylersek yanlış olmaz diye düşünüyorum.

Manisa Büyükşehir Belediyespor başarılı bir spor kulübü. Futbolda şampiyonluğa oynuyor. Voleybolda 1. ligden Süper Lige çıkmaya çalışıyor. Biz de yeni kurulmamıza rağmen ilk grup aşamasında iddialı durumdayız. Ama tabii devamında iddialı konuşamak için çok erken. Normal sezonda yaptığınız herşey aslında boş. Ondan sonra gerçek maçlar,anlamı olan karşılaşmalar oynayacağız. 

Aslında buralarda takım olarak yıpranmamak play-off yolunda çok önemli olsa gerek.

Aslında sezon başından beri oranın temelini atmaya çalışıyoruz. Orada 3 günde 1 maç oynayacağız. Ciddi bir maç trafiği olacak. Rotasyonu da arttırdık şimdi. 11-12 oyuncuyla oynamaya çalışıyoruz.  Bu durumun bize 3 günde bir maç oynayacağımız zamanlar bir avantaj sağlamasını istiyoruz. Ama seyahatlerin kalitesi çok önemli olacak. Gidiş geliş anlamında zor deplasmanlar olacak. Dediğim gibi  vizyon sahibi insanlarla çalıştığımızdan bize bu zor deplasman planlamalarında çok yardımcı oluyorlar. O seyahat planlamaları da final grubunda büyük bir etken olacak.

Yeni bir takım yeni bir organizasyon olmanıza rağmen lige 9-0 bir galibiyet serisiyle başladınız. Bu başarıyı neye bağlıyorsunuz?

Öncelikle oyuncu kalitesine ve çok iyi çalışmaya bağlıyorum. Yaş ortalaması yüksek bir takım olmamıza rağmen ciddi emek sarfediyorlar. Bunu sürdürerek kendi düzenimizi oynayabildiğimiz sürece başarıyı elde edeceğimizi düşünüyorum. Elbette belli yerlerde düşüşler yaşadık ama sezonun geneline baktığınızda oyuncuların ciddi emek verdiği ve çok çalıştıklarını görebiliriz. Rakipleri iyi analiz ederek hazırlanmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla maç sonuçlarıyla da bunun ödülünü alıyoruz. 

Ancak iyi sonuçları sadece coach ve oyuncular almıyor. Bizim içinde bulunduğumuz kulübün yapısını da göz önünde bulundurduğumuzda bu tarz şeyler ekstra bir güç katıyor takıma. Bize sağladıkları imkanlar çoğu kulüpte yok. Dolayısıyla bu imkanları bize sunduğu için öncelikle belediye başkanımız Cengiz Ergün'e, kulüp başkanımıza, basketbol şube başkanımıza tek tek teşekkür ediyoruz. Onların yaptığı bu yatırımlar bence takımın iyi bir ivme yakalamasında önemli etken oldular.

TBL'de özellikle son yıllarda gördüğümüz kalite ve yatırım artışını artık TB2L'de de görmeye başladık. Bunu siz de artık içinde olan biri olarak neye bağlıyorsunuz?

Bir kere BSL'deki yabancı sayısının artması kaliteli yerli oyuncuların TBL'ye, TBL'nin ciddi kalite sahibi oyuncularını da TB2L'ye indirdi. Kulüplerin belli gelirleri de var ama üst liglerdeki iddia vs. geliri burada olmadığı için bütçeler burada oldukça düşük oluyor. Ancak doğru kullanabilirseniz etkin bir bütçe politikasıyla iyi oyuncuları alma şansınız oluyor. Ama dediğim gibi esas etken yabancı sayısının yukarıda artmış olması oyuncu kalitesini alt liglerde ciddi anlamda arttırdı. 

Sezon içinde şuana kadar aldığınız iki mağlubiyeti de (Fethiye, Bolu) gruptaki en yakın rakipleriniz ve belki de ilerde play-off'ta karşı karşıya geleceğiniz rakipleriniz karşısında aldınız. Play-off ile başlayacak kritik süreç öncesinde  gelen bu mağlubiyetler oralar için bir önlem almanıza neden oldu mu?

Mağlubiyetleri şöyle yorumlayabilirim. Bolu maçı ligin 10. maçıydı ve biz o zamana kadar hiç kaybetmemiştik. Dolayısıyla bir rehavet oldu. O hafta ben zaten işlerin biraz düştüğünü, antreman tempomuzun kalitesinin düştüğünü hissetmiştim ve bunu oyuncularımla da paylaşmıştım. Bu yüzden Bolu mağlubiyeti benim için sürpriz olmadı. Fethiye maçı ise farklı bir senaryoydu. İlk devresini çok iyi oynayarak 10 sayı önde tamamlamıştık ama ikinci devrede orada taraftar desteği anlamında iyi bir atmosfer vardı ve biz de rakibin sertliğine cevap veremeyerek mağlup olmuştuk. Elbette bu iki mağlubiyet play-off ve final grubu öncesinde bizim için ciddi bir uyarı oldu. Sonuçta Fethiye ve Edirne deplasmanları çoğu TBL ve hatta BSL karşılaşmalarının yarısında bile olmayan tarzda atmosferlere sahip salonlardır. Bu takımları da bu yüzden tebrik edyorum o taraftar kitlesine ulaşmak büyük emek olduğunu düşünüyorum.

Maçlarınıza baktığımızda sadece bir galibiyet demek doğru olmaz diye düşünüyorum. Rakipleriniz çoğu maçta ilk yarıdan itibaren oyundan düşürerek maçı domine ediyorsunuz. Bunu nasıl başardığınızı söyleyebilir misiniz?

Her maçta yapamasak da maçların çoğunluğunda bizim yazdığımız senaryoyu sahaya yansıtmaya çalışıyoruz. Bunlarda dediğim gibi çok çalışıp, rakipleri iyi analiz etmekle oluyor. Rakiplerin hem en güçlü olduğu taraflara önlem alıyoruz hem de zaaflarının üstüne oynamaya çalışıyoruz. Dolayısıyla bu da bence oyuncu kalitesini sahaya bu hazırlığımızla beraber koyduğumuz zaman bence farkı yaratan etkenler oluyor. 

Manisa'nın bu seneki hedefi nedir?

Başkanımız ve yöneticilerimiz bu takımı kurarken iddialı bir takım yapmak istedikleri için böyle bir organizasyon kurduklarını düşünüyorum ama belki de geç kaldığımız için onların kafasında soru işaretleri vardır. Ancak her geçen gün onlar da bizim koyduğumuz emeği ve aldığımız sonuçları gördükçe bence motive oldular. Şuanki tek arzumuz ise elbette TBL'ye çıkmayı başarmak. 

Peki biraz da size dönecek olursak 2001 yılında oyunculuk kariyerinizi noktalayarak antrenörlüğe başladınız. Bu karar sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?

Gerçekçi bir açıdan baktığımda ciddi seviyede bir oyuncu olamayacağımı hissettim. O zaman uzun yıllar içinde bulunduğum Tuborg kulübünden de bana böyle bir teklif gelmişti. Bunun da benim için bir fırsat olduğunu düşünerek kabul ettim. Önce Tuborg'da 6 sezon çalıştım. Sonrasında 5 senelik bir Karşıyaka serüvenim oldu. Kosova'da da 1 sezon Pristina takımını çalıştırdım. Trabzonspor sonrasında ise tekrar Karşıyaka'ya döndüm. 

Genç yaşınızda Avrupa'da önemli deneyimleriniz oldu. U20 Sırbistan Milli Takımındaki asistan coachluk ve Pristina'daki head coachluk yaptınız. Bu Avrupa tecrübelerinizin nasıl bir katkısı oldu?

Elbette çok önemli katkıları oldu. Farklı insanlarla tanışmak, onların baktığı açılardan bakmak tabii ki size çok şey katıyor. Sırbistan basketbolda ciddi bir ekol. Oradaki insanlarla olan bağlantılar, onların düşüncelerini öğrenmek benim için önemli bir deneyim oldu. Ayrıca 6 sezonda Avrupa kupalarında mücadele eden takımlarda çalıştım. O yılların da bana çok ciddi katkıları oldu. TB2L ise farklı dinamikleri olan bambaşka bir seviye. Buraya da gerçi çabuk adapte olduğumu düşünüyorum.

TBL ve TB2L'de mücadele dozunun çok daha yüksek ve dolayısıyla daha sert bir lig olduğunu düşünüyorum.

Evet katılıyorum kesinlikle çok sert bir lig. Özellikle bizim bulunduğumuz grupta ciddi bir rekabet var. Her takım gerçekten her takımı yenebilir. Herhangi bir hafta rehavete kapılıp yarım konsantrasyonla sahaya çıkarsanız maçı kaybedersiniz. Özellikle bulunduğumuz grup tarafından bahsediyorum. Diğer gruptaki takımları da play-off'taki olası eşleşmeleri göz önüne aldığımızdan takip ediyoruz ama iki grubu kıyasladığımızda diğer grupta 3 takımın belli bir kalitede olduğunu görüyorum ama bizim grup da ise şuan baktığımızda 9. takımın 7. olma ihtimali olduğunu bile söyleyebiliriz. Bizim gruptaki tüm takımlardan final grubuna yükselecek takımlar için bu zorlu normal sezon karşılaşmalarının avantaj sağlayacağını düşünüyorum. Kendi takımım adına konuşmak gerekirse bu sertliğin bu mücadele dozunu fazla olmasının takımımı geliştirdiğini söyleyebilirim. Bizim gruptaki rekabetin final grubunda bize çok şey katacağını düşünüyorum.

Taraftar desteğiniz hakkında neler söylemek istersiniz?

Sezon başına göre kıyasladığımızda gün geçtikçe taraftarlarımızın arttığını söyleyebilirim. Final grubunda taraftar desteği çok önemli olduğu için bu artışın devam etmesini umuyoruz. 

Genç yaşınıza rağmen önemli başarılara imza atmış bir coach olarak ilerisi için kariyer hedefiniz nedir?

Ben bu işe hayatımı adamış bir insanım. Dolayısıyla çıkabileceğim en üst seviyede antrenörlük yapmak istiyorum. Bunun için de kendimi geliştirme aşamasında çok fazla maç, coach ve oyuncu takip ediyorum. Ama elbette herşeyi siz kontrol edemiyorsunuz. Yaptığınız işte çok fazla dış etken var. Bu sebeple kariyer yolumu zamanla hep birlikte göreceğiz. 

Yorumlar Okunma: 7742