maltepe escort

alanya escort

kartal escort

 Şehmus Hazerler'i Batman'da oyuncu yapabildiğimiz gün... (Necip Kapanlı) - BasketFaul.com

Şehmus Hazerler'i Batman'da oyuncu yapabildiğimiz gün... (Necip Kapanlı)

11-03-18 10:32
Bazıları basketbol izlemekten hoşlanır... Ben ise basketbolcu izlemeyi tercih ediyorum... Zaten oyuncular iyiyse, oyun kendiliğinden güzelleşiyor... 

Elbette takımlar belli bir düzen içinde oynamak zorunda ama bazı koçlar oyuncuların yeteneğine izin vermektense, "Bu benim oyunum" egosuyla oyuncularını joistik ile idare ediyor ve stratejiler, gösterinin önüne geçiyor. Bugün insanların kendilerini eğlendirebilecekleri sayısız spor branşı ve dünya kadar aktivite var. Bilgisayarın başına geçen kişiler dünyayla ilgilerini kesip mutlu olabiliyorlar. Böyle bir ortam içinde basketbolu kitlelere sevdirmek için oyuncuları, onların becerilerini ön plana çıkarmak zorundayız... Ve bunu yaparken kendi oyuncularımızı keyifle izleyebiliyorsak basketbola olan ilgimiz daha da artacaktır.

Günde en az iki NBA maçı izleyip tıka basa doyan bir basketbol tutkunu olarak ligimizdeki çoğu maç, çoğu takım "tok ağırlaması zordur" misali bende ağırlık yapıyor. Görevim gereği izliyorum ama çoğu kez heyecan duymuyorum. Bunda maalesef hakemlerimizin maçı kontrol altında tutmak ve sertlik derecesinden korkarak en ufak temaslara faul çalmak planları da etkili. Maç bittiği zaman izleyenler hakemlerin kötü olmadığını düşünürse de basketbol "kötü" olmaktan kurtulamıyor.

Dedim ya... Ben basketboldan çok basketbolcuyu izlemekten hoşlanıyorum. Ligimizde mesela Datome'nin en zor atışları kolaya çeviren yeteneği bende hayranlık uyandırıyor. Jan Vesely'nin ribaundlarda kol sıkıştırma, temaslarda abartma alışkanlığı dışında basketbolu gökyüzünde oynaması heyecan verici geliyor. Wilbekin'in kendisine pozisyon hazırlayarak kritik üçlükleri, serbest atış rahatlığı ile kullanmasının gençler için bir ders olduğunu düşünüyorum.

Ama... Hiçbir yabancı oyuncu, Türk Milli Takımı'nın kayıtsız şartsız bir taraftarı olarak yerliler ve özellikle gençler kadar heyecan verici gelmiyor. Berk Uğurlu otobanın sol şeridinden herkesi geçip çembere giderken, "Sağlam bitir" diye ayağa kalkıyorum. Enes Berkay Taşkıran'ın basketbol kavgasını macera filmi gibi izliyorum. Ege Arar'ın topladığı ribaundları takdir etsem de şutunu geliştirmediği için kızıyorum. Buğrahan Tuncer'in her gün geliştirdiği basketboluna karşın, "Biraz az ye" demekten kendimi alamıyorum. Kartal Özmızrak'ın sakatlıklar yüzünden boşa geçen yıllarını telafi etmeye başlamış olmasına seviniyorum. Berkan Durmaz'ın Bakırköy'de edindiği deneyimle TOFAŞ'ta daha özgüvenli oynamasına saygı duyuyorum. Onuralp Bitim'i kafasını toparlamış olarak sahada daha fazla görmek için sabırsızlanıyorum. Egehan Arna'nın Guduric'i geçmesini bekliyorum.

...Ve gelelim Banvit'e... İki elim kanda olsa izliyorum... Sakarya BŞB maçının ikinci çeyreğinde birlikte oynayıp maçı dengeleyen gençlerini ikinci yarıda yanında oturttuğu için koç Filipovski'ye kızmış olsam da, son zamanlarda onları "ana oyuncu" haline getirmeye çalıştığını zevkle izliyorum. Rıdvan Öncel'in yaşından ve deneyiminden büyük soğukkanlılığı ve saha görüşü beni mest ediyor. Tolga Geçim'in belindeki sakatlığı aştığında her pozisyonu oynayabilecek bir oyuncu olarak neler yapabileceğini biliyorum. Berke Atar'ın biraz kuvvetlendiğinde Gasper'i zorlayabileceğini hayal ediyorum. 

Ama Şehmus Hazer'e inanamıyorum. Nanterre maçında dördüncü faulünü alıp kenara gelirken Banvit staffının yüzündeki "eyvah" ifadesi gözümün önünde. Sen hangi ara oyuncu oldun da biz kaçırdık? Bu ne harika bir aceleciliktir?... Bu nasıl bir cesaret ve özgüvendir?... Bu nasıl bir top aldırmama savunmasıdır?... Bu nasıl çabukluktur?... Bu nasıl bir yükselmektir?...

Banvit'in altyapısında çok büyük emekleri olan Ahmet Gürgen'le geçmiş yıllardaki bir konuşmamızda, "Bandırma'da fazla maç yapma olanağımız yok ama bu sayede bireysel çalışmalara daha fazla ağırlık verip avantaja dönüştürüyoruz." demişti. Gürgen'in tezinin haklı olduğunu, Türk Basketbolu'na armağan ettiği oyuncular ile görüyoruz...

Banvit ile birlikte Türk Basketbolu'nda konuşulacak isimler yetiştiren Fenerbahçe'ye, TOFAŞ'a, Anadolu Efes'e, Karşıyaka'ya, yerlilere süre veren tüm kulüplere ve mesaisinin büyük bölümünü daha büyük oyuncular için harcayan TBF'ye teşekkür ediyoruz. Ama yeterli değil... 80 milyonluk Türkiye'den çok daha fazla iyi oyuncu yetişmeli. Sadece İstanbul'dan, Bandırma'dan, Bursa'dan değil... Her yerden... Eğer biz Şehmus Hazer'i Bandırma'ya getirmeden Batman'da oyuncu yapabiliyorsak Amerika ile yeniden final oynarız... Hadi, küçük bir kent olan Batman'dan vazgeçtim... Ankara'dan, Trabzon'dan, Kayseri'den, Sakarya'dan, Diyarbakır'dan, Samsun'dan, Antalya'dan, Eskişehir'den... Kim bilir orada Şehmus gibi ne değerler var?

Yorumlar Okunma: 6247