maltepe escort

alanya escort

kartal escort

 Jasikevicius: Litvanya'da basketbolcu olamayanlar doktorluğu düşünür - BasketFaul.com

Jasikevicius: Litvanya'da basketbolcu olamayanlar doktorluğu düşünür

13-03-18 16:32
TÜBAD’ın basketbol insanları ile sohbetleri kapsamında; basketbol, koçluk, oyun kuruculuk kavramı ve Litvanya basketbolu hakkında İstanbul’da Saras Jasicevicius ile yaptığı ve youtube’dan yayınladığı sohbette, oldukça ilginç saptamalar var. TÜBAD yönetim kurulu üyesi Cem Akdağ ve üye antrenörlerden Özlem Sandıç ve Doruk Güneş’in ,kamerada Kubilay Öztürk’ün yardımları ile yapılan söyleşinin tamamı şöyle;

(Söyleşinin videosuna bu linkten ulaşabilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=znKW9mRPKp8)

Doruk Güneş: Başlamadan önce tekrar hoş geldiniz. Bu değerli ve sıkışık takviminizde bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz.

Saras Jasicevicius: Burda televizyon muhabiri olmadan bu farklı bir görüşme olacak öyleyse. :)

Doruk: Gençlik dönemlerinizde Litvanya ve NCAA ‘de basketbol eğitimi aldınız? Hangisinden ne kazandınız? İki tarz arasında ki en belirgin farklar nelerdi?

Saras: Litvanyada işler şu şekilde işliyor. Çok genç yaşta basketbol oynamaya başlıyoruz. Çocuklar 6-7 yaşında bu oyunla tanışıyorlar ve bende bundan farklı değildim. 7 yaşında başladım ve 13 yaşına geldiğimde bu oyun ile ilgili kendimde bir şeyler olabileceğini keşfetmeye başladım. Bu senelere kadar çok ciddi antrenmanlar yapmıyordum. Ülkemde o dönemde bir karmaşıklık vardı ve bağımsızlığımıza yeni kavuşuyordur. Bu olaylar benim NCAA’ yi basketbol oynamak için tercih etmeme sebep oldu. Sovyetler Birliğinden yeni ayrılıyorduk. Basketbol sahaları ve antrenman koşulları çok elverişli değildi. Sadece spor değil, ekonomi ve diğer devlet işleri de ülkede kötü gidiyordu.

O zaman Maryland i tercih ettim. Ancak Zalgiris şimdiki gibi olsa NCAA’ ye gitmeyebilirdim. O zaman da Zalgiris’ten teklif almıştım, ama koçlar bu seviyede profesyonel değildi. Salon ve kulüp yapısı da çok zayıftı. Eurolig seviyesine gelmiş bir genç oyuncu iseniz ve Zalgiris’te etrafta gözükmeye başladıysanız, ben kesinlikle burada yükselmenizi ve NCAA yerine burayı tercih etmesini tavsiye ederdim.

 
Doruk: Avrupalı oyuncuların NCAA ye gitmesine nasıl bakıyorsunuz?

Saras: Bence tek başına basketbol öğrenmek için yeterli değil ama alacağı tüm eğitimleri düşünürsek olabilir. Benim bu tercihi yaptığımda ülkemin durumu belliydi ve benim için seçmek kolay oldu. Yukarıda söylediğim gibi bu şu an için geçerli değil.

Doruk: Altyapı da oynadığınız dönemdeki basketbol ile bugün koçluk yaptığınız basketbolun arasında ne gibi farklar var?

Saras: Şu anda kesinlikle daha iyi çalışma şartları var. Genç takımımız ve A takımımız arasında daha fazla paylaşımda ve dahası için çalışıyoruz. Eurolig maçlarımızdan sonra ve hafta başlarında devamlı olarak genç oyuncuları antrenmanlara alıyoruz. Bu sayede oyuncuların üst seviyeyi hissetmelerini sağlıyoruz. Dediğim gibi öncelerde bu işler mümkün değildi çünkü ülke şartları bile elverişli değildi.

Dünya değişiyor. Gençlerinde elinde hep telefon var. 41 yaşındayım ve bende tüm gün telefonumdayım. Şu anda gerçek bu ve buna ayak uydurmalıyız.

Bence spora ait değerler halen aynılar. Yine söylüyorum, kendini yetenekli ve takımdan ayrı görüp az çalışanlar hep dışarıda kalırken, çok çalışan ve kendini bu işe adamış sporcular hep kontrat alan ve göz önünde olan sporcular olacaktır.

Doruk: Eurolig takviminiz size bu olanakları sağlıyor mu? Çünkü Genç bir oyuncunun orda oluşu büyük bir motivasyon.

Saras: Bence motive olmak oyuncudan oyuncuya değişir. Bazıları kendinden motivedir. Bazıları ise 30 yaşına geldiğinde motive olmadığından neler kaçırdığını anlarlar. Vasat karakterden bahsedebiliriz.

Doruk: Amerika'da ve Avrupa’nın bir çok takımında farklı koçlarla (Reneses , Pesic, Obradovic, Gershon, Kazlauskas, Blatt, Carlise, İtoudis, Trifunovic, Spahija, Pascual gibi ) çalıştınız . Hangilerinin etkileri Saras’ın koçluk felsefesini etkiledi?

Saras: Bence herkesten öğrenebilirsin. Kötü koçlardan da çok şey öğrendim. Bu öğrendikleri basitçe tekrarlamazsan da öğrenmiş olursun. Oyunculuğumda sabit fikirliydim. Basitçe söylemek gerekirse kötü örnekleri ve iyi örnekleri olduğu gibi aklında tutmalısın, sonrasında nasıl bir oyuncu grubuna sahip olduğunda önemli. Bu anlamdan grubun zayıf yönleri iyi anlamalısın.

Ben kendi koçluğumda bireysel antrenmanlara (hazırlıklara) çok önem veriyorum. Bu anlamdan oyunu anlamak ve oyunu okumak büyük bir bölümünü oluşturuyor. Bireysel anlamdan bir oyuncunun çok fazla özverili olması gerekiyor. Günün sonundan az ve ya çok yetenekli diye bakmıyorum. Takımına kendinden ne kadar veriyor? Ne kadar karakter koyuyor? buna bakıyorum. Az karakter koyuyorsa bençte daha çok oturuyor diye özetleyebilirim.

Bu bir takım sporu bir biri olmadan diğeri hareket edemez. İşlevini yitirir. Ben bu anlamda çok uğraşıyorum ve tüm oyuncuları mutlu etmeye çalışmıyorum. Keşke hepsinin mutlu olduğu bir nokta olsa ama mümkün değil.

Başa dönersek, bireysel olarak kendi becerileri üzerinde çok çalışmalılar. Mesela bunu Obradovic’ten aldım; her antrenman sonunda 50 şut sokmalılar. Öylesine 50 şuttan değil maç senaryosu içerisinde olacak yüksek tempolu atılacak şutlardan bahsediyorum. Oyunlarını gerçek anlamda böyle geliştirebilirler. Bu anlamda oyuncularıma biraz sert davrandığımı söyleyebilirim.

Doruk ; Aslında bir sonraki soracağım sorununda cevabını verdiniz.

Saras: Evet, hep bir adım ilerisini gördüğüm doğrudur…

Doruk ; Oyuncularınızla nasıl bir iletişim tarzınız var?

Saras: Yalancı bir iletişimi benimsemiyorum. Bazen de bu sert ve direkt tarzım fazla geliyor olabilir. Bazen bir adım geri atıp nazik olmaya çalışıyorum ama çok şükür hepimiz erkeğiz ve birbirimizle konuşurken ağzımızdan çıkan şeyleri kontrol etmem gerekmiyor. Kadınlar ile çalışıyor olsam biraz daha kibar olmaya çalışırım, kesinlikle. Umarım Kadın takımları ile çalışmam.

Sonuçta erkek takımında çalışıyoruz ve kendimizi direk ifade edebiliyoruz. Hatta bazı zaman direk olmaktan fazlası olabiliyor. Bu bölümde kendimi biraz geliştirebilirim. Burada oyuncularıma durum neyse onu söylüyorum. evet benim hakkımda çok sert diyebilirler ama en azında iki yüzlü olmadığım kesin. Bu kadarı da benim için yeterli.

Doruk : Kendimi geliştirebilirim dediniz. Bunu nasıl yapmayı düşünüyorsunuz?

Saras: Belki kelimeleri daha iyi seçebilirim. Ama maçta gerçekten buna zaman olmuyor. Maçta mümkün olan en müsait zaman aralığında çok hızlıca bunları yapman gerekiyor.

Doruk: Tabii ki burada maç zamanını ve diğer zamanları birbirinden ayırmak gerekiyor.

Saras: Kesinlikle, ben ayrıca burada karakter de oluşturmaya çalışıyorum. Bu anlamda çok nazik olamazsınız çünkü rakip nazik değil. Siz nazik olursanız kaybedersiniz. Burada işler dengeli gitmeli diye düşünüyorum.

Doruk: Kitabınızda; "Genç bir oyuncuya tavsiyede bulunacak olsam yine aynı yerden bakardım. “Şu anda paraya bakma. Doğru takımı,seni ortaya çıkaracak ve sana iyi koçlar sağlayacak şampiyonaları ara. Kendine iyi bir isim yap." Hepsi bu.

Yeni bir Jasicevicius’u siz günün basketbol şartlarında hem teknik hem moral anlamda nasıl yetiştirirsiniz?

Saras: Bu bir süreç. Çok da kolay olmayan bir süreç ve bazı takımlar bu süreç için seni beklemiyorlar. Ben bu anlamda Zalgiris’te olmaktan dolayı çok şanslıyım. Zalgiris organizasyonu çok sabırlı. Yapmaya çalıştığımız şeye inanıyorlar. Başkanın senin her gün yanında olması da büyük bir destek. İşin en temel aşamasını bunlar oluşturuyor. Bu durum oyuncular içinde aynı şekilde geçerliliğini koruyor. Bu süreci bazı oyuncular çabuk bazıları ise yavaş anlayabiliyor. İşte bu noktada seçiminizi yapmanız gerekiyor.

Metal anlamda hazırlık bence en zor kısmı. Bazı oyuncular liderlik özelliğine sahip oluyor bazılar değil. Umarım bu özellikte olmayan bunu geliştirebilir. Bunu çok video izleyerek ve durum ile bıkmadan her gün mücadele ederek yapabilirler.

Point Guard pozisyonu bugün en önemli pozisyondur. Oyuncu kurucu diğer 4 kişiyi de düşünmek zorundadır. Bu çok önemli çünkü Koç olarak bir şey söylemek istediğim bunu oyun kurucuma söylerim ve oda diğerlerine aktarır.

Doruk: Öyleyse oyun kurucunun Koç un saha içindeki uzantısı diyebiliriz?

Saras: KESİNLİKLE. Bu çok önemli bir durum ve süreç.

Doruk: Bir oyuncunun gelişimi ile alakalı çok fazla duyduğumuz tavsiye şu oluyor; bençte oturacağına oynayabileceğin bir yere git. Siz nasıl düşünüyorsunuz?

Saras: Burada doğru ve ya yanlış diye bir kavram yok. Eğer bençte oturman ve en iyi oyuncular ile her gün antrenman yapman gerekiyorsa ve yavaş yavaş süre alıp oyununu geliştirebiliyorsan bu iyi olabilir. Çünkü kötü bir takıma gittiğinde muhtemelen oynarken yanında iyi oyuncular ve koçlar olmayacak çünkü iyiler hep üst tarafta oluyorlar.

Bence her gün doğru şekilde oynuyor olabilmek önemli. Ben burada iki görüşü de anlıyorum. Ancak seçim yaparken çok dikkatli olmalısın. Bence en önemlisi günlük rutin çalışmaların doğru şekilde olması.

Doruk: Kitabınızda; artık tamamlayıcı oyuncu değildim, oyun kurucuydum ve takım arkadaşlarımı yönlendirmem gerekiyordu. Oysa benimle birlikte sahada takım ,lunapark treninde gibiydi . Bir yukarı bir aşağı...

Elit bir oyun kurucu olmak için nelere ihtiyaç var ? (Doğuştan mı gelir ? Sonradan öğrenilebilir mi?)

Saras: Bence bu bir bileşim. Ben kitapta genç bir oyuncu iken takımın çok fazla inişleri ve çıkışları olduğundan söz ediyordum. 24 yaşındaydım ve bende gerçekten etrafımda neler olduğunun çokta farkında değildim. En iyi olduğumu düşünüyordum ve kendi bildiğim yolda oyunumu oynuyordum. Koç un tam istediği anlamda değil. Böyle zamanlarda özellikle genç oyuncuları bir dengede tutmak gerekiyor. Onlar çok fazla iniş çıkış yaşıyorlar. Bence yine Güven etkeni söz konusu. Koç un gerçekten oyuncusunun durumunu iyi bilmesi gerekiyor ve ona göre ne istediğini verebilmesi gerekiyor.

Kitabımda bahsettiğim; Genç oyuncuya mutlaka net bir vizyon vermelisiniz. Eğer ne yapacağı ile ilgili fikri net değilse takımınızı 5 dakika içerisinde en üst seviyeye çıkarabileceği gibi en alt seviyeye de çekebilir.

Doruk: Kitabınızda; Kaslarımın yapmama izin vermediği şeyi  kafamı kullanarak yapmaktan başka seçeneğim yoktu.

Oyun kurucuların en önemli özellikleri neler olmalı? Kendi önem sırasına göre…

Saras: Öncelikle diğer oyuncular ile olan iletişim yeteneği derim. Koçun isteklerini net bir şekilde yaptırabiliyor olman gerekir.

Bir diğeri ise takımını hücuma getirebiliyor olman gerekir. Oyun kurucuyu takımdan çıkardığını düşün, oyunu oynaman mümkün olmaz. Basitçe bu pozisyon diğer pozisyonlar hücuma başlaması için anahtar bölge. Savunma anlamında birde iyi bir top baskısına sahipse bence inanılmaz olur. Bu sayede savunmayı da başlatan ilk oyuncu oluveriyorsun.

Savunmada ve hücumda her şey oyun kurucudan başlıyor. Savunmada rakibi yavaşlatıyor, hücumda takımına ritm veriyorsun. Yine aynı gerçeğe geliyor. bu basketbol için en önemli pozisyon.

Doruk: Oyun kurucu ile koçun ilişkisi nasıl olmalı?

Saras: Bu yine bir geçiş süreci. Şu anda oyuncu kurucuma gidip yapacağım şeyleri soruyorum. 1.5 sene önce kesinlikle böyle değildi çünkü bunları yapabilecek durumda değildi. Burada oyuncuna net görevler vermen gerekiyor. şimdiler ben bazı şeyleri anlatıyorken o gidip uyguluyor oluyor. Süreç ve güven çok önemli.

Burada şunu söylemem çok önemli, devamlılık yani aynı oyuncular ile uzun süre çalışabilme çok değerli bir konu. Bu karşılıklı bir konu. Oyuncuların aynı koç ile uzun süre çalışabilmesi ve koç un aynı oyuncu grubu ile uzun süre beraber olabilmesi en önemli nokta. Üzerine çok fazla durum yaşanmış bir kelime yeri geliyor çok fazla anlam ifade edebiliyor.

Doruk: Oyun kurucu için olmazsa olmaz Pick&Rollde neler ön planda olmalı?

Saras: Çok fazla şey gerektirir. Savunmanın nasıl olacağını bilmelisin. Takımlar genelde 2 farklı savunma çeşidi ile oynuyorlar. Genelde bir basit olan birde alternatif bir savunma oluyor. Oyuncuma her zaman şunu söylerim; kendi takımda arkadaşına karşı oynamıyorsun. Karşında rakibin 4 ve 5 numaralar oluyor. Karşındaki uzun oyuncunun zayıf yönünü bilmelisin.

Çok fazla zamanı buna hazırlık için harcıyoruz. Pick and Roll oynanmadan 2 saniye önce başlıyor. Seni tutan oyuncuyu pick e götürmek ile devam ediyor, sonra savunmayı okumalısın. Biz bu anlamda karşılarına bir sonraki adımda ne geleceğini anlatıyoruz. Her zaman basit ve devamlı bir hazırlığa çok önem veriyoruz. Örneğin sağa gitmek istiyorsan önce sola doğru hareketine başlamalısın. Oyuncunu perdelemenin içine getirmelisin. Ve bunu her gün çalışmalısın.

Doruk: İstikrarlı şutu olmayan oyun kurucu yüksele bilir mi ? Savunmada yetersiz kalan ancak hücum gücü yüksek oyun kurucular için ne düşünüyorsunuz?
İyi hücumcu ama kötü savunmacıdan bahsedersek basitçe söyleyebilirim ki burda koç un görevi o oyuncuyu savunmada da iyi yapmaktır. 
 
Saras: İyi hücumcu ama kötü savunmacıdan bahsedersek basitçe söyleyebilirim ki burada koç un görevi o oyuncuyu savunmada da iyi yapmaktır.

Doruk: Bu tarz bir oyuncuyu takımında ister miydin?

Saras: İstemezdim ama oradaysa oradadır. ne yapabilirsin ki, tabi birazda hücum yeteneklerinin ne kadar iyi olduğuna bağlı. Burda savunmanın ilk adamından bahsediyoruz. Kabul etmesi çok kolay değil.

Saras: Şutu olmayan oyuncuya gelirsek, muhtemelen gidip 2 numaralı pozisyonda oynamalı… Eğer illaki böyle bir oyuncu olacaksa ki çok zor, bu oyuncunun diğer işlerde çok iyi olması gerekiyor.

Doruk: Burdan anladığım, böyle bir oyuncuyu sizin takımınızda görmek çok mümkün değil.

Saras: Yani evet. Mesela diğer oyunculara pozisyon yaratmak konusunda elit seviyede olması gerekir. Yine söylüyorum hiç kolay değil.

Doruk: Kitabınızda; “Litvanya’da basketbol sahada oynanır ama aynı zamanda gazetelerde ,barda ve süper markette de.. Herkesin bir fikri vardır.” diye yazmışsınız. Litvanya tarzını bize tarif eder misiniz lütfen?

Saras: Litvanya'da bizler böyle bir basketbol kültürü olmasından dolayı çok şanslıyız. Herkesin gerçek bir fikri var burada. Bu da bizim itici gücümüz diyebilirim. Bu ülkede doğmak basketbol insanı olmak gibi bir şey bizler için. Sosyal medyamız, birçok internet sitemiz ve bizi takip eden bir sürü medya mensubu. Bizler bu anlamda kutsanmış gibiyiz.

Arkadaşımın bir şakasını paylaşmak isterim. "Litvanya’da doğan her çocuk önce basketbolcu olmaya çalışır der. eğer olmazsa gider avukatlık doktorluk gibi gereksiz işlerle uğraşır. Ama mutlaka önce basketbolu dener der." Biliyorum belki kulağa çılgınca geliyor ama o tırnak içerisinde gereksiz işlerle uğraşan doktor ve avukatlar mutlaka basketbol oynamışlardır. Bu durum ülkemin çok gurur duyduğu bir şey.

Doruk: Litvanya Basketbolunda (12-16 yaş arasında) alt yapı çalışmalarında öne çıkan konular hangileri? 12 -14 yaş gruplarının maçlarında uygulanan farklı kurallar var mı? (3'lük atmanın ve alan savunmasının yasaklanması gibi). Sizin döneminizle şimdi ki Litvanya alt yapısı arasında anlayış farkı var mı? Varsa neler? 

Saras: Mucizelere inanmayın diyorum. En çok çalışan kazanır. Yetenekte önemli tabi. bazı insanlar daha şanslı olabiliyorlar. Belki koç olarak kısa bir süredir Buradayım ama şunu söyleyebilirim. Yetenekli ve az çalışanlar genelde kenarda oluyor. Yeteneği sınırlı ama salonu yaşam alanı haline getirenler bu oyunu oynayanlar oluyor. Biz koçlarda açıkçası takımımızda böyle karakterli görmek istiyoruz. Kontrat alan ve uzatanlar çalışma ahlakına sahip kişiler oluyor. Mucizelere inanma ve birinin senin yerine birşey yapmasını bekleme. bu bir takım sporu ama her zaman kendi sorumlulukların var.

Doruk: Bu soru içerisinde biraz da hangi konuları alt yapıda daha çok işlediğiniz soruluyor.

Saras: Dürüst olmam gerekirse o yaşlarda çok tecrübem yok. En alt 15 yaşına kadar indim. 15 yaşta zaten A takım seviyesine yaklaşıyor olan oyuncular oluyorlar.

Doruk : Alt yapılarda zone uygulanması ve ya 3 sayılık atışlar ile ilgili bir kısıtlama var mı?

Saras:Hayır öyle şeyler yok. Zaten böyle kısıtlamalara inanmıyorum.

Doruk: Görünen o ki tüm sorularımızı bu değerli zaman diliminde cevapladınız. Çok teşekkür ederiz.
 
 
 

 

Yorumlar Okunma: 5881