maltepe escort

alanya escort

kartal escort

 Neyi niye yapıyoruz? (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Neyi niye yapıyoruz? (Hayri Pekergin)

16-04-18 03:47
Çok ilginç bir sezon yaşıyoruz.

Kendimize sık sık şu soruyu sormak zorunda kalıyoruz.

Biz neyi niye yapıyoruz.

Hani her yazının klasik bir format şablonu vardır. Giriş gelişme sonuç deriz.

Bu format size yazının amaca giden yolunda kaybolmadan ilerlemek için bir yol haritası sunar.

Sanayi, ticaret, finans ya da hizmet sektörlerinde de öyledir.

Kurumsal hayatta alınan her kararın bir hedefi, kısa orta ve uzun vadede takip edilen sonuçları olması gerekir.

Bilirsiniz ben sporu bir performans sanatına benzetirim.

Hani İngilizcede “entertainment” diyorlar ya. İşte tam öyle.

Eğlenceyi tanımla derseniz;

Lafı fazla uzatmadan insanlara iyi ve kaliteli vakit geçirtmek derim.

Bu sektör içerik üreten, en gözde sektörlerden biridir.

Hani bacasız endüstri diyorlar ya; Bu tanıma aynen katılırım.

Kurumsal, sektör, endüstri, performans gibi kelimeleri aynı alan için kullanıyorsak arkadan gelmesi gereken kelimenin hangisi olduğunu da az çok tahmin etmişsinizdir.

Kurumsallık.

Farkındaysanız içinde bulunduğumuz zamanda bir sürü kavramın içini boşaltıp, adeta anlamsızlaştırıp kendimize zombi kavramlar yaratıyoruz.

Bana göre bunlardan biri de kurumsallık.

Bu sportif hizmetler sektörünün tümünde olduğu gibi basketbolda da böyle.

Yanlış anlaşılmasın. “Hiç doğru örnek yok” demiyorum.

Gerek kulüpler gerek federasyon, gerek il temsilcilikleri bazında iyi örnekler, çabalar, başarılı uygulamalar var.

Ama en yukarıdan en aşağıya, erkek basketbolundan kadın basketboluna her seviyede daha çok kurumsallık, daha iyi yönetişim gerekiyor.

Bunun olmadığı yerde verime ulaşmak, kısıtlı kaynakları doğru şekilde kullanmak her zaman kolay olmuyor.

Başarı gelse de sürdürülebilir olması mümkün olmuyor.

Türkiye’de erkek basketbolunda yıllarca Efes Pilsen konuşuldu. Hala konuşuluyor.

Neden?

Ortada harcanan para ve alınan başarı ölçüsünde kayda değer bir verimsizlik var.

Geçtiğimiz hafta Darüşşafaka Avrupa’nın 2 numaralı kupasında şampiyon oldu.

Ülke basketboluna hem erkek hem kadın sporcular yetiştirmiş bir eğitim kurumunun yeniden doğuşu, “Doğuş Holding” sponsorluğunda geldi.

Darüşşafaka Spor Kulübü birkaç istisna yılı saymazsanız tarihi boyunca kurumsal prensipler ile yönetilen bir kulüp oldu.

En “dominant” başkan bile kulübün yönetim kurulu ve Darüşşafaka Cemiyeti Yönetimi tarafından dengelendi.

Kısıtlı imkanlar ile kendi kapasitesi içinde başarı arandı.

Finans bulunamayınca bir lig aşağıya inildi.

Finans bulununca Euroleague’de bayrak gösterilip Euro Cup kazanıldı.

Bu başarıdan çok fazla öğrenilecek şey var.

Sezon başında finansman imkanları bir önceki seneye göre çok kısılınca, yüklü sözleşmesi olan coach Blatt ile yollar ne pahasına olursa olsun ayrılabilirdi.

Şampiyonluğun bir numaralı mimarı David Blatt ile ilgili süreç çok profesyonel şekilde yönetildi.

Sözleşmesi devam eden ratingi yüksek oyuncuların hepsi satılabilirdi. Burada da dengeli bir yol bulundu.

Darüşşafaka bu zor süreçleri hem kendi geçmişinden gelen yönetim kültürü hem de sponsorun kurumsallık katkısı ile çok fazla kırılma yaşamadan “yönetmeyi” başardı.

Bunun ödülü de sezon başında oldukça az kişinin beklediği Euro Cup’ta şampiyonluk oldu.

Erkek basketbolunda bu örnek bizler için önemli.

Çünkü çoğunlukla yolun sonuna geldiğimizde yolun başındaki hedefimizi unutmuş oluyoruz.

Olayları ve gelişmeleri yönetemediğiniz zaman ne oluyor biliyor musunuz?

Olaylar ve gelişmeler “sizi” yönetmeye başlıyor.

Mesela kulüp bazında sezon başında milyon dolarlar harcayıp takım kuruyorsunuz.

Sonra nakit akışında 60-70 K USD için gerekli ayarlamayı yapmayıp finale çıkma potansiyeli olan takıma ödemeleri geciktirip “biz sizden gelecek başarıyı önemsemiyor / beklemiyoruz” mesajı vermiş oluyorsunuz.

Mesela iki sezon sonrasının bütçesini şimdiden harcayıp hala harcamaya devam edip sonra elinizdeki oyuncuları göndermek zorunda kalıyorsunuz.

Elbette yetenek ve şansınız da yoksa üzücü sonuçlar ile hem kulübün hem yöneticilerin itibarı zedelenmiş oluyor.

Kurumsal yönetim anlayışının olmadığı yerde para sorun olursa daha büyük boşluklar ortaya çıkıyor.

Bu boşlukları bazen coach bazen de oyuncu menajerleri dolduruyor.

Elbette menajerlerin ilk önceliği işlerin doğası gereği kendi çıkarları oluyor.

Kendine alan bulan Coach’ da işine geldiği gibi başarısızlıkta kulübü “ortaya atıp” başarıları kendini üzerine alıyor.

Sözün özü basketbolda ciddi bir rehberlik eksikliği var.

Bunun önemli bir örneğini bugün NCAA’de basketbol oynamaya giden U16-18-20 Milli Takım seviyesinde forma giymiş oyuncularda görüyoruz.

Basketfaul yazarı İlker Yıldız Türkiye liglerinde yer alan erkek ve kadın sporcuların istatistik değerlerini sezon başından bu yana takip ederek sizler ile paylaşıyor.

İlker Yıldız bu hafta çok önemli bir çalışma yaptı. NCAA’de genç oyuncuların aldığı süre ve istatistik verileri derledi.

Çok uzağa gitmeden size Fenerbahçe’den ve kadın basketbolundan iki örnek veriyorum.

Bu isimler U20 Forvet Şelale Kepenç ve U18 pivot Burcu Soysal.

Bu isimlerin NCAA İstatistikleri ilgili yazıda yer alıyor. Merak eden açıp okusun.

Fenerbahçe altyapısı ve gelişim takımında yetişen, KBL’de ya da TKBL’de süre alarak ABD’ye gitmeyi tercih etmeyen aynı kalibredeki diğer oyunculara bakalım.

Olcay Çakır ve Cansu Köksal bugün A Milli Takımda. Melis Gülcan ve Hülya Çoklar süper ligde önemli dakika ve sorumluluk alıyor. O zaman kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor.

Acaba biz ABD’ye basketbolu geliştirmek amacı ile giden oyunculara doğru rehberlik yapıyor muyuz?

Yoksa ticaret ve başka hesapların devreye girdiği senaryolarda olan sporculara mı oluyor?

Evet, başka bir açıdan bakarsanız, Fenerbahçe’nin gelişim takımında ve altyapısında yetiştirdiği elit yetenekteki oyuncuları geçmişte elinde tut(a)madığını söyleyebilirsiniz.

Hemen Galatasaray’ı hatırlayarak neden 19 yaşındaki İnci Güçlü’nün bu sezon bu kadar geriye atıldığını da (haklı olarak) yukarıdaki soruya ekleyebilirsiniz.

İşte bu noktada kurumsallık ihtiyacı devreye giriyor.

Kurumsallık olsun ki neyi niye yaptığımızı bilelim.

twitter: @hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 3966