KBL'de finalin analizi (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

KBL'de finalin analizi (Hayri Pekergin)

16-05-18 22:59
Bilyoner.com KBL’de final serisi başladı.

İlginç hikayesi olan bir seri.

Bir yanda geçen sezonun KBL şampiyonu Yakın Doğu Üniversitesi.

Geçmişte Fenerbahçe’de sorumluluk üstlenen yöneticilerin yönetimde olduğu, Fenerbahçe ile geçmişte en çok kupa kazanan coach olan Zafer Kalaycıoğlu’nun teknik patronluğunda, kadrosunun yarısının (Quanitra Hollingsworth, Sandrine Gruda, Jantel Lavender, Olcay Çakır Turgut, Cansu Köksal ve Gökçe Doğan) geçmişte Fenerbahçe’de forma giydiği ligin güçlü ekibi.

Diğer tarafta ise Fenerbahçe.

Geçmişteki başarılarını tekrarlama yolunda son 14 ayda 3. teknik patronunu göreve getiren, 12 şampiyonluk ile müzesindeki KBL Şampiyonluk Kupası rekabetinde 13 kupalı ezeli rakibi Galatasaray’ı bir adım geriden takip eden, kadrosunda Ayşe Cora, Pelin Bilgiç, Kelsey Plum, sakat olan Tilbe Şenyürek gibi kariyerlerinin olgunluk çağına giren isimler ile Birsel Vardarlı Demirmen, Sottana, Vaughn, Dabovic ve Tuğçe Canıtez gibi tecrübeli isimleri kaynaştıran, altyapısı ve liglere yetiştirdiği oyuncular ile KBL’nin “iki temel direğinden biri”

Serinin ilginç yönlerinden biri de iki takımın sezon içinde oynadığı iki maçı da normal sezonu üçüncü sırada bitiren Fenerbahçe’nin 78-65 ve 66-65 skorlarla kazanmış olması.

*****

Serinin ilk maçını da kazanan 83-76 skor ile Fenerbahçe oldu.

Maçı izleyenler 53-45 skorlu ilk yarı sona erdiğinde bir All-Star maçına geldiklerini düşünmüş olmalı.

İki takımın da savunma için odaklanamadığı seride Fenerbahçe pas sayısını 6-7 hatta 8’e çıkardığı bir çok hücum yaptı ve Yakın Doğu Üniversitesi sıklıkla rakibin pas trafiği seyretti.

Maçın 3.çeyreği final serisinin getirdiği savunma sertliği ve ciddiyetinde oynandı.

12-14 Skorlu bu çeyrekte de rakibine yenilmeyen Fenerbahçe ilk maçı 83-76 kazanarak ev sahibi avantajını cebine koydu.

Takımı ile çalışma süresi artan Garnier’nin dokunuşu topu iyi paylaşma ve artan pas sayısı ile kendini gösterdi.

Bununla birlikte ilk maçın ardından tam olarak anlaşılamayan maçın sonucuna etki eden temel faktörün 9 oyuncu ile sayı üreten Fenerbahçe’nin iyi yaptıkları mı yoksa Vandersloot’un yer alamadığı Yakın Doğu Üniversitesi’nin sahada yapamadıkları mı olduğuydu.

Eldebrink oyunun yaratıcılık yönüne istenen düzeyde bir katkı getiremedi.

İlk maçta topu iyi paylaşan Fenerbahçe Birsel Vardarlı Demirmen (10s), Plum (17s), Vaughn (17s) ile iki haneli skor üretti.

Verameyenka (9s), Ayşe Cora (9s) ve Tuğçe Canıtez de (7s) toplam 26 sayı gibi önemli bir üretim yapınca sayı yarışı halinde geçen ilk maçı Fenerbahçe kazandı.

İlk maçta Yakın Doğu Üniversitesi birçok topu 2. ya da 3. pasta potaya attı. Bu nedenle Fenerbahçe savunmasında herhangi bir zayıflık olup olmadığını test bile edemedi.

Beş oyuncunun iki haneli skoru, Bahar Çağlar ve Olcay Çakır Turgut’un 9’ar sayılık katkısı savunma başarısı ile desteklenmeyince ev sahibi avantajı rakibe gitmiş oldu.

*****

İki takım arasındaki ikinci maç serinin en önemli maçlarından biriydi.

Bana göre Fenerbahçe bu maçı da kazanma şansını iki neden ile kullanamamış oldu.

Bunlardan ilki dikine giderek rakibi eksiltebilen, kazanılan maçta skorda olmasa da kritik anlarda kimyaya katkı yapan Sottana yerine Dabovic’e yer vermekti.

Dabovic iyi bir şutör fakat hem Birsel sahada olmadığında Plum üzerindeki yükü alacak “durumda” değil hem de savunmada Sottana’ya göre bir artısı yok.

Böyle önemli serilerde hepimizin bildiği yazılı olmayan bir kural vardır;

“Asla kazanan takımı değiştirme”.

Garnier’nin ikinci kritik tercihi ise maçın üçüncü çeyreğin sonu ve son çeyreğinin ilk yarısında Birsel Vardarlı Demirmen yerine Plum’ı oyun kurucu oynatarak kırılma anlarında ilk maçtaki paylaşım kalitesinden vazgeçmek oldu.

Fenerbahçe’nin güçlü yönleri Vaughn – Verameyenka ikilisinin başarısı, Birsel Vardarlı Demirmen ve Plum’un odaklı oyunu olarak görülüyor.

Yakın Doğu Üniversitesi hala “final four” sendromunu üzerinden atabilmiş değil.

İlk maçta Bahar Çağlar’ın skor ve savunmaya katkısı, iki maçta da Olcay Çakır Turgut’un maç kazanma matematiğine desteği önemliydi.

Vandersloot’un top kayıplarını telafi eden skor katkısı, Gruda’nın kenardan odaklı gelmesi ve ilk maça göre bir miktar gelişen savunma ikinci maçın kazanılmasına yetti.

YDÜ için diğer bir pozitif not rakibin skoru eşitlemek için yaptığı her atağa farkı yeniden 2-3 top seviyesine çıkaran reaksiyon gelmesiydi.

Bununla birlikte YDÜ takımında oyunun akışının ideal konumda olmadığı ve pozisyonlar arasındaki sinerjinin bir miktar daha gelişme ihtiyacı görülüyor.

Örnek olarak 4-5 ya da 5-4 arası paslaşma eksikleri, üç uzun ile oynan dakikalarda ribauntlarda daha çok hissedilmesi gereken hakimiyet bu konuda ilk akla gelenler.

******

Final serileri iki takım arasında çok büyük güç farkları yoksa bilek güreşi ile satranç müsabakası özellikleri taşır.

İki takım da birbirini deşifre ederek kilitlemenin yollarını arar ve eninde sonunda bulur.

Sonuçta kazanan, istek ve odaklanması daha sağlam fizik ve mental dayanıklılığı daha güçlü olan takım olur.

Serinin bundan sonraki maçlarında Yakın Doğu Üniversitesi cephesinde savunmanın geniş rotasyonun desteği ile giderek sertleşmesi, kimyanın bir miktar daha ilerlemesi, yerli rotasyonun katkısının artarak devam etmesi belirleyici konumda olacak

Fenerbahçe’de ise rakibin eşleşmeli alan savunmasına bulunacak formüller bu maçta Verameyenka potadan çok uzak kalınca bir türlü ortaya çıkmadı.

Üzerinde çok yük olan Vaughn’un dayanıklılığı, Tuğçe Canıtez’in hücumda missed match arayışlarını zor penetrelerden değil önce ceza şutlarında isabet ile başlatması, Pelin Bilgiç’in savunma, Ayşe Cora’nın hücuma katkısını arttırarak devam ettirmesi önem taşıyacak.

Serinin 3. maçı hangi takımın diğerinin bileğini bükmeye başladığı gösteren işaretleri gördüğümüz müthiş bir karşılaşma olabilir.

twitter: @hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 2809