F4-Gelişim-Değişim (Can Kasaplar) - BasketFaul.com

F4-Gelişim-Değişim (Can Kasaplar)

17-05-18 11:37
Sosyal yaşamda bir çok etken bizleri farklı şekilde etkiliyor. İnsan davranışları bu faktörlerle olan ilişkilerin algılanması ve değerlendirmesi sonucu ortaya çıkmakta. Türk basketbol coachları için durum farklı değil ve belki daha zorlayıcı. Sayısız neden, haklı sayılabilecek mazeretler coachlarımızı kestirme yollar bulmaya zorluyor. Yanlış temelden başlıyor. 

İyi bir basketbol coachu olmak istiyorsanız iki şeyi kesinlikle yapmalısınız. Birincisi “hayal kurmak”. Kendinizi takımınızı F4 mücadelesinde düşünüp en zorlu maçlarda kazanmayı, başarılı olmayı hayal edip beyninizin başarıya giden bir rota hazırlamasını sağlamalısınız. İkincisi ise bu yol haritasının sağlam nirengi noktalarıyla desteklenmesi. Bunu başarmanın yöntemini ise konunun uzmanları spor psikologları bilim adamları basitçe şöyle açıklıyorlar: "Merak etmek". Örneğin başarılı bir basketbol coachunun yaptıklarını, özelliklerini güçlü yanlarını merak edip araştırmak.

İşin can alıcı noktası burada başlıyor. Rol model olarak seçilen kişinin yaşantısında bakılması gereken yer kişinin davranışları değil. Süreç düşünce-duygu-davranış olarak ortaya çıktığı için ve öznel olduğu için aynı davranışları sergilemeye çalışmak sadece taklit olarak kalıyor. Örneğin coach Obradovic düşüncesinde oyuncularının tüm sezon yüksek odaklanması ile hedefine ulaşmayı planlarken bu planı bozacak herhangi bir olaya kendi kişisel duygusal tepkisini gösteriyor. Üstelik coachun bu davranışı düşüncelerini destekleyecek, belki de daha da güçlendirecek bir şekle bürünüyor. İşte bakmamız gereken yer tam da burası. Coachun başarıya giden yoldaki tutumları.

Tutum Latince kökenli bir kelime, ”harekete hazır“ demek. Basitçe bir gözlemle coachun birçok probleme karşı kendi tutumuyla tutarlı her zaman harekete geçmeye,değişmeye ve gelişmeye açık takımlar yarattığını ve başarılı olduğunu biliyoruz.

Basit örneklerle coach Obradovic'in *verimlilik* esaslı yöntemine bakmak istiyorum. Basketbolda verimliliğin sağlanmasının en önemli faktörlerinden biri rekabet. Takım içi ya da zamana karşı ve şimdi de unvan koruma mücadelesiyle kendisine karşı.

Verimlilik çeşitlilikle destekleniyor. Fenerbahçe hücum düzenlerinin basit ancak çok opsiyonlu kurgusu (ve kesinlikle kurallı) oyuncu özelliklerinin geniş yelpazede olması coachun elini rahatlatıyor (Kalinic'in 5 numara oynaması ve switching man to man defense örneğini hatırlayın).

Bu yazıyı daha fazla mekanikleştirmeden konunun biz Türk basketbol coachlarını ilgilendiren tarafına göz atmak niyetindeyim. Geçen hafta düzenlenen BGL F4 organizasyonu. Genç takımlar düzeyinde hayata geçirilen bir dizi değişkenlikler zinciri. Zamana ihtiyacı olan bir lig. Bizlerin organizasyon yapma becerimizi yukarılara çektiğimiz bir gerçek ancak her değişim gelişim sağlayamayabiliyor. Zaman zaman Türk basketbolunun ihtiyaçları eksikleri üzerine yazılar makaleler okuyorum. Örneğin coach Hakan Yavuz *bire bir* oynamayı öğretemiyoruz diyor ya da coach Cem Akdağ yüksek tempolu basketbol oynamamız gerektiğinden ve neden oyun kurucu yetiştiremediğimizden bahsediyor. Aydın Örs bireysel gelişim antrenörlerinin ve kondisyonerlerin öneminden söz ediyor. Hayri Solmaz (Hayri abi) kral çıplak deme hakkını hala saklı tutuyor. Eksikler gereklilikler belli olduğuna göre birkaç küçük tamamlayıcı hamle ve biraz zamanla bu lig ihtiyaçlarımıza cevap verecek niteliği kazanacaktır.

Gelişim basketbolu (lig ayarında) kendi özel dinamikleri olan bir basketbol.Dünyadaki örnekleri (NCAA) kendi özel kurallarıyla coachları ve takımlarıyla oyuncularına gelişim olanağı sunarken NBA gibi bir organizasyona yıllardır kalifiye iyi eğitim görmüş oyuncular yetiştiriyor. Sistemli planlı ve detaylı çalışmalar olmadan bunu başarmak imkansız olsa gerek.

İlk kez düzenlenen BGL F4 organizasyonunda coach arkadaşım Emrah Benli'ye *en çok gelişim sağlayan antrenör* ödülü verildi. Bundan belki de 8, 9 sene önce Emrah Hoca TED Ankara Kolejliler'de minik takım seviyesindeki topladığı takıma minderlerde takla attırıp koordinasyon çalışmaları yaptırdığında, yoga eğitmenleriyle nefes alıp vermeyi öğrettiğinde pek ciddiye alan olmamıştı. Geçen yıl Türkiye ikincisi olan yıldız takımın coachu bana bu takımın attığı ilk sayıdan sonra orta sahada birbirlerine sarılıp sevindikleri ilk maçlarını anlatmıştı. Haklı bir gurur bence.

Son olarak Euroleague F4 organizasyonuna bu yıla kadar katılma başarısı gösteren antrenörler 12 değişik ülkeden geliyor ve Sırp coachlar 35 kez katılma başarısı göstermişler. Bu coachların birbirleriyle olan ilişkileri arkadaşlıkları bizler için de örnek olmalı. Kendini geliştirmeye çalışan merak eden araştıran uygulayan her antrenörümüze adil rekabet fırsatı sunabilmeliyiz. İnsan ilişkilerimizi güçlendirirsek, verimli iş arkadaşlıkları kurabilirsek başarılı olmak için bir şansımız olacaktır. 

Yorumlar Okunma: 1435