Ucube basketbol kaldığı yerden - Videolu (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Ucube basketbol kaldığı yerden - Videolu (İlker Yıldız)

24-05-18 10:21
2017-2018 Ortaokullar arası Küçük Erkekler ve Küçük Kızlar Türkiye Şampiyonası Sakarya’da başladı. Bu önemli organizasyon 27 Mayıs Pazar günü oynanacak olan final karşılaşması ile sona erecek.

İlk gün oynanan iki kız ve iki erkek maçını izleme imkânı buldum ve büyük bir hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü bu Şampiyonanın Türkiye finalleri olduğunu düşünerek, basketfaul sitemizde aylar önce “Yeni kuralın doğum sancısı ve ucube basketbol” başlığıyla yayımlanan maç görüntülerden daha farklı ve doğru basketbol oynamaya gelen takımlar olacağını düşünmüştüm. Tabii ben bu yorumu yaparken şampiyonaya gelen okul takımlarının yarısı olan sekiz okul takımını izledikten sonra bu yorumu yapıyorum. İzleme imkânı bulabildiğim sekiz okul takımının en az dördünde takım basketbolu adına hiçbir şey yok. Adeta dört oyuncu bir kenara çekilip, top hâkimiyeti diğerlerine göre daha iyi olan oyuncu bire bir oynayarak sayı arıyor. Yani bazı maçlarda parkede okul maçları değil, iki oyuncu arasında adeta bire bir maç yapılıyor izlenimi ediniyorsunuz. İki oyuncu bire-bir oynarken, diğer oyuncular ise bu iki oyuncuyu izliyorlar. Ama yine de hakkını vermek lazım ki diğer oyuncular top hâkimiyeti kendilerine göre daha iyi olan arkadaşlarını yormama adına, baskının yasak olduğu yarı sahaya kadar topu getirip, bire-bir oynayacak arkadaşlarına topu teslim ediyorlar!

Özetle söyleyecek olursak, çoğu okul takımı maç kazanma adına ucube basketbola devam ediyor. Maçları izlemeye götürdüğüm öğrencilerim bile bana şu soruyu soruyorlar: Hocam, neden hep bir-iki oyuncu oynuyor da, diğer oyuncular onları izliyor? Açıkçası söylemem gerekirse, ben de bilmiyorum diyorum. Pekâlâ, biz de mi böyle oynayacağız diyorlar? Ben de kesinlikle böyle oynamayacaksınız diyorum. Pekâlâ, izlediğimiz takımlardan hangisi gibi oynayacağız diye sordukların da, şükürler olsun ki sorularına cevap verebileceğim doğru bir örneğin olmasına seviniyorum. İzlediğim sekiz takım içerisinde genç antrenör Cevat Erçen yönetimindeki Karşıyaka Bahçeşehir Ortaokulu en doğru örnek olarak imdadıma yetişiyor. İlk gün maçında yenilmelerine rağmen; pas ve kat şeklinde basketbol adına en temel doğruları yerine getiren takım olarak takdiri hak ediyorlar. İstese bu takımda, yenildikleri takım coachu gibi yapar ve bir iki oyuncu üzerinden oynayabilirdi. Ama yapmadı. Kendisine devre arasında neden rakibin gibi oynamadığını sorduğumda, genç yaşına rağmen çok olgun bir cevap verdi: "Ben bu çocukların basketbol gelişimleri adına doğru basketbol oynamalarını istiyorum." Evet, bu kadar basit ama aynı zamanda da bir o kadar zor. Zorluğu Türkiye finalleri oynuyorsunuz ve başta veliler olmak üzere, okul yönetimi de dâhil olmak üzere çoğu kişi sizin oynattığınız doğru basketboldan daha çok elde edeceğiniz galibiyet ve kupalara bakıyor. Umarım genç antrenör arkadaşımız Cevat Erçen gibi antrenörlerin sayısı artar ve biz de parkede oynanan güzel basketbolu izler, çocuklarımızın doğru basketbol oynamalarından da keyif alırız. Oyuncu kazanmak adına, bu turnuvada şu ana kadar izlediğim sekiz okul takımının yarısından fazlası maalesef doğru örnek olmayacaktır.

Geçtiğimiz günlerde Balıkesir ilimizde düzenlenen U16 Kızlar Türkiye Şampiyonası sonrasında, A Kadın Milli Takım Menajerimiz Sayın Zeynep Gül Ene sosyal medya hesabından paylaştığı üç maddelik yazısı hepimizin ibretle ders alınması gereken derin anlamlar içeriyordu. Sosyal medya hesabından “U16 Kızlar Türkiye Şampiyonası İzlenimlerim” başlığıyla paylaştığı üç maddelik yazısı aşağıdaki şekildeydi;

1) Hala çoğunlukla yetiştirme değil, kazanma odaklı anlayış var. Hala oyunculara adam adama savunmayı öğretmekle uğraşmak yerine kolaya kaçıp alan savunması ile rakibi bozmaya çalışmak moda. Hala az oyuncu ve dar rotasyonlu oynamak moda.

2) Bugün takım gibi oynayabilenler kazandı. 1-2 oyuncu üzerine düzen kuran takımlar kaybetti. Bu jenerasyonda fizik olarak dünya standartlarında bir 5 numaralı oyuncu yok maalesef. Öte yandan çok potansiyel 2003’lülerin olması sevindirici.

3) Hücum ve savunmada çok yönlü, iki elini de kullanabilen oyuncu bir elin parmağından az. Mücadele ve istek üst düzey. Oyun bilgisi ve fundamental daha iyi olmalı.

Basketbol'da altyapılarda (bütün spor branşları için de geçerli) maç ve kupa kazanma adına, ileride gerçek anlamda basketbolcu olabilecek daha ne kadar genç oyuncuyu kaybedeceğiz. Artık maç ve kupa kazanmak yerine, oyuncu kazanma anlayışını benimsememiz zorunlu. Altyapılarda kazandığı kupalarla övünen antrenörler ve kulüpler yerine, yetiştirdiği oyuncularla övünen anlayışı ödüllendirmeliyiz. A Kadın Milli Takım Menajerimiz Sayın Zeynep Gül Ene'nin yukarıdaki üç maddelik yazısı hepimizin ibretle ders alınması gereken derin anlamlar içeriyor.

Sayın Zeynep Gül Ene’nin bu paylaşımından esinlenerek, bende ilk gün itibariyle “Ortaokullar arası Küçükler (Kızlar ve Erkekler) Türkiye Şampiyonası İzlenimlerim” şeklinde düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Gelelim turnuvanın ilk gün izlenimlerime:

1) Finallere kalan okul takımlarının tamamına yakını özel okul ve bu okulların geneli bir veya birkaç basketbol kulübü ile ortak çalışıyorlar. Bilindiği gibi kulüpler arası Türkiye finalleri sadece U15, U16 ve U18 kategorisinde yapılmakta ve U10’dan U14’e kadar oynanmayan kulüplerarası Türkiye Şampiyonasının yerine; Okullar arası minikler (6-9 yaş), okullar arası küçükler (10-11 yaş) ve okullar arası yıldızlar (12-13 yaş) Türkiye Şampiyonası, gelecekteki oyuncu potansiyelimizi görme adına önemli bir kriter olarak alınabilir. Turnuvada takımların yarısını izledim ve geleceğe dönük üst düzey basketbolcu olma potansiyeline sahip oyuncu sayısının çok az olduğunu üzülerek söylemeliyim.

2) Takımların çoğu bir-iki oyuncu üzerinden oynuyor ve pas-kat uygulayan takım sayısı çok az. Bu kurallarla bir-iki oyuncu üzerinden oynayan takımların maç kazanma ihtimali çok daha fazla ve bu adeta basketbolun doğrularını uygulayan (pas-kat) takımların cezalandırılması anlamına geliyor. Mesela, günün ilk erkek maçında bir takımın ilk periyod da attığı 22 sayının tamamını bir oyuncu atarken, günün ilk kız maçında galip gelen takımın oyuncusu takımının attığı 62 sayının 58’ini atabiliyor. Bu sayıların çoğu da hep aynı şekilde bire-bir ve genelde de sağ turnike şeklinde.

3) Bu kategorileri de alan savunmasının yasaklanmış olması, pick and roll hücumuna da ciddi kısıtlamalar getirilmesini kendilerince aşmaya çalışan yetenekli antrenörlerimiz (!) burada da iş başında ve ucube basketbol anlayışını ülke çapına yaymakta çok mahirler. Baskın oyuncusunu bire-bir oynatırken, diğer oyuncularını ise üç sayı dışında sağ veya sol tarafa kümeleyerek dâhiyane bir taktik uyguluyorlar. (Aşağıdaki videoda görüldüğü gibi)

4) Velilerimiz alışkanlıklarına devam edip, antrenörlerin eksik kaldıkları yerde (!) hemen tribünden dahi olsa maça müdahale edebiliyorlar. Kimi ise kendisini daha da kaptırıp, salonda oynayan çocuklara aldırmadan hakemlere hakaretler yağdırabilecek kadar kendinden geçebiliyor. Bu tür velilerimizin hem çocuklarına hem de basketbola ne kadar çok zarar verdiklerini bilmeleri gerekiyor. İzmir’den, Mersin’den, Ankara’dan, İstanbul’dan, Bursa’dan işlerini bırakıp çocukları için maçlara gelen veliler, artık maç kazanma hırsını bırakıp da Türkiye Şampiyonasının keyfini çıkarsalar fena mı olur?

5) Takımların çoğu adeta buz hokeyi takımları gibiler. Hücum eden çocuk savunma yapmıyor, savunma yapan çocuk hücum etmiyor. Çift yönlü hem savunma hem de hücumda sorumluluk alan oyuncu sayısı çok az. Daha da kötüsü eline hiç top değmeden, parkede git-gel yapan oyuncu sayısı çoğunlukta.

6) Bu yaş kategorisinde (11-12 yaş) kısa vadeli başarı elde etme adına, takımların çoğunluğu kısa oyunculardan kurulu. Kısa oyuncuların koordinasyon gelişimi daha çabuk olduğundan dolayı, takımlarda uzun oyuncu bulmak pek mümkün değil (Kızlarda; Bilkent Ortaokulu/Ankara ve Şehit

Murat Demirci Ortaokulu/İstanbul hariç). Kısa ve koordinasyonu daha erken gelişmiş ama ileriye dönük basketbolcu olma potansiyeli az olan oyuncuların çokluğu dikkat çekiyor.

7) Fiziksel özellikleri uygun olan uzun oyuncular pota altında sırtı dönük oynatılarak, basketbol gelişimlerinin engellendiğine tanık oluyoruz.

8) O kadar fazla tereddüde düşülen kural var ki, hakemlerde hangi kuralı nasıl uygulayacaklarından ve kurallarda bir istikrar yakalamakta zorlanıyorlar. Bu da verilen kararların antrenörler tarafından yoğun itirazlarına ve maçların sıklıkla durmasına sebebiyet veriyor.

9) Çoğu takımda oyuncuların basketbola başlama süresi 2-3 yıl civarında ve fundamental eksiklikleri göze çarpıyor. Buna bir de antrenörlerin sayı adına her yol mubahtır anlayışını ilave ettiğinizde, bazı takımlarda sahanın sağ tarafı bazı takımlarda ise sol tarafı adeta hiç kullanıl(a)mıyor.

10) Bazı antrenörler bu yaştaki çocuklara set ezberletmişler ve sanki A Takım seviyesinde oynuyormuş gibi topu alan çocuk eliyle set numarası gösteriyor. Bu yaşta set oyununun oyuncuların gelişimini olumsuz etkilediğini ve basketbollarını mekanikleştireceğini bilmeleri gerekmiyor mu? Maç kazanma hırsı, oyuncu kazanmanın önüne geçmemeli.

11) Kız takımları daha mücadeleciler ama teknik açıdan daha bir o kadar zayıflar.

Şimdilik notlarım bu kadar. Henüz takımların tamamını izlemedim ve turnuva sonunda takımların tamamını izleyeceğimi umuyorum. Şampiyonanın bitiminde daha kapsamlı bir genel değerlendirme yapmaya çalışacağım.

Her şey Türk basketbolu için.

 

Yorumlar Okunma: 8717