Ortaokul Küçükler Türkiye Finalleri Değerlendirmesi (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Ortaokul Küçükler Türkiye Finalleri Değerlendirmesi (İlker Yıldız)

01-06-18 11:47
2017-2018 Ortaokullar arası Küçük Erkekler ve Küçük Kızlar Türkiye Şampiyonası 23-27 Mayıs tarihlerinde Sakarya ilinde yapıldı. Bu önemli organizasyon; Erkekler kategorisinde Özel Cihangir Ortaokulu (İstanbul), kızlar kategorisinde ise Aliye Pozcu Ortaokulu (Mersin)’nun şampiyonluğu ile sonuçlandı. Öncelikle illerde yapılan müsabakalar neticesinde dereceye giren takımların belirlenmesi ile başlayan uzun bir süreçten sonra; Uşak, Bilecik, Gümüşhane, Karaman, Kırklareli, Kırşehir, Sinop, Şanlıurfa ve Van (9 il) illerinde grup müsabakaları (16-18 Mart 2018 tarihlerinde) yapıldı. Bu illerde yapılan grup müsabakaları sonrasında dereceye giren takımlar ise; Balıkesir, Kastamonu, Malatya ve Nevşehir illerinde yapılan Türkiye yarı finallerinde mücadele etme hakkı kazandılar. Yarı finaller (13-16 Nisan 2018) sonunda dereceye giren 8’er okul (erkek ve kız), 23-27 Mayıs tarihlerinde Sakarya’da yapılan Ortaokullar arası Küçükler Basketbol Türkiye Finalleri’ne katılmaya hak kazandılar. Uzun ve meşakkatli bir süreçten geçtikten sonra, Türkiye Finallerine katılma başarısı gösteren her okul takımının; antrenörünü, oyuncusunu, velisini, okul idarecisini ve emeği geçen herkesi can-ı gönülden kutlarım. Bu uzun süreçte yaşadıkları zorluklar, hayal kırıklıkları, heyecanlar, mutluluklar vs. geride kaldı. Başta değerli antrenörlerimiz ve sporcularımızın emeklerine saygıyı göz önünde bulundurarak, turnuva hakkında değerlendirmelerde bulunmaya çalışacağım. 
 
Değerli antrenör ve sporcularımız, benim gibi basketbol tutkunu olan birçok kişiye çok güzel bir beş gün yaşattılar. Onlar emeklerini bizlere sergilerken, bizler de tribünde koltuklarımızda çoğu zaman keyifle onları izledik. Çoğu zaman keyifle maçlar izlemekle birlikte, kimi zamanda bu büyük organizasyona yakışmayan durumlarla da karşılaştık. Şahsımı en çok rahatsız eden olayların başında, bazı sporcu velilerimizin maç esnasındaki ve maç sonrasındaki aşırıya kaçan tepkileri oldu. 11-12 yaş kategorisindeki çocukları parkede ter dökerken, bazı velilerimiz ise tribünde olumsuz davranışlar sergilemekten kendilerini alamadılar. Oysa, aşırıya kaçan itirazları ve hakarete varan sözleriyle başta kendi evlatları olmak üzere bütün çocuklara ne kadar kötü örnek olduklarının herhalde farkında değillerdi. Nedense oyun kalitesi olarak çok ama çok düşük seviyede kalan kızlar müsabakalarında bu tür kötü olayların yaşanması ise ayrıca düşündürücüdür. Herhalde bazı velilerimiz, çocuklarının parkede verdikleri mücadeleyi izleyip bu mücadelenin tadını çıkarmak yerine, kazanma hırslarına yenik düşmeyi tercih ettiler. 
 
Erkekler Kategorisinde Fiziksel Yeterlilik Düşük, Mücadele Yüksekti
Erkekler kategorisinde şampiyon olan Özel Cihangir Ortaokulu dışındaki okulların genelinde oyuncuların fiziksel yeterliliği basketbol adına düşüktü. Çoğu takım kısa oyunculardan kuruluydu ve her takımda uzun diyebileceğimiz sadece 1-2 oyuncu vardı. Uzun oyuncuların çoğu da atletik değildi. Buna rağmen erkekler kategorisinde oynanan maçlarda heyecan ve mücadele üst düzeydeydi. Erkekler kategorisinde ilk günden itibaren maç kalitesinde gözle görülür bir artış yaşanırken, bunun tersi olarak kızlar kategorisindeki maçlarda her geçen gün oyun kalitesinin biraz daha düştüğünü gördük. 
 
Turnuvanın en heyecanlı ve zevkli maçı ise erkekler yarıfinalinde oynanan FMV Erenköy Işık Ortaokulu (İstanbul) – Özel Çakabey Ortaokulu (İzmir) maçında yaşandı. Maçın son 6 saniyesinde topu kenardan oyuna sokan FMV Erenköy Işık Ortaokulu oyuncuları, son saniyelerde turnikeden buldukları sayı ile maçı 59-58 kazandılar ve finale kaldılar. Her iki takımın antrenörünün yaşadığı heyecan ve maç bitimindeki güzel görüntüler, izleyenler tarafından uzun süre hafızalarda yer edecektir. Her iki takım antrenörüne ve oyuncularına, bizlere böyle güzel bir maç izlettirdikleri için çok teşekkür ederim.
 
Erkeklerde Finali Hak Edenler Oynadı
Antrenörleri Burak Güner yönetiminde, turnuvada diğer takımlara karşı gerek fiziksel ve gerekse kadro kalitesi bakımından bir adım önde olan Özel Cihangir Ortaokulu (İstanbul), oynadıkları basketbolla adeta gözlerimizin pasını sildiler. Recep Mermerci yönetiminde büyük bir başarı göstererek finale kalan Özel FMV Erenköy Işık Ortaokulu ise turnuvanın ilk gününden itibaren artarak devam eden performansları ve güzelleşen oyunları ile takdiri hak ettiler. Finalde her iki okul takımı da bizlere güzel basketbol izlettirdiler ve finalde olmayı hak ettiklerini gösterdiler.
 
Kızlar Kategorisinde Basketbol Seviyesi Düşüktü
Kızlar kategorisinde ise maalesef seyir zevki yüksek maç sayısı yok denecek kadar azdı. İzlediğim maçlarda doğru ve güzel basketbol adına aklımda kalan maç: Özel Bilkent Ortaokulu - Şehit Murat Demirci Ortaokulu arasında oynanan grubun son maçı oldu. Her iki okul gruptan çıkmayı başaramasa da, hem kadrolarındaki fizikli oyuncular hem de oynamaya çalıştıkları basketbol ile (alan savunması hariç) kızlar kategorisindeki vasatlığı bir nebze yukarı çektiler. 
 
Kızlar kategorisinde şampiyon olan Mersin Aliye Pozcu Ortaokulu’nun bütün maçlarını izledim ve sadece bir oyuncu ile bir takımın maç kazanmasına hem şaşırdım hem de üzüldüm. Mersin Aliye Pozcu Ortaokulu’nun 8 numaralı oyuncusu adeta tek başına oynadı. Takımının kullandığı topların ve attığı sayıların %90’ında hep o vardı. Bu durumun sevinilecek bir durumdan ziyade, özellikle kızlar kategorisinde oynanan “ucube basketbol”un sonucu olduğunu düşünüyorum. 
 
Kızlar kategorisinde Türkiye finali oynayan takımların, fundamental ve fiziksel yeterlilikleri beklentilerin çok altındaydı. Takımların kadro kalitelerinin genel olarak zayıf olmalarıyla birlikte, buna bir de oynatılan basketbolun kötü olması da eklenince,  maçları izleyenlere bitsinde gitsek havası verdiler. Bu nedenle de kendi öğrencilerim dahi kızlar kategorisindeki maçlardan daha çok, erkekler kategorisindeki maçları izlemek istediler. 
 
Finallerde Özel Okullar Çoğunluktaydı
Turnuvaya katılan 8 erkek okul takımının tamamı özel okuldu.  Kızlar kategorisinde de okulların çoğu ya özel okul ya da kız basketbolunun önemli kulüplerinin oyuncularını bünyelerinde toplamışlardı. Turnuvaya katılan okulların çoğu, basketbolda okul-kulüp birlikteliğini yıllardır başarıyla sürdüren okullar olarak dikkat çekiyorlar. Bu saydıklarımın dışında istisnai bir okul var, o okul Denizli Esentepe Ortaokulu. Antrenörleri Ali Yaşatürk ile yaptığımız kısa konuşmada, öğrencilerinin spor ayakkabı temininde bile zorlandıklarından bahsetti. Turnuvanın bitiş programında özellikle dikkat ettim ve turnuvaya katılan takımların sporcularının çoğunun marka basketbol ayakkabıları giyerken; Ali Yaşatürk’ün oyuncularının çoğunun doğru düzgün basketbol ayakkabılarının dahi olmadığını gözlemledim. Ayrıca Denizli Esentepe Ortaokulu, kızlar kategorisinde Türkiye 4.sü olurken, bu başarıyı çoğunluğu bir yaş küçük (2007 doğumlu 7 oyuncuyla) oyuncularla başardığını da hatırlatmak isterim. Gelecek yıl okullar arası müsabakalarda, Ali Yaşatürk antrenörlüğünde Denizli Esentepe Ortaokulu’nun daha büyük başarılar elde edeceğini düşünüyorum. Umarım bu emek ve özverili çabalar, etik değerlerle de pekiştirilir. Böylece hem emeğinin karşılığını alma yönünden, hem de her kesimden saygı görme yönünden yapılan işin değerine değer katılmış olunur.
 
Fiziksel Yeterlilik En Alt Düzeyde
Kızlar kategorisinde Özel Bilkent Ortaokulu ve Şehit Murat Demirci Ortaokulu, erkekler kategorisinde Özel Cihangir Ortaokulu dışında kalan çoğu okul takımının kadrosunda yer alan oyuncuların genelinin fiziksel yetersizliği göze çarptı. İleride bu turnuvada yer alan oyuncuların çoğunun, yıldız ve genç kategorilerinde aynı seviyede basketbol oynamaları pek mümkün görünmüyor. Çünkü, çoğunun fiziksel ve atletik özellikleri buna pek müsait değil.
 
Oyun Kuralları Değiştirilmeli
Şahsi kanaatim, oyun kurallarının tamamen A Takım seviyesinde oynanan basketboldaki kurallara döndürülmesi yönündedir. Antrenörlerin çoğu; alan savunması, tam saha baskı ve pick and roll olmasın, diğer bütün kurallar olsun diyorlar ama ben bunun da üstün meziyetli kişiler tarafından suiistimal edileceğini düşünüyorum. Sayın Cem Akdağ’ın “On İki Yaşında Oyuncuların Bencindeydim” yazısını okuduktan sonra, zone’un da bu yaştaki (U11-U12) sporcuların basketbol gelişiminde faydalı olacağına kanaat getirdim. Çocuklar küçük yaştan itibaren her türlü zorluğa alışmalılar ki, ileride karşılaşacakları zorlukları aşma kabiliyetini erkenden kazansınlar. Ayrıca turnuva sonunda röportaj yaptığım değerli antrenörlerimizin düşüncelerinin, gelecek yıllarda uygulanacak olan kuralların şekillendirilmesinde çok yardımcı olacağını düşünüyorum.
 
Çoğu Maçta Antrenörler Oyundan Atıldı
Oyun kuralları teoride ne kadar faydalı gibi görünse de, pratikte hiçbir şeyin kâğıt üzerindeki gibi görünmediğini bir kez daha gördük. Hem hakemler, hem antrenörler hem de sporcular, kuralların uygulamadaki belirsizliğinden kaynaklanan nedenlerle bir türlü basketbola tam anlamıyla konsantre olamadılar. Bunun sonucunda da kural ihlali olarak değerlendirilen birçok teknik faul çalındı ve hemen hemen her maçta bir antrenör oyundan atıldı. Antrenörler basketbola yoğunlaşmaktan çok, teknik faul almanın tedirginliğini yaşandı. Bu durum basketbolu güzelleştirmekten çok, çirkinleştirdi. 
 
Eleme Sistemi Gözden Geçirilmeli
Çoğu antrenörle konuştuğumuzda, bir önceki turda çok iyi bir “x” takımı vardı, burada olsalardı çok iyi işler yaparlardı vs. sözlerine tanık oldum. Ben de aşağıdaki tabloda finallere gelen okulların, hangi turda hangi ildeki müsabakalar sonunda finallere geldiğini inceledim. İlginç bir şey tespit ettim. Bazı okullar ilk bölge maçlarına katılmadan, direk Türkiye Yarı Finali oynamışlar. İllerine bakılmaksızın her okul takımının aynı aşamalardan geçmesi gerekmez mi? İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa gibi illerin takımlarının çokluğu, bende takımların kadro kalitelerinden ziyade (özellikle kızlar) fikstür avantajından kaynaklandığı intibaını uyandırdı. Eğer sistem bu şekilde devam ederse, kaliteli Anadolu okul takımlarının finallere kalma durumunun çok zor olduğunu söylemeliyim.  
 
Antrenörlere Kulak Verelim
Turnuva bitiminde değerli antrenörlerimizle yapmış olduğum röportajlarda çok önemli veriler elde ettiğimi söylemeliyim. Bu sene uygulanan kurallar, yeni sezonda düşünülen 3x3 organizasyonu, altyapının sorunları, okul-kulüp işbirliği ve oyuncu yetiştirme sorunuyla ilgili birçok konu ile ilgili değerli düşüncelerini paylaştılar. Gelecek yıllarda basketbol adına uygulanılması düşünülen bütün çalışmaların, muhakkak öncelikle basketbolun asıl mutfağında olan değerli antrenörlerimizin görüşleri alındıktan sonra hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
 
Sakarya Ev Sahipliği Yaptı
Ortaokullar arası Küçük Erkekler ve Küçük Kızlar Türkiye Şampiyonası organizasyonuna ev sahipliği yapan Sakarya ili, son yıllarda Türk basketbolunda önemli bir yere gelmeye başladı. Bu başarıda; Sakarya Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü yetkililerinin, Türkiye Basketbol Erkekler Süper Liginde başarıyla ilk sezonunu tamamlayan Sakarya Büyükşehir Basketbol Kulübü başta olmak üzere diğer basketbol kulüpleri ve basketbol okullarının, altyapı antrenörlerinin ve Sakarya Basketbol İl Temsilcisi Sayın Alpay Alev ve ekibinin başarılı organizasyonlarının önemli katkıları var. Bu organizasyonda emeği geçen herkese ayrıca teşekkürü bir borç biliyorum.
 
Sakarya basketbolunun özelinde Anadolu’da basketbolun ivme kazanması, Türk basketbolu açısından da çok önemli. Basketbolumuzun ülke çapına yayılmasıyla, gerçek anlamda Türk basketbolunun başarısından söz edebiliriz.
 

Her şey Türk basketbolu için. 

 

Türkiye Finallerine Kalan Okulların İllere Göre Dağılımı
İL
ERKEKLER
KATEGORİSİ
KIZLAR
KATEGORİSİ
TOPLAM
İSTANBUL
3
4
7
İZMİR
3
0
3
ANKARA
1
2
3
BURSA
1
0
1
DENİZLİ
0
1
1
MERSİN
0
1
1
TOPLAM
8
8
16
 
ORTAOKULLAR ARASI KÜÇÜK ERKEKLER BASKETBOL 
TÜRKİYE FİNALLERİ SIRALAMASI
OKUL ADI
İLİ
GRUP
YARI FİNAL
1
Özel Cihangir Ortaokulu
İstanbul
-
Kastamonu
2
Özel FMV Erenköy Işık Ortaokulu
İstanbul
Kırklareli
Malatya
3
Özel Çakabey Ortaokulu
İzmir
-
Balıkesir
4
Özel Karşıyaka Bahçeşehir Ortaokul
İzmir
Bilecik
Kastamonu
5
Özel Bilfen Çamlıca Ortaokulu
İstanbul
-
Nevşehir
6
Özel Emine Örnek Ortaokulu
Bursa
Bilecik
Balıkesir
7
Özel Karşıyaka TAKEV Ortaokulu
İzmir
Uşak
Malatya
8
Özel Bilfen Çayyolu Ortaokulu
Ankara
-
Nevşehir
 

 

ORTAOKULLAR ARASI KÜÇÜK KIZLAR BASKETBOL 
TÜRKİYE FİNALLERİ SIRALAMASI
OKUL ADI
İLİ
GRUP
YARI FİNAL
1
Mersin Aliye Pozcu Ortaokulu
Mersin
Karaman
Malatya
2
Şehit Öğretmenler Ortaokulu
İstanbul
Kırklareli
Nevşehir
3
Özel Çankaya Bilişim Ortaokulu
Ankara
-
Nevşehir
4
Esentepe Ortaokulu
Denizli
Uşak
Balıkesir
5
Vakıflar Ortaokulu
İstanbul
-
Kastamonu
6
Özel Bilkent Ortaokulu
Ankara
-
Kastamonu
7
Şehit Murat Demirci Ortaokulu
İstanbul
-
Balıkesir
8
Özel Sarıyer Açı Ortaokulu
İstanbul
Uşak
Malatya

 

 ANTRENÖRLER İLE YAPILAN RÖPORTAJLAR:

•Burak Güner (Özel Cihangir Ortaokulu Erkek Takımı, İstanbul):
Kendiniz ve basketbol çalışmalarınız ile ilgili bizi bilgilendirir misiniz?
Antrenörlükte 20. yılıma giriyorum. Daha önce okul takımı hiç çalıştırmamıştım ve ilk kez bir okul takımını bu yıl çalıştırdım. Daha önce hep kulüp takımları çalıştırmıştım. Şampiyon olan okul takımı, bir yıllık yoğun bir çalışmanın neticesidir. Okul takımımızla haftada iki antrenman yapıyoruz ama turnuvalar ve yoğun maçlar öncesi antrenman sayısını 3-4’e çıkardığımız da oluyor. Okul takımındaki öğrencilerimiz, okulda burslu olarak okumaktalar. Kadroda yer alan 14 oyuncumuz, kendi kulübümde yetişen oyuncular. Kendi kulüp bünyemizde yetiştirdikten sonra, diğer büyük kulüplere verdiğimiz sporcular. Bir de takımın kurulabilmesi için seçtiğimiz ve burs verdiğimiz çocuklarda var. Küçükçekmece ilçesinde, İstanbul ilinde ve Ortaokullar Türkiye Finalleri’nde olmak üzere bu seneki üçüncü finalim ve üçünü de kazanma başarısı gösterdik.

Kendi takımımı ayrı tutarak (kendi takımım uzun bir takım) turnuvayı değerlendirecek olursak, fiziksel özellik açısından kısaların turnuvası olduğunu söyleyebilirim. Kısalar oynadı ve uzunlar o hıza yetişemedi. Bu yaşlarda zaten bu durum biraz öne çıkıyor. Bizim takımımızdaki kısalar ise uzun boylular. Ama turnuva genelinde çocuklar çok kısa kaldılar. Uzun vadede Yıldız Takım ve Genç Takım seviyesinde nereye kadar gidebileceklerini pek bilemiyorum.

Sezon başı okul maçlarında apayrı kurallar vardı, daha sonra TBF ve Gençlik Spor bu kuralları birleştirdi. Kâğıt üzerindeki kurallar aynı kurallar ama uygulama konusunda hakemler bazında bazı değişiklikler oluyor. Bu sene kuralların uygulanması açısından, hem okullar bazında hem de kulüpler bazında çok sancılı bir sene oldu. Gelecek yıl için kuralların değişeceği ve eskiye dönüş olacağı söyleniyor. Bazı kuralların olması ise şart; mesela alan savunması ve pick and roll olmamalı. Diğer bütün kuralların serbest olması lazım ve artık çocukların yıldız takım seviyesine hazırlanmaları gerekiyor. Bu kurallarla, küçük takımdan bir oyuncunun yıldız takım oyuncusu olarak yetişmesi çok zor. 

3x3 organizasyonu ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Yine gelecek sene için 3x3 organizasyonlarından bahsediliyor. 3x3 organizasyonu gerçekleştirilirse tek pota basketbol ile fast break olgusu ölecek. Sporcuların, uzun pastan tutunda belli kas yapılarını kullanamama gibi sorunları ortaya çıkacaktır. Mesela biz bu yıl U12 kulüp maçlarında bu takım ile fast break üzerine kurulu bir anlayışımız vardı. Buradaki turnuvada dikkat ettiyseniz sayılarımızın %70’ini fast break’ten attık ve çoğunlukla hızlı oynadık. Seneye 3x3 oynanırsa bizim okul takımlarında başarılı olmamız mümkün görülmüyor. 

Bana 3x3 organizasyonu ilk söylendiğinde iki tane yorum yaptım. Birincisi fast break olgusu ortadan kalkacak dedim. İkincisi ise teknik olarak organizasyon bazında her takım iki antrenörle mi müsabakalara gidecek! Çünkü her iki potada da oynanacağı için iki antrenör mü olacak? Bu istihdamı, bu imkânı her kulüp sağlayamaz. Bunu TBF’nin sistem olarak oturtması da çok zor. Ayrıca hakem sayısının da fazla olması gerekecek. Bunun dışında bir çocuğun basketbolcu olabilmesi için, bütün sahayı ve açıları görmesi gerekiyor. Aksi halde sokak basketbolcusu çıkartırız ve uzun oyuncuları tamamen kaybederiz. Benim oğlumda (23 numaralı formayı giyiyor) okul takımımda oynuyor ve gördüğünüz gibi uzun bir oyuncu. Benim oğlum gibi uzun oyuncuları 3’e 3’de tamamen kaybederiz.  Niye biz uzun oyuncuları kaybedelim ki? Açık kortta uzun oyuncuları oynatabiliyoruz; ribaunda giriyorlar, koşuyorlar, topu götürebiliyorlar. Ama 3x3’de uzun oyuncuların gelişimlerini sağlayacak imkânlar vermek ise mümkün değil.


•Recep Mermerci (Özel FMV Erenköy Işık Ortaokulu Erkek Takımı, İstanbul):
Kendiniz ve basketbol çalışmalarınız ile ilgili bizi bilgilendirir misiniz?
8 yıldır basketbol antrenörlüğü yapıyorum ve beş yıldır Özel FMV Erenköy Işık Ortaokulu’ndayım. Biz aynı zamanda okul-spor kulübüyüz ve aynı zamanda Özel FMV Erenköy Işık Kulübünün U11 ve U12 kategorisi antrenörüyüm. Okul takımlarımızın da Küçük ve Yıldız takımlarını çalıştırıyorum. Geçen yıl okullar arasında küçükler kategorisinde yarıfinale kadar çıkma başarısı göstermiştik. İstanbul’da bu yıl TBF U11 Ligi’nde şampiyon olduk ve İstanbul TBF U12 Ligi’nde de final oynayacağız. Bunun yanı sıra, İstanbul U11 Gelişim Ligi ve İstanbul U12 Gelişim Ligi’nde de finale kaldık. Burada final oynayan takım ilkokul ikinci sınıftan itibaren benim yetiştirdiğim bir ekip ve toplama bir takım değil. Bizim kurumumuzda basketbol bursu yok. Tamamen bizim okulumuzun öğrencilerinden elimizden gelen kadarıyla yetiştirdiğimiz sporcularımızdan oluşan bir takımız. Aynı zamanda da bu oyuncular kulüp takımımızın da sporcuları. Hem okul hem de kulüp birlikte oynayan bu oyuncularımızla haftanın 4-5 günü idmanlarımız oluyor.

Maç kazanma baskısı yaşıyor musunuz?
Öncelikle kendi okulumuz bünyesinde yer alan öğrencilere değer verip, onları basketbolun içine çekmeye çalışıyoruz. Sporcularımızın çoğu da kendi okul bünyemizdeki öğrencilerden kuruludur. Bunun yanında biz okul kulüp olduğumuz için, dışarıdan gelen sporcularda kulübümüzde yer alabiliyorlar.  Okulumuzun basketbola yaklaşımı maç kazanmaya endeksli değil ve bu anlamda da herhangi bir baskı yok. Biz öncelikle iyi insan olmasını istediğimiz sporcular yetiştirmek için uğraşıyoruz. 

Turnuva kuralları hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Bu turnuvada uygulanan kurallar, hem bizi hem de hakemlerimizi çok zorluyor. Buradaki kurallar takımları bire bir oynamaya sürüklüyor. Yani burada çok fazla pas trafiği olmuyor. Mesela bizim İstanbul Gelişim Liginde, tam saha pres ve zone dışında; pick and roll, double team, yardım savunması ve üçlük var. Bu kurallarla elinde bir iki tane iyi oyuncusu olan maçın sonucuna etki edebiliyor. Bu yaş kategorisinde, tam saha pres ve zone dışında A takım seviyesinde uygulanan bütün kuralların uygulanması oyuncu gelişimi açısından en doğrusu olacaktır. Bunun dışında oyun süresi ve oyuncu faul sayısı da az; oyun süresi 8 dakikada yerine 10 dakika, oyuncu faul sayısı da 4 yerine 6 olmalı. Maçlardaki oyun süresi ve oyuncu faul sayısı arttırılarak, oyuncunun dayanıklılığı ve sertliğe alışması sağlanabilir. Maalesef mevcut kurallarda, eskisi kadar temasa ve sertliğe yer yok. En ufak bir temasta faul çalınıyor. Bu oyuncularımızın pozisyonu devam ettirmek yerine; faul bekleyeyim, faul alayım, rakibi faul problemine sokayım gibi sonuçlara neden oluyor.

Bu yıl uygulanan kurallardan dolayı, bu çocuklar gelecek yıl Yıldızlar kategorisinde çok zorluk yaşayacaklar. Bu sene bu kurallarla oynadılar ve yaklaşık 7 ay sonra; zone serbest, pres serbest, yardım savunması serbest vs. ile karşılaşacaklar. Biz bu çocuklara bir sene içerisinde birbirinden dağlar kadar farklı olan kurallarla basketbol oynatacağız! Yani bir sene sonra bu çocuklar savunmada yardıma gitmeyecek, bu yıl bire-bir oynayan oyuncular bir anda karşısında iki-üç oyuncu gördüğünde çok zorlanacaklar. 

Geçen yılki turnuvaya göre bu yılki turnuvayı karşılaştırır mısınız?
Geçen sene Okullar arası Küçükler Türkiye Şampiyonasındaki oyuncu kalitesi, bu yıla göre çok daha fazlaydı. Burada her okulun iki-üç tane oyuncusu varken, geçen sene her okulun dört-beş iyi oyucusu vardı. Yani takımlardaki oyuncu kalitesi daha iyi ve fiziksel yeterlilikler daha iyiydi. Bu oyun kuralları istemeden de bizi içine çekiyor. 

Takımınızı değerlendirir misiniz?
Turnuvanın ilk maçları çok farklı oluyor ve ilk günden sonra turnuvanın düzenine ayak uydurduktan sonra takımımız gerçek hüviyetine kavuştu ve daha çok top paylaşan, daha göze hoş gelen basketbol oynadığımızı düşünüyorum. Türkiye Finallerine gelip de maç kazanmak istemiyorum diyen antrenör herhalde yoktur. 

Oyuncu neden yetişmiyor
Biz daha öncede belirttiğim gibi okul-kulüp birlikteliğiyle, sistemli ve düzenli bir şekilde idmanlar yapabiliyoruz. Buna karşın İstanbul’daki büyük kulüplerimiz ise böyle bir düzenli çalışmadan uzaklar. Büyük kulüplerimizin U14 seviyesine kadarki antrenman sayıları az ve yetersiz olduğunu düşünüyorum. Biz 14 yaşına gelene kadar antrenman yapma, ondan sonra nede olsa iyi oyuncuları toplarız mantığıyla bir yere gelemeyiz. Bu mantık çok yanlış ve 14 yaşına kadar ciddi antrenman yapmayan bir oyuncunun gerçek anlamda gelişmesi pek mümkün değil.


•Cevat Erçen (Özel Karşıyaka Bahçeşehir Ortaokulu Erkek Takımı, İzmir):
Kendiniz ve basketbol çalışmalarınız ile ilgili bizi bilgilendirir misiniz?
Antrenörlük ve öğretmenlikte 7. yılım. Okul takım antrenmanlarımızı, okulumuzun spor salonunda iki gün sabah (07.30-09.00 arası) ve iki gün de öğleden sonra olmak üzere dört gün yapıyoruz. Okul-kulüp değiliz ve çocuklarımız farklı kulüplerde oynuyorlar. Okul takımımız iki yıllık bir ekip ve 2016 yılında çalışmalara başladık. Bu turnuva, antrenörlüğümdeki ilk Türkiye finaliydi.

Okulumuz seneye kulüpleşecek ve bu yıl 723 öğrenci kulüp takımımıza girebilmek için seçmelere katıldı. Bizde oyuncu seçimi adına belli testler uyguluyoruz. Kulaç uzunluğu, zıplama, fundamental vs. bakarak oyuncu seçimi yapıp, gelecek vadeden oyuncuları bünyemize katıyoruz. Öğrencilerimiz arasında bir tane dahi burslu öğrenci yok. Kadroda yer alan bütün öğrenciler aynı zamanda derslerinde de çok başarılılar. Sporcularımızın ders başarıları belli bir standardın altına düştüğünde, okul takımı ile çalışmalarına belli bir süre ara veriyoruz. Hatta Türkiye Finalleri oynarken dahi burada telafi dersleri yaptılar. Çocukların akademik yeterlilikleri bizim için çok önemli ve akademik başarı ile basketbolu çift taraflı olarak sürdürmeye çaba gösteriyoruz."
 

Turnuva hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Uygulanan kuralları biz antrenörler maalesef maç kazanmak adına farklı yorumluyoruz. Maç kazanmayı öncelikli hale getirdiğimizde belki bir oyuncuyu kazanıyoruz ama on bir oyuncuyu kaybediyoruz. Evet, maçları kazanıyoruz ama bunun yanında acaba kaç tane oyuncu kazanıyoruz? Bu yaş grubunda önemli olan maç kazanmak mı, yoksa oyuncu kazanmak mı? 


•Salih Polat (Özel Çankaya Bilişim Ortaokulu Kız Takımı, Ankara):
Kendiniz ve basketbol çalışmalarınız ile ilgili bizi bilgilendirir misiniz?
Makine mühendisiyim ve 25 yıllık kendime ait bir şirketim var. Bu şirket otomasyon üzerine çalışıyor, mikroişlemci tabanlı sistemler tasarlıyorum ve yazılım gerçekleştiriyorum. Yaklaşık yedi yıldır basketbolun içerisindeyim ve beş yıldır antrenörlük belgem var. Vatana nasıl faydam olur düşüncesiyle başladım ve bununda çocuk yetiştirmekle olacağı inancıyla, öncelikle 2005 doğumlu çocukları ilkokul üçüncü sınıftayken bir okuldan seçerek başladım. Şuan 130 sporcusu olan, Ankara’da her kategoride derece içerisinde olan bir kız altyapı grubuyuz. Bu yıl U14 kategorisinde Ankara ikincisi olduk. U13 kategorisinde Ankara’da final maçı oynayacağız. Devam eden U12 kategorisinde ise sadece bir mağlubiyetimiz var ve U11’de namaglûp devam ediyoruz. Okullarda küçük kızlar kategorisinde bu yıl Ankara ikincisi ve Türkiye üçüncüsü olduk. Bu yıl Yıldızlar kategorisine tamamı bir yaş küçük oyuncularımızla katıldık ve Ankara dördüncüsü, Türkiye beşincisi dereceleri elde ettik. Minikler kategorisinde de Ankara üçüncüsü olduk. 

Okul takımımızdaki mevcut kadromuzda yer alan oyuncularımız arasında bir tane bile burslu oyuncumuz bulunmuyor. Tamamen okul bünyemizdeki öğrencilerden kurulu bir kadroya sahibiz. Okulumuzun mevcut spor salonu yok ve kiralık salonlarda çalışıyoruz. Haftada dört gün ve bir buçuk saat antrenman yapıyoruz. Her biri Ankara’da çeşitli kulüplerde ve liglerde oynuyorlar. 

Turnuvayı kısaca değerlendirir misiniz?
Bu yıl küçükler kategorisinde zannedersem antrenörlerin tamamı bir şeyler keşfetmiş. Oyuncuların büyük bir kısmı erken gelişmiş ama gelecek vaat etmeyen oyunculardan oluşuyor. Kısa vadeli başarı üzerine çalışılıyor. Koordinasyonu gelişmemiş uzun oyuncularla başarı elde edemiyorsunuz, çocuklar geriye geç koşuyor, ribaundlarda yanlış hamlelerle erken faul problemine giriyorlar, bu yaş seviyesinde takıma faydadan çok zarar veriyorlar gözüyle bakılıyor. Ama gelecek yıllarda fiziği ve basketbolun temel kurallarını; sağdan sağ turnike, soldan sol turnike, stoplar, doğru savunmalar, atletik özellikler gibi doğru özellikler ön plana çıkacağı için bunların üzerine yatırım yapılması gerekiyor. Özetle bu seneki turnuvada geleceğe dönük değil de bu yılki başarıyı düşünülerek takımlar kurulmuş. 

Bu yaş jenerasyonunda ilkokul birinci sınıftan itibaren beş yıllık bir takım oluşturarak kademe kademe yukarı taşıyarak bir takım hazırlarsanız, altıncı sınıfa geldiğinde Türkiye finallerine çıkacak takım zaten bu seneki takımlar gibi zayıf görünmez. Maalesef bu seneki takımların zayıf görünmesinin sebebi ilk takımlar (1-2 yıllık takımlar) olmalarından kaynaklanıyor. Bu takımların dört beş sene sonra basketbol anlamında gerçek başarı (fizik ve atletizm olarak) elde edemeyeceğini bütün antrenörler biliyor.

Bu sene uygulanan kuralları değerlendirir misiniz?
TBF’nin yapmaya çalıştığı kuralları öncelikle olumlu buluyorum. Ancak, ilk başta kâğıt üzerinde olumlu karşıladığımız kurallar sahaya yansıdığında birçok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. İş maalesef her takımda bir tane olan yıldız oyuncunun elindeki topla skor üretmesine geliyor. Uygulanan kurallar içerisinde; savunma üç saniyesi kuralı ve adam adama savunmalar yanlış anlaşıldı, yanlış yere sürüklendi. İkili sıkıştırmalar çocukları zayıflatmaz, aksine o çocuğun hem pas fundamentalını hem de stres anında top ile nasıl bir hamle yapacağını daha iyi öğretir. Boyalı alandan çocukları çıkartmamız çok önemli, bunun içinde savunma üç saniyesinin çok hassas bir şekilde işletilmesi ve hakemlerin bu konuda ciddi boyutta eğitilmesi gerekir. Belki TBF gelecek yıllarda şöyle bir düzenleme yapabilir; mevcut A Takım kurallarına, bu yaştaki organizasyonlara sadece savunma üç saniyesi kuralını ilave edebilir. Bu tek kural ilavesi ile altyapıda uygulanması gereken kurallarla ilgili en önemli sorunların çözülebileceğine inanıyorum. Altyapılarda sadece savunma üç saniyesi kuralı doğru uygulansın, bunun dışında hiçbir ilave kurala gerek olmayacağını düşünüyorum. 

Ankara altyapı kız basketbolu ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
Biz Çankaya Üniversitesi ile rekabet ederek, kulüp olarak kendimizi geliştirdiğimizi düşünüyorum. Ankara kız basketbolunda son yıllarda birkaç kulüp daha ilave oldu. Ne kadar çok altyapı takımı olur, ne kadar çok altyapılarda maç oynanırsa, ne kadar geniş oyuncu havuzu oluşursa basketbolun o kadar olumlu etkileneceğini düşünüyorum. 

Basketbol ortaokul sekizinci sınıfa kadar okul-kulüp işbirliği ile aynı okulda okuyan çocukların aynı kulüpte oynamaları ile genişleyeceğini düşünüyorum. Sekizinci sınıftan sonra profesyonelliğe geçiş adına bir eliminasyonun olması lazım. Bütün çocuklar basketbolcu olacak diye bir şey yok ama oyuncu havuzu geniş olur ve ilkokul birinci sınıftan itibaren basketbol oynayarak gelmiş olan çocuk sayısı ne kadar fazla olursa, bir çocuğu sekizinci sınıfta ayrıştırmanız o kadar kolay olur. Basketbol adına fiziği ve atletizmi uygun olan ama sekizinci sınıfa kadar basketbol oynamamış olan bir çocuğu basketbolcu yapabilmek için inanılmaz efor sarf etmek gerekir. Ankara’da bu anlamda kız basketbolunda ciddi bir ilerleme ve oyuncu havuzunda artış söz konusu. Önemli olan birinci sınıftan itibaren; doğru yetenek seçiminin yapılması, doğru antrenmanların ve doğru sürelerin verilmesi gerekir. 

Oyuncun kadar antrenörsün
Oyuncun kadar antrenörsün cümlesini iki yönlü değerlendiriyorum. Bir: Sıfırdan alıp yetiştirdiğin oyuncun ne kadar kaliteli bir oyuncu olabildiyse senin antrenörlüğünü o belirliyor. İki: maç kazanmak için oyuncun ne kadar yetenekliyse, seninde antrenörlüğünü o belirliyor. Dolayısıyla oyuncun kadar antrenörsün cümlesini doğru algılayabilirsek, bu sefer maç kazanmak için değil zaten oyuncu kazanmak için çabalarız o da zaten size maç kazandırır. Dolayısıyla bu döngüsel bir durumdur. Oyuncu kazandırmak için yaptığınız her hamle, doğru oyuncuya doğru emeği verdiyseniz size maç da kazandıracaktır. 

   
•Ali Yaşatürk (Esentepe Ortaokulu Kız Takımı, Denizli):
Kendiniz ve basketbol çalışmalarınız ile ilgili bizi bilgilendirir misiniz?
Meslek olarak normalde teknikerim ama mesleğimi hiç yapmadım, 30 yıldır basketbol antrenörlüğü yapıyorum. Bu takım ile okulların açıldığı Ekim ayında basketbol çalışmalarına başladık ve haftada altı gün antrenman yapıyoruz. Oyuncularımın çoğunluğu 2007 doğumlu (12 kişilik kadrodan 7 oyuncu). Aslında biz gelecek seneki Türkiye Şampiyonasına hazırlanıyorduk ve bu yıl finallere kalmak bizim için sürpriz oldu. Geçen senelere göre bu yıl okulların basketbol seviyeleri çok daha düşük ve henüz yeni kurulmuş bir takımla bizim bu sene final oynamamızdan da bu belli oluyor. 

Okulumuz pek fazla maddi imkânlara sahip olmayan bir okul. Çocuklarımızın çoğunun ayağında basketbol ayakkabısı bile yoktu. Okul idaresi, öğretmenler ve antrenörler birlikte, yeri geldi çocukların ayakkabı ihtiyacını dahi cebimizden karşıladığımız oldu. Belediyemiz sağ olsun ulaşımımızı karşıladı. Turnuvaya katılan okulların çoğu özel okul ve okul-kulüp birlikteliği şeklinde kadrolarını oluşturmuşlar. Özel okul olmayan okullar ise büyük kulüplerin altyapısındaki oyuncuların toplanarak bir araya getirildiği okullar. Finallerde bir kulübün desteği olmayan, bir özel okul desteği olmayan tek Anadolu takımı biz varız. Bizlere destek olan herkese çok teşekkür ederim.

Turnuva kuralları hakkında düşünceleriniz nelerdir?
Bu yıl uygulanan kuralların değiştirilmesinin, gerçek potansiyelli takımların finallere gelememesine sebep olduğunu düşünüyorum. Antrenörler ve hakemler kurallara uyum sağlayamadılar. Alan savunması hariç, A takımlarda oynanan basketboldaki bütün kuralların uygulanması gerekir. Çünkü ikili sıkıştırma, yardım savunması, pas arası yapılmadığı müddetçe basketboldan zevk alınmıyor ve oyuncu da olunmuyor. Baskıdan çıkan çocuğun, pas açılarını görmesi ve fundamental gelişimi üst seviyeye çıkabiliyor. Şimdi görüyorsunuz her takımda bir, bilemediniz en fazla iki kişi oynuyor, gerisi ise figüran rollerindeler. Kazanmak muhakkak önemli ama daha da önemlisi doğru basketbol oynayarak kazanmaktır. Rakip takımlardaki en iyi oyuncuyu sert savunma yaparak durdurabiliriz ama oyuncunun sakatlanma riski artar ve bu da doğru bir yaklaşım olmaz, vicdana sığmaz.

Turnuvayı kısaca değerlendirir misiniz?

Bu sene uygulanan kurallardan dolayı, gelecek yıl bu turnuvada oynayan çocukların büyük çoğunluğu Yıldız kategorisinde ilk başta bocalayacaklar. Bunun yanında basketbol geleceği olan oyuncu sayısı da çok azdı. Benim hedefim maç kazanmaktan daha çok oyuncu kazanmaktır. TBF yetkilileri, basketbolun gelişimi adına kuralları yeniden gözden geçirirlerse oyuncu gelişimi adına daha iyi yol kat edeceğimizi düşünüyorum. Turnuvadaki çoğu takımın başta İstanbul olmak üzere, kazanmaya dönük takım kurduklarını görüyoruz. Bu da oyuncuların fundamentallerinin yetersiz olmasına neden oluyor. Benim çalışmalarım ise fundamental ağırlıklı ve yoğunlukla topla çalışma yaptırıyoruz. Maç esnasında oyuncuların yanlış yaptığı hareketleri düzeltmek, maç kazanmaktan daha önemli olmalı.  

Yorumlar Okunma: 3228