maltepe escort

alanya escort

kartal escort

 Bir maç üzerinden basketbolumuzun sorunları (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Bir maç üzerinden basketbolumuzun sorunları (İlker Yıldız)

01-07-18 07:37
Arjantin’de düzenlenen U17 (17 yaş altı) Basketbol Dünya Kupası ilk maçında Milli Takımımız Porto Riko’ya beklenmedik şekilde 76-68 mağlup oldu. Bu yazımda maçı anlatmaktan çok, takımımızın maç esnasındaki performansının küçük bir analizini yaparak, Türk basketbolunun temel sorunlarına dokunmaya çalışacağım. 

Öncelikle maçtaki istatistikî verileri ortaya koyarak, bir maç üzerinden genel bir değerlendirme yapmaya çalışacağım. Bu değerlendirme aynı zamanda Türk basketbolunun müzminleşmiş problemlerini de ortaya koyacak nitelikte olacağını düşünüyorum. Sonuç itibariyle ülkemizde basketbol altyapı eğitiminde kronikleşmiş bazı hataları da dillendirmeye çalışacağım.
 

 

ÜLKE

SAYI

2 SAYI
TOPLAMI

2 SAYI
YÜZDESİ

3 SAYI
TOPLAMI

3 SAYI
YÜZDESİ

S. ATIŞ
TOPLAMI

S. ATIŞ
YÜZDESİ

HR

SR

TR

ASİST

BLOK

TK

FAUL

Türkiye

68

52

44,23%

9

17,65%

13

65%

13

38

51

9

6

3

23

20

Porto Riko

76

46

38,33%

18

31,58%

12

44,44%

24

39

63

16

3

13

18

18

 

Maçı FİBA Youtube sitesinden başından sonuna kadar izledim ve turnuvanın ilk maçı olmasından dolayı zor bir maçın bizi beklediğinden emindim. Gerçektende beklediğim gibi oldu ve oyuncularımız maçın heyecanına kendilerini fazla kaptırdıklarını ve düzen dışına çıktıklarını gördüm. Oysa aynı oyuncular hazırlık döneminde oynanılan özel maçlarda daha sakin ve daha organize oyunlar ortaya koymuşlardı. 

Yazımda anlatmak istediklerimi maddeler halinde sıralamanın, okuyucuyu sıkmama adına ve düşüncelerimi daha anlaşılır bir şekilde ortaya koyma adına faydalı olacağını düşünüyorum. Bu nedenle özelde U17 Milli Takımımızın Porto Riko maçı üzerinden, Türk basketbolumuzun genel sıkıntılarına değinmek istiyorum.
  
1) Çoğu altyapı Milli Takımlarımızdaki oyuncuların (bu oyuncuların ülkemizin kendi yaş kategorisindeki en iyi oyuncular olduğunu düşünürsek) ciddi bir fundamental eksiklikleri göze çarpıyor. Porto Riko maçında görüldüğü gibi fiziksel üstünlük takımımızın lehine olmasına rağmen, bire-bir adam eksilten oyuncumuz neredeyse yok denecek kadar azdı. Oysa Porto Riko’lu oyuncuların neredeyse tamamı bire-birde adam eksiltebilecek fundamental’a sahip olduklarını gördük.

2) Oyun kurucu bir takımın olmazsa olmazıdır. Hatta basketbolda “oyun kurucun kadar konuş” sözünün tam yerinde olduğunu düşünüyorum. Yılardır dünya çapında oyun kurucu yetiştiremedik ve neden yetiştiremediğimizi de pek sorgulayan olmadı. U17 Milli Takımızın bu maçta yaptığı 23 top kaybının yarısından fazlasını, oyun kurucularımız yaptı. Oyun kuruculardan maçın temposunu ayarlamaları beklenirken, maalesef bizde o pek gerçekleşemiyor. U17 Milli Takımımız sadece küçük bir örnek, aslında A Milli Takımımıza kadar her kategoride bu bizim müzmin hastalığımız halini aldı. Bundan dolayı da son 4-5 yıldır A Milli Takımımızda direksiyon devşirme oyuncularımızın elinde.

3) U17 Milli Takımımızda en çok süre alan pota altı oyuncularımızın ikisinin de ayakları yavaş ve ileriye dönük 5 numaralı pozisyonda hem atletizm açısından hem de fizik yönünden yetersiz kalma durumları söz konusu. Altyapıdaki oyuncuların ileride hangi tip oyuncuya benzeyeceğine dönük çalışmalar yapılarak, buna göre çalışmalar ve yatırımlar yapılabilir. Yoksa altyapıda maç kazanmak çok önemli değil, önemli olan oyuncu kazanmak olduğunu defalarca yazılarımda dile getirmişimdir.

4) Oyuncularımız bire-bir oynayıp adam eksiltmekle, bencilce oynamayı birbirine karıştırıyorlar. Biz onlardan “Harlem basketbolcuları” gibi oynamalarından ziyade, doğru yerde doğru hareketi yapmalarını istiyoruz. Tabiî ki en kritik yerde sorumluluk alacak oyuncuya her zaman ihtiyaç vardır ama sorumluluk almakla, savruk oynamak arasındaki farkı da erken yaşlarda öğrenmeleri gerekiyor.

5) U17 Milli Takımımız pota altındaki fiziksel üstünlüğünü kaybetmesindeki en temel neden isabetli dış şut sokamamamızdı. Dolayısıyla iç-dış dengesi aleyhimize bozuldu ve takım olarak da hem ritmimizi kaybettik, hem de güvenimizi. Çok ilginçtir ki en net şutu olması gereken oyun kurucularımızın dahi şut mekanikleri inanılmaz derecede kötü durumda. Oysa rakip Porto Riko’daki oyuncuların çoğunun çok iyi şut mekanikleri var. Zaten Porto Riko’nun maçı kazanmasındaki en önemli faktör, uzak ve orta mesafedeki şut isabetleriydi. Ayrıca küçük yaşlardan itibaren oyuncularımıza şut fundamental’i çalıştırılmalı. Statik şut çalışmaları yerine kendi şutunu yaratan oyuncular olmaları için çalışmalar yapılmalıdır.

6) En alt yaş kategorisinden, en üst yaş kategorisine kadar Milli Takımlarımızda inanılmaz ölçüde maç içersinde gitme-gelmeler yaşanıyor. Altyapıdan yetişen oyuncularımızın çoğunun, psikolojik olarak da özgüvenli olmalarının önünün açılması gerekiyor. Altyapıdan itibaren çocuğa; atma, yapma, top kaybetme, sen topu sürme gibi olumsuz komutlar verilirse sonuç itibariyle bu oyuncular bu olumsuz komutlardan dolayı basketbol özgüvenlerini yitirirler. Bunun en temel örneğini A Milli Takımımızın geçtiğimiz Şubat ayındaki İsveç ve Letonya maçlarında gördük. Tahincioğlu Basketbol Süper Liginde genelde yardımcı oyuncu pozisyonunda olan ve kendi takımlarında sorumluluk verilmeyen oyuncularımızın; Milli maçta da en kritik anlarda sorumluluk almadıklarını gördük. Sonuçta sorumluluğu sakatlıktan yeni çıkan devşirme oyuncumuz Ali Muhammed aldı ve takımımızın kullandığı bütün şutların neredeyse yarısını tek başına kullandı.

7) Ülkemizde altyapının en başından itibaren ciddi bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç var. 20 sene önceki oyuncularımız günümüzdeki oyuncular kadar atletik değildi ama daha iyi fundamental ve şut mekaniklerine sahiplerdi. Oysa günümüzde mükemmele yakın fiziğe ve atletizme sahip birçok oyuncunun, top hâkimiyetinin çok zayıf olduğunu üzülerek görüyoruz. Fundamental bolca tekrarla öğretilebilecek bir şeydir. Oysa doğuştan gelen özelliklerin geliştirilmesi ise çok daha zordur.

Sonuç olarak baktığımızda U17 Milli Takımımızda gördüğüm eksikliklerin çoğu aslında A Milli Takım oyuncularımızda da mevcut. Artık Türkiye Basketbol Federasyonu oyun kurallarını değiştirmek, antrenörlere eğitimler vermek yerine; en tepedeki yani kulüp yöneticileriyle konuşup, asıl başarının oyuncu yetiştirmekten geçtiğine ikna etmesi lazım. Sonuçta çoğu kulüp yöneticilerimiz gerek bilmemelerinden dolayı, gerekse anlamsız rekabetin vermiş olduğu hırstan dolayı altyapılarda da kupa almayı önemsiyorlar. Oysa altyapılarda önemli olan galibiyet almak veya kupa kazanmak değil, oyuncu yetiştirmektir. 

Her şey Türk basketbolu için.

Yorumlar Okunma: 4118