Ayağını yorganına göre uzat (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Ayağını yorganına göre uzat (Hayri Pekergin)

02-07-18 20:12
Yanılmıyorsam geçen sezonun ilk haftalarıydı. Basketbolun finansmanı ile alakalı bir yazı kaleme aldım.

Yazı yazıldığı tarihlerde ABD doları 3.70 TL civarında işlem görürken Türkiye güçlü büyüme eğilimini sürdürüyordu.

Yazıda değindiğim konulardan biri, nedenleri de belirterek sıkılaşması beklenen finansal koşullardan etkilenecek sanayi, ticaret ve hizmet sektöründe yer alan sponsorların basketbolun finansmanına katkısının azalması riskiydi.

Yazının bu kısmı sponsorlardan gelecek finansal akımları daha iyi kullanan ve bir anlamda bu nakit akışlarına bağlı olan erkek basketbolunu daha çok ilgilendiriyordu.

Kadın basketbol tarafında ise yazının kaleme alındığı tarihlerde ilk işaretleri bariz şekilde görülen bahis gelirlerindeki azalışa yine nedenleri ile dikkat çekerek, bu akışa bel bağlayarak oluşturulan yapılardaki “ani duruş” riskine karşı uyarı vardı.

Özel sektör kökenli sponsor ilgisinin erkek basketboluna göre daha düşük seviyede olduğu kadın basketbolunda yalnız bahis gelirleri düşünülerek oluşturulan yapılar, özellikle alt liglerde gerçekten de aniden durdu.

Bu “ani duruş” sözünü azımsamayın.

Kadın basketbolundaki Yakın Doğu Üniversitesi “olayı” da bana göre bu yazının kapsamı içinde değerlendirmesi gereken bir konumda.

Yazının o dönemde yayınlanması ardından, sağ olsun hem erkek basketbolunda hem de kadın basketbolu tarafında büyüklerimiz, küçüklerimiz, ağabeylerimiz kardeşlerimiz ilgi gösterdi.

Bu ilgi, geçen seneye oranla daha sıkılaşacak finansal koşullar altında geçecek 2018-2019 sezonu öncesinde, ilgili paydaşlara yönelik yeni bir bilgilendirme yazısını gerekli hale getirdi.

*******

Makro ekonomik yapıya, sizleri sıkıcı detaylara sokmadan basketbol takvimi üzerinden bakarak bilgilendirmek gerekir ise durum şöyle;

Geçtiğimiz sezonun bütçeleri çatılıp transferleri yapıldığı 2017 yılı Mayıs Haziran Temmuz aylarında Türkiye güçlü bir büyüme periyodu içindeydi.

2016 Yılında hain terörist darbe kalkışması ve işgal denemesi ile olumsuz etkilenen ekonomi için bu oranda büyüme gerekli görüldü.

Güçlü büyüme ağırlıklı olarak devletin kefaleti ile bankalar tarafından reel sektöre verilen krediler ve bütçe dengelerini bir miktar bozmasına rağmen yapılan vergi indirimleri, ötelemeler ile ilave teşvikler sayesinde gerçekleşti.

Sezonun başlamasına yakın olan Ağustos Eylül aylarında, yukarıdaki güçlü büyümenin Türkiye’nin üç büyük sorunu olan cari açık, enflasyon ve özel sektörün borçluluğu gibi unsurları daha olumsuz bir noktaya çekeceğini düşünen yabancı yatırımcıların çıkışı başladı.

ABD Doları ve Euro’da görülen artışların enflasyona etkisi zincirleme olarak faizlerin daha yükselmesine neden oldu.

Sonuç olarak geçen sezonun sonuna doğru ABD Dolarında 3.50 – 4.80, Euro’da 4.20- 5.50 hareketleri yaşandı.

Basketbol dünyası tarafından çok izlenen bir veri olmasa da ekonomik denge için büyük önem taşıyan faizlerde ise %12.50 seviyelerinden yüzde 18 seviyelerine büyük bir sıçrama gözlendi.

Bu gelişmelerin önemli nedenlerinden biri elbette geçen sezonun başında jeo-politik anlamda büyük belirsizlik yaratan yurtdışı risklerdi.

Sezonun sonuna doğru açıklanan seçimlerin öne çekilmesi kararı ardından döviz ve faizde zirveler görüldü.

Bütün bunlara ek olarak giderek küresel bir köy haline gelen dünyada da faizlerin artma eğilimine girmesi ve likidite dediğimiz nakit kaynaklardaki azalma petrol fiyatlarında büyük artış ile birleşti ve şartlar dışarıda da zorlayıcı konuma geldi.

Durum kısaca böyle.

Kulüplerin ödeme performansının bu durumdan nasıl etkilendiğini sanırım detaylandırma gerek yok.

Zaten bilen biliyor.

*******

2018-2019 Sezonu planlama ve transfer çalışmaları yukarıdaki şartlarda başlayacak.

Önümüzdeki bir yıl içinde ödenmesi gereken yaklaşık 180 milyar dolar borç ve buna eklenen yaklaşık 50 milyar dolar cari açık basketbolun önemli finansal destekçileri konumunda olan özel sektör şirketlerini oldukça zorlayacak.

Yükselen döviz kuru ve faiz giderleri nedeni ile oluşan bilanço “riskleri” elbette yönetilebilir seviyede.

Bu bilanço risklerinin yönetimin nasıl yapıldığını basketbolun iki önemli finansörü olan Ülker ve Doğuş Gruplarının bankalar ile yaptıkları anlaşmalarda gördük.

Türkiye için önemli bir dönüm noktası olan 2018 Başkanlık Seçimlerini geride bıraktığımız önümüzdeki günlerde benzer anlaşmaların yapılmaya devam ettiğini izleyeceğiz.

Türkiye’de bugün karşı karşıya olunan riskler (enflasyon, kur, faiz, borç) itibarı ile gerek kamu otoritesi, gerek özel sektör ve gerekse yabancı yatırımcılar, ekonomide kontrollü bir “gidiş” ve daha dengeli bir bütçenin şart olduğu konusunda fikir birliği içinde.

Bu da bize devletin elinin (biz buna fiyakalı şekilde bütçe uygulamaları diyoruz) özellikle sezonun başlayacağı aylardan başlayarak bir miktar daha sıkı hale geleceğini işaret ediyor.

Yine aynı Eylül ve Ekim aylarında ya da öncesinde, Türkiye’nin o aylara mahsus yüksek dış borç ödemeleri döviz kurlarında yeni hareketlenmeler görülmesine yol açabilir.

Erkekler Süper Ligi ve TBL’ye baktığımız zaman finansman modelinin sponsorlar, isim hakkı / yayın / gişe gelirleri, bahis gelirleri eksenli gerçekleştiğini görüyoruz.

Burada arada istisnalar olsa da sponsorlardan gelecek olan finansman tutarında bir azalış olması kaçınılmaz.

Diğer kalemlerden gelecek tutarların ise bu azalışı telafi etmesi beklenmemeli.

Belediye takımlarının her birinin farklı bir finansal yapılanması olsa da yaklaşan belediye seçimleri öncesi basketbola yönlenen finansman tutarında bir miktar küçülme yaşanması kaçınılmaz.

Kadın basketbolunda ise finansman yukarıda belirtilen kalemlerden gişe gelirleri ve sponsorların daha az oranda olmasına rağmen gerçekleşiyor.

Özellikle kamu kuruluşlarının çalışanları tarafından oluşturulan kulüplerin ilgili kurum tarafından desteklenmeye devam etmesi ve bahis gelirleri kadın basketbolunda daha önemli bir rol oynuyor.

Kulüplere sağlanan vergi teşvik ve istisnaları ile amatör branşlara gidecek finansman tutarların artması, zorlu olması beklenen finansal koşullarda bir nebze telafi etkisi yaratsa da pek çok kulübün amatör şubelerindeki maksi açıkları kapatmak için yeterli değil.

******

Sözün özü şöyle;

Türkiye önündeki cari açık, dış borç, enflasyon ve çok yüksek faiz gibi riskler nedeni ile bir süre daha kontrollü adımlarla yoluna devam edecek.

Çünkü Türkiye, 21. Yüzyılın her anlamda yeniden dizayn edildiği, haritaların yeniden belirlendiği kritik bir süreçte yukarıdaki risklere bir de bütçe açığı olumsuzluğu ekleyerek dış mihrakların eline yeni bir koz daha vermek istemiyor.

Buna bağlı olarak özel sektör ve kamu sektörü eli ile yapılan basketbolun finansmanı 2018-2019 sezonu boyunca, kulüplerin büyük çoğunluğu için geçmişe göre kademeli şekilde zorlaşacak.

Türkiye’nin bugün reel döviz kuru gibi bazı parametrelerinin 2002 yılı, bazı diğer parametrelerinin ise 2009 yılı seviyelerinde olması sanırım durumun daha iyi anlaşılması konusunda bu yazıyı değerlendirenlere yardımcı olur.

Bu nedenle basketboldaki kulüp yönetimi, idari kadrolar, oyuncu menajerleri, oyuncular, teknik yönetimler ve destek ekipler gibi paydaşların bu gerçeklere gözlerini kapatmadan kararlar alması ve uygulaması önem taşıyor.

Gözleriniz kapalı ilerlerseniz bir şeye çarparsınız.

twitter: @hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 3887