U20 Kadın Milli Takımı üzerine (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

U20 Kadın Milli Takımı üzerine (Hayri Pekergin)

16-07-18 07:22
Hakikaten üzüntü içerisindeyim.

İnanın bu yazıyı yazmak için bilgisayarın başına geçmek istemedim.

Konu malum. U20 Kadın Milli Takımı.

Geçen yıl U18 Milli Takımı ile birlikte Avrupa’da B klasmanına düşen ve bu sene tekrar A klasmanına dönmesini beklediğimiz ekibimiz.

Evet, U20 Kadın Milli Takımımız 6’lı grupta 4 olduktan sonra B klasmanı Şampiyonasını 5. sırada bitirdi.

Maçları hep birlikte izledik. A klasmanına çıkabileceğimiz bir turnuva olduğunu gördük.

Bununla birlikte hedefin çok uzağında kaldık. U20 seviyesinde B Klasmanında kalıcı konumda bir ülke olduk.

Bu yazıyı daha önce bekleyenler vardı.

Çoğunuzun bildiği üzere oyuncularımız ve teknik heyetimiz turnuva atmosferi yaşarken eleştirisel yaklaşımlarda bulunmayı doğru bulmuyorum. Bu nedenle bu yazı turnuvanın ardından dikkatinize sunuluyor.

******

Biliyorsunuz, geçen sene yaşanan çifte klasman düşme felaketinden sonra “karar vericilerimiz” konu ile ilgili bilgi sahibi olsunlar diye ağır dil ile yazılmış bir yazı kaleme almak zorunda kalmıştım.

Orada “geçen sene yaşanan” maksi başarısızlıkların ardındaki hem bireysel hem sistemik yanlışları somut şekilde örnekler vererek ortaya koymuştum.

Aradan bir sene geçti.

******

Geçen seneki başarısızlıkların ardından, dönemin kadın basketbol altyapı milli takımlarının sorumluları görevlerinden ayrıldı.

Aradaki geçiş döneminde kadın basketbolunda altyapı milli takımları organizasyonunda belirleyici rol almaya talip olan tüm arkadaşlarımıza hiç ayrım gözetmeden her sorulduğunda bilgi verdim.

Tespitleri ve kendi görüşlerimi paylaştım.

Örneğin B klasmanına düşülmesini sağlayan önemli nedenlerden birinin kadın altyapı milli takımlarındaki görevlendirme sistemi olduğunu belirttim.

Altyapı Milli Takımlarındaki oyuncuları sezon içinde kendi yaşıtları ile oynadıkları maçlarda izleyemeyen, bu oyuncuların “en noktalarını” bilmeyen ya da Avrupa’da U20 ya da U18 seviyelerini yaşamamış teknik yönetimlerin doğru kadro seçimleri ya da planlamalar yapamayacağını anlattım.

Sonuç olarak B klasmanına düşülen sezonun ardından altyapı kadın milli takımlarında belirleyici isimler değişti, fakat görevlendirme sistemi aynı kaldı.

******

Sistem aynı kalınca oyuncuları yeteri kadar tanıma imkanı olmayan teknik yönetim yine değerlendirme hataları yaptı.

Bu hataları burada tek tek detaylı afişe etmeye gerek yok.

Zaten alınan sonuç, ortaya konan basketbol ,istatistik verilerde oyunculara verilen dakikalar ve ortaya konan bireysel performans bu konuda yeteri kadar bilgi sağlıyor.

Bununla birlikte, kulüpler seviyesinde bir oyuncunun bireysel performansının kendi yeteneklerinden mi yoksa yanındaki oyuncuların yarattığı “vakum” etkisinden mi kaynaklandığının daha iyi analiz edilmesi gerektiğini, ( geçen sene olduğu gibi) bir kez daha (üzülerek) ifade etmek istiyorum.

******

Diğer bir tarafta, mutlak başarı için yola çıkarken U20 B Şampiyonasında kadroya alınan 17 yaşındaki oyuncular ile ilgili karar çok kritik bir konumdaydı.

19-20 Yaşındaki oyuncuların yer aldığı turnuvada, kadromuzda dört 17 yaşında oyuncu yer aldı.

Üstelik kadromuzda büyük bir çekim merkezi olan 19 yaşındaki İnci Güçlü ve Meltem Yıldızhan’ın olmadığı bir şampiyonaya giderken böyle bir karar aldık.

Elbette hepimiz biliyoruz ki bu iki isim birden değil yalnız birisi olmuş olsaydı alınan derece farklı olabilirdi.

Ayrıca söz ettiğim 17 yaşındaki oyunculara elbette bir eleştiri getirecek değilim. Çabaları ve kendilerinden 3 yaş büyükler ile cesaretle oynadıkları için çok teşekkür ederim.

Şu konuya yürekten inanıyorum;

5. Sırada yer aldığımız B Şampiyonası bir hazırlık turnuvası olsaydı, teknik yönetim takdir hakkını kadroda daha fazla 98 ve 99 doğumlu, TKBL tecrübeli isimler ile yapılandırma yönünde kullanırdı.

Burada isimler vermiyorum çünkü zaten bu statüde kimlerin olduğu belli.

Bu yazının adresi olan herkes bunları biliyor.

******

2001 Doğumlu oyuncular ile alakalı tercihin arkasındaki düşünceyi de gayet iyi anlıyorum.

Bundan 3 yıl önce Türk kadın basketbolunun yeni yükseliş dönemin 93-95 grubu ile 99-01 grubunun 2020’lerin ilk yarısında karışması ile yaşanabileceğini herhalde ilk ben paylaşmıştım.

Bununla birlikte grubu ve Avrupa’daki seviyeyi tanımadan yapılan değerlendirmelerin beklenen sonucu vermediği, ayrıca 17 yaşındaki bu oyunculara 20 yaşındaki rakipleri önünde ekstra yıpranma ve sakatlık riski yüklediği de bir gerçek.

Burada bir yanlış var.

Ya 17 yaşındaki oyuncuların kapasite seviyesini Avrupa’da U20 seviyesi ile kıyaslarken bir yanlış yapıldı.

Ya da Avrupa’da U20 seviyesinin hangi düzeyde olduğu ile alakalı bir yanlış yapıldı.

******

Bu 17 yaşındaki oyuncularımızdan forvet olanı Türkye’de bu sezon en çok maç yapmış basketbolculardan biri. Adriyatik Ligi, Bölgesel Lig, İstanbul Gençler Ligi, Lise İstanbul ve Türkiye

Şampiyonaları , Bölgesel Lig Finalleri, U18 Türkiye Finalleri derken fiziksel ve mental olarak çok yorulduğu bir sezon yaşadı.

Böyle bir yıpratıcı sezonun sonunda kendisinden 3 yaş büyüklere karşı belirleyici rol üstlenmesini beklemek mümkün ve adaletli değildi.

U20 Milli Takımında yer alan 17 yaşındaki iki guard oyuncumuz ise cesaretli özgüvenli isimler. Coachumuz U18 takımı çalıştırdığı dönemde bu isimleri Antalya’daki U18 finallerinde 98 doğumlu oyuncular ile oynattı ve tanıyor. Bunlar güzel.

Bununla birlikte bu iki oyuncumuz neredeyse spor hayatları boyunca sürekli kendilerinden yaşça büyük oyuncular ile oynadı.

Oynadıkları A takımların performansları ise hiçbir zaman onlara endeksli olmadı.

Bu iki 17 yaşındaki guard kardeşimiz yaşça büyük ya da yabancı oyuncuların yanında “tamamlayıcı” olarak görev yaptı.

Kendi yaşıtları ile oynadıklarında ise geçen sezon U18 yarı finallerinde olduğu gibi, genelde sahaya 7-8 kişi çıkan ve derece potansiyeli olmayan takımlarda 30 civarı top kullanarak ön planda görüldü.

Bu isimlerin yaşıtlarına karşı konumu ve gerçek potansiyeli aslında geçen sene U16 Avrupa Şampiyonası istatistiklerinde yer alıyor.

Gelişme çağında olan bu kardeşlerimizden de kendilerinden 3 yaş büyük, fiziksel ve mental olgunluğu çok daha yüksek rakiplerin önünde, belirleyici rol beklemek bir değerlendirme hatasıydı.

Bu grubun içindeki power forvet oyuncumuz bana göre bütün U20 grubu içinde ufku en yüksek isim. Bununla birlikte kendi kulübünde aldığı basketbol eğitiminin “kalite ve yoğunluğunu” 45 günlük U20 kampı süresinde “telafi edip” kendisinden de 3 yaş büyüklere karşı belirleyici olmasını beklemek yine doğru değildi.

Açıkçası, benim önemli endişelerimden biri ülkemizde ön planda görülen isimlere fazla yük yükleyerek sakatlık risklerini çok arttırıyor olmamız.

Bakın, yarış atlarında bile erken dönem olarak kabul edilen 2-3 yaşlarında bir yarıştan sonra diğer bir koşuya kadar beklenmesi gereken asgari süreler vardır.

Biz bu yetenekli çocukları erken parlatacağız, vitrine çıkaracağız, kulüpte başarı elde edeceğiz diye yeterli dinlenme fırsatı vermeden sürekli koşturuyoruz.

******

Gelelim U20 Milli Takımının başarısızlığının ardındaki diğer önemli faktöre.

Bu da elbette kulüplerin oyunculara sağladığı basketbol eğitimi, gelişme vizyon ve motivasyonu ile ilgili konular.

Açıkçası U20 yaşındaki oyuncularımızın son 2-3 sene gelişme çizgilerinde yukarı yönlü bir farklılık görmüyorum. Hatta bazı oyuncularda geri gidiş olduğu da söylenebilir.

Amerika’da yer alan oyunculardan birinin aldığı süre/sorumluluk ve diğerinin takımının düzeyi zaten belli.

Spor hayatlarını Türkiye’de sürdüren isimler arasında ise 2-3 yıldır çizgisini geliştirebilen 2 isim olduğu söylemek gerekiyor.

Bu durumda kadın basketbolunun en önemli sorunlarından birinin coach ve bu coachların performans kriterlerini belirleyen yöneticiler olduğunu artık daha güçlü şekilde dile getirmeliyiz.

Oyunculara gelişim konusunda katma değer ve sürekli ileriye gitme yönünde motivasyon veremezsek Milli Takım görevlendirme sistemlerindeki yanlışları düzeltsek bile kalıcı bir başarı elde ederek kadın basketbolunu Avrupa’da yukarı taşımamız mümkün olmaz.

******

İşin Milli Takımlar tarafında görevlendirme alanındaki sistemik riskin devam etmesi haricinde günlük takip ve yönetim boşluğu olmaması yönünde olumlu gelişmeler var.

U16 Milli Takımı aday kadrosunun ilk iki gününde 3 oyuncunun aşırı doz yükleme nedeni ile hastanelik olması ardından zamanında “kontrol altına alınan” süreç ve “takip” olumlu görünmekte.

Uzun dönemde coachların ve onlara hedefler veren yöneticilerin yetkinliği ve sürekliliği üzerinde düşünülmesi ve çalışılması gereken konular.

Sonuç olarak teşhis önemlidir.

Teşhis doğru olursa hata ve yanlışlar daha hızlı ve kolay tedavi edilir.

Twitter: @hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 4655