U18 Erkekler Avrupa Şampiyonası'nın ardından (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

U18 Erkekler Avrupa Şampiyonası'nın ardından (İlker Yıldız)

08-08-18 13:19
FİBA U18 Erkekler Avrupa Basketbol Şampiyonası, 5 Ağustos tarihinde Letonya’nın Riga şehrinde oynanan Letonya-Sırbistan final maçı ile sona erdi. Final maçında Letonya’yı 99-90 yenen Sırbistan U18 Milli Takımı, üst üste ikinci kez bu yaş kategorisinde şampiyon olmayı başardı. 

En Önemli Altyapı Turnuvası

Avrupa altyapı erkekler basketbol yaş kategorilerindeki en önemli turnuvanın U18 yaş kategorisinde olan turnuva olduğunu düşünüyorum. Çünkü erkeklerde U16 yaş kategorisinin oyuncuların gelişimi ile ilgili yorum yapmak için erken bir yaş kategorisi, U20’nin ise altyapı yaş kategorisi olarak değerlendirilmesinin ise pek doğru olmadığını düşünüyorum. Yine U20 yaş kategorisinde, NCAA-NBA’de oynayan (bu sene bizde Ömer Faruk Yurtseven) veya artık A Milli Takım için düşünülen oyuncuların olması sebebiyle, çoğu U20 ülke takımları bu yaş kategorisinde ideal kadrolarıyla katılma imkânı bulamıyorlar. Oysa U18 yaş kategorisi ise bu iki yaş kategorisinin tam ortası olması ve adeta oyuncuların yeni yeni serpilmeye başlamaları dolayısıyla, hemen hemen her ülke takımı en ideal kadrosuyla (sakatlıklar dışında) turnuvaya katılmasına bir mani olmuyor. Bu nedenle U18 yaş kategorisinin en önemli ve en çekişmeli mücadelelere sahip altyapı Milli Takımlar turnuvası olduğunu düşünüyorum.

Takımımızın Değerlendirmesi

Oyuncularımızın tek tek bireysel performanslarını değerlendirmeden önce, takım olarak neleri doğru yaptık neleri yanlış yaptık meselesi üzerinde kısaca durmak istiyorum. 

Takım olarak özellikle ilk çeyreklerde skor olarak çok geriye düştüğümüze çoğu maçta tanık olduk. İlk çeyreklerdeki takım oyunumuzdaki uyumun çok zayıf olmasında uygun beşi bulamamamız da etkili oldu. Top paylaşımı istediğimiz düzeyde değildi, bunu da turnuva genelindeki asist sayımızın düşüklüğüne bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz.

Özellikle rakiplerimize karşı pota altında çok zorlandık. Başta pota altı oyuncularımız olmak üzere, çoğu pozisyondaki oyuncularımız rakiplerine göre fiziksel anlamda kuvvetsizdiler. Bu nedenle de çok fazla hücum ribaundu vermekle birlikte, rakibe normalin üzerinde ikinci top şansı ve dolayısıyla da ikinci top şansıyla gelen sayı imkânı verdik. Kendi pota altımızda net ribauntlar alamadığımız için, istediğimiz sayıda hızlı hücum ile neticelenen sayılar da bulamadık. Başta Sadık Emir Kabaca olmak üzere çok fazla hücum ribauntları kazandık ama pozisyonun devamını kuvvetli bitirebilecek oyuncu azlığı sebebiyle istediğimiz sayıları bir türlü bulamadık.

İstikrarlı dış şut isabeti yakalayamadığımız için iç-dış dengesini bir türlü sağlayamadık ve çoğu maçın kırılma anlarında oyuna tutunmamız pek mümkün olmadı. Çoğu oyuncumuzun ayakları yavaş olmakla birlikte savunmanın bir istek işi olduğunu da unutuyoruz. Takım savunmamız teknik ekibin istediği ölçüye bir türlü çıkamadı. Çoğu oyuncumuz zihinsel olarak hücuma odaklanmış ve savunmayı ikinci plana atmış olarak göründüler. Oyuncularımızın çoğunun bireysel savunma zafiyetlerinde altyapı Milli Takım teknik heyetinin kabahatinin en asgari düzeyde olduğunu düşünüyorum. Çünkü aralarında TBL’de ciddi süreler alan oyuncularımızın da savunmasının çok zayıf olduğunu gördük. TBL gibi sert olarak nitelendirdiğimiz bir ligden gelen oyuncuların, bu kadar dirençsiz olmalarına da çok şaşırdığımı söylemeliyim.

En zorlu ve en kritik bir maçta sorumluluk alan oyuncu, normal zamanda takımın her açıdan yükünü çeken oyuncudan çok daha kıymetlidir. Takımımızda kriz anlarından takımı çıkaracak oyuncu sayısı çok azdı. Bu nedenle de Letonya ve Hırvatistan maçları gibi başa baş giden maçların bir türlü sonunu getiremedik. 

Çoğu oyuncumuza teknik ekip tarafından adil şekilde süreler verildiğini ve istisnalar dışında her oyuncuyla ilgili performans değerlendirmesi yapabilecek kadar oyunda kaldıklarını düşünüyorum. Bazı pozisyonlarda (PG ve SG) çok fazla oyuncumuz olduğu için, maç esnasındaki süre ve sorumluluk dağılımında kimi zaman zorlandık. Bu sebeple de çoğu maç içerisinde çok fazla oyun anlamında performans değişimleri yaşadığımızda bir gerçek. 

İstatistikler Ne Diyor?

Turnuvadaki çoğu takıma göre, takım olarak baskı savunma ve tempolu oyun oynamaya daha çok çaba gösterdiğimizi düşünüyorum. Tabii oyuncu profili buna el verdiği müddetçe. Baskıyla birlikte gelen top çalmalarla çok sayı bulduk. Bu da istatistiklerde çok açık bir şekilde görülüyor. Bu turnuvada oyuncularımızın çok fazla sınırlandırıldığı ve bireysel performanslarını sergilemelerinin engellendiğini de düşünmüyorum. 

Hemen hemen turnuva boyunca neredeyse en çok top kullanan takımın oyuncuları, nasıl bir sınırlandırmaya tabi tutulmuş olabilirler ki. Ben istatistiklerin yalancısıyım! Klasman maçlarını saymaysak, ilk dört maçlar sonunda; en çok 2 sayılık atış kullanan 2. takım, en çok hücum ribaundu alan 2. takım, en çok top çalan 3. takım durumundaydık. Pota altında yaşadığımız sıkıntıların temelinde, en fazla savunma ribaundu alan 9. takım ve en çok faul yapan 2. takım olmamızın etkisi vardı. Top paylaşımının ise takım olarak asıl en büyük problemimiz olduğunu düşünüyorum. Şampiyon olan Sırbistan maç başına 28 asist yaparken, biz sadece yarısı kadar (14) asist yapabilmişiz. Bu kategoride turnuvanın sonlarında yer alıyoruz. 

Takımımız maçlarda baskı yapmıyor, tempolu oynamıyor diyenlere de pek katılmıyorum. Her ne kadar oyuncularımızın çoğunun atletizm yönünden zafiyetleri olsa da, baskı yapan bir takım olma çabamızı da takdir etmemiz gerekir. En çok top çalan 3. takım olduğumuzu da ben değil, istatistikler söylüyor. En büyük eksikliğimiz şut isabet yüzdelerinde görülüyor. Hangisini anlatsam bilmiyorum! Üç sayılık şut atmada ilk dört maçtaki çekincemiz ve düşük yüzdemiz, ikilik atışlardaki isabet yüzdesinde sondan üçüncü, serbest atış yüzdesinde yine sonlarda oluşumuz, genel şut yüzdesinde de sondan üçüncü oluşumuz… Kısacası ruhumuzu kaybetmedik ama maalesef şutumuzu kaybettik.   

 

ÜLKE
MAÇ
SAYI
%
2 SAYI
%
3 SAYI
%
S.A
%
HR
SR
TR
ASİST
BLOK
TOP
ÇALMA
TOP
KAYBI
FAUL
TÜRKİYE
(12.)
4
257
64,25
(15.)

104/276
%37,68
(14.)
90-214
(2.)

%42,06
(14.)
14-62
(16.)

%22,58
(15.)
35-54
(15.)

%64,81
(12.)
65
16,25
(2.)
97
24,25
(9.)
162
40,50
(4.)
56
14,00
12
3,00
43
10,75
(3.)
57
14,25
(8.)
92
23,00
(2.)
SIRBİSTAN
(1.)
4
407
101,75
(1.)
127-217
(1.)

%58,53
26-58
%44,83
75-102
%73,53
60
15,00
(3.)
125
31,25
(1.)
185
46,25
(1.)
112
28,00
21
5,25
36
9,00
69
17,25
76
19,00

 

Oyuncularımız Çok Yönlü Değerlendirildi

Oyuncularımızın çoğunun birden fazla pozisyonda oynatılmasını, oyuncularımızın basketbollarının gelişimi açısından önemli görüyorum. Gelecek adına oyuncularımızın nasıl bir potansiyele sahip olduklarını görme adına, bu turnuvada farklı pozisyonlarda (isteyen zorunluluktan desin) onları izlemek bizler içinde önemli bir değerlendirme kriteri oldu. Eray Akyüz 1-2, Mert Konuk 1-2, Mert Akay 1-2, Sabit Emir Kabaca 4-5, Efe Ergi Tırpancı kulübünde oynatılan 1 dışında 4, Hakan Sayılı 3-4 gibi çeşitli pozisyonlarda oynatılarak basketboldaki oyunu okuma ve sahayı bütünlüklü görme anlayışlarının geliştirildiğini düşünüyorum.

Altyapı Antrenörleri = Öğretmen Antrenör

John Feinstein’ın “Zaferin Kıyısında–Bob Knight ve Indiana Hoosiers İle Geçen Bir Yıl” kitabını okuduktan sonra, NCAA’lerin meşhur coachu Bob Knight (bence huysuz Bob Knight denmeli…)’ın başarılarının sırrının en başında, Yardımcı Antrenörleri ile birlikte oyuncularının bireysel eksikliklerini giderme adına, oyuncu geliştirmeyi birinci öncelik haline getirmiş olmasında görüyorum. Oyuncu gelişimini sağlama adına sadece antrenmanlarda değil, maç esnası da önemli bir gelişim süreci olarak değerlendirilmiş.

Çok uzağa gitmeyelim, ülkemizde Željko Obradović için sürekli olarak şöyle iyi coach böyle iyi coach diyoruz. Ama bana göre Obradović’in başarılarını sağlayan en önemli özelliklerinin başında kuşkusuz oyuncularla olan ilişkileri geliyor. Maç esnasında oyuncularına çok fazla kızıyor (şimdi düşünüyorum da Bob Knight’dan esinlenmiş de olabilir!) ama işin aslını öğrenme adına bunun ötesindekini de görmeye çalışmalıyız. İstisnasız hangi oyuncu olursa olsun (takımdaki en tecrübeli oyuncu ya da en tecrübesiz genç bir oyuncu fark etmeden) her hatasını muhakkak maç esnasında benche geldiğinde anlatıyor. Hatta benchteki oyunculara maç esnasında yapılan hataların neler olduğunu ve ne yapmaları gerektiğini, adeta zaman zaman maçı bırakıp onlara dönerek anlatıyor. Oyuncularına siz benim için değerlisiniz mesajını veriyor. Başarı elde etmek için aşılması gereken en önemli meselenin bu olduğunu anlatmak istercesine bıkmadan her maçta onu ya oyuncusuyla konuşurken, ya da sırtı maça dönük şekilde benchteki oyuncularla hararetli bir şekilde konuşurken görebiliyoruz.

Bizim antrenörlerimizde bunları yapmalı (bunu yapan antrenörümüzün hakkını yemeyelim) ve özellikle altyapı Milli Takımlarımızda da buna dikkat etmeliyiz. Bench’e gelen oyuncumuzun, Yardımcı Antrenörlerimiz tarafından hataları güzelce anlatılmalı. Antrenör ve Yardımcı antrenörler maç esnasında genç oyuncuların hatalarını mümkün mertebe anlık olarak uygun dille anlatmalı ki, genç oyuncularımız da basketbolu daha bilerek oynasınlar. Özetle altyapı Milli Takımlarımızdaki antrenörlerimizin, çokça setler çalıştırarak vakit kaybetmek yerine, adeta bireysel gelişim antrenörleri gibi “Öğretmen Antrenör” özellikleriyle ön plana çıkmaları, oyuncu yetiştirme ve oyuncu gelişimi açısından çok daha önemlidir.

Şut Zafiyetimiz

Altyapı Milli Takımlarımızdaki oyuncularımızda gördüğüm en büyük eksikliğin başında “Şut Fundamentali”nı görüyorum. Altyapı oyuncularımıza en erken yaşlardan itibaren, en doğru şekilde şut fundamental’ini vermeliyiz, maalesef bu konuda geç kalıyoruz. Ayrıca genç oyuncularımıza bireysel özgürlük tanınarak, doğaçlama olarak yaptıklarını görmeye imkân vermeliyiz. Bu şekilde oyuncularımızın sınırlarını görme imkanını bulalım ve iyi bir veri elde edelim. 

Genç oyuncuların maç esnasında şut atmaktan çekinmemelerini de öğretmeliyiz. İlk başlarda yanlış zamanda ve yanlış şekilde şut atacaklardır ve zamanla doğru zamanda ve doğru şut tekniğini de böylece tecrübe ederek öğreneceklerdir. Biz sabırlı olmalı ve sürekli olarak tekrarlarla sporcularımızın artık meleke haline getirmelerini sağlamalıyız. Eğer gençlerimizi gerek şut atma konusunda olsun, gerekse maç esnasında sorumluluk alma konusunda olsun çok fazla sınırlarsak, o zaman onların basketbol gelişimlerine önemli bir engel koymuş oluruz. Maçlarda çekinmeden (Finlandiya ve İzlanda gibi ülkelerdeki basketbol gelişimin en temelinde şut fundamentaline verilen önem olduğunu düşünüyorum) uygun pozisyonda şut atmalarına müsaade etmeliyiz hatta cesaretlendirmeliyiz. Bu teşviklerin sporcular için en az erkenden şut fundamental’i öğrenmeleri kadar önemli olduğunu düşünüyorum.

Kuvvet ve Kondisyonda Sınıfta Kaldık

Profesyonel liglerde yer alan kulüplerimizin altyapı takımlarının tamamında kondisyoner bulundurma zorunluluğu getirilmesi ve gerekse diğer tedbirlerin alınmasıyla ilgili çalışmaların çok önceleri yapılması gerekiyordu. Altyapı Milli Takımlarımızın katıldığı turnuvalara (kız ve erkek) baktığımızda, hemen hemen tamamında oyuncularımızın kuvvet ve kondisyon anlamında diğer ülke takımlarının çoğundan geride olduğunu üzülerek görüyoruz. Acilen Türkiye Basketbol Federasyonu’nun bütün profesyonel kulüplerin altyapılarında kondisyoner bulundurma zorunluluğu getirmesi gerektiğini düşünüyorum. Günümüz basketbolunda artık fizik ve kondisyon çok belirleyici olmaya başladı. Bizim bu konuda bir hayli geride kaldığımızı, bütün altyapı Milli Takımlarımızın katıldığı turnuvalardaki rakiplerini izlediğimizde görüyoruz. Çoğu kişi Genç Milli Takımımızın performansını yoğun bir şekilde eleştiriyor ama maalesef fizik-kondisyon meselesine pek değinen olmuyor. 

Takımımızdaki oyuncuların çoğunun potansiyel olarak çok iyi seviyeye gelebilecek oyuncular olduğunu düşünüyorum ve lütfen artık bırakalım 12. olmuşuz meselesini de A Takım düzeyine nasıl eksiksiz geçişlerini sağlayabiliriz, hep birlikte bunun üzerinde yoğunlaşalım. Unutmayalım ki altyapılarda en iyi dereceler yaptığımız yıllara baktığımızda neredeyse A Milli Takımımıza en az oyuncu verdiğimiz yıllar olduğunu görüyoruz. Dileyen okurlarımız, konu ile ilgili daha geniş bilgi edinmek için, Basketfaul sitemizdeki 20.08.2017 tarihli “Altyapı Erkek Milli Takımlarının Analizi” başlıklı yazıma bakarak, detaylı bir şekilde görebilirler. 

Aslında Mesele Çok Daha Derin

Ancak meselenin çözümü adına daha derin bilimsel çalışmaların yapılması gerektiğini, basketbolumuzda bu alanda çalışmaları olan Sayın Semih Eroğlu’yla yaptığımız kısa telefon görüşmesinde bir kez daha öğrendim. Oyuncularımızın basketbola başlamadan önceki seçimlerini yaparken, bilimsel verileri de önemli bir ölçüt olarak almış olsak ve ülkemizde böyle birkaç merkez kurulabilse, inanıyorum ki sporcularımızın bütün eksikliklerini en baştan tespit edebiliriz. Burada kulüplerimizin çok değerli ve bence takdiri fazlasıyla hak eden altyapı hocalarını da suçlamıyorum, buradaki temel problem basketbola bakış açımızdan kaynaklanıyor. Bütün oyuncularımızı; gerek fiziksel, gerek kalıtımsal, gerek çevresel, gerek sosyo-ekonomik ve gerekse beslenme tarzına bağlı birçok özellikleri ile ilgili verileri ele alarak en baştan bütünlüklü bir taramadan geçirmemiz gerekiyordu. Maalesef bilimsel çalışmalar konusunda biraz geri kaldık ve el yordamıyla özverili çabalar içerisinde olsak da istediğimiz sonuçları görüldüğü gibi bir türlü alamıyoruz. Sayın Semih Eroğlu’nun değerli çalışmalarını kendisinden detaylı bir şekilde öğrenmeye çalışacağım ve bu bilgileri sizlerle geniş kapsamlı yazılar aracıyla paylaşmayı düşünüyoruz. 

Altyapı Turnuvalarında Alınan Dereceler Çok Önemsenmemeli

Bu turnuvada net savunma ribauntları alabilseydik ve pota altında güçlü olabilseydik, muhtemelen ilk üçe girme, hatta finale çıkma ihtimalimiz kuvvetle muhtemeldi. Takımımız sadece net alınan ribauntlar sayesinde dereceye girmiş olsaydı, o zaman takımımızı çok mu başarılı görecektik. Hazırlık döneminde bu turnuvayı şampiyon olarak tamamlayan Sırbistan ile deplasmanda üç özel maç yapmıştık. Bu maçların ikisini kazanıp, sadece birinde yenilmiştik. Final oynayan Letonya ile oynadığımız ikinci tur maçında son üç topu değerlendirememiş ve 62-61 mağlup ayrılmıştık. Grubumuzda yer alan Fransa’da turnuvayı üçüncü sırada tamamlamadı mı? Şimdi bu kadar küçük bir farkla kazanıp-kaybedilen maçlarla, turnuvada derece alamadık diye başarısız addedilmenin doğru olduğunu düşünmüyorum. Hatta sıralamaya bakarak, altyapıda başarı kriteri koymanın doğru olmadığını sürekli dile getiriyorum.

Şunu derseniz ki, bu gençler birkaç seneye göre bireysel gelişiminde geriye gitmişler, işte o zaman başarısızlığımızı kısmen kabul edebilirim. Tabii bu değerlendirmeyi yaparken de tek tek oyuncularımızın performanslarını ve bireysel eksikliklerini dile getirmemiz de gerekiyor. Benim bu uzun yazımın sonunda yapmaya çalıştığım da aslında bu, yani tek tek oyuncularımızın performansları ve eksikliklerini gördüğüm kadarıyla dile getirmeye çalışmak. Muhakkak hatalarım ve eksikliklerim olacaktır, buradaki amacım asıl odaklanmamız gerekenin; şu oyuncu aday kadroda olsaydı, bu oyuncu daha fazla süre alsaydı, antrenörümüz şu seti oynatsaydı gibi kısa vadeli düşünceler yerine; bütün basketbolseverlerin altyapı turnuvalarını izlerken ve değerlendirirken, gençlerimizin bireysel eksiklikleri üzerine odaklanmaları gerektiğini düşünmemdir. Hatta daha da önemlisi genç oyuncularımız ile ilgili detaylı raporlar hazırlanarak, kulüp takımı antrenörleri ile bu konunun paylaşılması ve oyuncularımızın eksikliklerinin giderilmesi anlamında, uzun vadede uygulanmak üzere bir program paylaşımı yapılmasıdır. Bilindiği gibi iyi oyuncuyla çok iyi oyuncu arasında çok küçük detaylar vardır ama bu detaylar zaman ilerledikçe çok önemli farklar yaratmaktadır. 

Her şey Türk basketbolu için. 

 

2018 FİBA U18 (18 YAŞ ALTI) ERKEKLER AVRUPA BASKETBOL ŞAMPİYONASI / LETONYA
OYUNCULARIMIZIN TURNUVA SONRASI BİREYSEL PERFORMANS DEĞERLENDİRMELERİ VE ÖNERİLER
FORMA
NO
ADI SOYADI
DOĞUM
TARİHİ
BOY
(cm)
POZ.
MAÇ
SÜRE
SAYI
HR
SR
TR
ASİST
BLOK
TK
FAUL
+/-
EF
1
Ömer Can İlyasoğlu
01.01.2001
195 cm
SG
7
85
31
7
4
11
10
0
2
13
10
10
22
12:06
4,43
1,00
0,57
1,57
1,43
0,00
0,29
1,86
1,43
1,43
3,14
Oyuncu Değerlendirmesi:
Sol eliyle bitirişleri çok iyi. Adeta tereyağından kıl çeker gibi kolaylıkla asist yapabiliyor. Yolda yürüme kolaylığında asist yapma özelliğinin yanına muhakkak şut ve iyi bir saha görüşü özelliğini de ilave etmeli. Boyunun uzun olmasına rağmen top hâkimiyeti gayet iyi ama bunun da dezavantajlarını yaşıyor, topla daha da küçülmeli ve süratlenmeli.
Topu boş tarafa taşıması gerekirken, bazen gereksiz yere adeta rakip oyuncuların içinden geçmeye çalışıyor ve bu da top kayıplarını arttırıyor. Topla oynadığında driplingini erken kesiyor, oysa uygun pozisyonu bulana kadar driplingini kesmemeli. Vücut dengesini ve göz temasını kurmadan verdiği paslar çoğunlukla top kaybıyla neticelendi. Sadece parmak hassasiyetiyle iyi pas verilmez, aynı zamanda bütün oyuncuların pozisyonunu da okumak gerekiyor. Ayakları çabuk değil, henüz fiziksel olarak güçsüz ve birebirde çabuk geçiliyor. Üst düzey bir oyun kurucu olmak istiyorsa muhakkak şutunu geliştirmeli ve şut tehdidini önemli hücum silahları arasına eklemeli. Böylece hem skorer oyun kuruculuğa yükselir hem de oyunun sıkıştığı dönemlerde takımını kriz anından çıkartabilir. Çembere doğru dikine oynayabiliyor ama bitirişini henüz tam olarak kuvvetli bir şekilde yapamıyor.
Anadolu Efes’in Banvit gibi TBL’de pilot takımı olmaması çok üzücü. Çünkü Ömer Can İlyasoğlu gibi birçok genç yetenek TBL tecrübesine erkenden başlayabilir ve gelişimleri açısından bu durum çok faydalı olabilirdi. Ömer Can İlyasoğlu, BGL’de oynamaya devam edecek ama TBL gibi sert bir ligde 10-15 dakika oynayabilseydi, kendi oyun sertliğini arttırma adına faydalı olurdu. 3 yıl daha altyapı Milli Takımlarımızda yaşı tutuyor ve ilerleyen yıllarda da gelişimini merakla takip edeceğim.
 
3
Tarık Sezgün
17.04.2001
210 cm
PF
7
90
24
7
15
22
3
3
1
5
15
-9
41
12:54
3,43
1,00
2,14
3,14
0,43
0,43
0,14
0,71
2,14
-1,29
5,86
Oyuncu Değerlendirmesi:
Bir pivot olarak asist özelliği çok kuvvetli ve oyun zekası üst seviyede. Oyunu okuma ve diğer oyuncuları besleme özelliği çok üst düzeyde, bu çok önemli bir özellik. Hücumda daha çok çemberi düşünmeli. Şu an size olarak bir hayli ince kalıyor ama ilerleyen yıllarda vücut olarak daha da kalınlaşacağı kesin. Umarım ince pivot olarak kalmaz. Bitiricilik özelliği henüz çok zayıf, yüzü dönük oyununu ve şutunu geliştireceğe benziyor. Orta mesafe şutlarına cesaret etmesi bile çok olumlu, orta mesafe şutlarında istikrara kavuşursa pozisyonunda çok değerli bir uzun olabilir. Uzun kolları ve pozisyonuna göre çabuk ayakları ile gelecekte çok büyük bir pota altı caydırıcılığına sahip olacağını düşünüyorum. Turnuva genelinde çoğunlukla pozisyon almada geç kaldığını gördük. Karşıdan gelen oyuncuya çok erken hamle yapıyor ve pozisyonunu çabuk kaybediyor. Oyuna girdiği dönemlerde elinden geleni yapmaya çalıştı ve verilen süreye bakmaksızın basketbola olan isteğini ortaya koydu. Ribauntları daha kuvvetli çekmeli. Kimi zaman çemberden çok uzakta kaldı ve pota altında fiziksel zafiyetinden dolayı eşleşmelerde çabuk yenildi. Sırtı dönük oyununu ilerleyen dönemlerde geliştirmeli ve etkili olacağı şekilde (smaç yapma adına) çembere yakın oynamayı da başarmalı. Ama bence en önemli olanı yüzü dönük oynayıp, orta mesafe şutlarını kullanmaya devam etmesidir. İlerleyen yıllarda onu diğer pivotlardan farklı kılacak özelliği de potaya hem yüzü dönük hem de sırtı dönük oynayabilme özelliği olacaktır. Tarık Sezgün’den çok ümitliyim ama onu bekleyen tehlike ince bir uzun olarak kalıp, pota altında 5 numara oynayamama tehlikesidir.
 
4
Mert Akay
12.07.2000
190 cm
PG
7
188
53
6
30
36
33
1
14
17
19
-9
73
26:48
7,57
0,86
4,29
5,14
4,71
0,14
2,00
2,43
2,71
-1,29
10,43
Oyuncu Değerlendirmesi:
Çok atletik, oyun zekası yüksek ve pasör özelliği üst seviye bir oyuncu. Oyunu çok iyi okuyor, potaya kuvvetli atak yapabiliyor, potadan potaya kuvvetli gidebiliyor, blok yapabiliyor, asistler yapabiliyor, ribaunt alabiliyor, tam bir winner ve lider oyuncu vs. özetle söylemek gerekirse çok yönlü bir oyuncu. Ama madalyonun diğer yüzüne gelirsek, savunması maalesef istenen düzeyde değil. Onun pozisyonundaki bir oyuncunun, şut istikrarını sağlamadığı takdirde üst seviye bir oyuncu olması mümkün değil. Mental açıdan çabuk oyundan düşüyor ve oyunda pozisyonun gelmesi adına sabır gösteremiyor. Maç esnasında sürekli performansında dalgalanmalar yaşıyor, zamanla da aşırı zorlama atışlara gidip oyun düzeninden çıkıyor. Daha sakin olmayı başarmalı. Çok şey yapmak istiyor ama istediklerini yapamayınca çok yönlü özelliklerini kullanmak yerine, sadece sayı atmayı öncelikli hale getiriyor. Bu hem kendi gerçek oyununu sergilemesine mani oluyor, hem de takım oyununu engelliyor. Güçlü bir oyuncu ve omzunu rakibi ile top arasına çok kuvvetli bir şekilde koyabiliyor.
Mevcut kadrodaki en potansiyelli oyuncularımızın başında geliyor. Bu sezon 5 dakika ortalama dahi olsa Basketbol Erkekler Süper Ligi’nde süre alırsa, basketbolunda çok önemli bir gelişim kat edeceğine inanıyorum. BGL’de de oynayabilecek olmasına rağmen, ben artık tamamen Darüşşafaka’da A Takım oyuncusu yapılması gerektiğini düşünüyorum. TBSL atmosferine şimdiden alıştırılırsa, 2-3 sezon sonra önemli bir oyuncu haline geleceğini düşünüyorum. Eğer bu sezon Darüşşafaka A Takımına alınmayacaksa, ya başka bir TBSL takımına kiralanmalı ya da en az 20-25 dakika süre alacağı bir TBL takımına çifte lisanslı oyuncu olarak oynatılmalı.
 
5
Efe Ergi Tırpancı
01.01.2000
199 cm
SF
7
112
30
8
19
27
5
3
5
6
13
3
38
16:00
4,29
1,14
2,71
3,86
0,71
0,43
0,71
0,86
1,86
0,43
5,43
Oyuncu Değerlendirmesi:
Fiziksel özellikleri dolayısıyla çok önemli bir avantaja sahip, ilerisi adına çok yönlü bir oyuncu olma durumu söz konusu. Henüz vücut koordinasyonu tam yerleşmediğinden dolayı bir türlü oyun istikrarını sağlayamıyor. Maç içerisinde oyun konsantrasyonu çok çabuk değişkenlik gösteriyor. Birebirde çabuk geçiliyor ama buna rağmen ribaunt sezgisi gayet iyi. Çembere güçlü gidiyor ama bitirişi bir türlü iyi yapamıyor, parmak hassasiyeti kazanması hem bitiriciliği hem de şutunun gelişimi açısından anahtar olacağını düşünüyorum. Şut stili iyi değil, şutu çok sert ve düz atıyor. Muhakkak şutunu geliştirmeli ve şut atarken top elinden daha yumuşak bir şekilde bombeli olarak çıkmalı. Çok hareketli ve enerjik bir oyuncu, biraz daha kontrolü sağladığı taktirde, bu enerjisini daha verimli hale dönüştürebilir. Oyunu okuma özelliğini daha da geliştirmeli ve muhakkak bol bol üst düzey maçları izlemeli. BGL’de kontenjan oyuncusu olarak oynayabilecek ve Fenerbahçe A Takımında süre alamayacağını düşünürsek, muhakkak önümüzdeki sezonu bir TBL takımında geçirerek tecrübe kazanması gerekiyor.
 
7
Mustafa Kurtuldum
10.05.2001
196 cm
SF
7
148
37
10
13
23
6
0
11
3
14
-8
33
21:06
5,29
1,43
1,86
3,29
0,86
0,00
1,57
0,43
2,00
-1,14
4,71
Oyuncu Değerlendirmesi:
Kritik anlarda çekinmeden sorumluluk alması, lider oyuncu tipine sahip olduğunun bir göstergesi, ama sorumluluk almak ile gereksiz zorlamada bulunmayı karıştırmamalı. Oyun esnasında bazen gereksiz zorlamalara gidiyor, oysa topla oyununu daha da geliştirirse bu gereksiz zorlamalar yerine oyununu daha da çok yönlü hale getirebilir. Oyunda yaratıcılık özelliği var ve birebiri de fena değil, bitiriciliğiyle (lütfen sol turnikeyi sağ elle sonlandırma, çoğu hücumu sağ elle bitiriyor) fark oluşturacağını düşünüyorum. Toplu oyunu iyi ama topsuz oyunu için aynısını söyleyemeyeceğim. Topla birlikte patlayıcı özelliğe sahip, geri daha hızlı koşmalı. Ayaklarını çabuklaştıracak bireysel çalışmalar yaparsa, ileride pozisyonu gereği çok önemli avantajlara sahip olacaktır. U17 Dünya Şampiyonasının yorgunluğun, bu turnuvadaki performansını etkilemişe benziyor. Çoğunlukla hücuma odaklanıyor ve savunmayı ihmal ediyor. Şut stili açısından gayet iyi düzeyde, şut atarken topu elinden çabuk çıkarması ilerleyen zamanlarda önemli bir silahı olacaktır. BGL’de kontenjan oyuncusu değil ve üç yıl daha altyapı Milli Takımlarımızda oynamaya yaşı tutuyor. Ben bu sezonu TBL tecrübesi yaşayarak geçirmesi taraftarıyım. Tıpkı geçen sezon Muhaymin Mustafa ve Onuralp Bitim gibi.
 
8
Hakan Sayılı
14.02.2000
203 cm
SF
7
123
34
8
20
28
3
2
4
15
13
-40
34
17:30
4,86
1,14
2,86
4,00
0,43
0,29
0,57
2,14
1,86
-5,71
4,86
Oyuncu Değerlendirmesi:
Top hâkimiyetini muhakkak daha iyi hale getirmeli. Pozisyonuna göre gayet iyi fiziğe sahip ama şu an kuvvet olarak çok eksiği var. Fiziğini kullanmayı öğrenmeli ve kuvvetlenmeli. Hücum silahları (şut, penetre vb.) var ama çembere kuvvetli gidip, kuvvetli bitirmekten çok uzak. Savunmada çok çabuk geçiliyor ve çok fazla pozisyon hatası yapıyor. Savunmaya daha fazla odaklanmalı ve öncelikle ribauntlara konsantre olmalı. Paslarının çoğu tembel pas düzeyinde ve sahayı daha iyi görmeye çalışmalı. Her ne kadar Hırvatistan maçında çok üçlük isabeti sağlasa da, şut stilini daha da geliştirmeli.
Bütün eksikliğine rağmen, çok önemli bir potansiyele sahip, kuvvetlendiğinde ve oyununu agresif hale getirdiğinde iyi bir Türkiye Erkekler Basketbol Süper Ligi oyuncusu olacağına inanıyorum. Bu sezon TBL’de Bandırma Kırmızı’daki performansını merakla bekliyorum. Umarım eksikliklerinin üzerine gider ve geç kalmadan basketbolu adına önemli gelişimler kat eder. Belki basketbol anlamında en çok eksiğe sahip oyuncuların başında geliyor ama aynı zamanda da en büyük potansiyele sahip oyuncuların başında da geliyor. Ya sıradan bir TBL oyuncusu olacak ya da üst düzey bir oyuncu, karar kendisinin. Hakan Sayılı’nın, TBL’de oynayacağı maçları bu sezon daha da dikkatle izleyeceğim.
 
9
Eray Aydoğan
25.02.2000
187 cm
PG
7
118
44
0
10
10
13
0
7
5
7
4
49
16:54
6,29
0,00
1,43
1,43
1,86
0,00
1,00
0,71
1,00
0,57
7,00
Oyuncu Değerlendirmesi:
Tam 1 numara gibi; potaya çok iyi atak yapabiliyor, oyun zekâsı çok üst düzeyde, topu alır alamaz kafayı kaldırıp hemen oyunu okuyor ve uygun oyuncuyu buluyor, fundamentali gayet iyi, birebirde rakibini çok rahat geçebiliyor, pas özelliği üst düzeyde ve liderlik özelliğine sahip bir oyuncu. Ama maalesef gel gelelim üst düzey bir şutu yok, hatta şut mekaniği iyi değil. Adeta çift elle atıyormuş gibi bir şut stili var ve muhakkak bunu acilen değiştirmeli. Daha da kötüsü şut atma adına neredeyse çembere dahi bakmıyor. Muhakkak şutunu geliştirmeli ve maçlarda şut atmaktan çekinmemeli, eğer şutunu geliştiremez ve kendi hücum silahlarını çeşitlendirmezse oyununu da üst seviyeye taşıyamaz. Oysa şut çalışarak ve atmaya cesaret ederek gelişir. Eğer şutunu da iyi yüzdeli seviyeye çıkartır ve istikrara kavuşursa, Türk basketbolu adına A Milli düzeye kadar çıkabileceğine inanıyorum. Ayrıca takımını daha tempolu oynatmaya alışmalı, bazen oyunu hızlandırması gerekirsen tam tersi yavaşlatıyor.
Turnuvada en çok beğendiğim oyuncuların başında geliyor. Bu sezon muhakkak TBL’de 20-25 dakika süre alarak, hem daha güçlenmeli hem de eksiklikleri üzerine yoğunlaşmalı. 2 yıl daha altyapı Milli Takımlar kategorilerinde yaşı tutuyor ve gelecek yıllardaki turnuvalarda kendisinden çok daha fazla söz ettireceğini düşünüyorum (şut sorununu çözerse). Bu turnuvada beklediğimden çok daha iyi buldum ve heyecanla basketbol gelişimini takip edeceğim. Gözüm üzerinde olacak… Çok çalışman lazım, çok…
 
10
Eray Akyüz
12.07.2000
189 cm
PG
7
140
52
4
7
11
13
1
2
6
12
-38
26
20:00
7,43
0,57
1,00
1,57
1,86
0,14
0,29
0,86
1,71
-5,43
3,71
Oyuncu Değerlendirmesi:
Turnuva boyunca adeta sadece kendi hücumuna odaklanmıştı, takımı oynatmaktan çok uzaktı. Savunmada oyunu okumakta da çok kötüydü. Çok zorlama ve oyun dışı atışlarıyla, turnuvanın kendisi adına kötü geçmesindeki birinci sorumluydu. Oysa ondan beklentilerimiz çok daha farklıydı ve fazlaydı, belki de çok fazla şey yapma isteğiyle turnuvada form tutamamış olabilir. Sonuçta genç bir oyuncu dönem dönem böyle kötü performanslar gösterebilirler. Çok fazla sorumluluk almak isteği, böyle oyuncuları bazen bu turnuvada olduğu gibi acı tecrübe yaşamalarına sebebiyet verebiliyor. Ama Eray Akyüz’ü bekleyen asıl tehlike, bu turnuvadaki performansından daha çok, turnuvadaki beden diliydi. Adeta ilk maçlardaki düşük performansından dolayı oyuna küsmüş, oyundan keyif almayan isteksiz bir ruh haline büründü. Oysa, Cedi Osman’da benzer şekilde U18 turnuvasında kendi adına çok kötü bir performans sergilemişti. Ama Cedi parkede istediklerini yapamamasına karşın, benchte her maçı yaşıyordu ve turnuva boyunca arkadaşlarına en çok desteği veren de oydu. Aynen bu yıl U18 Kız takımımızdaki Elif Bayram’ın benche alınmasına rağmen, arkadaşlarına coşkuyla desteğinde olduğu gibi. Her zaman istediğinizi yapamayabilirsiniz, o zamanda karakterinizi ortaya koyacaksınız ve benchte liderliğe soyunacaksınız. Oysa Eray Akyüz maalesef çok çabuk yelkenleri suya indirdi ve turnuvayı kendi adına erken noktaladı. Bence en büyük eksiyi bu turnuvadaki performansıyla değil, beden diliyle aldı.
Eray Akyüz’ü gelecek adına bekleyen diğer büyük tehlike ise 1 numara mı? 2 numara mı olacağı meselesi. Eray sanki kolaya kaçıp, 2 numaraya doğru kendini kaydırıyor. Oysa gerek fiziksel olarak, gerekse savunma isteksizliği olarak 2 numarada çok üst düzey bir oyuncu olması zor gözüküyor. Bence tamamen 1 numaraya kendini vermeli ve sadece çemberi görme hastalığından vazgeçmeli. Hem çemberi görüp hem de oyunu okuyup, arkadaşlarına liderlik yapabilecek özelliklere sahip olduğuna inanıyorum. Üst düzey oyuncu olmak istiyorsa, artık PG olma adına net bir karar vermelidir. Birebir adım eksiltme, çembere yüklenip bitirme özelliği, normalin üstünde (turnuvada iyi yüzdeli atamasa da) şut fndamental’ının (stop şut çok iyi ama şutu daha hızlı elinden çıkarmalı) olması onu çok önemli bir oyun kurucu yapabilecek özelliklerdir. Topla oynamayı çok seviyor ama bu aynı zamanda da büyük bir soruna da yol açıyor, top elinde çok fazla kalıyor. Topsuz oyununu muhakkak geliştirerek, istekli bir şekilde savunduğu oyuncunun takibini yapmasıyla, gelecek adına A Milli Takımımızda önemli görevler alacağına inanıyorum. Eray Akyüz’ün Türkiye Erkekler Basketbol Süper Ligi ile imtihanının bu sezon başlaması gerekiyor. Üst düzey ve sertlik derecesi yüksek maçlarda kendini test etme imkânı bulmalı. Bende merakla TBSL’deki performansını bekliyorum.
 
11
Sadık Emir Kabaca
13.12.2000
207 cm
PF
7
165
67
24
25
49
8
10
3
12
10
20
90
23:30
9,57
3,43
3,57
7,00
1,14
1,43
0,43
1,71
1,43
2,86
12,86
Oyuncu Değerlendirmesi:
Hücum ribauntlarını kovalıyor. Bilekleri pozisyonuna göre düzgün. Sırtı dönük iyi ama yüzü dönük etkisiz. Orta mesafe şutunu geliştirmeli. Ciddi blok tehdidi var. Yüzü dönükte fena değil. Ayakları pozisyonuna göre çok da yavaş değil. Dış şutu da var. Pozisyonları daha kuvvetli bitirmeli. Takımın ribaunt yükünü adeta tek başına sırtladı. Bitiricilik özelliğini geliştirmeli. Kolları uzun ve çok istekli, belli ki basketbolu çok seviyor. Takımın turnuva boyunca en istekli ve en istikrarlı oyuncusuydu. Top takibi iyi. Güçlenmeli. Sırtı dönük oynamayı geliştirmeli. Blok kovalayayım derken, pota altında gerektiği gibi sağlam durmuyor ve vücut temasından çekiniyor. Şu an pota altında kuvvetsiz kalıyor ama güçlendiğinde çok iyi noktaya geleceğinden şüphem yok. Dış şutunu geliştirmeli, eğer dış şutunu geliştirirse çok iyi 4 numarada olabilir. Hücum ribauntlarında, savunma ribauntlarından daha etkili. Sırtı dönük oynayan oyuncuları tutmakta çok zorlandı, çünkü pota altında çok zayıf kalıyor.
 
12
Adem Bayrak
08.08.2000
202 cm
PF
7
53
13
3
4
7
0
0
1
4
7
-10
2
07:30
1,86
0,43
0,57
1,00
0,00
0,00
0,14
0,57
1,00
-1,43
0,29
Oyuncu Değerlendirmesi:
Fiziksel olarak güçsüz ve ayakları da çabuk değil. Pozisyon almada problemler yaşadığını gördük. Pozisyonu kuvvetli bitiremiyor. Çok fazla oynama imkanı bulamadığı için değerlendirme imkanı pek bulamadım. Hücumda kuvvetli bitiricilik özelliği eksik, savunmada da pozisyonunda oynayan oyunculara göre zayıf kalıyor. Orta mesafe şutunu geliştirdiği taktirde basketbolunda önemli bir gelişim olacağına inanıyorum. Bu yıl BGL’de kontenjan oyuncusu durumunda olacak. Fenerbahçe’de oynama imkânı bulamayacağını düşünürsek, her maç 10-15 dakika süre alabileceği bir TBL takımına kiralık olarak gitmesi kendi basketbol gelişimi açısından en doğrusu olacaktır.
 
15
Alperen Demir
01.04.2000
203 cm
C
7
41
16
8
1
9
1
0
0
6
8
-27
10
05:48
2,29
1,14
0,14
1,29
0,14
0,00
0,00
0,86
1,14
-3,86
1,43
Oyuncu Değerlendirmesi:
Fiziksel özellikleri nedeniyle, 4 ve 5 numara arasında kalma ihtimali var. Pivot olarak kısa kalırken, uzun forvet açısından da yavaş kalıyor. Bu durumda ileriye dönük tam olarak pozisyonunun belirlenmesinde problem oluşturabilir. Fiziğini (genişliğini) daha iyi kullanmalı ve potaya sırtı dönük olarak daha da yaklaşmalı, bazen çemberden çok uzakta kalıyor ve bu sebeple de pozisyonu istediği gibi kuvvetli bir şekilde bitiremiyor. Atletik özelliklerindeki zaaf yönlerine karşın; ayak çabukluğunu, yüzü dönük oyununu ve orta mesafe şutlarını geliştirmeli. Yüzü dönük oynayan ve atletik uzunlara karşı, ayakları yavaş olduğu için çabuk geçiliyor. İkili oyunlarda pozisyon almada çoğunlukla geç kalıyor. Kalın vücuduna rağmen, pota altı mücadelelerinde çoğunlukla geri adım atıyor. Pota altında onu farklı kılacak özelliklerinin başında orta mesafe şutu dışında, kuvvetlenmesiyle kazanacağı boyalı bölgedeki yıldırıcılığı olacaktır. Bu sezon Bandırma Kırmızı ile TBL’de geçen sezona göre daha fazla süre alacağını düşünürsek, basketbol adına eksik taraflarını geliştirme imkânı daha çok bulacaktır. Basketbol gelişiminde ne aşamaya geleceğini biraz da olsa bu sezonki lig performansı belirleyecektir. Uyumlu ve çalışkan sporcu kişiliğine sahip olduğu turnuva boyunca verilen süreleri elinden gelen kadarıyla en iyi şekilde değerlendirme gayretinden anlaşılıyor. Günümüz hızlı basketboluna karşı bazı fiziksel dezavantajlarını, diğer özelliklerini geliştirerek aşabilirse ileride TBSL seviyesinde bir oyuncusu olabileceğini düşünüyorum.
 
21
Mert Konuk
02.04.2000
193 cm
SG
7
163
71
3
15
18
12
1
21
4
16
59
81
23:18
10,14
0,43
2,14
2,57
1,71
0,14
3,00
0,57
2,29
8,43
11,57
Oyuncu Değerlendirmesi:
Onun için o kadar çok güzel şey söylenebilir ki, inanın onun basketbolunu izlerken sanki TBSL’de üst düzey bir oyuncunun olgunluğunda bir basketbolcu izliyormuş gibiydim. Oyun anlamında takımın en olgunlarından biri olarak göründü. Turnuva boyunca en kritik anlarda çok önemli işler yaptı. Turnuvadaki hemen hemen her maçın en kritik anında sorumluluk alabilecek özgüvene sahip olduğunu gördük. Onda şimdiden bile tandart bir şutörden fazlası var, hatta skorer olmaya namzet bir oyuncu olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Birebirde pozisyonuna göre gayet iyi ve yaratıcı 2 numara (SG) potansiyeline sahip. Pasörlük ve ceza atıcısı özelikleriyle oyunda devamlılık sağlayacağını düşünüyorum. Zaman zaman U18 Milli Takımımızda teknik ekip çok doğru bir kararla, kısa sürelerde olsa onu oyun kurucu olarak da oynattı. Böylece genç oyuncularımızın çok yönlü olarak oyunu okumalarında onları cesaretlendirdiler. Bu nedenle teknik heyet takdiri hak ediyor. Basketbolu adeta el ve ayaklarından daha çok aklıyla oynayan ve basketbol zekâsı çok üst düzeyde olan bir oyuncu. Bu nedenle de basketbolunun sürekli olarak gelişeceğini düşünüyorum. Takıma katkısı en kritik anlarda daha da belirginleşiyor, sadece görev adamı olmayacak kadar zengin basketbol özelliklerine sahip. Şut ritmini bulamadığı zamanlarda zorlama atışlar yerine, hemen diğer hücum silahlarını devreye sokuyor ve oyundan hiçbir şekilde düşmüyor. Mental açıdan takımın en güçlüsü. Topla oyunu da çok iyi, şut mekaniği iyi ve elinden topu çok hızlı çıkartabiliyor. Statik olarak pozisyon oluşturulduktan sonra atılan şutların dışında kendi şutunu da yaratabilecek ölçüde bir skorer.
İleriye dönük basketbol geleceğine baktığımızda, 2 numaralı pozisyonda eşleşmelerde fiziksel açıdan zorlanabileceğini hesaba katarak, 1 numara oynamayı da alışkanlık haline getirmeli. Savunma açısından da fiziksel dezavantajlarına rağmen, elleri çabuk ve top çalmaya yatkın bir oyuncu ama ayakları elleri kadar çevik değil.
Bu sezon Tofaş ile TBSL’de ortalama olarak 5-10 dakika süre alırsa, basketbol gelişimi açısından çok büyük bir aşama kaydedeceğini düşünüyorum. Zaman zaman hepimizi heyecanlandıran performanslarını TBSL’de izlersek hiç şaşırmayın. Bu sezon Tofaş takımında Sayın Orhun Ene’nin işi çok daha zor… Tabii olumlu anlamda söylüyorum. Emre Tanışan U20’de ve Mert Konuk’da U18’de çok başarılı turnuvalar geçirdiler. Bu iki oyuncumuzun da Tofaş ile TBSL’de maç başına ortalama 5-10 dakika süre almaları, gelecek yıllarda Türk basketbolu adına çok önemli oyuncu kazanımı anlamına gelecektir.
 

Yorumlar Okunma: 3275