Çıraklığa övgü (Şükrü Yaravlı) - BasketFaul.com

Çıraklığa övgü (Şükrü Yaravlı)

20-08-18 11:22
Bu aralar üst üste farklı kategori ve amaçlara hizmet eden seminerlere katıldım. Uluslararası, ulusal, bölgesel ve kademe yükseltme derken kısa sürede 1500'ün üzerinde katılımcı gözlerimin önünden geçti. İster istemez koçların içine işleyen gözlem güdüsüyle birçok farklı davranış ve karakteri analiz etmek üzere absorbe ettim. Konuyu uyuklamak, cep telefonuyla yazışmak ve çay kahveye kalkmaya getirmek gibi bir amacım yok. Çünkü bu bir niyet meselesi ve önce, kişinin eğitime olan iştahı, ardından da empati kurabilme cetvelindeki yeriyle ilgili. Burada daha çok ilgilendiğim, çaba gösteren gençlerin kaynaklara ulaşım kolaylığı ve çoğalan takım sayısıyla orantılı olarak kendi takımları olması sebebiyle baş antrenörlük kavramının, içinde bulundukları mecrada kendilerini de kapsıyor olmasından dolayı gelişimlerinin tek kanalda kalması.

Çaba gösteren ve eğitim süresince kendine bir şeyler katmaya çalışan genç antrenörlerin gözden kaçırdıkları bir nokta olduğunu düşünüyorum. Yanılıyor da olabilirim. Sunumlar sırasında internet üzerinden bir tık ile ulaşabilecekleri drill ya da bir oyun anlatılmaya başlandığında defterler ve cep telefonlarının kameraları hemen açılıyor ve kayıt başlıyor. Bunda ne var ki? Bir şey yok. Zaten bir itirazım da yok. Ancak, sunum yapanların yaşanmış tecrübelerinin aktarımları sırasında bu ilgi neredeyse tamamen kayboluyor. Oysa o an anlatılan yaşanmış bir tecrübe kendi yaşayacağın bir durum, bir pozisyon için alacağın kararın doğruluğunda sana direkt fayda sağlayacak. Bence, seminerlerdeki teknik konuların dışındaki hayat derslerine ve yaşanmış tecrübelere paha biçilemez. Çünkü orada usta dinleyenlerine aradığınız şey ufukta gözükmüyorsa bilin ki burnunuzun ucundadır diyor. Buradaki sıkıntının usta çırak ilişkisinin artık sadece belli bir altyapı ve A takım seviyesinin içinde yaşanıyor olması diye düşünüyorum. Belki de bu kabul etmemiz gereken bir jenerasyon ve dijitalleşme durumudur. Ama ben hala usta yanında yetişmenin önemli bir değer olduğunu düşünüyor ve inanıyorum.

Çırak neler yaşar?

Çırağın elit koç olabilmesi elbette onlarca birbiriyle ilgili ve bağımsız değişkene bağlı. Ama kısaca doğru zamanda doğru yerde olmak diyebiliriz. Bu çizilen ve çizdiğiniz yol ile alakalı. Ama çıraklığa başladığınızda beğenseniz de beğenmeseniz de birbirinden farklı onlarca tecrübe yaşarsınız. Ve siz ustalığa soyunduğunuzda bu yaşadıklarınızdan almanız ve kullanmamanız gerekenleri bilerek yarışa önde başlarsınız.

* Koç, maçlarda anlık kararlar alır, o arada siz de içinizden kendi kararınızı fısıldarsınız. Ve bütün riski koç alırken siz kendi kararlarınızı bilabedel test edersiniz. (Taktik deneyim)

* Koç hangi oyuncuya ne tür bir motivasyonla yaklaşıyor görür, kendi yaklaşımınızı üretirsiniz. (Psikolojik deneyim)

* Koçun antrenman planlamasını ve drillerini görür, kendi metodunu geliştirirsin. (Teknik deneyim)

* Koç oyuncuların pozisyonlarına göre incelikleri çalıştırmasını görür, işin detaylarını öğrenirsin. (Fundamental deneyimi)

* Koçun kamp ve deplasmandaki kural ve davranışlarını görür kendininkini hazırlarsın. (Kafile deneyimi)

* Yönetici, menajer, oyuncu ve seyirci ilişkilerini gözlemlersin, kendi fikirlerinle kıyaslarsın. (İnsan ilişkileri deneyimi)

* Video analiz, istatistik yorumlama önceliklerinin neler olduğunu görür kendininkileri oluşturursun.

* Beklenmedik sorulara hazır olman gerektiğini öğrenirsin.

* Yedeklemenin önemini anlarsın.

* Bir sonraki değil birkaç hamle ilerisi için düşünmeyi öğrenirsin.

* Sorunlar karşısında koçunun nasıl çıkışlar ürettiğini yaşarsın.

* Milyon dolarlık bir oyuncuyla yolları nasıl ayırdığına tanık olursun.

* Mesaisiz bir iş olduğunu benimsersin.

Yani asistan koçluk, koçunuzun sizi zorladığı kadar kendinizin dahi bilmediği potansiyelinizi ortaya çıkarmak için mükemmel bir fırsattır. Zamanlı ya da zamansız ustalığa soyunduğunda da işte tekrar yukarıdaki durumlar üzerinden sınanırsın. Ancak bu kez karar verme, durumlara çözüm üretme ve birkaç hamle ilerisi için pozisyon alma sırası sendedir. Eğitimin, donanımın ve en önemlisi çıraklıktaki deneyimlerin, girdiğin bu ustalık yolundaki tek pusulandır. Çünkü basketbol antrenörlüğü mesleği, insan ilişkileri üzerine kuruludur ve insan ilişkileri deneyim gerektirir.

90'ların ortalarında Antalya Antbirlik takımındaki baş antrenörüm Kaya Abi (Gültekin) seyahatlerimizden birinde bana birçoğunuzun bildiği anonim bir hikaye anlatmıştı.

Zamanında testi, çanak falan üreten bir kil seramik atölyesinde yıllardır çalışan çırak artık kendi atölyesini açmak istediğini söyler ustasına. Ustası henüz hazır olmadığını, işin püf noktasını henüz öğrenmediğini söyler. Ancak çırak ısrar eder, helalleşir ve ayrılır. Gel zaman git zaman çırak her ne kadar güzel biçimlendirse de ürünleri ya gözenekli oluyor, ya da ince ince su kaçırıyormuş. En sonunda kös kös ustasının yanına geri dönmüş ve ustasına sormuş, "Usta, nedir bunun püf noktası?" Usta anlatmış: "İyi dinle oğul, testiye şekil verdikten sonra testinin içene püf diye üflersin. Üflediğinde testinin üzerinde kabarcıklar gözükür. O noktaları kapatırsın. İşte işin püf noktası budur” demiş.

Unutmayın ki, yürüdüğünüz yolda ancak deneyimleriniz kadar yalnız ya da kalabalıksınızdır. 

Yorumlar Okunma: 3028