maltepe escort

alanya escort

kartal escort

 4,5 ay çalıştık, 4,5 günde elendik (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

4,5 ay çalıştık, 4,5 günde elendik (İlker Yıldız)

27-09-18 07:58
2019 FİBA Kadınlar Dünya Şampiyonası Finalleri bizim için çok erken sonlandı. Ben dâhil çoğu kişi herhalde Dünya Şampiyonası maceramızın bu kadar erken biteceğini beklemiyordu. Ama maalesef 2005 yılından itibaren katıldığımız finallerden (Avrupa, Dünya ve Olimpiyat) itibaren, tarihimizde ilk defa sadece bir galibiyet alarak bir turnuvaya veda ettik. Bundan önceki finallerde en kötü galibiyet sayımız, 2005 ve 2007 Avrupa Şampiyonası Finallerinde aldığımız 2 galibiyetti. 

B grubundaki ilk maçımızda 22 Eylül 2018 Cumartesi günü Arjantin’i 63-37 gibi farklı bir skorla yenerek turnuvaya iyi bir başlangıç yapmıştık. 23 Eylül 2018 Pazar günü ise grubun ikinci maçında üçüncü çeyrekteki kötü performansımızın (üçüncü çeyrek skoru 10-23 Nijerya lehine tamamlandı) sonucunda Nijerya’ya hiç beklemediğimiz şekilde 74-68 yenilerek büyük bir şok yaşamıştık. Nijerya karşısında aldığımız mağlubiyetten çok, özellikle ikinci ve üçüncü çeyrekte oynadığımız kötü oyun bizleri daha çok üzmüştü. 

Nijerya karşısındaki kötü oyundan iki gün sonra oynayacağımız güçlü Avustralya karşısında millilerimizden en azından oyun anlamında bizi teselli edecek bir performans bekliyorduk. Maalesef beklediğimiz performansı takım olarak Avustralya karşısında da sergileyemedik. 25 Eylül 2018 Çarşamba günü B grubu son maçımızda Avustralya karşısında Bahar Çağlar’ın sakatlığından dolayı dinlendirilmesinin de etkisiyle başta pota altında olmak üzere parkede hiçbir varlık gösteremedik (60-94). İki sayılık atışlarda Avustralya 24/42 (%57,1) isabet sağlarken, biz sadece 13/34 (%38,2) isabet sağlayabildik. 

26 Eylül 2018 Çarşamba günü çeyrek final öncesi çapraz eşleşmede rakibimiz A grubunu ikinci sırada bitiren Fransa oldu. Fransa’yı yendiğimiz taktirde çeyrek finalde rakibimiz Belçika olacaktı. Muhtemel olarak çeyrek finale direkt çıkan grup liderleri arasında (diğer grup liderleri: A grubu Kanada, B Grubu Avustralya, C Grubu Belçika, D Grubu ABD) dişimize göre en uygun takımla eşleşmiş olacak ve Fransa’yı elediğimiz taktirde yarı final bize çok uzak olmayacaktı. Turnuvada Nijerya maçının ikinci çeyreğinden itibaren devam eden takımımızdaki performans düşüklüğü, Fransa maçında da belli dönemler haricinde devam etti. Fransa maçında skorda hep arkadan gelen ve farkı kapatmaya çalışan biz olduk. Üçüncü çeyrekte bir ara farkı özellikle üç sayılık atışlarla üç sayıya kadar indirsek de hücumdaki sayı opsiyonlarımızın azlığı, hakemlerin turnuva boyunca maçlarımızda aleyhimize çaldıkları anlaşılmaz düdükler ve dar rotasyonumuz olumsuz etkisiyle Fransa’ya 78-61 mağlup olarak, Dünya Şampiyonasına erken veda etmek zorunda kaldık. 

A Milli Kadın Basketbol Takımımızın Dünya Şampiyonası için ilk kamp dönemine başladığı tarih (7 Mayıs 2018) ile turnuvanın başladığı tarih arasında geçen süre toplamda 4,5 aylık süreci kapsıyordu. Dünya Şampiyonası’ndaki ilk maçımıza çıktığımız tarih olan 22 Eylül 2018’den bizim için turnuvanın son bulduğu tarih olan 26 Eylül 2018 gününe kadar geçen süre ise sadece 4,5 gün ile sınırlı kaldı.

Takımımızda en dikkat çeken unsur, kuşkusuz hücum opsiyonlarımızın azlığı ve dar rotasyonumuzdu. Milli Takımımızda maç başına 20 dakikanın üzerinde süre alan dört oyuncumuz vardı. Bu oyuncularımız: Işıl Alben (31,5 dakika- 10,0 sayı- 3,3 ribaunt- 5,3 asist), Quanitra Hollingsworth (20,9 dakika- 12,0 sayı- 6,3 ribaunt- 1,0 asist- 1,5 blok- 3,8 faul), Tilbe Şenyürek (25,7 dakika- 9,8 sayı- 6,3 ribaunt- 1,3 asist) ve Bahar Çağlar (28,3 dakika- 8,0 sayı- 5,0 ribaunt- 2,0 asist) oldular. Bu dört oyuncumuz turnuva boyunca gösterdikleri performans, milli takımımızın genel performansının çok üzerindeydi. Takımımızda oyuncular arasında gerek sorumluluk alma gerekse istatistiksel başarı da büyük bir dengesizlik vardı. Turnuva boyunca bu dört oyuncumuza destek olan pek oyuncumuz olmayınca, erken elenmemiz de kaçınılmaz oldu. Bu dört oyuncumuzun attığı toplam sayının takımımızın attığı toplam sayının %59,77’sine (153/256); toplam ribaunt’ın %50’sine (78/156); toplam asistin %54,55’ine (36/66) ve toplam efektif puanın %67,67’sine (180/266) karşılık geldiğini görüyoruz. İstatistiklerden de görüldüğü gibi maalesef turnuva boyunca çoğu yük bu dört oyuncumuzun üzerinde kaldı. Bahar Çağlar’ın sakat sakat oynamasını ve Quanitra Hollingsworth’ın hemen her maçta faul problemine girmesini de hesaba kattığımızda milli takımımızda sorumluluk alan oyuncu sayısının, geçtiğimiz turnuvalara nazaran çok daha az olduğunu üzülerek görüyoruz. Bunun neticesinde de hemen hemen her maçta takım performansında ciddi dalgalanmaların yaşanması da kaçınılmaz oldu.

Turnuva boyunca iki numaralı pozisyondan beklediğimiz dış şut sayı katkısı bir türlü gelmedi. Ayşe Cora (3,3 sayı- 1,0 ribaunt- 2,3 asist- 5/22 %22,7 saha içi isabet) ve Cansu Köksal (2,5 sayı- 2,0 ribaunt- 0,5 asist- %18,2 üç sayı isabeti) adeta attıkları şutlarla rakip çemberleri dövdüler. İki oyuncumuz toplamda 37’de 9 (%24,32) gibi çok düşük saha içi isabetiyle oynadılar. A Milli Takımımız adına birçok uluslararası maça ve turnuvaya çıkmış bu iki oyuncumuzun (Ayşe Cora ve Cansu Köksal A Milli Takımımızla birlikte 4. kez resmi turnuvalarda finallerde yer aldılar) bu kadar düşük bir yüzdeyle oynaması beni açıkçası çok şaşırttı. Oysa forvetlerimizden gelecek sayı katkıları ile hem oyun kurucularımıza olan baskı azalacak hem de pivotlarımız daha kolay pozisyona girebileceklerdi. Şu açıkça görüldü ki özellikle 2 ve 3 numaralı pozisyonlardan gelecek başta dış şut olmak üzere sayı katkıları bizim oyun akışımız açısından çok önemliydi.

Uzun forvet pozisyonunda Bahar Çağlar’ın sakatlığından dolayı Tuğçe Canıtez (4,0 sayı- 3,0 ribaunt- 1,3 asist)’in takıma katkısı çok daha önemli hale gelmişti. Ama o da tıpkı diğer arkadaşları gibi bizleri bu turnuvada hayal kırıklığına uğrattı. Tecrübesine yakışmayacak şekilde basit hatalar yaptı ve hemen hemen hiç sorumluluk almadı. Pota altında direnç koyamadı ve kendisinden beklediğimiz ekstra sayıları da ondan bulamadık.

Turnuvadaki sorun yaşadığımız pozisyonların başında hiç kuşkusuz pivot ve oyun kurucu pozisyonları da geliyordu. Turnuva boyunca Quanitra Hollingsworth’un her maç faul problemine girmesiyle birlikte, Esra Ural Topuz’un henüz ikinci maçın başında sakatlanması ve genç oyuncumuz İlayda Güner’in tecrübesizliği de buna eklenince pota altımız adeta rakip takımların hava koridoru haline geldi. 

Tilbe Şenyürek gibi pota altında caydırıcı olabilecek fiziğe sahip bir oyuncu nasıl oluyor da yıllardan beri sadece üç sayılık şuta odaklanıp, potaya yakın oynaması ihmal edebiliyor! Tilbe Şenyürek turnuva boyunca 25 üç sayılık atış kullanırken, sadece 10 kez iki sayılık atış denemesinde bulunmuş. Tilbe’nin bu fizikle, potadan uzak oynaması ve temastan kaçması basketbol gelişimi açısından da çok yazık değil mi? Ne yapıp edip, bireysel koçla mı çalışıyor, kendisi mi bireysel çalışıyor orasını bilemiyorum ama en yakın zamanda potaya yakın oynamayı ve rakiplerle pota altında boğuşmayı da öğrenmeli. Aksi halde onun dış şutlarından yararlanacağız diye ayakları çabuk oyuncular karşısında bol bol savunmada yenilmesini izlemek zorunda kalacağız. Ayrıca Tilbe’nin maç esnasında sadece oyuna konsantre olması ve başka lüzumsuz işlerle uğraşmaması da gerekiyor. Jest ve mimikleri ile hem rakip oyuncunun maça hırslanmasını sağlıyor hem de hakemler tarafından bolca teknik faul çalınmasına sebebiyet veriyor. A Milli Takım seviyesinde bir oyuncuya yakışmayacak hareketlerden kaçınması gerekiyor.

Olcay Çakır Turgut (5,8 sayı- 2,3 ribaunt- 1,3 asist- 4,0 top kaybı) tecrübesinde bir oyuncunun turnuva boyunca yaptığı top kayıpları ve kötü savunması ona hiç mi hiç yakışmadı. Topu çok daha sert yere vurmalı ve arkadaşlarıyla sürekli konuşmalı. Takımın oyun kurucusu aynı zamanda takımın lideridir de, takım arkadaşlarını uyarmayan lider olur mu?

Tüm iyi niyeti ve oyuna her girişinde savunması sayesinde takımımıza kattığı enerjiyle Asena Yalçın (18,8 dakika- 4,5 sayı- 2,0 ribaunt- 1,5 asist)’ın turnuva performansı beklentilerimin çok üzerinde olduğunu söylemeliyim. Ancak şutunu geliştirmesi şart, rakipleri istikrarlı şut tehdidi olmadığını bildikleri için mesafe bırakıyorlar ve asıl özelliği olan hızlı şekilde potaya gitmesini kolaylıkla engelliyorlar. Her sezon sonunda oyununu geliştiren Asena Yalçın’în bu sezon sonunda şutunu da geliştireceğine inanıyorum.

Oyun kurucu pozisyonunda beklentilerimizi bu turnuvada alamadık. Merve Aydın (3 maçta 5,3 dakika süre aldı)’a turnuva boyunca süre verilmeyecekse, Pelin Derya Bilgiç gibi hem şutu hem de savunması olan oyuncu kadroya alınamaz mıydı? Böylece son Fransa maçında 38 dakika süre alan Işıl Alben turnuva boyunca bu kadar yıpratılmamış olurdu. Turnuva boyunca Işıl Alben’in bir numaralı pozisyonda adeta yalnız kaldığını gördük. Geçtiğimiz yıllardaki Işıl Alben ve Birsel Vardarlı Demirmen ikilisinin liderliğinde uyumu yakalamış bir milli takımı bu turnuvada parkede maalesef izleyemedik. 

Son olarak teknik ekibimizin de formsuz olduğunu söylemek zorundayım. Turnuva boyunca hakemlerin kötü yönetimini çok açık bir şekilde maçlarda sıkça tanık olduk. O zaman neden en kritik anlarda hep aynı tuzağa düşüp, benchimiz teknik faul alıyor. Açıkçası buna anlam veremedim. Bu turnuvadaki A Milli Kadın Basketbol Takımımız, son 10-15 yıllık süreçte izlediğimiz en kırılgan milli takım olduğunu söylemeliyim. Bunda kuşkusuz başta oyuncularımız olmak üzere, teknik heyetimizin de kabahati var. Kendileri de bizlerde bu turnuvadan çok ümitliydik ama maalesef alınan mağlubiyetlerden çok, uzun yıllardan beri inşa edilen oyun karakterimizin bir türlü parkeye yansıtılamaması daha da üzücüydü.

Ben her zaman istikrardan yanayım. İdari, teknik ve oyuncu anlamında bir sürekliliğin sağlanması, uzun vadeli başarılar ve ekol oluşturmak anlamında olmazsa olmaz şarttır. Sayın Ekrem Memnun ve ekibinin, iyi niyetli ve yapıcı eleştirileri kabullenerek daha iyi bir milli takım için kolları şimdiden sıvayacağından eminim. 

Önümüzdeki Kasım ayında 2019 Avrupa Basketbol Şampiyonası Elemeleri’nde deplasmanda Polonya (17 Kasım) ve içerde Belarus (21 Kasım) maçları bizi bekliyor. Bu Dünya Şampiyonası’nda yer alan kadrodan bazı oyuncularımızın ciddi anlamda dinlenmeye ihtiyaçları var. Mayıs ayından itibaren milli takımımız için geniş oyuncu havuzu oluşturma çalışmalarına başlanmıştı. Bu geniş oyuncu havuzu oluşturma çalışmaları neticesinde ilerleyen zamanlarda katılacağımız finaller için yeni oyuncuların milli takıma adapte edilmesi gerektiğini düşünüyorum. 2019 Avrupa Şampiyonası Finallerinde bu turnuvada yaşadığımız rotasyon sıkıntısının yaşanmaması adına gerekli önlemlerin şimdiden Ekrem Memnun ve ekibi tarafından alınacağından eminim.

Bundan sonraki süreçte yapacaklarımız şunlar olmalıdır: Yapılan hatalar uygun üslupla söylenmeli, görülen eksiklikler dile getirilmeli, kulüplerle daha sıkı iletişim halinde olunmalı, milli takımımızın çok daha iyi olması adına önerilere açık olunmalı, oyuncu havuzumuz genişletilmeli ve bütün paydaşların katılımıyla birlikte Türk basketbolunun daha iyi olabilmesi için çaba harcanmalıdır. En önemlisi ise amacımızın “bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olmasıdır.” 

Uzun süredir ciddi bir kamp döneminde bulunan ve bu süreçte ay-yıldızımızı temsil adına büyük fedakârlıklar gösteren; oyuncularımıza, idari ekibimize, teknik ekibimize ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunarım. Sonuç her zaman istediğimiz gibi olmayabilir. Asıl önemli olan başarısızlıklarda da sorumluluğu hep birlikte almaktır. Bu başarısızlıkta bende kendime pay çıkartıyor ve şimdi hep birlikte bütünleşme zamanı diyorum.

Her şey A Milli Takımlarımız için. 

Yorumlar Okunma: 5296