maltepe escort alanya escort kartal escort manavgat escort  BGL başarı örneklerinden Doruk Dora (Ece Ergez) - BasketFaul.com

BGL başarı örneklerinden Doruk Dora (Ece Ergez)

11-10-18 13:49

Darüşşafaka altyapısında yetişen Doruk Dora, geçen sene BGL’de gösterdiği performansla dikkatleri üzerine topladı. Geçen sezon takip edebildiğim kadarıyla bir guarddan beklenen paylaşımcılığa sahip olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca kolay kolay şut da kaçırmıyor. Gerçekten izlemesi keyifli oyunculardan. Bu sene kendisini ilk kez TBL’de Düzce Belediye’de izleyeceğiz. Biz de Federasyon Kupası sonrasında kendisiyle bir araya geldik. Ama röportaja geçmeden once geçen sezonki hocası Semih Uslu’nun kendisiyle ilgili söylediklerine göz atalım:

“İyi oyunculuğu kadar lider karakteriyle de örnek bir sporcu. Geçtiğimiz sezon sahanın içerisinde olduğu kadar, dışında da takımımıza ve bana çok büyük katkılar verdi. Genç yaşına rağmen tecrübeli bir kaptan gibi hareket etti. İyi sutör olduğu kadar bana göre eğitimdeki başarısını da göz arda etmemek gerektiğini düşünüyorum. Takım oyuncusu özellikleri nasıl olmalı diye sorulduğunda hiç düşünmeden Doruk Dora diye cevap veririm. İnanıyorumki ilerleyen yıllarda adından sıkça söz ettirecektir.”

Şimdi de kendisiyle hem hedeflerinden hem de BGL'nin ona sağladığı faydalar, yeni takımı Düzce Belediyesi ve daha pek çok konuda konuştuğumuz son derece keyifli geçen röportajla sizleri başbaşa bırakıyorum.

Bir klasik olarak basketbol oynamaya nasıl başladın sorusuyla başlayalım.

Ben ilkokul birinci sınıftayken yüzüyordum. Ama babam basketbolu çok seviyordu. Babamla beraber oynarken ben de sevmeye başladım. Sonrasında ise annemle babama basketbol oynamak istediğimi söyledim ve öyle başladım. Başladıktan sonra daha çok sevince de yüzmeyi bırakıp tamamen basketbola konsantre oldum. Ailemin her konuda beni koşulsuz desteklemesi şüphesiz benim en şanslı olduğum nokta diyebilirim.

Darüşşafaka Spor Okulu'nda 9 yaşında basketbol oynamaya başladım. Oradaki performansımın beğenilmesiyle Darüşşafaka Küçük B takımında oynamaya başladım. Sonrasında Küçük B, Küçük A, Yıldız B, Yıldız A, Genç ve en son da geçen sezon BGL takımında oynadım.

Geçen seon ilk kez oynanan Basketbol Gençler Ligi ile ilgili bu zamana kadar basketbolun içindeki herkesten olumlu sözler söylendi. Peki ilk oyuncularından biri olan senin için BGL’nin ne gibi faydaları oldu?

BGL gerçekten bizler için müthiş bir organizasyon. A takım seviyesine çıkmadan o havayı solumamızı ve o tecrübeyi edinmemizi sağladı. Deplasmanlara gittik, kendi evimizde seyircimize karşı oynadık. Eskiden oynadığımız altyapı maçlarını genelde hep Bayrampaşa'da veya Ahmet Cömert'te oynardık. Maç sayısı sınırlı olduğu için kaliteli maç sayısı da az oluyordu. Ama şimdi BGL'ye baktığımızda BSL takımlarının altyapıları olduğu için her maçımız zor ve daha kaliteli oldu diyebilirim. Her takımın evine gittik, onların seyircilerinin karşısında da oynadık. Bu yüzden bizler için çok verimli olduğunu söyleyebilirim. Bir de Final Four organizasyonuyla sezonu bitirdik. Sanki Euroleague de oynuyormuşuz gibi hissetmiştik, çok güzeldi.

Geçen sezona dönecek olursak, Yakup Hoca’yla çıktığınız yola sezon ortasında yardımcı antrenörünüz Semih Hoca’yla devam ettiniz. O süreçte sarsılmadan yola devam etmeyi nasıl başardınız?

Biz Yakup Abi’yi seviyor ve güveniyorduk. Ayrıca Semih Abi’yle de daha önce birlikte çalışmış, dolayısyla birbirlerini iyi tanıyorlardı. Yakup Abi gidince de onun var olan sistemini bozmadan devam ettik. Semih Abi de bu sistemle bağlantılı birkaç şey daha ekledi. Semih Abi'yle de aramızda antrenör-oyuncu ilişkisinden çok abi-kardeş ilişkisi var. Bu yüzden sistemi koruyarak devam etmemiz zor olmadı. Bir de bizim takım içi arkadaşlığımız inanılmaz. Bütün seneyi nerdeyse beraber geçirmişizdir. O sebeple de takım içinde bir şeylere adapte olmamız daha kolay oluyordu.

Yani takım içindeki arkadaşlığın oyuna pozitif bir katkısı olduğunu söyleyebilir miyiz?

Kesinlikle. Mesela aramızdan biri kötü bir şey yapsa biz onu uyarmaya çalışıyoruz. Yapılan yanlışlar sonucunda birbirimize yaptığımız uyarılar bize batmıyor. Birbirimizi ne yaparsak yapalım her zaman pozitif yönlendiriyoruz. Arkadan konuşmak yerine direkt bu şekilde konuşuyorduk tam bir aile gibi.

Sezona Coach Yakup Sekizkök ile başlamıştınız. Kendisinin ayrılığı sonrası ise yerine yardımcı antrenör Semih Uslu geldi. Bizler kendisini özellikle Eskişehir'deki başarılı sezonundan ve basketbolu çok seven son derece disiplinli bir coach olarak tanıyoruz. Peki sen kendisiyle ilgili neler söylemek istersin?

Semih Abi takımımızda önce yardımcı antrenörümüzdü. Bildiğiniz gibi yardımcı antrenörlerin takımla ilişkisi daha yakın olur başantreönörden. Yani Yardımcı antrenör, Coachla takım arasındaki köprüdür her zaman. Semih Abi'yle de sezona öyle başlamıştık. Yakup Abi'nin ayrılığı sonrası coachluğa Semih Abi gelince hepimiz nasıl davranacağımızı şaşırdık. Herkes bana gelip, Dodo biz Semih Abi'yle yakındık şimdi nasıl yapacağız, diye sormaya başladı. Ama Semih Abi gerçekten melek gibi bir insandır. Saha dışında bizim abimiz olmaya devam etti. Saha içinde de abiliğinin yanında coachumuz olduğunu bilerek o iyi niyetlini asla suistimal etmedik. Bir konuyla ilgili bize sinirlendiğinde biz ona karşı gelerek bu samimiyetimiin yanlış yönlenmesine izin vermedik. Çünkü iki taraf da birbirlerinin iyiliklerini istiyordu. Abi-kardeşler birbirlerini yukarı çekmek isterler ya işte biz de Semih Abi'yle bunu yapmaya çalışıyorduk karşılıklı olarak. Biz hiçbir zaman bu abi-kardeş ilişkisini zedeleyecek bir şekilde bir saygısızlık yapmadık kendisine. Başarıyı da getiren en büyük etkenlerden birinin bu olduğunu düşünüyorum.

Her coachun bu dengeyi kolayca sağlayabileceğini düşünmüyorum. Bu dengeyi takımı sarsmadan koruması kendisinin ne kadar başarılı ve sizin için ne kadar doğru bir antrenör olduğunun kanıtı olmalı.

Kesinlikle. Mesela bir gün idmanda bir pozisyonla ilgili olarak tartışmıştık. Semih Abi'yle farklı düşünüyorduk. Sonrasından bizim yaptığımız yanlış çıktı. Abi haklıymışsın demiştik. Başka bir gün de idmanda birimize kızmıştı. Sonrasında hiçbirşey olmamış gibi birlikte kahve içmeye gitmiştik. Çünkü saha içi ve saha dışı çok farklı. Biz bunun ayrımını yapabildiğimiz için başarı geliyordu.

Asistlerde geçen sezon BGL’de iyi bir ortalama yakaladın ve bunun yanında iyi bir şut stiline sahipin. Kısa anlamında yeni jenerasyonda umutları attıran oyuncuların başında geliyorsun. Performansınla ilgili neler söylemek istersin?

Geçen sene performansımdan aslında memnundum. Elbette eksiklerimin de farkındayım, çok da çalışmam gerekiyor. Ama geçen sene hem iyi savunma yapmaya çalıştım, hem de doğru şutlar atmaya çalıştım. Zaten takım olarak biz topları çok paylaşıyorduk. İstatistiklerimize de bu yansıyordu. Bu anlamda geçen sezon hepimiz için güzel geçti diyebilirim. Arkadaşlarımın da katkısıyla de ben bu istatistiklerimi yakalayabildim. Ben verdim, onlar topu potaya soktu ya da onlar verdi, ben topu potaya soktum.

İyi olduğunu düşündüğün ve daha iyi olman gerektiğini düşündüğün özelliklerin nelerdir?

İyi savunma yapıyorum. Şutlar geldiğinde sokuyorum ve sahaya enerji getirdiğimi söyleyebilirim.

Ama daha iyi pick&roll oynamam gerekiyor. Yani daha iyi penetre etmem lazım. Oyunu daha iyi okumalıyım. Bunları da oynayıp tecrübe kazandıkça çözeceğimi düşünüyorum. Ayrıca şu anda ekstra idmanlarla bu eksiklerime de bir yandan yönelmiş durumdayım.

Berkay Bayar’la bu sene rakip oldunuz. O da TBL ekiplerinden Petkim’de oynayacak. Takım arkadaşlığınızın yanında iki yakın arkadaş olarak bu durumla ilgili neler söylemek istersin?

Berkay sahadayken bana hep güven veren biriydi. Tam bir savasçı gibi sahaydayken. Tüm ribaundlara koşar, maça tempo getirirdi. O yüzden bizleri çok rahatlıyordu. Bu sene de rakip olduk. Takılıyoruz biz de birbirimize zaten sık sık, nasıl olacak ne yapacağız acaba, diye. Aslında daha önce de rakip olmuştuk birbirimize. Ben Darüşşafaka Yıldız takımındayken o da DSİ'de oynuyordu. Biraz daha kolay alışırız diye düşünüyoruz bu yüzden.

Sen ve Berkay dışında şüphesiz geçen sene takımda dikkatleri üzerine çeken bir diğer oyuncu ise Mert Akay’dı. Sen Mert Akay ile ilgili neler söylemek istersin?

Bir kere insan olarak benim için çok farklı biri. Hayatımda çok başka bir yeri var. Sahada ise şu ana kadar en rahat oynadığım o olmuş olabilir. Az önce de konuşmuştuk takım arkadaşlığının oyuna etkisini ama yine de burada parantez açmak isterim. Mesela biz birbirimizin kaş göz işaretinden ne yapmamız gerektiğini anlıyorduk. Lider özelliklerine sahip bir oyuncu ve geçen sene takıma çok önemli katkıları olmuştur.

TBL’yi daha önce takip edebiliyor muydun? Lig hakkında ne düşünüyorsun?

Sezon içinde çok yoğunlaşamıyordum ama bizim sezon tamamladığında TBL'de play-off karşılaşmaları oluyordu.Bu yüzden play-off'ları daha çok izleyebiliyorum ve ben de herkes gibi çok sert bir lig olduğuna hemfikirim. Vur Kır Parçala ligi deyim yerindeyse. Hakemler de bu sertliğe izlediğimiz kadarıyla izin veriyorlar diye düşünüyorum. Bu sertliğe izi vermeleri burada oynayan benim gibi genç oyuncular için daha iyi oluyor. İyice sertliğe alışıyoruz. Şimdilerde ben de bu sertliğe adapte olmaya çalışıyorum.

Federasyon Kupası’yla ilk TBL maçına çıktın. İlk tecrübenle ilgili olarak neler söylemek istersin? BGL’den sonra TBL gibi sert bir ligde oynamak neler hissettirdi sana?

Mesela top almak BGL'ye göre burada daha zor olduğunu söyleyebilirim. Pozisyon yaratmak daha zor ve gelen pozisyonu değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o pozisyon sana o kadar kolay gelmiyor. BGL'de olsak topu ağırlıklı olarak Mert, Berkay ya da ben kullanıyordum. Ama şu an takımda iyi oynayan tecrübeli abilerimiz var. Bu yüzden burada top kullanma şansınız BGL'deki kadar çok olmuyor. Sana geldiğinde o şansı iyi değerlendirmen gerekiyorki o şans tekrar sana gelmeye devam etsin.

Peki tecrübeli ve seyrederken keyif aldığın abilerinle şimdi beraber veya rakip olarak oynayacak olmak sana ne hissettiriyor?

Tabii bu çok güzel bir duygu benim için. Biz Darüşafaka'da da yaz kamplarında A Takım'la beraber oynuyorduk. İlk çıktığımda İnanamıyorum Wilbekin'i, Wanamaker'ı savunuyorum filan olmuştum. Şimdi buraya geldim, daha önceden takip ettiğim inanılmaz tecrübeli abilerim vardı. Mesela Serhat Abi'yle aynı takımda oynuyoruz. Çok yardımcı oluyor, ondan her idmanda çok şey öğreniyorum. Akın Abi'yle de aynı şekilde bir ilişkim var. Bu anlamda kendi adıma çok faydalı bir sezon olacağını düşünüyorum. Bende bu öğrendiklerimi üst üste koyarak daha iyi olmak istiyorum.

O zaman Düzce'nin de seni bol bol sahaya atarak gelişime önemli bir destek verdiklerini söyleyebiliriz.

Kesinlikle her anlamda bana pozitif katkıları oluyor.

Düzce Belediye’ye transfer sürecinden bahsedebilir miyiz? İlk senende transferde nelere dikkat etmeye çalıştın?

Aslında Düzce dışında gelen birkaç teklif daha olmuştu. Ama hem en çok oynayabileceğim hem de bu ilk senemde sıcak bir aile ortamında olmak istedim. Ersin Abi başta olmak üzere coachumuz ve takımdaki abilerim bana geldiğim ilk günden beri çok yardımcı olarak o aile ortamını gösterdiler.

Ayrıca ben tam bir İstanbul aşığım. Bu sebeple İstanbul'a yakın olması da beni ayrıca mutlu etti. Bir çok şehir ülke gördüm ama bana göre İstanbul gibisi yok. Çok bunaldığımda İstanbul'a kaçabilmek benim için ilk senemde kıymetli bir lüks oldu.

Çok yoğun bir programın olduğunu biliyorum. Bir yandan üniversite eğitimine de devam ediyorsun. Peki vakit bulduğunda basketbol dışında neler yapıyorsun?

Evet Bahçeşehir Üniversitesinde İngilizce İşletme bölümünde eğitimime devam ediyorum. Yoğunluktan kalan boş zamanlarımda da daha çok arkadaşlarımla olmayı tercih ediyorum. Ailemden sonra en çok arkadaşlarımdan destek gördüğümü söyleyebilirim. Boş zamanlarım oldukça onlarla özellikle sahilde vakit geçirmeyi çok seviyorum. Onun dışında profesyonel olmasa da yüzmeye devam ediyorum. Deplasmana giderken yolda kitap okuyorum. Netflix dizilerinin sıkı takipçisiyim ve inanılmaz bir Marvel hayranıyım.

Yaz aylarında sen ve Mert Akay ile ilgili yurtdışında kariyerinize devam edeceğiniz şeklinde haberler çıkmıştı. Senin tarafınla ilgili olarak konunun aslını öğrenebilir miyiz?

Mert'in böyle bir planı var ama benim hiçbir zaman böyle bir isteğim olmadı. Sadece Yıldız takımda oynarken Kolej'de devam etmeyi düşünmüştüm. Ama Genç takımın ilk senesi bitip 18 yaşımı doldurduktan sonra hem üniversite eğitimim için hem de A Takım'la sözleşme imzaladığım için Kolej hedefimden vazgeçip burada kalmaya karar verdim. Bir de ben buradayken bile İstanbul'u çok özlüyorum, Amerika'ya gitsem ne yapardım hiçbir fikrim yok. Elbette NBA çok başka bir dünya. İnanılmaz bir atletizm ve tempo var. Ama ben burada kalıp buradaki abilerimle gelişmeyi tercih ettim.

O halde kariyer hedefinin öncelikli olarak Avrupa basketbolu üzerine olduğuna söyleyebiliriz.

Aynen. Avrupa basketbolunda çok yukarılara gelmek istiyorum. Elbette her oyuncunun hayali NBA'de oynamaktır. Bir gün neden olmasın ama önceliğim Avrupa. Hatta ilk hedefim minik takımından itibaren oynadığım Darüşşafaka'nın A Takımı'nda oynamak ve orada kalıcı olabilmek.

Avrupa’da özellikle oynamak istediğim bir takım var mı?

Euroleague seviyesindeki her takımda oynarım. Çünkü o seviyede olmak, o oyuncularla çalışmak, o tecrübeyi yaşamak hangi takımda olursan ol çok değerli birşey benim için. O yüzden spesifik bir takım yok aklımda.

Son olarak neler söylemek istersin?

Umarım herkes adına güzel bir sezon geçer. Ben hem kendimi geliştirmek hem de takımımı yukarı çekmek istiyorum. Eksiklerimi giderip her geçen gün üstüne daha da koyduktan sonra hedeflerime güzel bir şekilde ulaşmak istiyorum.

Yorumlar Okunma: 3870