maltepe escort

alanya escort

kartal escort

 Yalan (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Yalan (Hayri Pekergin)

29-10-18 13:51
Öncelikle bugün 29 EKİM.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Sadece yeteneği ile değil duruşu ile de çok gurur duyduğum bir genç oyuncumuzun Cumhuriyet Bayramı için seçtiği aşağıdaki sözler, geleceğe yön verecek yeni jenerasyonları anlamak adına güzel bir örnek;

“Üzülebiliriz…

Canımız yanabilir..

Yaşamlarımız bir karabasana dönebilir..

Mutsuz şaşkın hatta umutsuz olabiliriz..

Ama seni sevmeyeni sevmeyeceğiz.”

Bu satırlarda geleceğimiz olan gençliğin heyecanı kadar kararlılığını da görmek çok umut verici.

Ben de bir kere daha tekrarlamak istiyorum.

Yaşasın Cumhuriyet ! Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk.

*******

Bu haftaki yazının başlığı alışılmadık.

Üstelik bu yazı erkek basketbolu kadın basketbolu ayırt etmeyen bir konuyu ele alıyor.

Bu konuya aslında çok daha önce değinmek gerekiyordu.

Çünkü sporumuza zarar veren, yozlaşmanın, değerlerin erozyona uğramasının en önemli nedenlerden biri bu yalan konusu.

Geçen haftalarda Fenerbahçe Başkanı Ali Koç açıklama yaptı;.

“”Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; Yalan söylendiği zaman inanılıyor. Doğru söyleyen doğruları ispat etmek zorunda kalıyor.””

Durumun daha net bir özeti olamaz.

*******

Son dönemlerde vakitsizliğim bir miktar azaldı.

Daha çok karşılaşma izleme, basketbolun değişik bileşenleri ile daha çok karşılaşma ve iletişim olanağım oluyor.

Basketbol ile ilgili tespit şu yönde; Yalan artık bir terör boyutuna ulaşmış durumda.

Bu ahlaksızlığı sistematik olarak kullanmaya alışmış olanlar var. Bu kişiler artık gözünü kırpmadan yalan söyleyebiliyor.

Yalanlar bölümler halinde kategorilere ayrılıyor.

Bu yalanların bir bölümü kendini değerli başkalarını değersiz gösterme ile alakalı.

Öyle kişilere yalan söyleniyor ki;

Bu dezenformasyonun muhatabı (ya da kurbanı) olan kişilerin bu yalanları doğrulama olanağı hem yaşadığı yer itibarı hem de işin doğrusunu bilecek bir ilişki ağına erişim olarak yok.

Ya da öyle zannediliyor.

İşte yalanı bir kurumsallık boyutuna getirenler, yalanlarının anlaşılmayacağına güvenle bunu adeta bir silah olarak kullanıyor.

Olmayanlar olmuş gibi gösteriliyor. Başkalarının performanslarına sahip çıkılıyor. Diğer emekler, çabalar değersizleştiriliyor. İnanılacak gibi değil.

*****

Basketbolda “yalanın” ikinci kategorik hedefi ticari menfaat ve gelir elde etmek.

Basketbol artık çok uzun süredir büyük maddi çıkarların döndüğü bir sektör haline geldi.

Bu sektörde piyasa payı kavgası, alan hakimiyeti mücadelesinde özellikle piyasanın yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmayan bileşenlerine gözünü kırpmadan, acımasızca yalan bilgiler veriliyor.

Burada da benim gördüğüm şu;

Bu alanda da yalanı adeta kurumsallık haline getirmiş olanlar söylemlerinin bir doğruluk testine, bir çapraz kontrole uğramayacağına güvenle pervasızca hareket etmekten çekinmiyor.

Bir kısım da “ben menfaatime göre karşımdakine yalan söylerim.” Olursa olur. Olmazsa olmaz noktasına gelebilmiş durumda.

******

Bu konunun zirve noktasını Kadınlar Dünya Kupasından sonra yaşadık.

Evet, 2018 yılında yaklaşık bir ay önce yaşadık.

Hem de FIBA’nın resmi web sitesinde. Hem de FIBA’nın akredite yorumcusu kaleminden.

Biz 2011’lerde, 2013’lerde televizyonlarda, buralarda bas bas bağırıp gençlerin önünü açalım diye uyarırken susanlar 2018’de yazı yazdı.

Ya da onlara yazı yazdırıldı.

Türk Gençlerinin Önü Kapalı. Türk gençler için en iyi gelecek bench’te beklemek diye.

Yalan. Bugün için yalan.

Yabancıdır. Bilmiyordur filan da değil. O kalemin hangi tür yapıların PR (halkla ilişkiler) bacağı olarak para kazandığını işin içindeki herkes biliyor sanırım.

Bilmiyorsanız. Altyapı Avrupa şampiyonalarında kiminle yan yana oturduğuna kimlerle irtibatlı olduğuna filan bakın.

Bugün Türk oyuncuların önü her erkeklerde hem kadınlarda geçmişe göre çok daha açık.

Hele KBSL seviyesinde kadınlarda, erkeklere göre daha da açık.

TBF zaten kadın basketbolunda da erkek basketbolunda da yabancı sayıları üzerinde operasyon yaptı.

Şimdi diyorlar ki gençlerin önü ekonomik nedenler ile açıldı.

Evet. Krizi fırsata çevirmek zten bu demek. Bu şekilde yapısal bir dönüşüm, bir kültür değişimi başlayabilir.

Her alanda bas bas bağırılıyor. Yerli ve Milli.

Burada da geçerli.

Bugün halen üç dört kulüp ya da o kulüpteki Coach’un tutumunu kenara ayırın.

Zaten ortaya konan performans meydanda. Doğrulamak için fazla söze de gerek yok.

O kulüpler ya da coachların Yönetim Kurulları da, Basketbol Komiteleri de kusura bakmasın.

Şube’nin altın anahtarını yıllarca coacha verirsen, o da kendini kulübün menfaatinin üzerinde görür.

FIBA’da yayınlanan ve ortaya konan oyunu eleştirmekten çok gençlerin önü kapalı yalanını ortaya atan o yazı daha büyük tepkiye konu olmalıydı.

Basketbol Federasyonu yetkilileri o yazıyı yutup, cevapsız bırakmamalıydı.

O yazının cevabını vermek sadece burada bana kalmamalıydı.

Bir kere daha tekrar ediyorum.

Hayatın hiçbir alanı boşluk kabul etmez. Yönetişim olarak, ekonomi olarak, siyaset olarak, sanat olarak, hatta özel hayat olarak bırakılan boşluklar başka unsurlar tarafından doldurulur.

*****

Ticari çıkar amaçlı yalan bilgi akışı sağlamak süper yozlaştırıcı bir konu.

Prensip sahibi olanların bile duruşunu, doğrulara olan bağlılığını o kadar yok ediyor ki;

Geçmişte yalanın ya da etik dışı uygulamaların en çok karşısında duranlar, bu konuda en çok zarara uğrayanlar, bugün adam kayırmaya, çıkar karşılığı menfaat sağlamaya gerekir ise yalan söylemeye “teşne” (istekli - meyilli ) durumda.

Geçmişte muhatap alıp konuştuğum, uğradıkları mağduriyetlere “rağmen” duruşuna saygı duyduğumuz spor insanları bile şu anda bu çarkın dişlileri arasında itibar kaybediyor ve vasatlaşıyor.

*****

Sporda yalan diye adlandırdığımız yozlaşmanın diğer bir boyutu da kişi ya da kurumları itibarsızlaştırmaya, yıpratmaya yönelik bilgi kirliliği yaratmak üzerine.

Burada da elbette ana amaç yine alan hakimiyeti, ticari çıkar ve kendini değerli göstermek ile alakalı.

Bu konudaki yalanlara özel hayattan, mesleki yeterliliğe kadar her alanı dahil etmek mümkün.

Bu grubun içinde belirli kişilerden ya da kurumlardan (kulüplerden/ federasyondan) aradığını bulamamış intikam duygusu ile dezenformasyon yayarak kendini tatmin eden kişiler de var.

Bu kişilerin zararları önce kendilerine olmuş.

Şimdi başkaları, kendilerinin ya da “yakınlarının” ulaşamadığı yerlere gelmesin diye etrafını ateşe atmaktan çekinmiyorlar.

******

Doğu, ya da batı fark etmiyor.

Belirli bir uygarlık seviyesine ulaşmış toplumların hepsinde yalan çok büyük ve ağır yaptırım uygulanan bir suç.

Örneğin Amerika’da mahkemede yalan söylerseniz hapse atılırsınız.

Türkiye’de bankalar ile ilgili yalan söylerseniz, kasıtlı yanlış bilgi akışı yaparsanız hapis ya da ağır para cezası alırsınız.

Her ülkede toplumu yalandan korumak ve kişilik haklarını savunmak için ağır para cezaları içeren yasalar var. Türkiye’de bu tür hukuki yaptırım konusunda giderek gelişiyor.

Ülkemizde sporu ileriye götüreceksek;

Yozlaşma ile yalan ile, değerlerin erozyona uğraması ile mücadele etmeliyiz.

Yalanın değil, doğruların yayılması, performansın esas alınması, yalanın temel amacı olan haksız çıkar sağlama ve adam kayırma yanlışlarının azalması için hep birlikte mücadele etmeliyiz.

Bu konuda yazan, okuyan ve yayınlayan dahil her birimizin yapması gerekenler var.

Doğru bilginin yayılması, basketbolun her bileşenine ulaşması, basketbolun bileşenlerinin birbirleri ile daha sıkı iletişim içine olmasının sağlanması, “en iyi uygulama dediğimiz” kişisel ve kurumsal örneklerin rol model olarak öne çıkarılması gerekiyor.

Elbette düzenleyici ve denetleyici yapı olarak TBF’nin kendi içinde liyakati esas alan, performans, ölçülebilirlik ve izlenebilirlik temelli objektif kriterler ile hareket etmesi, altyapı milli takımlarından liglerin günlük akışına adar bunları hayata geçirmesi işin esası.

Daha iyi bir gelecek için üstümüze düşenleri yapmaktan, doğruları söylemekten, uygulamaktan ve savunmaktan geri adım atmayalım.

twitter: @hayripekergin

 

Yorumlar Okunma: 3851