maltepe escort

alanya escort

kartal escort

 Mert Akay: Belki de Amerika - BasketFaul.com

Mert Akay: Belki de Amerika

19-11-18 17:00
Geçen sene başlayan Basketbol Gençler Ligi organizasyonunda şüphesiz herkesin dikkati çeken sayılı isimlerden biriydi Mert Akay. Yaş olarak o sezon küçük olsa da sahada istediklerini ortaya koyarak herkesin beğenisi kazandı. Şüphesiz ortaya koyduğu bu iyi performansta gelişimine doğru katkılar veren hocalarının payı azınsanmayacak dereceydi. Darüşşafaka BGL takımının yetenekli oyuncusu Mert Akay, geçen sezonun üstüne koyarak ikinci sezonunda sahada kendinden emin bir şekilde oynamaya devam ediyor. Biz de kendisiyle basketbola başlama hikayesi, hedefleri, Daçka ve başka konularda da konuştuğumuz kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik. Lafı fazla uzatmadan röportajla sizleri başbaşa bırakıyorum

Basketbolla tanışma hikayeni öğrenebilir miyiz?

Annem de babam da basketbola başlamamı istiyordu. Onların sayesinde basketbolla tanışarak spor okuluna gitmeye başladım. Zaten amatör olarak pek çok sporla ilgilendiğim için basketbola da başlatmaları zor olmadı. İlk olarak 2006 yılında Bahçeşehir Koleji Spor Okulu'nda oynamaya başladım. Ama profesyonel olarak oynamaya başladığım ilk yer Anadolu Efes oldu.

Anadolu Efes’te ilk olarak oynamaya başladığını söyledin. Peki Efes’ten Darüşşafaka’ya geçiş sürecin nasıl oldu?

2014 yılında liselere giriş sınavına hazırlanıyordum. Efes’in antreman programı bilindiği üzere çok yoğun oluyor. Bu sebeple sınava ağırlık vereceğimi söyleyerek Efes’ten kendi istediğimle ayrıldım ve antreman yoğunluğu daha az olan Dizdar takımına gittim. Bunun yanında takım arkadaşlarım da ve coachum Leyla Çalışkan da beni iyi idare etti. Ben de bu sayede istediğim okul olan Alman Lisesi'ni kazandım. Sınav senem bitince basketbol benim için tekrar ön plana geçti ve Efes'e döndüm. Ancak sonrasında ise oradan çok memnun kalmadım. Yani geçirdiğim yaz ayındaki bir aylık sürecin benim için çok faydalı olmadığını söyleyebilirim. Sonrasında ise Tufan Sabah beni istedi ve bu şekilde Daçka'ya gelmiş oldum. 

Şimdi de bir yandan üniversite sınavına hazırlanıyorsun. Daçka’da da yoğun bir temponun içindesin. Bir yandan eğitimin bir yandan antremanlar, maçlar. Hepsine nasıl yetişebiliyorsun? 

Bir yerden sonra bu yoğunluğa alıştım. Dersi derste öğrenmeye çalışarak sonrasına biriktirmemeye çalışıyorum. Elimden geldiğinde öğretmenlerimle iletişim halinde kalıyorum. Onlar da bana ellerinden geldiğince anlayışlı davranıyorlar. 

Daha önce de söylediğim gibi hedeflerim arasında eğitimime Amerika'da devam etmek var. Orada eğitim alabilmem için girmem gereken sınava ekim ayında girdim ve istediği puanı aldım. Şu an Amerika'ya karar verdiğim takdirde gidebileceğim. Alman Lisesi ve Darüşşafaka ilişkisini 5 senedir götürüyordum. Ama bu sene elbette benim için daha yoğun geçiyor. Türkiye'de eğitim almayı tercih ettiğim takdirde burası için de hazırlanmam gereken bir sınav var. Ekim ayını atlattığım için bir tık daha rahatlamış olsam da buradaki sınav için de aynı şekilde çalışmaya devam ediyorum. 

Basketbol Gençler Ligi’nde ikinci sezonunda olan oyunculardan biri de sensin. İlk sezonki sana nasıl bir katkısı oldu, şimdilerde ise tecrübelerinin sahada nasıl bir katkısı oluyor?

BGL geçtiğimiz sezon hepimize güzel tecrübeler yaşattı. Genç senesinde deplasmanlara gitmek, takımca deplasman yolculuğu yapıp otelde kalmak, taraftar desteklerini yaşamak çok önemliydi bizim için. Dediğiniz gibi buradaki 2. senem ve ben de olabildiğince bu tecrübelerimi yeni takım arkadaşlarıma aktarmaya çalışıyorum. 
 
Fundamental ve fiziksel gelişimimle ilgili olarak da söylemek istediğim iki isim var. Geçen sene Yakup Sekizkök ile sezona başlamıştık Sonra Yakup Abi'nin gitmesiyle sezona yardımcı antrenörümüz Semih Uslu'yla devam ettik. Fundamental açısından bu iki senede kattettiğim yolun en büyük pay sahibi Semih Uslu'dur. Fiziksel açıdan da kondisyonerimiz Semih Turan’dır, ben bunu her zaman kendisine de söylerim, benim dilimden de çok anlar. Bunu bir çok kişi de bana soruyor benim geçen sene oyun olarak iyi olsam da fiziksel olarak belki 1 değil 2 seviye alttaydım. Bir guarda göre boyum uzun ama cılızdım. Semih Turan'la iki senedir çalışıyoruz ve bana bu çalışmalar çok şey kattı. Oyun gelişimim de Semih Uslu'un bana çok katkısı olmuştur. İkisiyle de oyuncu ilişkisinden çok güzel bir abi-kardeş ilişkimiz vardır. 
 
Kimyayı da bir yerden sonra oturtunca antremanlar bazı oyuncular için bazen çekilmez olsa da bizim için keyifli hale geliyor. 
Başantrenör olduktan sonra Semih Abi ilişkisini bizimle hiç değiştirmedi. Biz de aynı şekilde saha içinde saygımızı ona hiçbir zaman eksik etmedik. Saha dışında ise abi-kardeş gibi beraber vakit geçirmeye devam ettik. 
 

Peki Daçka’da oynamanın keşfedilmende bir tık artı katkısı olduğunu düşündün mü hiç? Yani başka bir yer olsaydı bazı şeyler zaman alırdı diye düşündün mü?

Aslında ben kulüpten çok antrenörlerim konusunda böyle bir düşüncem var. Ben ne kadar şanslıyım ki hayatım boyunca bana hep çok şey katan antrenörlerle çalıştım. Önce Tufan Sabah ardından Erhan Ernak, Yakup Abi ve şimdi de Semih Abi. Hepsiyle aram çok iyidir. Özellikle Daçka demesem de bu antrenörler beni her zaman en çok gelişebileceğim şekilde oynattılar. Hepsi bana çok güvenip süre verdiler. Aslında gelişimimdeki en büyük pay sahipleri antrenörlerim diyebilirim.

Geçen sene katıldığım Basketball Without Borders kampındaki deneyimlerinden biraz bahsedebilir misin?

Bu organizasyonun ilk önce İsrail'de düzenlenen Avrupa ayağına katılmıştım. Ondan sonra Amerika ayağına Avrupa'dan sayılı oyuncular gidiyordu. Ben de onlardan biri oldum. Bunun benim çok gurur verici bir şeydi, çok mutlu olmuştum. Orada jenerasyonumun en iyileriyle oynamak ve aralarında yer almak benim için tabii ki çok özeldi. O kampta tanıştığım birçok antrenörler, NBA oyuncular ve coachlarıyla sohbet edebilmem benim için çok özel bir deneyim oldu. 
Allstar'a gelecek olursak ise her basketbol severin hayali kuşkusuz bir kez olsun canlı izleyebilmektir. Çok farklı ve özel bir dünya orası benim için. O salonda seyircilerin karşısında olmak inanılmaz bir duygu olsa gerek. Şanslı olmalıyım ki son yıllardaki en iyi Allstar organizasyonlarından birine denk geldim. 

Amerika’dan bahsetmeye başlamışken sana çok sorulan o soruya da gelelim. Amerika’da eğitimine devam etmek hedeflerinden biri. Peki bundaki en büyük etkenlerden biri hem eğitim hem spor hayatını bir arada sağlıklı bir şekilde yürütmek mi yoksa ileride NBA de oynamak mı?

Stanford, Amerika'daki basketbol ve eğitimi bir arada götürebileceğin en iyi üniversite. Gitmeyi istememin en önemli sebebi ikisini bir arada sağlıklı bir şekilde götürmek. Sonrasında NBA olursa neden olmasın ama eğer gidersem şu an NBA de oynamak gibi bir hedefle değil tamamen eğitim odaklı gitmeyi tercih etmiş olacağım. 

Stanford haberlerim çıktığında insanlar bana ne zaman gidiyorsun diye sormaya başlamıştı. Ben de kesin gideceğim gibi bir durum olmadığını anlatmaya çalıştım. Amerika benim için seçeneklerden bir tanesi sadece. Kesin gidiyorum veya gitmiyorum demem için şu an çok erken. Burada benim için daha düzgün bir organizasyon bulursam burada da kalabilirim. Eğer bana bu süreçte orası yakın gelirse ise gideceğim. 

Üniversitede okumak istediğin bölümüne karar verdin mi?

Amerika’daki sistemde ilk sene tüm dersleri görüp ikinci sene ilgilendiğin alana yöneliyorsun. 
Türkiye'de kalırsam ise maalesef eğitim benim için ikinci planda olacak. Antreman saatleri, deplasmanlar vs okula gitmeye uygun zaman bulmakta zorlanacağım. Bu sebeple burada kalırsam beni çok zorlamayacak ama basketbolu bıraktığımda da işime yarayacak bir bölüm olmasını istiyorum. Şu an ise kafamda net bir bölüm yok ama dediğim gibi tercihlerimde bunlara dikkat edeceğim.

İyi bir saha görüşüne sahipsin ve takım arkadaşlarını en doğru yerde topla buluşturduğunu söyleyebilirim. Altyapı Milli takım şampiyonalarına baktığımızda da bunu asistlerde görebiliyoruz. Ama aynı zamanda şut stilini de görmezden gelemeyiz. Peki sana soracak olsam asist mi sayı mı öncelik tercihin oluyor?

Arkadaşlarımı oyuna sokmak onlara asistler yapmak bana aslında daha kolay geliyor ve bunu yapmayı daha çok seviyorum. Bilerek ben bugün atmayayim şeklinde düşünerek yapmıyorum bunu. Aslında biraz benim özelliğim diyebilirim. Bu şekilde biraz daha rahat oynuyorum. Yanımda da skorer ve benimle aynı kafada oyuncular olduğunda daha kolay anlaşıyorum. Birçok forvet ona asist yapıldığında guardını elbette çok sever. Gerektiğinde skor katkımı da doğrudan yapıyorum ama hangisini tercih edersiniz dersiniz asist derim. 
Daçka'ya geldiğim günden beri de daha çok asist özelliğimi ön plana çıkarıyordum. 

Kendinde şu an gördüğün eksik yönler nelerdir ve üzerine esktra bir çalışma yapıyor musun ?

Şutumu ve fundamentalimi geliştirmem lazım. Bunu koçlarımla da konuşuyoruz ve üzerine çalışıyoruz. 
 
 Doruk’la konuştuğumda da bunu sormuştum. Sana da aynı soruyu sormak istiyorum. Özellikle birbirini iyi tanıyan oyuncuların birlikte oynaması sahada onlara avantaj sağlıyor mu?

Geçen seneden örnek verecek olursak, finale kadar çıktık ve takım arkadaşlığımız çok üst seviyedeydi. Herkesin birbiriyle arası iyiydi ve en az 2-3 senedir birlikte oynuyorduk. Bu yüzden belki de geçen sene sahada bu kadar rahat olmamızın, en çok asist yapan ve en az sayı yiyen takım olmamızın nedenlerinden biri bu diyebilirim. 
Doruk'la 5 sene beraber oynadık ve benim en yakın arkadaşımdır. Saha içinde ve dışında çok fazla vakit geçiriyoruz. Bu yüzden bakışlarımızdan birbirimizin ne istediğimizi daha kolay anlıyorduk. 

Geçen sene mezun olan takım arkadaşlarından üçü bu sene profesyonel kariyerlerine ilk adımlarını attılar. Berkay, Petkım’de, Doruk, Düzce’de, Furkan ise TB2L ekiplerinden Bornova’da. 

Üçü de şu an A takıma alışma sürecindeler. Ben de seneye böyle olacağım. Hepsiyle iletişimde kalmaya devam ediyorum, birbirimizin durumlarını konuşup tartışıyoruz. Doruk sezona iyi başladı. Berkay da özellikle federasyon kupasında iyi performans ortaya koymuştu. Furkan'ın da sezon başı bir sakatlığı vardı. Şu an ekstra çalışmalarıyla toparlamaya çalışıyor. Hepsinin bu seneki amacı süre alarak tecrübe edinmektir. 

Takıma gelecek olursak, sezon başında insanların size karşı beklentileri geçen seneye göre bir tık düşüktü. Ama şu anda mağlubiyetler olsa da sezona beklenilenden iyi başladığınızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Sezonun geri kalanı için neler söylemek istersin?

Sezon başında bir tık daha düşük bir Daçka dememizin sebebi tecrübeydi. Geçen sene en az 2-3 seneyi birlikte geçirmiş olan daha oturmuş bir takım vardı. Bu sene ise 3-4 tane 2002'li 1 tane 2003'lü bir kontenjanımız var. Bu tık düşükle ifade etmeye çalıştığımız ise birbiriyle oynamaya daha az alışkın bir takım olmamızdı. O yüzden belki geçen seneye göre biraz daha dağınık bir oyun sergiliyor olabiliriz ama tabii ki hedefimiz geçen senekiyle aynı. Sezonun geri kalanınında iyi oyunumuzu sürdürmeyi umuyoruz

Son olarak ise söylemek istediğim başka bir şey var. Takım arkadaşların olsun, coachların olsun seni sorduğumda özel bir insan cevabını aldım. Bu sebeple saha dışında da saha içindeki kadar iyi olduğunu gösteriyor diyebiliriz.

Bunu duymak benim için çok güzel ama bu nasıl oldu ben de bilmiyorum. Ben her zaman arkadaşlarımla olsun koçlarımla olsun hep iyi ilişkiler kurmaya çalıştım. Bu zamana kadar da ne şanslıyımki hep iyi insanlar karşıma çıktı. Bu yüzden bana da isim isim sorsanız bende aynı şekilde onlar için özel insan diyeceğim. Onlar benim için demiş ne mutlu bana.
 

Yorumlar Okunma: 5385