maltepe escort

alanya escort

kartal escort

 Maşallah'ı var... Ayaktayız... (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Maşallah'ı var... Ayaktayız... (Hayri Pekergin)

27-11-18 16:48
“Maşallah’ı Var” deyimi bilirsiniz.

Bir kişinin ya da bir şeyin iyi durumunu belirtmek için kullanılır.

Çok güzel bir deyişimizdir.

Basketbolun da “Maşallah”ı Var.

Şimdi aranızda hemen “Sen Ne Diyorsun Arkadaş! ” demeye hazırlananlar var biliyorum.

Gerek maaş ve taksit ödemeleri, gerek iş ya da takım bulamayan profesyoneller, gerek daralan finansal koşulların zorladığı operasyonları elbette biliyoruz.

Buralardan gelecek olumlu haberlerini bekliyoruz.

En azından kötü haberlerin azalmasını diliyoruz.

Şu gerçeği de unutmayalım.

Yıkılmadık. Basketbolda çoğunluk ayakta kalmaya devam ediyor.

Türkiye’de basketbol, erkek kulüpleri ile, kadın kulüpleri ile, alt ligleri ile her türlü zorluğa, yaşanan ekonomik sıkıntılara, çoğu kulüpte görülen finansal ve yönetişim erozyonuna rağmen ayakta kalmaya devam ediyor.

Burada kilit kelime Maşallah.

Maşallah da her gün duyduğunuz belki de kullandığınız bir söz.

O da “Allah nazardan saklasın” anlamına geliyor. Kesinlikle daha kötüsünü beklemiyor, istemiyoruz.

*****

Geçen haftalarda burada da yazdım.

Türkiye’nin sıkıntısı özel sektörün borç sorunu.

Basketbolun finansmanına bakalım;

Süper Lig düzeyindeki kulüplerde finansmanın önemli kısmı kamu (devlet ya da belediye) ya da eğitim kurumlarınca sağlanıyor. Oranlar Tahincioğlu Süper Liginde %40, kadınların KBSL’sinde % 57.

TBL’de kamu ve eğitim kurumlarından gelen kaynak %75, TKBL’de ise bu oran %81.

Özetle görüntü şu;

Kamu sektörü ve yine kamu tarafından sıkı şekilde denetlenen ve düzenlenen eğitim kurumları, özel sektörü etkileyen zorluklara rağmen basketbolu ayakta tutmayı sürdürüyor.

Burada Tofaş gibi, Banvit gibi Türk Telekom gibi şirketlerin de hakkını vermek gerekiyor.

Bu şirketler majör finansal sıkıntılara göğüs gererken, geçmişteki şube kapatma kolaycılığı yerine verimliliği daha ön plana alan uygulamalar ile basketbola destek vermeye devam ediyor.

Bu bölümü bir deyim ile açtık. Bir deyim ile kapatalım.

“Allah devletimize zeval vermesin”.

*****

Kadın basketbolunda sezon ortasındaki Milli Takım araları hep sorunlu olmuştur.

Sezon başında zaten 2-3 hafta dengeleri oturtmak için uğraşan takımlar çoğunluktaydı.

Verilen bir hafta aranın dönüşünde fizik ve kimya sorunlarını toparlamak, bunu yaparken de kaybetmemek gerekir.

Dönüş haftasında fikstürde kolay maçı olanlar şanslıydı. Haftayı bir geçiş dönemi olarak kullandılar.

Bir de her türlü zorluğa rağmen kazananlar vardı ki bunların başında BOTAŞ geliyor;

BOTAŞ Beşiktaş maçında skorer ismi Jewel Loyd olmadan 70-69 kazandı.

Bunun adını koyalım. Bu başarıdır.

Bir de bu maçta takımda pota altının güçlü ismi Elizabeth Williams’ın olmadığı söylersek başarının boyutu daha net anlaşılır.

BOTAŞ bu galibiyeti, iki yabancı ile oynayarak, Beşiktaş’ın sahaya 4 yabancı ile çıkan güçlü kadrosu önünde alırken Olcay Çakır Turgut, Melis Gülcan, Büşra Akbaş ve Sehernaz Çıdal tam 39 sayı üretti.

Bu isimlerden Melis Gülcan iyi başlamadığı maçta odaklanmasını koruyarak kritik sayılar ile galibiyette pay sahibi olurken, Olcay Çakır Turgut ve Büşra Akbaş en az Krivacevic ve Claudia Cuic kadar ön plandaydı.

Büşra Akbaş’ın savunmadaki canlılığı, orada harcadığı enerjiden tasarruf etmeyi düşünmemesi galibiyete attığı sayılar kadar etki etti.

BOTAŞ kamu bağlantılı bir kulüp. Kullanılan kaynak kamuya ait. Yani vergi verenlerin parası.

Bu durum performans anlamında ilk KBSL tecrübesi yaşayan genç coachları Ender Kaya ve yönetim ekibine büyük sorumluluk yüklüyor.

Açıkçası bu ekip de bugüne kadar zorluklara ve sezon başında daha performansları görülmeden yapılan peşin hükümlü eleştirilere rağmen işin hakkını vermeyi başardı.

Öteden beri buradan yüksek sesle söylüyorum. Anlaşılsın diye.

Genç coachları eleştirmek kolay.

Bu da olabilir.

Ama gençlere eleştiri getirenler önce gerçekten eleştiriyi hak eden takımları tel tel dökülen tecrübeli coachları eleştirsin sonra sıra gençlere gelsin.

*****

İşin Beşiktaş yönüne gelirsek; Fotoğraf bir miktar acıklı.

Siyah beyazlıların bu sezon yaşanan finansal sıkıntılara rağmen kadrosunda dört yabancı var. Bahar Çağlar, Akhator ve Mirceva ile pota altında çok takımdan tecrübeli konumdalar.

Kübra Siyahdemir ve Esra Atacan uzmanlık alanları olan tecrübeleri ile takıma yararlı isimler.

Önceki hafta iç sahada Mersin BŞB önünde uzatmada kazanılan maç ve eksik BOTAŞ önündeki kayıp çözülmesi gereken sorunları olduğunu ortaya koyuyor.

Öncelikle bu kalitede, bu tecrübede bir takımın yalnızca NCAA sonrası ilk profesyonel tecrübesini yaşayan Mitchell’in eline bu kadar bakmıyor, topu daha iyi paylaşıyor olması lazım.

Beşiktaş yıllarca orta dereceleri hedefleyen kadrolarında Zellous ile böyle oynadı.

O sezonlarda Zellous’un yanında Bahar Çağlar gibi tecrübeli bir isim, Akhator ve Mirceva gibi iş yapabilecek uzunlar yoktu.

Ayrıca bu basketbol ile bir tane bile genç oyuncu bile yetişmeyeceğini herkes “yeterince yaşayarak” gördü.

Akhator’a gelince;

Bu oyuncunun pota altındaki potansiyelini Nijerya’nın bizi yendiği Dünya Kupasında gördük.

Orta mesafeden istikrarlı şut tehdidi olmayan Akhator’un verimli olması için üç majör faktör var.

Bu üç faktör aslında Beşiktaş’ın başarısı için de geçerli.

İlki, Beşiktaş’ın savunmada tavır sahibi olup kaptığı toplar ile Akhator’un verimini arttıracak hızlı hücumlar üretip “transition” pozisyonlarında rakibi dengesiz yakalaması. Bu toparlama için Mitchell’ın enerjiyi hücum kadar savunmaya da ayırması gerekiyor.

İkincisi Mitchell’ın “takımın patronu” sıfatını “sahibine” iade ederek, takım kimyasını olumlu etkileyecek şekilde kimseye top değmeden erken şut atmayı kesmesi. Bu olursa, kimyada adeta erimeye yüz tutan Mircheva’da daha verimli hale gelebilir.

Üçüncüsü ise Epoupa’nın en acil şekilde kendine gelmesi.

Epoupa geçen sezon Galatasaray’da oynarken sergilediği savunma başarısının, çabukluğun, etkili penetrelerin, asistlerin ve fiziksel patlayıcılığın yarısı ile bile oynamıyor.

Topu Epoupa’ya verip, Mitchell’ın top ile yalnızca atması gereken pozisyonlarda buluşmasını sağlamak Beşiktaş için birkaç problemin çözümü olabilir.

Bu köşeyi sürekli okuyanlar bilir;

Kadın basketbolunda savunma başarısı, hücumda topu iyi paylaşan, görev dağılımının herkesi memnun ettiği takımlarda daha ön plandadır.

*****

Haftanın değil sezonun en önemli maçlarından biri Antakya’da oynandı.

Hatay BŞB Fenerbahçe’yi Cumhurbaşkanlığı Kupası ardından ligde de yendi.

Gene kırılma anlarında başarılı bir Hatay BŞB izledik.

Yine rakibin verimli kimyasına karşı bireysel gayretler ile çözüm arayan bir Fenerbahçe vardı.

Bu galibiyetin Paris’in skorunun 1 sayı ile sınırlı kaldığı, Merve Aydın’ın oynamadığı günde gelmesi Hatay ekibi adına anlamlı.

Abdelkadder, Johnson, Syntsina ve Cansu Köksal kadar Gizem Başaran ve İlsu Darıcoğlu’nun 13 sayılık toplam katkısı maçın sonucunu belirledi.

Hatay BŞB geçmiş yıllarda oluşan şablonu sürdürüyor. İstikrar bu anlamda hayata geçince rakiplerin sahada yarattığı sorunlar da giderek hem coach hem de oyuncular tarafından daha kolay çözülüyor.

Fenerbahçe’ye gelirsek;

Sezon başında iki maç sonrası iki saptama yapmıştım.

Cumhurbaşkanlığı Kupası maçından sonra Garnier formsuz demiştim.

Gündoğdu Adana Basket maçı sonrası ise böyle bir yenilginin günlük bir odaklanma kaybı ile açıklanamayacağını, takımda bir şeylerin kırılmış olması ile gerçekleşeceğini belirtmiştim.

Bu sezon başında kurulan (kurulması planlanan) kadrolar ve geçen sezon ortaya konan performans ışığında Hatay BŞB Fenerbahçe ikilisinden daha önde görünen Fenerbahçe idi.

Sarı lacivertliler çok sürpriz bir ekstra yenilgi ve kaybedilen iki hedef maç ile yola devam ediyor.

Fenerbahçe’nin tekrar toparlanarak gücünü hissettirmesi KBSL’nin kalitesi açısından da önem taşıyor.

Yukarıda belirttiğim saptamalar kapsamında fırsat gören Çukurova Basket’in kadrosunu Gray ve Bone ile güçlendirerek hem Fenerbahçe hem de Hatay BŞB’yi hedeflediğini görüyoruz.

*****

Çukurova Basket bu sezon Meltem Avcı ve Sevgi Uzun’a yatırım yaparak, geçen yıl DeShields için olduğu gibi gelip geçici isimler yerine, fayda/maliyet dengesi anlamında “kendilerine” verim yaratacak işlere imza attı.

Bana göre de iyi yaptı.

Şimdi stratejinin değiştiği görülüyor. Kelsey Bone ve Chelsea Gray’in takıma katılması bekleniyor.

Hatay BŞB, Fenerbahçe, BOTAŞ ve Beşiktaş’ın “bir kısmını” yukarıda okuduğunuz mevcut dinamikleri kapsamında bir fırsat penceresi görüldüğü anlaşılıyor.

Adını koyalım; Çukurova Basket şampiyonluk hedefleyen bir “sürüm yükseltme” operasyonunun hemen eşiğinde duruyor.

Olabilir mi? Bana göre sorunun cevabı şöyle;

Çukurova Basket’in coachu Ceyhun Yıldızoğlu.

Ceyhun Yıldızoğlu BOTAŞ ile iki kez KBSL şampiyonu oldu.

Bu başarıların ilki 2000-2001, ikincisi ise 2002-2003 sezonunda gerçekleşti.

Bu sezonlar Türkiye tarihinin ağır finansal daralmalarından birinin yaşandığı Beşiktaş ve Fenerbahçe gibi dönemin güçlü takımlarının bütçelerinin en güçlü seviyelerinin daha altında olduğu, Galatasaray’ın ise 2005’de yaşadığı küme düşme utancı öncesi KBSL’de 1990’ları aradığı yıllar.

O dönemlerin ekonomik koşulları ile bugünkü ekonomik şartlar ve KBSL’de yukarıyı hedefleyen kulüplerin bütçeleri üzerindeki baskılar anlamında benzerlikler yok değil.

Bilinen klişedir.

Tarih döngüsel bir süreçtir. (Eski dil ile tarih tekerrürden ibarettir)

O zaman Çukurova Basket için “O Sezon” niye “Bu Sezon” olmasın?

twitter: @hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 3564