maltepe escort

alanya escort

kartal escort

 Ne varsa içinde: Efes (Gençalp Kozan) - BasketFaul.com

Ne varsa içinde: Efes (Gençalp Kozan)

03-12-18 13:14
Bizi aleladelikten kurtaran neydi? Bazen gündelik telaşlar yüzünden es geçtiğimiz, bazen hırslarımızın aklımıza bile getirmediği tek bir şey… Ufuktaki hayallerimizin yakında olduğu yanılgısına varıp unuttuğumuz bir nokta belki de. Ama alelade bir nokta değil bu; aksine, keşfettikçe derinleşen derinleştikçe etrafına yayılan iyi huylu bir hücre. Sevgi...

Efes, tıpkı bir film şeridi gibi, var oluşuna kaynaklık eden bu eşsiz duyguyu her geçen gün daha iyi hatırlıyor sanki. 1996 yılında Aydın Örs ve öğrencilerinin mücadelesi ve gösterdikleri iş ahlakı bir yana, Koraç Kupası’nı kazanan o takım sadece ilk Avrupa kupasını kazanmakla kalmamış; aralarındaki dostluk ve oyuna duydukları sevgi sayesinde bu kupayı müzede sergilenecek bir objeden varlığını Türk halkının kişisel arşivinde tüm sadeliğiyle koruyacak gülümseten bir anı hâline getirmişti. Bu sezon izlediğimiz Anadolu Efes de bundan farklı bir şey yapmıyor. Koraç Zaferi’ne Örs’ün yan koltuğunda tanık olan Ergin Ataman; bugün itibarıyla elde edilen yüksek galibiyet yüzdesinin takımdaşlığın sebebi değil, sonucu olduğunun çok farkında. Skorbordda yazan sayılarla zaferleri ayıran şey de rakibin Yunan, İspanyol ya da Azeri olmasından öte içinde barındırdığı bu ruh değil mi zaten?

Socrates'in öğrencisi Platon tarafından yazıya geçirilen Menon diyalogunda Socrates’in geometriye dair hiçbir fikri olmayan kölesine geometri sorusu çözdürdüğünü okursunuz. Socrates, bu olayı insanın bilgiye doğuştan sahip olup ona ulaşmak için sadece anımsaması gerektiğine bağlar ve bunu bir çeşit doğurtma olarak görür. Zaman zaman bu düşüncelerin çok eski olduğunu ve ‘‘inovatif teknoloji’’yle birlikte tedavülden kalktığını düşünsek de farklı şekillerde kullanmaya devam ediyoruz. Ataman'ın da Baskonia maçının ardından ‘‘Dört oyuncusunu milli takıma gönderen tek EuroLeague takımı biziz.’’ derken Efes’in lokomotif olduğu günlere atıfta bulunma amacı gütmüş olması çok muhtemel. Çünkü koç, Türk basketbolseverlerin kodlarına 90’lı yıllarda işlenmiş Efes sevgisini doğurtma metodunu bizzat kendisi uygulayarak yeniden canlandırma şansına sahip. Kurulan iyi kadrolar ve kısa süreleri başarılarla canlandırılamamış o ruhu uyandırmak, Efes’in bu sezonki hikâyesinde önemli bir yer teşkil edecek gibi görünüyor.

İşin pratik tarafını temsil eden oyunculara geldiğimizde ise gelişenler, kendini tekrar bulanlar ve bu iki gruptan birine dahil olmak isteyenler arasında sezonun şu dönemi için tatminkâr bir denge var. Efes’te üçüncü gruptaki oyuncu sayısı minimize edilirken kimsenin kendi kaderine terk edilmeyeceği ortada. Yani, kasvetli Sinan Erdem Spor Salonu’nun soyunma odasına gelen bu güzel havada Balkanlar ve Fransa’dan gelen sıcak hava dalgasının yanı sıra bu denge mekanizması da doğrudan etkili. Baskonia maçı özelinde Ankara havası da... 

Kaptanlık takım arkadaşlarının başına gelebilecek her türlü sorunda elini uzatıp yeri geldiğinde tolare etmeyi gerektiren güçlü bir unvan. Ancak bu unvanın barındırdıkları sadece ikili ilişkilerden ibaret değil, kulüp kültürünü yansıtmak kaptanlık müessesesinden beklenen belki de en önemli vazife. Doğuş Balbay, Efes'in değerlerini o kadar iyi temsil ediyor ki kaptan topu çalıp her turnikeye gidişinde hem Efeslilerin hem de tarafsız basketbolseverlerin gözünde farklı bir tebessüm bırakıyor. Perde arkası kısmındaysa Doğuş'un kolej yıllarında edindiği değerler ve çok kültürlü yapılara  olan aşinalığı takımın iç dengelerinde Ataman'ın en büyük yardımcılarından biri. Kısacası Amerika'ya 17 yaşında, Ulu Önder'in deyimiyle bir kıvılcım olarak giden kaptan her geçen gün daha büyük bir alev hâlini alarak hem çevresindekileri hem de Efes'i aydınlatıyor.

Anadolu Efes bu sezon önemli bir eşikte, öyle ki Avrupa'da Milano'nun da dahil olduğu "çok harcayıp başarısız olan kulüp" etiketinden kurtulması gerekiyor. Lacivert-beyazlılar, uzun zamandır A lisansına sahip olsa da saha içinde EuroLeague'e ait izlenimi vermiyordu. Kim bilir belki de ufuktaki Final Four'u düşünmekten oyuna duyduğu sevgiyi hatırlamaya vakti olmamıştır Efes'in. Yönetim, koç ve oyuncular bu anlayışın değişmesi yolunda küçük ama emin adımlarla ilerliyor. Bu yoldaki en büyük yardımcıları ise kendi iç değerlerinden başkası değil. Mevlana'nın eserindeki gibi: Fîhi mâ-fîh, yani ne varsa içinde...

Yorumlar Okunma: 3230