Semih Soğuksu: Altyapıda iyi malzeme seçemezseniz... - BasketFaul.com

Semih Soğuksu: Altyapıda iyi malzeme seçemezseniz...

17-12-18 20:40

Ülkemizde altyapı erkek basketbolu denildiğinde kuşkusuz ilk akla gelen isimlerin başında Sayın Semih Soğuksu gelmektedir. Geçtiğimiz günlerde (1 Aralık 2018) Adatıp Sakarya Büyükşehir Basketbol takımındaki yardımcı antrenörlük görevinden, gelecek teknik ekibin yolunu açma adına, başantrenörlüğünü Selçuk Ernak’ın yaptığı teknik ekip olarak görevden ayrılmışlardı. Teknik ekip olarak Sakarya’da bulundukları süreçte, birçok Sakaryalı basketbolseverin gönlünü fethettiler ve Sakarya basketbol tarihine yaşattıkları başarılarla hafızalarımızda bundan sonra da hep minnetle yer almaya devam edecekler.


Sayın Semih Soğuksu mütevazı kişiliği, gerek altyapı bilgisi gerek Türk basketboluna yetiştirdiği üst düzey oyuncularla gerekse de A takım düzeyindeki teknik bilgisi ile çok değerli bir basketbol adamı. Şahsi düşüncem şudur ki Sayın Semih Soğuksu çok yakın bir zamanda iyi bir organizasyonun içinde Türk basketboluna başantrenör olarak katkı verecektir. Sayın Semih Soğuksu’nun Türk basketbolunun son yıllarda yetiştirdiği nitelikli antrenörlerin başında gelmesi, gelecek adına başantrenörlük görevini de başarıyla yerine getireceğinin ipuçlarını taşımaktadır. Sözü daha fazla uzatmadan bu keyifli röportajla sizleri baş başa bırakıyorum.

Basketbol kariyerinizdeki aşamaları kısaca bizimle paylaşır mısınız?

Genç takımlar düzeyinde; TED Ankara ve Ankara DSİ kulüplerinde basketbol oynadım. Üniversite eğitimim sırasında antrenörlük kursuna gittim ve antrenörlük belgemi aldım. Daha sonra da antrenörlük kariyerime Kütahya Dumlupınar Üniversitesi BESYO’da son sınıf öğrencisiyken, Kütahya Yeşilay Sportif Basketbol Takımının antrenörlüğünü yaparak başladım. Üniversite bittikten sonra memleketim Ankara’da Gencer Baytimur’un çalıştırdığı Ankara Tofaş ve TRT Spor takımlarıyla Bölgesel Ligde yardımcı antrenörlük görevlerinde bulundum. Gencer Ağabey Banvit’e gidince altı ay sonra beni aradı ve bana görev verdi. Banvit’in minik takımında 2005 yılında antrenör olarak göreve başladım. Banvit Basketbol Kulübünde küçük, yıldız ve genç takımlarda yardımcı antrenörlük ve başantrenörlük görevlerinde bulundum ve bu takımlarla birçok Türkiye derecesi elde ettik. Banvit’te yıldız takımdaki görevim esnasında (2007 yılında) milli takımda da görev almaya başladım. 1993 doğumlu oyunculardan oluşan Yıldız B Milli Takımla ilk milli takım kamp tecrübemi yaşadım. Banvit altyapısında ki görevlerimden sonra Banvit A takımında Sayın Orhun Ene’nin yardımcılığını yaptım. Orhun Ene ile 3 sezon birlikte çalıştıktan sonra, Bandırma Kırmızı takımının başantrenörlüğüne getirildim. 

Tolga Geçim, Harun Can Doğan, İsmail Cem Ulusoy, Metehan Akyel, Rıdvan Öncel, Talat Altunbay ve Erkan Yılmaz gibi günümüzde çok önemli yerlere gelen birçok genç oyuncu ile TB2L’de birlikte çalıştık. Mart ayında Banvit A takımındaki Coach değişiminden sonra Sayın Selçuk Ernak’ın yardımcısı olarak A takım yardımcı antrenörlüğüne getirildim. Sene sonunda TB2L için kurduğumuz Bandırma Kırmızı’nın yetenekli kadrosu TBL’ye çıktı ve aynı zamanda hemen hemen aynı oyuncularla birlikte altyapı genç erkekler kategorisinde Türkiye şampiyonu oldu. 

Yardımcı antrenör olarak 1,5-2 yıl Sayın Selçuk Ernak ile birlikte A takımda çalıştıktan sonra Banvit kulübünden ayrıldım. Altyapı milli takımındaki görevim dolayısıyla 23 Ağustos 2016’ya gelindiğinde hemen hemen bütün kulüpler dolduğundan, Ankara İhtisas Kulübü ile 2016-2017 sezonunda Fatih Elbaş ile birlikte görev aldık. Ta ki o zaman TBL’de olan Sakarya Büyükşehir Basketbol takımıyla resmi olarak (4 Mart 2017 tarihinde) anlaşana kadar Ankara İhtisas Kulübündeki görevime devam ettim. Daha sonraki süreci zaten biliyorsunuz. Sakarya Büyükşehir Basketbol ile TBL’den TBSL’e çıktık ve geçtiğimiz yıl da başarılı bir sezon geçirdik.

Sakarya’daki görev sürenizde yaşadıklarınızı kısaca özetler misiniz?

İlk günden itibaren Sakarya’da olmak çok güzel bir tecrübeydi. Çok güzel insanlarla tanıştım ve önemli arkadaşlıklar kurdum. Takım ve Teknik ekip olarak Sakarya’da önemli başarılara imza attığımızı düşünüyorum. Sakarya’ya ilk geldiğimiz dönemde organizasyonda her şey iyi ve kurumsallaşma adına ilerleme yüzde yüzdü. Ama geçen sene ülkede yaşanan ekonomik krizle başlayan dönemde birtakım sıkıntılar neticesinde bireysel anlamda ve takım anlamında aksaklıklar yaşanmaya başladı. 

Geçen sezon genç ama Avrupa tecrübesi olan bir oyuncu kadrosu vardı ve bu kadro ile önemli ilerlemeler de kat etmiştik. Bu sene ise Avrupa tecrübesi olmayan, yetenekli ama parlamaya yakın oyuncuları takımımıza katmıştık. Bu sezon organizasyonda bu bahsettiğimiz sorunlar ve aksaklıklar devam ettiği için son dönemde basketbol harici gündemler oluşmaya başladı. Yönetim kaynak ve sponsor bulmak için çok çalıştı fakat kriz ortamı biraz sezon başına göre erken geldi. Bu da bizim enerji ve konsantrasyonumuzu düşürdü. Sonuçta Selçuk Ağabey’in dediği gibi kulübün önünü açmak ve yeni yapılanma kurulduğu için de teknik ekip olarak ayrılma kararını uygun gördük. 

BSL’ye çıktığımız sezon en unutamadıklarım arasına girdi. Sakarya halkı ve seyircisine minnettarım, bu başarılarda onların katkısı çok fazlaydı. Salon hemen hemen her maçımızda doldu ve salonda çok güzel basketbol atmosferi oluştu.   

Bundan sonraki kariyer planlarınız nelerdir?

Buradan ayrılırken belirli bir planım yok. Biz buraya Selçuk Ernak ile beraber geldik ve ekip olarak birlikte ayrıldık. Bundan sonraki süreçte de ilk opsiyonum olarak Sayın Selçuk Ernak ile devam etmek istiyorum. Yakın zamanda (9-12 Aralık tarihlerinde) İstanbul’da U16 Milli Takım kampımız var ve tamamen buraya konsantreyim. Bu süreçte biraz daha beklemeyi düşünüyorum. İlerideki hedeflerim arasında TBL’de iyi bir organizasyonda başantrenör olup sonra daha üst liglerde head coach olarak görev almak var. Türk basketboluna başantrenör olarak hizmet etmek istiyorum.

Kulüplerimizin finansal açıdan yaşadığı sıkıntılı süreci atlatması açısından, tecrübelerinize dayanarak bundan sonra nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?

Şu an ülkemizde 5-6 organizasyon haricinde basketbol kulüplerimizin bütçeleri çok gerçekçi değil. Asıl problem gelen paranın giden parayı karşılamıyor olması. Kulüplerin maddi geliri sponsor anlamında az olmakla beraber hedefleri bu koşullara göre yüksek ama hedefler gerçekçi değil. Bu da hayali bütçeleri ortaya çıkarıyor. 

Bence basketbol kulüplerimizin altyapıya daha fazla önem vererek kendi öz kaynaklarına dönmesi en doğrusu olacaktır. Bu sayede kulüplerimiz daha az harcama yaparak hem kendi oyuncularını yetiştirecek hem de Türk basketboluna oyuncu yetiştirme konusunda önemli bir açığı kapatacaklardır. Yüksek bütçeli beş-altı kulüp haricindeki diğer kulüpler bu oyuncu yetiştirme işine yönelirse basketbolumuzun ekonomik anlamda da kazançlı duruma geleceğini düşünüyorum.

Hangi başantrenörlerden etkilendiniz ve hangi başantrenörleri kendinize örnek alıyorsunuz?

En çok etkilendiğim başantrenörleri; Orhun Ene, Selçuk Ernak, Zeljko Obradoviç ve Gregg Popovich (oynattığı basketbol ve basketbol mantalitesi) olarak sayabilirim.

Basketbol felsefeniz nedir?

Günümüz basketbolu yüksek tempolu, atletizme dayalı ve kuvvetin ön planda olduğu bir şekilde oynanıyor. Öncelikle bunlara dayanarak atletizm seviyesi yüksek oyunculardan kurulu olan bir takım oluşturmayı hedeflerim. Takımımın oyun tarzında öncelikli tercihim; net ribaunt sonrası fast break ve oyuncuların doğru yerleşimi (spacing) sonrası gelen hücum organizasyonu. Pick and roll ve motion offence daha çok tercihimdir. Tabiki elimde olan oyuncuların özelliklerine göre hücum kısmında çeşitli değişiklikler denerim. Savunma olarak da agresif, sert ve genelde full court yapılan baskılı oyun ilk önceliklerimdir.

Ülkemizde bir basketbol ekolü sizce kurulabilir mi? Ekol kuramamamızın önündeki en önemli engeller nelerdir?

Türkiye’de basketbol anlamında ekol oluşturulmasının zor olduğunu düşünüyorum. Türk oyuncuların özellikleri birbirine yakın ama kulüp, antrenör, idareci ve milli takım organizasyonunu bir araya getirerek ortak kararlar verebilecek bir yapı şu an için pek mümkün görünmüyor. Hem kulüp hem de milli takım antrenörü olarak bu tarz bir paylaşım yaptığımda gelen tepkiler hep birbirinden farklı oluyor. Kulüp takımları iyi niyetli olmasına rağmen her kulübün oyuncu yetiştirme anlamında kendine özgü bir amacı ve önceliği var.

Ekol oluşturmayla ilgili karamsarlığım oyuncularımızın fiziksel yetersizliği ile ilgili değil. Bu tamamen bizlerin bütünleşememesi ve maç kazanma hırsımızın oyuncu yetiştirme azminden önce gelmesiyle ilgili.

Basketbol camiasının bütünleşmesi ve ortak bir düşünce etrafında toplanması anlamında geçtiğimiz yıllarda Sapanca’da yapıldığı gibi basketbol adına beyin fırtınası toplantıları yapılabilir. Basketbol camiamızın ortak noktada buluşması için konuşmaya ihtiyacı var. Doğal olarak da mevcut anlayışta sıkıntılar var. Bunları gidermeden Türk basketbolunda bir ekolden bahsedemeyiz.

Türk basketbolunun bulunduğu nokta ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Türk basketbolunun iyi durumda olduğunu düşünüyorum. A milli takımımız istenilen seviyeye geldi ve senelerce yapılan yatırımlar sayesinde oluşturulan altın jenerasyon yukarı doğru çekilmiş durumda. Bu genç kadronun bizi gelecek on sene boyunca başarıyla götürebilecek potansiyelde olduğunu düşünüyorum. Altyapılardan A milli takımımızı destekleyecek oyuncuların geldiğini de sevinerek görüyoruz. 1999 doğumlularla başlayıp 2004’e kadar altyapı milli takımlarımızdan planlı bir şekilde oyuncular A milli takım seviyesine hazırlanıyorlar.

Özellikle TBL’de genç oyuncular süre almaya ve kendilerini geliştirmeye başladılar. Pilot takımlar ve oyuncu yetiştirme odaklı kulüplerle genç oyuncularımızın desteklenmesi halinde tecrübe eksikliklerinin de giderileceğini düşünüyorum. Böylece genç oyuncularımız Türk basketboluna daha nitelikli şekilde katkı vereceklerdir. Süper Lig anlamında da Türk oyuncuları yabancı oyuncularla forma savaşına sokup bu rekabeti sürdürmeleri keyif veriyor. Bu durum altyapıdan yetişen oyunculara güzel örnek oluyor. 

Türk basketbolunun gelişmesi için sadece hazır yabancı oyuncuları oynatmak yerine, genç Türk oyunculara da sorumluluk ve rol vererek onları önemli bir yapıya getirmemiz şart.
 
 
 

Adatıp Sakarya Büyükşehir Basketbol takımında görev aldığınız süre boyunca genç oyuncular için adeta basketbol gelişim merkezi oldunuz. Ekip olarak bunu nasıl başardınız?

Hepimiz basketbolda uzman kişileriz. Genç oyuncuların büyük şehirlerde ulaşım başta olmak üzere, antrenman sıkıntısından tutun da sosyal hayata kadar birçok sorunla karşı karşıya kaldıklarını biliyoruz. Bu durum oyuncuların basketbola olan konsantrasyonlarını yitirmelerine sebebiyet vermektedir. Sakarya gibi şehirlerde ve Bandırma gibi ilçelerde ise oyuncuların basketbola konsantrasyonlarının çok daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu sayede de takım antrenmanlarından daha çok özel antrenmanlara zaman ayırabiliyorlar. Antrenmanlardan önce ve sonra, hem fiziksel hem de teknik anlamda eksikliklerini giderecek ve gelişimlerini sağlayacak ortamı yakalamış oluyorlar. Tabii bunun için de öncelikle oyuncunun kendisi çalışmak isteyecek. Bu sistemdeki ilk amaç oyuncunun ekstra çalışma isteğinde olmasıdır.

Basketbol sizin için ne anlam ifade ediyor?

Basketbol benim için hayattır. 7/24 hayatımın içinde.

Üst düzey oyuncu yetiştirme sürecindeki ilk basamaklar sizce neler olmalıdır?

Öncelikle doğru oyuncu seçimi çok önemlidir. İyi malzemeyi seçemezseniz yapacağınız bütün antrenmanlar sonuçsuz kalacaktır. Bundan sonra da doğru fundamental çalışmalarının yapılması gelmektedir. Fundamental dediğimiz sadece 1-0 değil, neyi ne zaman kullanacağını da bilmektir. Dolayısıyla da oyuncunun sadece top hâkimiyetine odaklanmak değil, bunu karşısında savunma varken nasıl kullanacağını da bilmesini öğretmektir. Amaçsız driplingle gezen oyuncunun basketbolda çok anlamı olmadığını düşünüyorum. 1-0, 1-1 verdikten sonra, pas ve doğru şut seçimleri de üstünde durulması gereken ilk basamaklardır.

U16 Milli Takım antrenörü olarak U16 Milli Takımımız hakkındaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Çok beğenerek ve istekli bir şekilde çalıştığım bir jenerasyon. Bu jenerasyondaki oyuncu potansiyelinin çok yüksek olduğuna inanıyorum. Yaşlarından çok daha olgunlar. Hem bireysel hem de takım olarak tercihlerinin doğru olduğunu düşünüyorum. Uzun süreden beri milli takım çatısı altında görev alan bir antrenör olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki bu jenerasyon Türk basketbolu açısından önemli bir jenerasyon. Bu jenerasyonun en önemli özelliği şu: büyük bir özgüvene sahip oyunculardan kurulu olması. Altyapı milli takım ekibi olarak bu jenerasyonumuzu ve diğer jenerasyonlarımızı sadece altyapı Avrupa Şampiyonası’nda elde edilecek madalyalara göre değerlendirmiyoruz. Bütün altyapı milli takımlarımızdaki gençlerimizi uzun süreler milli takımlarımıza ve özellikle de A milli takımımıza hizmet edecek nitelikte oyuncular olmalarını istiyoruz. 

Gelecek yıl düzenlenecek U16 Avrupa Şampiyonası’nda mutlaka rekabetin içinde olacaklardır. Bu takımın madalya kazanabilecek güçte olduğunu düşünüyorum. Ama altyapı jenerasyonlarında her zaman asıl hedef A milli takıma çıkacak oyuncular yetiştirmektir. Bu jenerasyondan beş-altı oyuncunun A milli takım seviyesine kadar çıkacağına inanıyorum.

Sakarya şehrine ve taraftarlarına son olarak ne söylemek istersiniz?
Her zaman kalbimde olacaklar. Sakarya’da güzel anılar ve hatıralarım var. Kulüp ve şehir olarak her zaman başarılı olmalarını temenni ediyorum. Bizlere verdikleri destek için teşekkürler.

Saygıdeğer Hocam bu güzel söyleşi için çok teşekkür ederim. Bundan sonraki antrenörlük yaşamınızda başarılar dilerim.
 

Yorumlar Okunma: 6831