'Süper' ne demek? (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

'Süper' ne demek? (Hayri Pekergin)

28-12-18 07:58
Farkındasınızdır.

Birkaç haftadır basketbolun sahada oynanan bölümü dışındaki konuları dikkatinize getiriyorum.

Elbette sebepleri var.

İlki, Kadınlar Basketbol Süper liginde izlediğim maçlarda oynanan basketbol birkaç istisna dışında keyif vermiyor.

İkincisi, son haftalarda gündeme getirdiğim konular olan “klişe ve ezbercilik” ile işin yönetim tarafında, “tünelde karşıdan gelen ışığın tren olduğunu anlayamayanların” yanlışları KBSL’de keyif vermeyen basketbolun önemli nedenleri.

Sorun olan yerde çözüme ulaşmak için “nedenler ve sonuçlar” ile birlikte ilgilenmek gerekiyor.

*****

Biliyorsunuz birkaç sezondan bu yana erkek ve kadın basketbolunda en üstte konumlanan liglere “Süper Lig” adını verdik.

Süper ne demek?

Bugün geldiğimiz yerde, “Süper” kelimesi, geçtiğimiz haftalarda bu satırlarda bilginize sunduğum “Klişe” kültürünün ikonik bir örneği.

“Süper” kelimesinin sözlük anlamı şöyle;

* Nitelik, nicelik ve derece yönlerinden çok üstün olan.

* Belli bir normun üzerinde olan

Hani marka değeri filan diyoruz ya.

Marifet Süper Ligleri nitelik nicelik ve derece yönlerinden çok üstün hale getirmek.

Süper ligler belirli normların üzerinde olsun ki kaliteli “içerik” (basketbol) üretsin.

Pazarlama ve yayıncılık başta olmak üzere ekonominin en temel kurallarından biridir.

İçerik/Ürün/Hizmet kraldır. Kraliçedir. Çünkü asıl kral / kraliçe tüketicidir.

Kaliteli içerik, kaliteli ürün her zaman değer üretir. Kendi destekçilerine değer katar.

*****

16 Takım yerine 15 takım ile yola devam eden Tahincioğlu Erkekler Süper Ligini ya da önemli trajedilerin yaşandığı TBL’yi daha sonra ele alırız.

Öncelikle durumun yapısal olarak oldukça vahim olduğu Kadınlar Basketbol Süper Ligine bir bakalım.

*****

Baştan belirtmem gerekiyor. Kadınlar Süper Ligi kalite olarak “süper” sıfatını ligin 14 takıma yükselmesi ile kaybetti.

Lig 14 Kulübü taşıyamıyor. Bu yeni de değil. Yıllardır böyle.

Bir başka deyişle, 14 kulüpten bir bölümü Ligin ağırlığını taşıyamıyor.

TBF’nin mevcut yönetimi dahil, bütün Türkiye bunu görmekte. Bilmekte.

TBF bu konuda gerekli önlemleri de alacak.

Ligin 12 kulüpten 14 kulübe yükselmesi sırasında bu uyarılar yapılmıştı.

Bu kararı dönemin TBF’sine “aldıranların” asıl derdi, fazla kulüp, fazla maç, fazla bahis gelirinden başka bir şey değildi.

Yani başrolde “geleceği inşa etmek” değil “günü kurtarmak olan” vizyonsuzluk vardı.

Kamuflaj olarak ise yerli oyuncuların “süper lig” seviyesinde daha çok oynaması gibi ulvi bir tezi kullanmaktan çekinmediler.

*****

Sonuçta geçen sezon naklen yayınlanan bir maçta takımların sahaya çıkamadığı, maddi sorunlar nedeni ile kulüplerin ligin sonunu getiremediği sezonlar yaşadık.

Halen de yaşıyoruz.

Yukarıdaki kararı zamanın TBF’sine aldıran kulüp yöneticileri ne durumda derseniz?

Onların kulüpleri perişanlık endeksinde ilk sıralarda.

Hesapsızca harcanan kaynakları bitirdikten sonra biriken borçları ödeme umudunu canlı tutmak için yola devam etmek zorundalar.

Bunu yaparken yeni mağduriyetler yaratıp, Lig’in kalitesini aşağıya çekmeye devam ediyorlar.

*****

Yapılması gereken takım sayısını azaltmak.

Mevcut TBF bunu yapacak. Bu konuda kararlı.

Hatta o yapmadan bu sezonun sonunda bazı kulüpler kendiliğinden takım sayısının 12’ye gelmesine yol açacak duruma düşebilir.

Necip Kapanlı belki 50 belki 100 defa yazdı. Herhalde 1000 defa da karşısındaki yetkililere lisan-ı münasip ile anlatmıştır.

Daha son yazısının mürekkebi kuramamıştır.

Liglere nitelik olarak, nicelik olarak belirli kriterler, ölçütler şartlar getirmek gerekiyor.

Daha bu kriterlerin tesis, sportif altyapı ve benzeri temel unsurlarına değinmedik bile.

Denetlenen, düzenlenen sektörlere veya alanlara giriş çıkış bu kadar kolay olmamalı.

******

Bütün bu atmosferde kadınlar Basketbol Süper liginde 11 hafta geride kaldı.

Puan sıralamasındaki ilk 4 takım olan Çukurova Basket, Hatay BŞB, Fenerbahçe ve BOTAŞ sezon başındaki beklentileri karşılamış görünüyor.

Bu grubun Çukurova Basket’in 11. haftaya ilk sırada gelmesini takdir etmek gerekiyor.

Bu başarıda hamleli savunma düzeninde artan tempo, Iagupova’nın saha içi liderliği kadar rakiplere zorluk yaratan ters eşleşme avantajları da var.

Takıma katılacağı belirtilen ABD’li oyuncuların gelişi ile birlikte oluşacak kimyanın bu üç temel unsura ne getireceği kadar ne götüreceği de önem taşıyacak.

Yerli oyunculara verilen önem , katma değer gibi konular benim için önemli.

Bu anlamda Çukurova Basket’te yer alan Sevgi Uzun Meltem Avcı gibi isimlerin sezon başındaki ivme ve takıma katkılarının sezon boyunca özellikle sertlik derecesi yüksek maçlarda devam ettiğini görmeyi bekliyor ve istiyorum.

Hatay BŞB ve Fenerbahçe henüz kurdukları kadroların potansiyellerini tam olarak kullanamadılar.

BOTAŞ ilk KBSL tecrübesi yaşayan coachu ile 11. haftaya beklentiler çerçevesinde geldi.

Evet, daha iyi basketbol oynayabilirler. Evet, bazı oyuncularından daha iyi verim alabilirler. Bana göre sezonun kendi adlarına zor bölümünü geride bırakarak yola yerlerinde devam ediyorlar.

İki ABD’li oyuncuları olmadan aldıkları Beşiktaş galibiyetindeki odaklanmayı sürdürebilirlerse yerlerini koruyacaklarını düşünüyorum. Bu yolda gelecek hafta izlenecek Galatasaray maçı önemli bir sınav olacak.

Ben sezon başında, özellikle Epoupa takıma katıldıktan sonra, Beşiktaş’ın BOTAŞ ile 4. sıra için çekişebileceğini düşünmüştüm. Bu konuda yanılmışım.

Siyah beyazlılar ilk yarının son 2 haftasında, devreyi ilk 8 takım arasında bitirerek “Kupa Vizesi” almak için mücadele edecek.

Haftayı 5. sırada kapatan ve Türkiye Kupası için gelecek 2 haftada Beşiktaş ve İzmit Belediye Spor ile karşılaşacak OGM Orman Gençlik bu maçlarını kazanırsa performans /potansiyel olarak “çok iyi bir yerdeyim” diyebilir.

Galatasaray büyük bölümü yeniden yapılanan kadrosuyla 11 hafta sonunda 6. sırada.

Bu hafta evlerinde aldıkları Mersin BŞB yenilgisi sonrasında taşların yerine oturması, saha içinde rollerin daha da belirginleşmesi için alınacak bir miktar daha mesafeleri var görünüyor.

Önce gelecek hafta BOTAŞ, daha sonra Ocak ayındaki sert maçlarda alacakları sonuçlar yol haritalarında oldukça belirleyici olacak.

İzmit Belediye Spor KBSL’ye bu sezon yükselen bir ekip olarak Türkiye Kupası için ilk 8 mücadelesi içinde. Bunda kendi potansiyellerine yakın oynamaları kadar rakipleri konumundaki kulüplerin yaşadığı perişanlıkların da payı olduğunu unutmamalılar.

Takımın şehir ve seyircisi ile bütünleşmesi daha geçen sezon TKBL play-off’ları sırasında başlamıştı.

Bu atmosferde, Ferda Yıldız, Emel Sığırcı, Melek Yusufoğlu, Nazlıcan Ölçek gibi KBSL-TKBL arasında arafta duran isimlere güven vermeleri önemli olacak.

Bu oyunculardan, Beşiktaş galibiyetinde olduğu gibi, maç sonucu değiştirecek katkı alabilirlerse sezon sonunda başarılı sonuçlar kadar, gelecek için istikrarlı bir iskelete sahip olabilirler.

İlk 8 takımı yakından takip eden Mersin BŞB bana göre bulunduğu yeri hak eden bir kadro değil. Bu hafta aldıkları Galatasaray deplasman galibiyeti bunu ortaya koyan bir sonuç oldu.

İlk yarının son haftasında oynayacakları İstanbul Üniversitesi deplasmanı, Türkiye Kupası şansını arttırmak kadar, takım olarak sezonun devamı adına momentum yakalama fırsatı anlamına geliyor.

Ligin sonunda yer alan beş takımlık bir grup var.

Canik Belediyesi, Bellona Kayseri Basketbol, Gündoğdu Adana Basketbol, İstanbul Üniversitesi ve Bodrum Basket arasında finansal imkanları olan takımlar yapacakları takviyeler ile grubun üstlerine tırmanabilir.

Bu kulüplerin büyük bölümünün önündeki sürdürülebilirlik konusu ise belki de en büyük rakipleri.

Twitter: @hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 3299