Kullanıcı adı: Emlak Konut, Parola: Altyapı ve projeler (Gençalp Kozan) - BasketFaul.com

Kullanıcı adı: Emlak Konut, Parola: Altyapı ve projeler (Gençalp Kozan)

30-01-19 23:58
Korkup kaçmak ya da kestirip atmak en kolayı. Mesele seni sen yapan değerlere tutunarak inanmaya devam edebilmek. Emlak Konut da yola çıkış şekli itibarıyla zor olanı seçenlerden. Gözlerini altyapıya çeviren 1.5 senelik kulüp, kurulduğundan bu yana kadın basketboluna yeni bir anlayış getirmenin peşinde. Türk basketbolunun kalbi sayılabilecek Bayrampaşa'da faaliyetlerini sürdüren Emlak Konut'u ve projelerini Genel Menajer Ayberk Açık ile konuştuk.
 
Alt yaş kategorilerinde erkek takımlarınız mevcut ama temeli kadın basketboluna dayanan bir spor kulübü görünümündesiniz. Maddi imkanlarınız ortalamanın hayli üzerinde ve daha popüler bir branşa da yönelebilirdiniz. Tercihinizi neden kadın basketbolundan yana kullandınız?
 
Kadın basketbolu çok arka planda kalan, altyapılardan sınırlı sayıda oyuncunun yetiştiği bir alan. Erkeklerde A takıma geçiş sürecinde ciddi problemler olsa da en azından basketbol oynayan birçok erkek çocuk var ama kadınlarda bu havuz da çok dar.
 
Spor kulübü olmak aynı zamanda sosyal sorumluluk taşımayı gerektiriyor. Biz de kız çocuklarına spor disiplinini vermek, kendilerine olan güvenlerini arttırıp hayata karşı duruşlarını değiştirmek istiyoruz. Bu hedef, böyle bir yapının kurulmasındaki temel dayanak. Basketbol oynamanın, daha genel tabirle spor yapmanın getirdiklerini yıllar geçse bile hisseden biri olarak o disiplini özümsemiş bir kadının erkeklerin bu kadar egemen olduğu bir toplumda kendine daha çok inanacağını, buna bağlı olarak gerçek potansiyelini daha rahat ortaya çıkarabileceğini düşünüyorum.
 
"Basketbolun Altınordu'su" şeklinde bir sloganınız var. Sonrasında projeye dönüşen bu fikrin ortaya çıkış aşamalarını da dinlemek isterim.
 
Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Murat Kurum, Emlak Konut GYO Genel Müdürü olduğu dönemde, sosyal sorumluluğu ön planda tutarak Bayrampaşa'da faaliyet gösteren bir altyapı kulübünün alınmasına karar verdi. Ayrıca Emlak Konut Genel Müdürü’müz Sayın Hakan Gedikli ilk günden itibaren aynı zamanda spor kulübümüzün de başkanı. Genel müdürümüz, kulübümüzün en büyük özelliğinin ve amacının altyapı yatırımı olduğunu her zaman vurguluyor.
 
Bu noktada küçük bir takım yerine Süper Lig’den bir kulübe yatırım yapmak da tercih edilebilirdi ama odak noktasını ilk aşamada Avrupa'da ve üst liglerde başarı yerine altyapı olarak belirlediğimiz için "Basketbolun Altınordu'su" mottosuyla böyle bir yapılanma ortaya çıktı.
 
 
Şirketler genel olarak "minimum sürede maksimum fayda" prensibiyle çalışır fakat anlattıklarınızdan şunu çıkardım: Devlet destekli bir kuruluş olarak Emlak Konut GYO, bu noktada bir şirket gibi kâr-zarar hesabı yapmaktansa sosyal faydayı gözetiyor. Öyle değil mi?
 
Emlak Konut GYO Türkiye’nin en büyük gayrimenkul yatırım ortaklığı ve 65 yıllık deneyimi ile gelecek hedeflerini ortaya koyan bir şirket. Şirketimizin tüm kültürünü ve geleneklerini Emlak Konut Spor Kulübünde de sürdürmek istiyoruz. Bütçemizden, altyapı hedeflerimize kadar her konuda planlı ve disiplinli bir şekilde ilerliyoruz.
 
Basketbolda yavaş yavaş tanındığımızın farkındayım ama reklam kaygımız yok, zaten odak noktamız da çabuk gelen başarılar değil. İleride bir antrenör ya da başkan çıkıp "Emlak Konut'tan oyuncu alıyoruz, ne kadar kötü çıkabilir ki" derse ne mutlu bize.
 
Nitekim altı oyuncusu U18'den gelen A takımımızı özellikle Kadınlar Bölgesel Ligi'nden başlattık. Bunun sebebi de yavaş ama emin adımlarla gitmek istememiz. Takımda 22 yaş üstü bir oyuncu var ve biz bu kadroya 16 yaşındakileri de dahil ederek hem A takıma çıkış için gereken köprüyü kurma hem de takımı yukarıya taşıma hedefimizi gerçekleştirebiliriz.
 
Erkeklerde ne durumdasınız?
 
Sonuçta orada TOFAŞ, Banvit ve Anadolu Efes gibi çok köklü kulüpler var. Biz de bunu düşünerek A ya da genç takım yerine U11'den başlayarak 4 farklı yaş grubunda takım kurduk. Seçmeler yapıp oyuncu havuzumuzu genişletmeye çalışıyoruz, takımın maçlarını oynadığı Bayrampaşa bölgesi oyuncu keşfetme anlamında merkezimiz niteliğinde. Erkek takımlarına daha da fazla emek vereceğiz.
 
Türk basketbolunda altyapı sistemine dair ciddi sıkıntılar var ama altyapısı olan kulüplerde de A takımla çocuklar arasında kocaman bir duvar varmış gibi. Aslında bu duvar sadece genç kadrolar kurmakla da yıkılmıyor, kulüp organizasyonunun altyapı antrenör ve oyuncularına ne derece önem verdiğiyle de bir o kadar ilgili. Altyapıdan güç alan bir kulüp olarak bu problemin üstüne gidebildiniz mi?
 
Spor kulüplerinde hem sporcular hem de antrenörler için sağlıklı koşulları sağlamak gerekir. Mesela çocuklar için antrenörleri çok farklı bir yerde, bazen ailelerine bile anlatamadıkları sıkıntılarını onlarla paylaşıyorlar. Durum böyleyken antrenörlerin kafası çocukta olsun ki ortaya çıkan sağlıklı iletişimden bir verim çıksın. Karşınızdaki insan ne kadar idealist olursa olsun nihayetinde geçimini sağlamaya çalışan, ay sonunda hesap kitap yapan birisi. Antrenörlük aynı zamanda bir sabır işidir, siz bu güveni kendisine vermezseniz koçunuzdan ne bekleyebilirsiniz?
 
Aynı durum çocuklar için de geçerli, dediğiniz gibi altyapıdaki takımlara A takımın yan ürünü muamelesi yapıldığına çok sık rastlıyoruz. Mesela genelde küçükler; profesyonel oyunculardan kalan vakitte doktora kendini göstermeye çalışır, takım kondisyonerine "Abi bir program yaz da kendim yapayım." der, belki diyetisyeni ve spor psikologunu tanımıyordur bile. Bu alanların her birinde desteğe ihtiyaçları var ve kendilerini sporcu gibi hissetmeleri için uzak gördükleri şeylerin o kadar da ulaşılmaz olmadığını anlamaları gerekiyor. Tabii ki sakatlandıklarında fizyoterapistten destek alacaklar veya eksiklerini kondisyonerle çalışarak kapatacaklar. Sporcu adaylarından bahsediyoruz ve bu çocuklar için en kritik nokta olan beslenme alışkanlıkları bile diğer yaşıtlarından farklı değil. Hamburger, simit, patates kızartması yeme üzerine kurulu bir alışkanlıktan bahsediyorum. Bunu eninde sonunda öğreteceğiz, diyetisyenimiz bunun için var.
 
Daha önce kadınların henüz çocuk yaşta sakinliğe alıştırıldığından bahsetmiştiniz. Emlak Konut Spor Kulübü, ailelerin çocuklarını nispeten özgür yetiştirebildiği İstanbul gibi bir metropolde kurulu. Buna rağmen sporcuların ailelerini ikna etmekte zorlandığınız oluyor mu?
 
Bunun temelinde en başta konuştuklarımızın yanında sporun ikinci hatta üçüncü plana atılması da var. Eğitimle ikisini bir arada götürmek uzun vadede mümkün olmadığı için basketbol ailelere mantıksız bir şeymiş gibi geliyor. Fakat bunun tadına varmış birinin hayatta neleri farklılaştırdığını bir bilseler... Antrenman için salonlarını kullandığımız okulun müdürü bile geçen gün "Sizinkilerin yürüyüşü bile bizim öğrencilerden farklı." demişti.
 
Eğitim ve spor şu an birbirine engel oluyor diye bu hiçbir önlem almadığımız anlamına da gelmesin, hem geçici hem de uzun vadeli çözümlerimiz var. Şu anki sistemin sıkıntılarını göz önünde bulundurarak U11'lerden itibaren İngilizce dersi vermeye başlayacağız. İleride koçları anlamaları için oluşturulmuş, sadece basketbol terimlerini kapsayan bir dersten bahsetmiyorum, İngilizceyi her şeyiyle öğrenmeliler. Makale okumak bilgi anlamında genç sporcuları çok başka bir noktaya taşıyabilir ya da sevdikleri oyuncuyu sadece duvar kağıdı yapmaktansa başarı hikâyelerini araştırmak motivasyonlarını hiç olmadığı kadar etkileyebilir.
 
İlerisi için düşündüğümüz diğer bir proje ise Başakşehir Kayabaşı mevkindeki Millet Bahçesi'yle ilgili. Şu an orada büyük bir spor kompleksi inşa ediliyor; başta 3500 seyirci kapasiteli spor salonu, antrenman sahaları ve oyuncuların kalabileceği bir otel olmak üzere birçok sporu içine alan bir tesis yatırımına şirketimiz başlamış bulunmakta. Orayı kulübün merkezi hâline getirip oyuncularımızın eğitim alırken aynı zamanda bir sporcu gibi yaşayabildiği farklı bir alan yaratmak istiyoruz. Hedefimiz eğitimi de içine alan Spor Lisesine benzeyen bir yapı oluşturmak.
 
 
İlk aşamada doğru kurumsal yapıyı oluşturmak gerektiğinin altını çizdiniz, şimdi yavaş yavaş saha içine değinelim istiyorum. Maç kazanmak, hatta daha fazla fark atıp kazanmak bazı altyapılarda hâlâ önemli bir mesele ve buralarda eğitici basketbol oynanmıyor. B liginde bulunan milli takımlarımızda da bunun yansımalarını gördük, örneğin temel ilkelerden biri olan geçiş hücumu üretemiyoruz.
 
Öncelikle antrenörlerin yeterli bilgi ve beceride olması gerekiyor, biz de ince eleyip sık dokuyoruz. Fakat şu da var ki bazı şeyleri o yaştaki bir sporcuya belli oranda verebiliyorsunuz, matematik gibi. Gerisi çocuğun ne kadar motive olduğuyla alakalı. Tıpkı ders tekrar ederken nasılsa antrenmanda öğrendiklerini de öyle pekiştirmesi gerekiyor. YouTube'dan kendi pozisyonlarının en iyi oyuncularını izlemek artık çok basit, bunu tüm oyuncularımıza öneriyorum.
 
Kadınlarda Çekya, İspanya gibi takımları izlediğinizde bizden farklı bir şey yaptıklarını hissedebiliyorsunuz, hücumda kolay kolay tıkanmıyorlar. Pas fundamentalı düzgün olmayan çocuk tam saha baskıdan nasıl çıkacak, karşı sahaya çabuk geçen uzununa nasıl pas verecek? Temeli oturtamıyoruz ki daha...
 
Oradakilere de nasıl düzgün pas atılması gerektiği gösteriliyor, bunu bütün antrenörler gösteriyor. Devamı oyuncuya kalmış bir şey. Obradovic bir röportajında Bodiroga'yı anlatırken "Avrupa şampiyonu olduktan sonra da herhangi bir boş günde de antrenmandan ödün vermezdi." diyor. Mesela setler antrenörler tarafından çok sık tekrar edildiği hâlde seti unutan guard var! Senin de söylediğin basketbol ekollerinde daha fazla pratikle bu sorunun üzerine gidiyorlar.
 
Peki bu konu sadece oyuncu özelinde mi değerlendirilmeli, yani bir noktada "Saatlerce fundamental mı çalışılacak, yoksa o hafta alan savunmasına mı odaklanılacak?" sorusuna yanıt aramak da gerekmiyor mu? Bir takımda bunun cevabını genellikle antrenörler veriyor.
 
U16 takımı olarak günde iki saatin var; bu sürede ısınma, bire bir, setler, şut vb. birçok şeye vakit ayırman lazım. 12 oyuncunun hepsi birbirinden farklı, dolayısıyla eksikleri de farklı. Bu noktada antrenörün antrenmanda gözlemledikleri ışığında oyuncuyu doğru yönlendirmesi büyük önem arz ediyor. Bunu yaparken oyuncunun ne yönde gelişmesi gerektiğini doğru izah etmek, devamında da takibi bırakmamak elzem.
 
Anlattıklarınız yeterli olgunluktaki, profesyonel oyuncular için fazlasıyla geçerli. Peki 18 yaşının altındakiler bunu nasıl gerçekleştirebilecek? Eğitim sistemi yıllardır okulda öğretmene, salonda antrenöre bağımlı.
 
Peki neden bu şekilde yürüyor? Bunu sorgulamak gerek artık. Sırbistan'daki veli çocuğunun ileride basketbolcu olacağına inanıyor, dolayısıyla çocuk da basketbola dair öğrendiklerini içselleştiriyor. Evinde çorapla doğru stilde şut atmaya çalışıyor, sonra sabah salona gidip aynı atışı tekrar deniyor. Biz çocukların sporcu olabilmelerine ihtimal dahi vermiyoruz ki! Mesela geçenlerde hem çocuklar hem de A takımdaki oyuncularımızdan kendi pozisyonunun Avrupa'daki en iyilerini izleyip kendileriyle karşılaştırmalarını istedim, ödev gibi bir şey. Ve bunu yerine getirmeyen profesyonel oyuncular oldu, o zaman ben de iyi birer basketbolcu olacaklarına inanmadıkları sonucuna varıyorum. Bunları vermemiz lazım oyunculara.
 
Tabii ki antrenörlerin de takibi sıkı tutması lazım, "Verebildiğim kadar veriyorum zaten." şeklinde bir düşünce yapısı uygun değil. Ama yine de basketbolu belli noktaya getireceksek oyuncularla ilgili bu nüanslara dokunmamız gerekecek. Gün geçtikçe spor psikolojisi ve "mindfulness" dediğimiz oyuna odaklanmaya yönelik çalışmalar öne çıkıyor. Oyuncunun basketbolu kafasında nereye koyduğunun cevabını verip ona göre hareket etmesi en temel nokta.
 
Spor psikologu bizde önemi çok yeni anlaşılan bir meslek, daha önceleri kondisyoner konusunda olduğu gibi... Spor psikologunun etkisini takımda görebildiniz mi?
 
Aslında çok yeni başladık ama ilk sezon devam ederken buna ihtiyacımız olduğunu anlamıştık. Özellikle de az önce konuştuğumuz, zihinsel eşiği atlamalarıyla ilgili konularda. Yani çocuklar basketbol oynuyor ama özünde ne yaptıklarını bilmiyorlar. Antrenör oyuncusuna setini oynamadığı için kızıyor fakat sebebi belli değil. Sorunlara yüzeysel bakmaktansa adım adım geriye dönüp altında yatan sebeplerin ne olduğunu irdelemek, ortaya hem daha sağlıklı hem de gelişimini daha rahat sağlayan oyuncular çıkarabilir.
 
Eczacıbaşı ve Vakıfbank da Türkiye'nin en başarılı kulüplerinden ikisi, bu işi yıllardır sürdürüyorlar ve yapı olarak Emlak Konut'a çok benzeyen kulüpler. Onları da incelediğinizi biliyorum, neleri örnek aldınız?
 
Sorunun içinde cevabı var: yıllardır. Bu kulüpler antrenman sahası bulmak ya da tesisteki havalandırmanın onarımı için uğraşmıyor, düzenleri fazlasıyla oturmuş durumda. Ayrıca bir kadın sporcunun nasıl mutlu edileceğini de, tecrübeyle sabit, biliyorlar. Eczacıbaşı ve Vakıfbank yıllar geçtikçe bu ince noktaları çok iyi yakalamış. Hepsinden önemlisi dünyanın en iyi oyuncularına güven verebilen kulüplerden bahsediyoruz, bunu verdikleri sözleri her zaman tutarak sağlamışlar. Kurumsallık dediğimiz şey tam da bu, yani şirketteki organize yapı spor kulübüne olduğu gibi yansımış.
 
Şu anki jenerasyon sosyal medyaya ciddi önem atfediyor, bu bağlamda kulübün Instagram hesabı ve web sitesi de dikkatimi çekti. Çok sayıda genç sporcusu olan bir kulüp olarak odak noktalarınızdan biri de bu oldu sanırım.
 
Çocukların takıma aidiyet duymaları bizim için çok önemli. U14'teki oyuncumuza A takımdakiler için gösterdiğimiz çabadan daha azını harcamıyoruz. Kulübün sitesinde kendini görsün, maçlarda şut ya da turnike atarken fotoğrafları olsun istedik. Bizim zamanımızda yerel gazetenin küçük bir yerinde haberimiz çıkacak diye her gün gazete takip edilirdi. Genelde bizi tatmin edecek bir haber de olmazdı (Gülüyor). Kısacası genç oyuncular basketbolla uğraştıklarının farkında olsunlar istiyoruz, ilerisi için o hissiyatı yaşamaları ve bu özgüveni sağlamaları çok değerli.
 
Birey olabilmenin altını sıklıkla çizdiniz. Benim bugünkü konuşmadan edindiğim ana fikir, "Gelişim sağlanacaksa bu ancak sporcuların hayatını, kafa yapılarını değiştirerek olabilir." düşüncesi oldu. Ben de oyunculara bir mesaj vererek bitirmek isteyeceğinizi tahmin ediyorum.
 

Seni şaşırtmayacağım, kendilerine yatırım yapmalarını rica ediyorum. İyi beslenmek, bir basketbol filmi izlemek ya da üst takım antrenmanına gitmek... Bunların tamamı birer yatırımdır. Bunu özel hayatlarından koparak yaşamak zorunda değiller. Basketbol hayattan beslendiği kadar, hayatı da besliyor. Keyfini çıkarın... 

Yorumlar Okunma: 5909