Mustafa Baki Görür: Üçlükler oyunumun ana parçası - BasketFaul.com

Mustafa Baki Görür: Üçlükler oyunumun ana parçası

31-01-19 17:33
TBL'yi izlemekten bu kadar zevk alıyorsak bence bunun en büyük sebeplerinden biri kendini takımına adayan oyuncular diyebilirim. Bu anlamda akla gelen ilk isimlerden biri de Mustafa Baki Görür. Onu parkede izlemek inanılmaz bir keyif veriyor. Özellikle ritme yakaladığında inanılmaz işlere imza atabiliyor. Bu sezona talihsiz bir sakatlıkla başlasa da kısa sürede toparlanıp takıma adapte oldu. Şimdi geçmiş sezonlardaki çıkışını bu sezon da Petkim formasıyla yapacağının sinyallerini veriyor. Biz de kendisiyle bir araya gelerek hem kendisi hem de takımıyla ilgili kapsamlıbi röportaj gerçekleştirdik.
 
Artık klasikleşmiş olarak basketbola nerede nasıl başladığını sorarak röportaja başlamak istiyorum. 

Basketbol oynamaya ilk 13 yaşımda İstanbul ENKA Spor Okulları'nda başladım. Şimdiyle kıyasladığımızda geç bir yaş oluyor. Sonrasında şöyle bir talihsizlik de yaşamıştım. Yanlış hatırlamıyorsam küçük takım son senemdi. Ertesi sene kulübümüz kapandı. Ben de o ara bir boşluğa düştüm. Basketbolu çok seviyordum ama ne yapacağıma dair bir fikrim yoktu. Biraz ailemin yönledirmesiyle biraz da kısmetle oldu herşey. Kuzenim Işık Lisesi'nde okuyordu. Mezuniyetine gittiğimde beni antrenör Hüseyin Cafoğlu görmüştü O şekilde Işıkspor'a başladım ve A takıma kadar yükseldim.

Uzun yıllar Ankara'da oynadığın için aslında Ankara altyapısında çıkışlı olduğun sanılıyor. 

2 sezon Türk Telekom, 2 sezon ae DSİ de oynadığım için evet bana da 'hala Ankaralı mısın?' diye sordukları oluyor. Ama ben de Ankara'yı çok benimsemiştim. O yüzden bunda biraz onun da etkisi olduğunu düşünüyorum.

TBL kariyerindeki en önemli anlarından ikisi Bursaspor - Yalova maçında attığın son saniye üçlüğü ve Denizli'deyken bir maçta 10/16 üçlük isabet kaydetmen diyebiliriz. Şimdi geri dönüp baktığında bu maçlarla ilgili sen ne hissediyorsun?

Çok güzel hatıralar. İkisi de taraftar desteğinin yoğun olarak hissedildiği takımlardı. O zamanlarda da benim için duyguların ekstra yoğun yaşandığı anlar oluyordu. Bazen sosyal medyada gezinirken karşıma çıkıyor, bir kere daha dönüp bakıyorum. İkisininde sonunda kazandığımız için hatıralar ekstra güzel olarak kaldı. 

Sahada gerçekten ritme girdiğin zaman kimse seni durduramıyor. Sen performansınla ilgili neler söylemek istersin?

Bu seneden bahsedecek olursam, sezon başında Federasyon Kupası zamanında bir sakatlık yaşamıştım ve kupada oynamadım. Geri dönüşte takıma adaptasyon konusunda olsun kendi form düzeyimi yakalama açısından olsun belli sıkıntılar yaşadım. Şimdi artık coachla da birbirimizi anlama noktasına geldik, ben onu anlıyorum, o beni anlıyor. Takımımızın da bunlara bağlı olarak yükselen bir performansı var. Belli bir ritmi tutturduğumda takıma faydalı olduğumu düşünüyorum.

Daha önce oynadığın Bursa olsun Denizli olsun taraftar desteğinin ekstra fazla hissedildiği takımlar diyebiliriz. Bir oyuncu için taraftar desteği onun sahada gösterdiği oyunu ciddi bir şekilde etkiliyor diyebiliriz?

Tabii ki taraftarın önemli etkisi oluyor. Bazen maçın içinde geriye düştüğünüzde motivasyonunuz düşebiliyor. Taraftar benim için bu anlamda Bursa ve Denizli'de itici bir güç olmuştu. Petkim'de bunun biraz eksikliğini yaşıyoruz diyebilirim ama galibiyetlerin gelmesiyle taraftarlarımızda artış oluşmaya başladı. Umarım böyle galibiyetler aldıkça onları da yanımıza çekmeye devam ederiz. Çünkü ben ilk Işıkspor'dan çıkıp Aliağa Petkim'e transfer olduğumda takım o zamanlar BSL'deydi. Bu yüzden burada nasıl bir taraftar potansiyeli var çok iyi bilenlerdenim. Onu yanımıza çekmek biraz da bizim elimizde. 

İstatistiklere baktığımızda iki sayı yüzdene kıyasla üç sayı yüzdende artış görüyoruz. Üç sayı senin oyunun için önemli bir parça diyebilir miyiz?

Üç sayı benim oyunumun ana parçası. Yıllardır o şekilde kendimi kanıtladım ama bu sene biraz daha farklı, iki sayı denemelerim de geçmiş senelere göre daha fazla kullanıyorum. Okan abinin isteğiyle biraz da oyunumu oraya evrilmeye çalışıyor. Üç sayı benim için tabii öncelik. Yüzdem sezon başında biraz kötüydü ama şimdilerde yeni yeni toparlamaya başladım diyebilirim. Ama bu sene bunun yanında dediğim gibi biraz daha fazla iki sayı denemesinde bulunuyorum diye düşünmekteyim.

Ritme girdiğinde üç sayı çizgisinden çok yüzdeli oynuyorsun. Bunun için ekstra bir çalışma yapıyor musun?

Ekstra olarak yaptığım çalışmalar oluyor. İdmanlarımızdan sonra şut idmanı yapıyorum. Biraz da hissiyatla da alakalı şut. Kendininize inanıp denemeye devam ederseniz sonunda bir yerde başta verdiğiniz Yalova - Bursa maçı ya da Denizli'deki ekstra performansımda olduğu gibi sizi buluyor. 

Kritik anlarda el titretmeden atabilmek, o sorumluluğu alabilmek de kolay olmasa gerek.

O basketbola başladığımdan beri benim karakterimle alakalı olan birşey. Sorumluluktan hiç bir zaman çekinmem. O maçlardan önce hatta Şemsettin abi ile konuşuyorduk, Afyon ve Karesi maçında son saniye üçlükleri kaçırmıştım. Üstelik Yalova maçından çok daha müsait pozisyonlardı. Çekinmeden kullanmaya devam ettiğim için bir sonraki maç olan Yalova'da yine kullanmış ama bu sefer isabeti bulmuştum. 

Biraz da takıma dönecek olursak Federasyon Kupası'na ve sezona beklentilerin altında başladınız diyebilirim. Ancak şu an toparlanarak çıkışa geçtiniz. Sence o sezon başındaki sıkıntıların en büyük sebepleri neydi?

Birinci sebebi yeni takım olmamız ve yeni bir coachun takımın başında olması. Çoğumuz için yeni bir şehir. Dolayısıyla bir adaptasyon süreci oldu. O dönem kötü de başladık lige. Federasyon Kupası lige nazaran daha iyi geçti diyebilirim ama  lige gerçekten iyi başlamadık. 5 maçta 1 galibiyet elde etmiştik. Ama son maçlara baktığımızda yükselen bir grafiğimiz oldu diyebilirim. Kendi evimizde de çok özgüvenli oynuyoruz. Şu an sıralamaya baktığımızda pek istediğimiz yerde değiliz diyebilirim. Ama performansımızın daha da artarak play-off'larda çok tehlikeli bir takım olacağımıza inanıyorum. 

TBL'de bu sezon çok büyük iddiaları olan takımlar yok. Güçler daha eşit durumda ve kimin kimi yeneceği belli olmuyor. Bu sezonu sen nasıl yorumluyorsun?

Evet maçlar geçen senelere göre daha başa baş geçiyor. Ligin kalitesi de geçmiş senelere biraz düştü. Yine de bir lig olduğunu söyleyebilirim. Eskiden TBL için kimin kimi yeneceği belli değil diye söylenirdi. Ama son iki sezon kimin kimi yeneceği biraz belli oluyordu. Bu seneye bakarsak ise yine eski sezonlar gibi çekişmeli bir oluyor diyebilirim. 

Galibiyetlerinize baktığımızda hepsinin iç saha galibiyeti olduğu görülüyor. Sadece sezon ilk iç saha maçı olan Manisa karşısında mağlubiyetiniz var. Onun dışında tüm deplasmanlardan mağlup ayrıldınız. Acaba sana göre içerde olup dışarda henüz olmayan nedir?

Aslında baktığınız oynadığımız deplasmanların bir çoğu zorlu deplasmanlardı. Oralardan galibiyet alabilmek gerçekten zordu. Sezon başına gelmesi bizim için bir handikap oldu diyebilirim. Ben ligin kalan bölümünde deplasmanlarda da galibiyetler alacağımıza inanıyorum. 

Mağlup olduğunuz maçların bazılarında üstünlüğü ilk dakikalardan elinize alarak farkı da açsanız bile son çeyrek adeta teslim oluyorsunuz diyebilirim.

Takımımızda baya genç oyuncularımız var. Onlar bize çok yardımcı oluyor. Belli dönemlerde takım olarak sahada rotasyona giriyoruz. O dönemlerde birazcık momentumu kaybediyoruz. Ama geri düşüp tekrar öne geçtiğimiz maçlar oldu. Tekrar yakalanıp farkı tekrar açtığımız maçlar oldu. Bence zaman geçtikçe bunun da üstesinden geleceğiz. 

Sizin için ilk yarı nasıl geçti?

Ben ilk yarıyı bizim açımızdan ikiye ayırmak istiyorum. İlk kısmı gerçekten çok kötü geçti, çok karamsar bir tablo vardı. Play-off'un uzağında gibi gözüküyorduk. Şimdi önümüzü görebiliyoruz. Ben sezon sonunda istediğimiz yerde olacağımıza inanıyorum. 

Artan bir taraftar kitleniz var. Taraftarınızla ilgili neler söylemek istersiniz?

Bursa'da oynadığımda da ilk zamanlar böyleydi, çok az bir seyirciye oynuyorduk ama onun da bizimle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Biz iyi oldukça sayıları artmaya başlamıştı ve sezon sonunda oturacak yer kalmamıştı salonda. Bu sebeple biz ne kadar iyi oynarsak onlar da salona gelmeye başlayacaklar diye düşünüyorum. 

Bir lakabın var mı?

Hayır olmadı ama geçen sezonki maçtan sonra Superman diye taraftarlar bağırmıştı (gülerek). Onun dışında bir lakabım yok ama şöyle bir anım var. Bana 16-17 yaşıma kadar arkadaşlarım ailem herkes bana Mustafa derdi. Şimdiki takım arkadaşım Ogün Sevinç'le Milli takım kampında aynı odada kalıyorduk. O, istatistiklere bakıp bir gün Baki kim demişti. Ondan sonra  Baki diye kaldı. Artık Mustafa'yı kimse kullanmıyor. Baki ismim biraz lakap gibi oldu diyebilirim.
 

Yorumlar Okunma: 3138