Açabilecek çiçekler (Cem Akdağ) - BasketFaul.com

Açabilecek çiçekler (Cem Akdağ)

29-04-19 13:05
Çocuk eğitimi ile ilgili çok hoşuma giden bir söz var, 
“Çiçek henüz açmadan tohumunu çürütmemek gerek.”  

Ben U14 turnuvasında en az yirmi tane açacak çiçek gördüm.

Umarım hepsi açar ve basketbolumuz güzel günler yaşar. 

Eğer bir genelleme yapacak olursak, erkek çocuklar için oyunun bitip sporun başladığı yaşın on dört olduğunu söylemek mümkün. 

Bence önemsiz gibi gözüken bu bir yaş farkı çok ciddi bir dönüm noktası . 
On dört yaşındaki oyuncuların, on üç yaşına kadar edindikleri tecrübeler artık bir avantaj olmaktan çıkıyor ve dezavantaja dönüşüyor. 

Maalesef genç koçlarımızın çoğu henüz bu gerçeğin farkında değil.

Takımların çoğunda büyük ihtimalle yedi yaşından bu yaş grubuna kadar topla çok iyi oynadığı için yıldız olacağı düşünülen oyuncular var.

Ve bu oyuncuların koçlarına verdiği güven, maalesef takım arkadaşlarının gelişmesine mani oluyor.

İdari açıdan baktığımızda ise, bu yaş gurubunu diğerlerinden ayıran en önemli fark oyuncuların neredeyse hiç teknik faul almamaları. Ancak buna karşılık koçların bol bol teknik faul aldığını görüyoruz. 

Bazı pozisyonlarda koçlar ve veliler hakemlere itiraz ederken, çocukların büyük kısmının, onlara “lütfen bırakın basketbol oynayalım” dermiş gibi baktıklarına şahit oldum.

Sahada birbirinden sevimli, birbirinden yetenekli pırıl pırıl oyuncular vardı.
 
İstisnasız çocukların hepsi yere düşen rakiplerinin yardımına koşuyor, birinin canı acıdığında onların da canları acıyordu.

Ve ben bu çocukların gelişmeleri için, teknik anlamda neler yapmak lazım veya hangi tarz takım oyunu gelişimlerine daha fazla katkıda bulunur diye düşünmek isterken, çevremde neticeye odaklı o anlamsız mücadele devam ediyordu.

Aslında farkındayım biraz karamsar bir yazı oldu ancak üç gün süresine kafamı kurcalayan bu düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim.

Her neyse konuyu daha fazla uzatmadan gördüğüm bazı teknik sorunları belirterek yazımı bitirmek istiyorum.

Bazı takımlar hariç; “Ne yapayım, eğer şampiyonaya gidemezsem beni kovarlar” veya “şampiyonaya gidelim de çocuklar tecrübe kazansın” düşüncesiyle günü kurtarma yaklaşımı, çocukların hem temel tekniklerinin gelişmesine, hem de takım oyununu oynamalarına mani oluyor. 

Örneğin; (üşenmedim saydım) bir oyuncunun karşı sahaya gidip, topu potaya atana kadar yirminin üzerine dripling yaptığını gördüm. 

Bu durum ,çok açık bir şekilde oyuncuların topu paylaşmamasına, takım oyunundan uzaklaşmalarına, pas tekniklerinin ve topsuz ayak oyunlarının gelişmemesine neden oluyor. 
Daha da önemlisi, çocukların basketbol oyununu öğrenememelerine sebep oluyor.

Zaten, zone pres karşısında mecburen kullanılan pas kayıplarına bakınca oyuncuların bu konuda ne kadar geri kaldıklarını anlıyorsunuz. 

Diğer dikkatimi çeken bir sorun da, orta mesafede boş pozisyon bulan oyuncuların şut atmak yerine anlamsızca içeri drive etmeleri. 

Açıkçası “neden şut atmıyorsun?” diye kenara alınan oyuncu göremedim, bu da bana göre çocukların doğru oyunu öğrenmelerine mani olan bir yaklaşım.  

Bir iki müstesna haricinde, kendine güvenmeden ve yanlış mekanikle atılan şutlarda bana bu konunun yeterince önemsenmediğini gösterdi ki, sanırım hücumda en önemli tekniğin şut olduğunu hatırlatmama gerek bile yok. 

Yorumlar Okunma: 2486

ardahan escort bingol escort sivas escort agri escort kirklareli escort malatya escort corum escort sanal ofis bodrum rent a car düğün fotoğrafçısı ankara sanal ofis Türkçe Porno İzle Ataşehir escort Kadıköy escort Ankara escort Beylikdüzü escort Ankara escort izmir escort izmir escort ankara escort ankara escort Pendik escort bahçeşehir escort Sincan escort Beylikdüzü escort Ataşehir escort travesti eskişehir escort escort bursa escort bursa izmit escort escort bursa canlı bahis siteleri casino siteleri bonus veren siteler milanobet bonus veren siteler ankara escort esat escort kolej escort izmir escort travesti porno raf sistemleri ankara sanal ofis antalya escort betboo