ÇUKUR-OVA (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

ÇUKUR-OVA (Hayri Pekergin)

09-05-19 17:04

 Bazen kelimelere, sözcüklere o kadar alışıyoruz ki bunların köklerinden gelen gerçek anlamlarını unutup anlara sonradan yüklenen anlamlardan başka şey düşünemiyoruz. 


O kelimeler ve onlara yüklediğimiz anlamlar giderek tekdüze bir ezber haline geliyor. 

Kelime köklerini inceleyen bilime “Etimoloji” (kökten bilim) deniyor. 

Biraz içine girdiğinizde hayretler içinde kalıyorsunuz.  

Hele bizim Türkçemiz gibi Latin kökenli batı dilleri, Arapça ve Farsça ile çok sayıda kelime paylaşan bir lisanı konuşuyorsanız. 

Örnek mi?   Günlük hayatımızdan basit bir tane seçelim. 

Hepimizin hayatındaki ısınma aracı kalorifer.

Kökeni ne? Gerçek anlamı ne? 

Latince calor (ısı) ve ferre (yüklenmek/ üstlenmek) kelimelerinden Fransızcaya oradan da Türkçeye geçiyor.  

Sizin evdeki kalorifer oluyor. 

Her “kalorifer” dediğimizde aklımıza bir enerji ölçü birimi olan kalori gelse de sondaki “fer’in” üstlenmek/yüklenmek gibi bir anlamdan geldiğini belki de hiç aklımıza getirmiyoruz. 
 
 
*****

Şimdi konumuz Çukurova Basket Fenerbahçe arasındaki final serisi.

Konu basketbola geldiği zaman da yukarıdaki genel geçer kural değişmiyor. 

Kulüpler ile ilgili, takımlar ile ilgili ezberlerimiz, peşin hükümlerimiz var. 

Bu seriyi yukarıdaki örnekte olduğu gibi derinlemesine anlamak için takımlar ya da kulüplere ilişkin sezon başından ya da yakın geçmişten gelen ezberlerimizi bir kenara koyup değerlendirme yapmamız doğru olur. 

Oyuncular için de aynı bakış açısıyla düşünmek mümkün. 

Özellikle yerli rotasyonlardaki isimleri KBSL final serisinde değerlendirirken, geçmiş performanslarının çizdiği çerçevede değil, potansiyellerine doğru giden daha geniş bir perspektifle bakmak gerekir. 

Unutulmamalı her final kendi kahramanlarını yaratır.   

Takımlara dönersek;

Sezonu lider bitiren, saha avantajını ilk maçta koruyan Çukurova Basket’i yalnızca yeni kurulmuş yeni yapılanan bir kulüp olarak görmek gerçeği bir miktar “kaçırmak” anlamına geliyor.

Nasıl Çukurova yalnızca coğrafi bir bölge değilse Çukurova Basket de coachu ile, altyapısı ile destekleyen sponsorları ile ilk kez bir araya gelse de aslında o bölgede yeni bir ekip değil. 

Bilirsiniz. Çukurova Türkiye’nin en verimli topraklarıdır.  Oraya atılan tohumdan yılda 2 bazen 3 kez ürün alınabiliyor. 

Aynı bereket basketbol, özellikle kadın basketbolu için de geçerli.  

Bugünün Çukurova Basket’inin temelleri son 10-15 yılda Ceyhan Belediyesi, BOTAŞ, Mersin BŞB ve Tarsus Belediyesi “kümelenmesi” ile atıldı. 

Çok değil, 4-5 sezon geriye baktığımızda Mersin şehrinde 5-6 TKBL takımı olduğunu, yalnızca bölgeye değil kapıların tüm Türkiye’deki oyunculara açıldığını görüyoruz. 

Mersin ve Adana Türkiye’ye oyuncu yetiştiren merkezler olma özelliğini sürdürüyor. 

İşte bu kümelenmenin ve birikimin etkisi bu sezonda kendini yeni bir “çekim merkezi” ile göstermiş durumda.  

Final serisinin ilk maçında şehir merkezine yakın olmayan salonda toplanan 4.000 kişiyi bedava bilet ve kolaylaştırılan ulaşım olanaklarıyla birlikte bu gerçekte aramak doğru olur. 

Kadın basketbolundaki diğer bir “kümelenme alanı” olan İstanbul’u bir anlamda temsil eden Fenerbahçe’nin karşısına bir “Çukurova” takımının çıkmasını böyle “görmek” gerekir. 

Fenerbahçe ise Galatasaray ile birlikte Türkiye kadın basketbolunun 13’er kez şampiyon olan  iki amiral gemisinden biri. 

Son 10 yılda 7 şampiyonluk gibi büyük bir başarı sicili ile geliyor.  

Benim için daha önemlisi Fenerbahçe kadın milli takımlarında, KBSL, TKBL ve KBBL kulüplerinde yer alan yüzlerce oyuncuyu yetiştiren bir fabrika.  

Evet, Fenerbahçe belki son 7-8 senede yetiştirdiği A Milli seviyesindeki isimlerin hiç birini elde tut(a)madı ama bu da bugünün konusu değil.  
 
 
*****

Gelelim final serisine. 

NBA, EL, BSL ya da KBSL fark etmez. Hangi lig söz konusu olursa olsun play-off final serileri aslında serinin ilk maçı ile start almaz. 

Play-off final serisini ateşi aslında çeyrek final ile yakılmış ama ateş yarı finalde canlanmaya başlamıştır. 

Bu anlamda aslında Çukurova Basket – Fenerbahçe serisi takımların BOTAŞ ve Galatasaray ile yaptıkları maçlarla başladı demek doğru olur. 

Fenerbahçe kadın basketbol takımı, Galatasaray yarı final serisi 5. maçında bitime 3-4 dakika kala 10 sayı gerideydi. 

Maçı izlemeyenlerin takımın başlıca skor silahı Jefferson ve guard rotasyonuna nefes aldıran Eda Şahin’i 4. maçta kaybeden Galatasaray’ın kendi temposunu rakibine 36 dakika boyunca nasıl kabul ettirdiğini anlaması gerçekten kolay değildi. 

Sonlarda savunma reaksiyonu, Birsel Vardarlı Demirmen’in sahaya ağırlığını koyarak son 4 dakikaya 4 asist sığdırması, Tuğçe Canıtez’in gayreti ile fark iki dakikada eridi.

Birsel Vardarlı Demirmen’in akıl dolu  pasında Stokes ile öne geçen Fenerbahçe Zandalasini ile kritik son şutu bulup 54-51 ile finale çıktı. 

Fenerbahçe bu maçtan sonra büyük sevinç yaşarken kadro olarak çok daha üstün olarak girdiği Galatasaray serisine ezeli rakibini ortak etmesi aslında büyük bir soru işaretiydi.  

Çukurova Basket ise sezon sonunda yaşadığı savunma sertliği ve hücumda devamlılık sorunlarının hücum ile ilgili bölümlerini play-off çeyrek ve yarı final maçları ile birlikte bir miktar geliştirdi. 
 
 
*****

Serinin ilk maçına iyi başlayan Fenerbahçe olsa da Çukurova Basket Pelin Bilgiç’in sahaya getirdiği enerji, Bone’a konfor alanında gelen pasların sayı ve kalitesinin artması ile ilerleyen dakikalarda önce oyuna sonra skora denge geldi. 

Chelsea Gray Türkiye’de örneği az görülen bir momentum yakalayıp, Şaziye İvegin tecrübesi ile kritik şutları eli titremeden atınca Çukurova Basket kontrolü ele geçirdi. 

Plum’un skoru sürüklediği Fenerbahçe’de yorulan Vaughn’un etkinliği maç sonuna doğru giderek azalırken, yarı final serisinde sahada Plum ile tartışan Verameyenka’nın durgunluğu maçın sonucuna etki eden faktörlerden biriydi. 

Serinin ilk maçında kazanan Çukurova Basket takımının kendi iyi oyununu ortaya koyduğunu söylemek mümkün değil. 

Yerli rotasyonda Sevgi Uzun, Meltem Avcı ve Gökşen Fitik gibi isimlerin ilk maçta atmosferden etkilendiği yalnız oyunlarından değil yüzlerinden de okunuyordu. 

Bu isimlerin serinin ikinci maçında daha etkili olacakları beklemek doğru olur. 

Bu nedenle Gray’in “durdurulamayan” performansı doğru yerde denk geldi. 

Fenerbahçe açısından Gray’in takımın skor yükünü çeken Plum tarafından savunulması ciddi bir risk faktörüydü. 

Bana göre bu tercih sarı lacivertlilere seride rakip sahada elde edilecek bir galibiyeti engellemiş olabilir. 

Çukurova Basket ise sezonun son bölümünde can yakan m/m savunma hatalarını eşleşmeli alan savunmaları ile aşmayı planlamıştı. 

Zaman zaman iyi sonuç getiren bu tercih, Şaziye İvegin ve Pelin Bilgiç’in aralıklarla parlayan katkıları, Bone ve N’Dour’un sayı matematiğine katkısı, Gray’in liderliği Çukurova Basket’i seride 1-0 öne geçirdi. 
 
 
*****

Serinin ikinci perdesinde Gray’i muhtemelen daha az skorer daha fazla pasör göreceğiz. 

Başka türlü bu ismin serinin sonuna kadar ayakta kalmasını beklemek aşırı iyimserlik olur. 

Bu nedenle Çukurova takımında yerli rotasyon ve uzun bir süredir ritim bulamayan şutör Mestdagh’ın da katkısı önem taşıyacak. 

Fenerbahçe sezon başından bu yana farklı maçlara farklı yabancı rotasyonlarla çıkıyor. Yine de bu geçişlerde yaşanan kimya iniş çıkışları sarı lacivertliler için sorun olmaya devam ediyor.

Serinin ilk maçında Hartley’in beklentilerin altında kalan performansı bu sorunun bir göstergesi. Buna çözüm bulmak da elbette Garnier’in işi.   

Ayşe Cora ve Özge Yavaş’ın oyunun hücum tarafında da sorumluluk alması, Verameyenka’nın katkısını arttırması serinin sonraki perdelerinde belirleyici olacak.  

Bu isimler karar anlarında boş kaldıklarında top kullanmayınca, Tuğçe Canıtez, Plum ya da Birsel Vardarlı Demirmen daha zor pozisyonlarda rol üstlenmek zorunda kalıyor. 

İşte bütün bu faktörler, topu daha iyi paylaşmak ve karar anlarında sahada oyuncuların ve kenar yönetimlerin tercihleri serinin ikinci maçında kazanan tarafı işaret edecek.  

twitter: @hayripekergin
 

Yorumlar Okunma: 3574