Bir devrin sonu (Şükrü Yaravlı) - BasketFaul.com

Bir devrin sonu (Şükrü Yaravlı)

19-05-19 11:57
Euroleague malum koç egemen bir organizasyon.
Oyuncuların kulaklarında koçun söylediklerini ileten vericiler var sanırsınız.
Robotik!
Fazla hesaplı ve ölçülü.
Sahada bir nevi fundamental zengini kuklalar grubu oynuyor gibi. Yani banktan sahaya uzanan ipleri görmeseniz de hissediyorsunuz.
NBA’deki dört işlemin kabul görmediği, iki bilinmeyenli denklemlerin arenası gibi Euroleague.
Alt liglerde sık gördüğümüz her bir ana setin can alıcı noktalarından sayı üretmeniz neredeyse mümkün değil. O noktalara rakip çalışmış ve yardımlar hazırlanmıştır. Siz ise koç olarak o yardımları cezalandırmak üzere hazırsınızdır. Sürpriz azdır.
Ancak gel gör ki, Final Four gelip çatınca, bu maçlarda savunma zirve yapar, zihinler her bir cebi kapatmak için vücuda ekstra komutlar verir ve düzen çarklarında sezon sonuna da gelindiği için yağsızlıktan sürtünme artar ve dumanlar yükselir.
Bu noktada, sezon içi gerektiğinde sorumluluk alması koç tarafından “uygun” görülen oyuncular durumdan vazife çıkararak bireysel yaratıcılıklarını devreye sokarlar ve yine “düzen içerisinde” kontrol biraz daha oyuncuların eline geçer, seyir keyiflenir ve Final Four alkışlarla tamamlanırdı.
Ve Final Four bize, bu çok özel oyuncuların aslında ceplerinde kullanamadıkları bir joker olduğunu gösterirdi. Yani daha keyifle izleyeceğimiz bir oyun vardı. Ama sahnelenmiyordu…
İşte bu endüstriyel basketbol, üç aşağı beş yukarı farklı renk ve farklı tasarım formalarda yıllardır bu şekilde sürüyordu. Gerçi son yıllarda da 1 5 p&r’nu switch ile savunmak, sürekli oyuncu değişerek savunan takımlar için tepe perdelemesine gider gibi yapıp çembere yapılan katlara alley hoop paslar, back door katların artışı ve perdeleme yerine topla çembere daha fazla gitmeyi az çok konuşur olmuştuk.
Ama bu bir değişimin sinyali gibi durmuyordu.
İşte tam bu noktada Koç Ataman sezon başından bu yana oynattığı basketbol ile adeta şöyle diyordu “Oyuncuları kontrol etmek yerine oyunu kontrol edeceğim.”
Bu birçok Euroleague koçunun karakterlerinden bağımsız “koçluk egoları”na karşı bir argümandı.
Koçlar için savunulması daha zor, seyirci içinse heyecan ve keyif içeren bir değişimdi.
Kısaca, bugüne kadarki Euroleague basketbolundan farklı bir oyun taahhüt ediyordu Koç Ataman.
Ve Koç Ataman birçok koçun çift bilinmeyenli denklem haline getirdikleri oyunu elinin tersiyle iterek dört işlemle Final Four finaline geliyordu.
Ve en zoru, bu oyunu kısacık bir sürede oturtmayı başarmış olmasıydı.
İşin aslı kadroyu oluşturduğunuz yıl bu oyun felsefesinin temellerini atıp, ikinci yıl oturtmayı başarabilir ve Final Four görürdünüz.
Ama bu taze kadroyla hem hedefi sezon başı cesurca söyleyip, hem de oyunu oyuncu değişiklikleriyle kontrol altında tutup oyuncuların bireysel yaratıcılıklarını ön plana çıkartarak oyun planından taviz vermemek, ağızlara pelesenk olan Euroleague Basketbolu denen koçların oyununu buruşturup kenara atmıştı.
İlgi çekmesi için abartılmış başlıktaki kadar “bir çağın sonu” elbette ki değil belki ama bu tarz basketbol oynamaya cesaret edemeyen takımlar için adeta bir meşale Koç Ataman ve onun basketbolu.
Bundan önce seyir zevkini üst seviyeye çekmeye çalışan ve final grubunda veda eden birçok takım alkışladık. Bu takım ise hem seyrederken müthiş keyif veriyor hem de şampiyonluk unvan maçına çıkıyor.
Bunu sakın yetenekli oyuncuları topla ve bırak oynasınlar şekline indirgemeyin! Çünkü bundan çok daha kontrollü durumlarda bile denendiklerinde ortaya sadece bir kaos çıkmış koçlar yollanmış ve seyircisiyle, yöneticisiyle bütün ekip sezon bitsin diye yalvaran takımlar olmuştu.
Bu sadece bir takım iklimi yaratma meselesi değil. Dört tane topla oynayabilen yaratıcıyı birbirlerinin kuyruklarını birbirlerine değdirmeden bu noktaya getirebilmek; bu, takımı mini bir toplum gibi düşündüğümüzde sosyolojik fikirlerle harmanlanmış bir kadro mühendisliğidir.
Hem BSL hem de Euroleague sezonunu takip edenler Micic, Beaubois, Simon ve Larkin dörtlüsünün ipek böceği evresinden kelebeğe dönüşmesi sürecini göreceklerdir. Kaptan bu sürecin koşulsuz destekçisi olurken, Anderson her saniyeyi iyi değerlendirmiş ve bu yaratıcı dörtlünün asistlerini karşılıksız bırakmayarak mini krizlerin önüne geçmiştir.
Dunston, Moerman’ın her iki yönüyle gösterdiği çabayla boyalı alan savaşında yalnız olmadığını anladığı andan itibaren performansı katlanırken, Koç Ataman Motum ve Pleiss’i motive tutmayı ve onlardan verim almayı başarmıştır.
Aslında Koç Ataman oyuncuları bir üst bilince taşımış ve bu dörtlüden üçünün aynı anda sahada olmasını kolaylaştırmıştır. Yani birbirleriyle savaşmak yerine onlara rakibi işaret etmeyi başarmıştır.
Larkin’in sadece takıma adaptasyonu değil, lider olma süreci ise başka bir başarı hikayesidir. Yani kulübün son yaşadığı Final Four’dan bugüne kadar aynı Edison gibi 2000 defa ampulü yapamamanın yolunu bulurken bu kez süreci doğru yönetmişler ve Larkin’le aydınlanmışlardır.
Bugün sonuç ne olursa olsun bundan sonra seyirci, özgür ama bilinçsiz olmayan, yaratıcı ama zorlamayan oyuncuların, oyuncunun kontrolü ısrarı yerine oyunun kontrolünü seçen koçların ve Avrupa’da oynanan bu denizaşırı basketbolun takipçisi olacaktır. 

Yorumlar Okunma: 6268

ardahan escort bingol escort sivas escort agri escort kirklareli escort malatya escort corum escort sanal ofis bodrum rent a car düğün fotoğrafçısı ankara sanal ofis Türkçe Porno İzle Ataşehir escort Kadıköy escort Ankara escort Beylikdüzü escort Ankara escort izmir escort izmir escort ankara escort ankara escort Pendik escort bahçeşehir escort Sincan escort Beylikdüzü escort Ataşehir escort travesti eskişehir escort escort bursa escort bursa izmit escort escort bursa canlı bahis siteleri casino siteleri bonus veren siteler milanobet bonus veren siteler ankara escort esat escort kolej escort izmir escort travesti porno raf sistemleri ankara sanal ofis antalya escort betboo