Yarga: Çocuklara bağırırsanız özgüvenlerini kaybederler - BasketFaul.com

Yarga: Çocuklara bağırırsanız özgüvenlerini kaybederler

25-05-19 07:48
2019 U14 Kızlar Türkiye Basketbol Şampiyonası, 22-24 Nisan tarihlerinde Kocaeli’nin ev sahipliğinde düzenlenmişti. U14 Kızlar Türkiye Basketbol Şampiyonasında, hem fiziksel hem mücadele hem de basketbol aklı açısından çok potansiyelli oyuncuları izlemekten büyük keyif duyduğumu özellikle belirtmek isterim. Ancak, fundamental açısından oyuncuların daha da iyi çalışmaları gerektiğini de bir not olarak eklemeliyim. Gelecek açısından baktığımızda, kızlarımız eğer iyi çalışmaya devam ederlerse, bu yaş kategorisinden kadın basketbolumuzda altyapı milli takımlar düzeyinde geniş bir oyuncu havuzu oluşacağından eminim. Özellikle de Anadolu takımlarında çok iyi oyuncuların olduğunu görmek ayrıca mutluluk vericiydi. İlerleyen yıllarda altyapı milli takımlarımızda Anadolu takımlarımızdan birçok oyuncuyu göreceğimizi de düşünüyorum. Böylece kadın basketbolumuzun ülke çapına yayılmasından da söz edebiliriz.

Turnuvanın ikinci gününden itibaren, özellikle yakından takip ettiğim Çankaya Üniversitesi takımının şampiyonluğu benim açımdan pek de sürpriz olmadı. Çankaya Üniversitesi antrenörü Sayın Gülseren Işıldak Yarga’nın gerek takımına oynattığı göze hoş gelen basketbol ve gerekse kadro potansiyeli açısından, ekip olarak altyapı basketbolumuz adına çok güzel örnekler sunduğunu söylemeliyim. Sayın Gülseren Işıldak Yarga turnuva boyunca takımına hemen hemen hiç alan savunması yaptırmadı ve daha çok ileriye dönük oyuncu gelişimini sağlayacak tarzda oyun anlayışını benimsedi. Takımına oyun anlayışı olarak; pas-kat, hızlı hücum, bire bir savunma ve oyuncunun yaratıcılığını göstermeye imkân veren oyun tarzını benimsetmiş. Sayın Yarga, bu yaş kategorisinde “Oyuncu Gelişimini Merkeze Alan” bir oyun anlayışıyla da şampiyon olunabileceğini hepimize göstermiş oldu. Kulüpler düzeyinde U14 kategorisinde elde edilen şampiyonluktan sadece iki hafta sonra, hemen hemen aynı oyuncularla Arı Koleji Ortaokulu olarak bu sefer de Okullararası Yıldız Kızlar Türkiye Şampiyonasında bir kez daha şampiyonluk sevinci yaşadılar. Böylece bu güzel organizasyon, bir ay içerisinde ikinci kez Türkiye Şampiyonluğuyla taçlandırılmış oldu. Belki de altyapı kategorilerinde eğer şampiyonluk bir anlam ifade edecekse, Sayın Gülseren Işıldak Yarga gibi değerli antrenörlerimizin oynatmaya çalıştığı göze hoş gelen basketbol anlayışla bir anlam ifade edecektir.

Turnuvanın birçok maçını izledikten sonra, Çankaya Üniversitesi antrenörü Sayın Gülseren Işıldak Yarga ile sosyal medya yoluyla iletişime geçtim ve belli süre sonra da aşağıda keyifle okuyacağınızı umduğum bu uzun soluklu röportaj metni ortaya çıktı.

Bu röportaj metninde, tecrübesi ile adeta basketbolu en ince ayrıntısına kadar özümsemiş ve halen basketbol tutkusuyla yaşamına anlam katmaya devam eden, bir büyük basketbol emekçisinin değerli düşüncelerini okuyacaksınız. Sayın Yarga, mütevazılığı, içten açıklamaları ve doyumsuz sohbetiyle sizi tekrar tekrar basketbolun o muhteşem atmosferine dâhil ediyor. Kadın basketbolumuzun, Sayın Gülseren Işıldak Yarga gibi değerli antrenörlerin hem bilgi birikimine hem tecrübesine hem de o anaçlık ruhuna ihtiyacı var. Şimdi sizleri röportaj metni ile baş başa bırakıyorum.

Basketbol kariyerinizdeki aşamaları kısaca bizimle paylaşır mısınız?
Basketbola çok küçük yaşlarda başladım. Ortaokul ve Lise takımlarında takım kaptanlığı yaptım. 14 yıllık basketbol kariyerimde Bahar Akgün ve Zeynep Gül Ene gibi oyuncularla aynı dönemde basketbol oynadım. Genç yaşlarda yaşadığım talihsiz sakatlık sebebiyle basketbolu bırakmak zorunda kaldım ve basketboldan kopmayarak antrenörlük hayatıma başladım. Son 20 yıldır antrenörlük yapıyorum ve bunun 17 yılı ikinci evim olarak gördüğüm Çankaya Üniversitesi Spor Kulübünde devam ediyor. Antrenörlüğünü yaptığım çeşitli yaş kategorilerindeki altyapı takımları ile birçok kez Ankara şampiyonlukları, 7 kez de Türkiye Şampiyonluğu elde ettim. Bu şampiyonlukların çoğu son 4-5 yılda arka arkaya alınan şampiyonluklardı.

54 yaşındayım, evli ve iki kız annesiyim. İki kızımda benim gibi çok küçük yaşlarda basketbola başladılar. Büyük kızım Gözde Yarga Yavuklu uzun yıllar basketbol oynadıktan sonra antrenörlük kariyerine başladı ve başarılı bir şekilde devam ettiriyor. Küçük kızım Özge Yarga ise ABD’de Fairmont State Üniversitesinde 4 yıl basketbol bursuyla okudu ve bu sene başarılı bir şekilde mezun oluyor.

Hayatımın dönüm noktalarından birisi de bir süre önce eşimle birlikte birer yıl arayla ciddi rahatsızlık yaşamamızdı. Her ikimiz de kök hücre nakli olarak sağlığımıza kavuştuk. Tedavilerin ardından çok sevdiğim basketbola geri döndüm, çünkü basketbol benim için adeta bir yaşam biçimi.

Yakın zamanda ise İşitme Engelliler A Milli Kadın Basketbol Takımlarında başantrenör olarak görev almaya başladım. Ülkemizde düzenlenen İşitme Engelliler Olimpiyatlarında Olimpiyat 5.si, Polonya da düzenlenen U20 Avrupa Şampiyonasında Avrupa Şampiyonluğu ve son olarak Amerika Birleşik Devletlerinde U21 Dünya Şampiyonasında Dünya 4.lüğü derecelerini elde ettim.

Basketboldaki oyun felsefeniz nedir?
Basketboldaki oyun felsefem; işini çok sevmek, çocukları çok sevmek ve saygı duymaktır. Çocukları çok seviyorum ve onların hiçbir şekilde özgüvenlerini kaybetmelerini istemiyorum. Şuana kadar başkalarının yaptığı yanlışları kendi sporcu kızlarıma hiç uygulamadım. Çocuklara önce iyi insan olmayı öğretmeliyiz. Biz öncelikle eğitimciyiz. Çocukları korkutarak değil bize saygı duymalarını sağlayarak bu sporu yapmalarına yardımcı olmalıyız. Bunları sağladıktan sonra artık basketboldan bahsedebiliriz.

Günümüz basketbolu artık eskisine göre çok daha hızlı oynanmakta. Birebir oyun ve motion offence, çabuk karar verme, zamanlamayı doğru ayarlamayı öğrenme ve boş oyuncuyu görme, işte benim basketbol anlayışım bu. Oyun felsefem takımdaki oyuncuların yapısına göre de değişkenlik gösterebiliyor. Mevcut takımım dâhil, genelde aşağıdan gelen oyuncularla kurduğumuz takımlarda iki uzun oyuncu ve çoğunlukla kısa oyuncular bulunuyor. Hızlı hücum, transition offence (geçiş hücumu) ama özellikle de savunma. Benim oyun anlayışımda önceliğim savunma ve sonrasında da hızlı hücum geliyor. Adam adama savunma tabi ki de çocuklarımızın gelişimi için önceliğimiz.

Elde ettiğiniz başarıları nasıl değerlendirirsiniz?
Kazanılan bu başarılar elbette tesadüfî değildir. Uzun yıllar yapılan disiplinli ve özverili çalışmaların bir eseridir. Çankaya Üniversitesi Spor Kulübü ve Özel Arı Okulları birlikteliği hem spor tesisleri açısından hem de basketbola yeni sporcular kazandırma açısından bize kurumsal bir yapı olarak destek vermektedir. Bunun en büyük örneklerinden birisi de bu yıl kazanılan Kulüpler U14 Kızlar Türkiye Şampiyonluğumuz ve Özel Arı Ortaokulu olarak bu yıl da dâhil olmak üzere üst üste 3. kez Türkiye Şampiyonluklarımızdır.

Çankaya Üniversitesi Spor Kulübünde nasıl bir çalışma sistemi mevcut, oyuncu seçimini nasıl yapıyorsunuz kısaca anlatabilir misiniz? Bu yıl hem kulüplerde hem de okullarda Türkiye şampiyonu olan oyuncu kadrosu ile ne kadardır birlikte çalışıyorsunuz?
Çankaya Üniversitesi Spor Kulübü olarak her sene sezon başında genel koordinatörümüz ile yaptığımız toplantılarda, her antrenörün takımıyla ilgili genel görüş, bir sonra ki sene için planlama ve jenerasyonlara göre antrenör dağılımı yapılmaktadır. Her antrenör kendi çalıştırdığı jenerasyonla en az iki yıl çalıştıktan sonra bir üst takımdaki antrenöre takımı teslim eder. Bunun yanı sıra alt yapı antrenörlerimiz bir üst takım ile de antrenmanlara çıkarak onlara eşlik etmekte ve böylece her jenerasyon ile ilgili bilgi sahibi olunmaktadır. 

Oyuncu seçimi yaparken, sporcunun o yıl takımımıza sadece başarı getireceğine değil, uzun vadede basketbol geleceğinin olup olamayacağına, oyun zekâsına, psikomotor gelişimine, gerekli ölçümleri alarak ailenin fiziksel biyografisine, sıçrama aralığı ve koşu tekniğine bakarak sporcuları değerlendiriyoruz.

Son iki yıldır bu kadroyla haftanın altı günü yoğun bir tempoda, hedefimiz doğrultusunda çalışmaktayım.

Ülke basketbolumuzdaki en büyük problemlerden birisi olarak; alt yapı organizasyonu ile A takım organizasyonu arasındaki kopuklukların olduğunu söyleyebiliriz. Alt yapıdan oyuncu çıkması ve A takım seviyesinde oynaması konusu ile ilgili düşüncelerinizi alabilir miyim?
Bu konuyla ilgili kulübümüz olarak A takım antrenörleri ve altyapı antrenörleri sene içinde belirli aralıklarla bir araya gelerek, gerekli bilgi aktarımlarını sağlayarak, sorunları en aza indirgemeye çalışmaktayız.

A takımlar altyapılara göre daha başarıya odaklı olduğu için, alt yapıdan gelen oyuncular çok fırsat bulamamaktalar. Bu sorunları gidermek ve gelecek vadeden oyuncuları A takıma hazırlamak için gelişim ligleri kurulup, bu oyuncuların burada tecrübe edinmesini sağlayarak, A takım seviyesine adapte olmalarına ve organizasyonlar arasındaki kopuklukların giderilmesine çözüm sağlanabilir.

Ülke kadın basketbolumuzda alt yapıdan yetişen gençlerimizi bekleyen en önemli sorunlar sizce nelerdir?
En önemli sorunların başında yabancı kuralı geliyor. Takımlarda bulunan yabancı oyuncu sayısından kaynaklı Türk sporcu sayısı düşüyor. Antrenörler de haklı olarak yabancı oyunculara takviye olarak tecrübeli Türk oyuncuları tercih ediyor. Genç oyuncular ise bırakın maçlarda süre almayı antrenmanlarda dahi kenarda oturmak durumunda kalıyor. Üst liglerde istediği süreleri alamayan birçok Türk basketbolcunun da alt liglere kayması, genç oyuncular için fırsat olan liglerde bile süre sorunu yaratabiliyor. Böyle sorunlar yaşanırken genç oyuncuların vazgeçmeden daha çok çalışması ve ısrarcı olmalarını tavsiye ederim. 

Günümüz çocuklarının basketbola yaklaşımlarını nasıl görüyorsunuz? Çalıştırıcı olarak yalnızlık yaşıyor musunuz?
Günümüzde çocuklar adeta fanusta yetiştiriliyorlar. Kendi başlarına sorunları çözmek yerine sürekli olarak arkalarında destek olunmasını bekleyen bir nesilden bahsediyorum. 

Çocukların küçük yaşlarda basketbola başlaması yine ailelerinin yardımları ve yönlendirilmeleriyle oluyor ama daha sonra çocuklar belli bir seviyeye geldiklerinde kendi seçimlerini yapmaları gerekiyor. Hayat her zaman tozpembe değil, sadece ben diye bir şey yok, zaten bunu söyleyebileceğiniz bir ortam da yok. Genç oyuncularında bunun bilincinde olmaları gerekiyor. Bazen çok çalışmak onlara zor gelebiliyor, erken yaşta biraz ön plana çıkarılan sporcular sorumluluk verildiğinde ve biraz zorlandıklarında vazgeçebiliyorlar ya da ben zaten iyiyim neden bana bu kadar yükleniliyor sorusunu kendi kendilerine sorabiliyorlar. Bu evrede yine biz (Antrenörler) devreye girerek onları yönlendirmeye çalışıyoruz. 

Aile faktörü çok önemli, bizimle beraber ortak noktada yürüyen ailelerden çoğu zaman destek görüyoruz. Ama bazı aileler var ki çocuklarını farklı biçimlerde yönlendirip sadece saha içerisinde o varmış ondan başkası yokmuş gibi davranmasını istiyorlar. Yani kısacası oyunculuk yanlarını geliştirmek yerine bencil bir yapıya bürünmeleri konusunda yönlendiriyorlar. 

Her sporcunun karakter yapısı farklı her sene farklı jenerasyon ve ailelerle tanışıyorum. Empati yapmak çoğu zaman zor geldiği için yalnızlık hissettiğim zamanlar oluyor.

Altyapı milli takımlarımızda hiç görev aldınız mı? Milli takımlardaki antrenörlerde olması gereken özellikler ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?
TBF bünyesinde bulunan alt yapı milli takımlarında bu seneye kadar görev almamıştım. Ancak bu sezonun başında U14 ve U15 milli takım kamplarına ve oyuncu havuzu çalışmalarına davet edilerek görev almaya başladım. Bunun dışında İşitme Engelliler Milli Takımımızın başantrenörlüğüne getirildiğim günden bu yana birçok uluslararası başarıya ulaşarak bunun mutluluğunu yaşadım ve yakın zamanda yine bu güzel duyguları yaşamak ve yaşatmak adına İşitme Engelliler Milli takımımız ile Ankara da kampa gireceğiz.  

Altyapı milli takım stafflarında yer alacak genç antrenörlerin muhakkak tecrübeli antrenörlerin yanında yetişmiş, eleştiriye ve kendini geliştirmeye açık, tecrübelenmiş olarak milli takımlarda görev almaları gerektiğini düşünüyorum. Milli takım hangi kategori olursa olsun bir antrenörün kariyeri açısından gelebileceği en üst yerdir ve orayı hak edecek antrenörün tecrübeli antrenörler arasından seçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Genç antrenörlerin çocukları anlama ve çözüm üretebilme düzeyleri ile tecrübeli antrenörün tepkisinin aynı olamayacağı kanısındayım.

Basketbolcu olmak isteyen genç oyunculara tavsiyeleriniz nelerdir?
İstemek başarmanın yarısıdır, unutmasınlar ki en çok isteyen ve en çok çalışan kazanan taraf olacaktır. Genç oyuncular çok çalışmalı ve bunu yaparken akademik kariyerlerine de odaklanarak ikisini bir arada yürütmelidirler.

Maalesef genç oyuncularımız günümüzde çok hazırcı bir yapıdalar, bu işi yapmak istiyorlarsa içten ve severek yapmalılar. Açıkça söylemem gerekirse bugüne kadar oyunculuk kariyerim ve antrenörlük kariyerim boyunca yapmış olduğum fedakârlıklar sonucu çok fazla sosyal hayatım olmadı. Buna bağlı olarak geleceklerini basketbol üzerine kuracak gençlerin özveri ve fedakârlık göstererek çalışmaları gerekmekte, aksi takdirde basketbolcu olmaları neredeyse imkânsız. Bütün spor dalları gibi basketbol da çok çalışma ve çok tekrar gerektiren bir spor dalıdır. Son olarak tavsiyem çalışmakta oldukları koçlarını dinlemeleri ve basketbol gelişimleri açısından şuanda tek yapmaları gereken; çalışmak, çalışmak ve daha çok çalışmaktır.

Genç antrenörlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Öncelikle genç antrenörler oyuncularına öğretmedikleri hiçbir şeyi istemesinler. Bir çok genç antrenör oyuncularına bir şey öğretmeden ya da göstermeden bağırarak ve oyuncularını sindirerek onların özgüvenlerini kaybetmelerine sebep oluyor.

Antrenör öncelikle sporcularıyla sevgi ve saygı ortamını oluşturmalı. Mümkün olduğunca genç sporcuların güvenlerini kazanmalı ve onları motive etmeliler. Biz antrenörler bu çocukların neden burada olduklarını hatırlatmalıyız. Genç antrenörler ve diğer antrenör arkadaşlarım içinde geçerli bu durum. Öğrenmenin yaşı yok, araştırıp gelişime açık olsunlar. Bir araya gelip fikir alış verişinde bulunarak eksik yanlarını görsünler. İnternet ortamı birçok farklı bilgiyi artık içinde barındırıyor. Buradan yararlanarak kendilerini geliştirebilirler, yeter ki hazırcı olmasınlar gelişime açık olsunlar.

Bir antrenör olarak TBF yetkililerinden ve TÜBAD’dan beklentileriniz nelerdir?
Öncelikle TBF’nin ve TÜBAD’ın ülke basketbolumuz, alt yapılar ve antrenörlerin karşılaştıkları genel sorunlar hakkında bütün antrenörlerin görüşlerini ve düşüncelerini almalarını isterim.

Bunun yanında TBF’nin ve TÜBAD’ın antrenörlere eğitim konusu dışında nasıl bir desteği var? Örneğin haksız yere işinden olan bir antrenör ile ilgili neler yapılıyor? Ya da sezon sonunda bir takım istediğini elde edemediğinde, para akışı kesildiğinde; kapattık, iflas ettik diyerek antrenör ve sporcuları açıkta bırakıyor ki ülkemizde örnekleri çok fazla. Bu bağlamda antrenörlerin eksik yanlarını görmeleri ve onları düzeltmeleri yanında antrenörlerin yaşadıkları problemleri de çözme odaklı olmaları önemli bir konu. 

Gerek kulüplerde çalışan altyapı antrenörleri gerekse spor okullarında çalışan antrenörlerin büyük çoğunluğu maalesef çok düşük ücretlere çalışıyorlar. Yapılmasını çok doğru bulduğum seminerler ve kurslar için, hem TBF’ye ödenen kurs ücretleri hem de TÜBAD’a ödenilen senelik aidatlar birçok antrenörün kendi cebinden çıktığı için bence ücretlerin yeniden gözden geçirilmesi gerekebilir.

Altyapılarda yaşanan başlıca sorunlar nelerdir?
Sorunların başında sporcu seçimini doğru yapamamak ve doğru çalışma ortamlarını oluşturamamak geliyor. En büyük sorunumuz ise her sene değişen statüler.

Bu sezon FİBA oyun kuralları uygulanmaya başlandı, ancak alt liglerde oyuncuların gelişimini engelleyecek birçok sorun da ortaya çıktı. Örneğin U10, U11 ve U12 liginde bazı antrenörlerin alan savunmasını kullanmaları ve 3 sayının serbest olması sonucu, oyuncuların henüz oturmamış şut mekanikleri ile 3 sayı atmaya çalışmaları gibi birçok örnek var. Oyuncu gelişimini ön planda tutmak yerine günlük başarılar peşinde koşan bir çok antrenör arkadaşımız var. Bu bağlamda da tabi ki oyuncu ailelerinin de doğru yerleri araştırmadan çocuklarını basketbola yönlendirmeleri, oyuncuların gelişimini yine sekteye uğratıyor düşüncesindeyim. Ayrıca antrenörlerin doğru sporcu seçimi, doğru çalışma yöntemi ile çalışmamaları da alt yapılarda yaşanan başlıca sorunlar arasında yer alıyor.

“Büyük oyuncu” olmanın temel özellikleri nelerdir? Büyük oyuncu yetişmesi adına neler yapılmalıdır?
Büyük oyuncu olmak öncelikle karakter meselesidir. Birçok şeyden fedakârlık yapmak demektir. Bunun yanında sporcu ahlakı diye bir olguda var, bununda bilincinde olmak gerekir.

Günümüzde birçok genç oyuncu büyük oyuncu diye tabir ettiğimiz potansiyele sahipken, bizler camia olarak ve çevresel etkenler de devreye girince bu genç sporcuları erken havaya sokuyoruz. Bu gençler, ben sporcu oldum düşüncesine kapılarak gelişimlerinin en önemli dönemlerinde başka yönlere kaymaya başlıyorlar. Bu nedenle büyük oyuncu dediğimiz oyuncular günümüzde çok az yetişiyor. Bayan basketbolumuzda örnek gösterilecek Işıl Alben, Birsel Vardarlı Demirmen, yakın dönemde emekli olan Nevriye Yılmaz ve Esmeral Tunçluer gibi büyük oyuncularımız var. Büyük oyuncu olmak içinde genç sporcuların bu isimleri örnek almaları ve onlar gibi çalışmaları gerekmektedir.

U14 Kızlar Türkiye Şampiyonası hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyim?
Basketbol kalitesi anlamında güzel bir organizasyon olduğunu düşünüyorum. Birbirine denk birçok takımın olması, Türkiye Şampiyonasının çok heyecanlı ve kaliteli geçtiğinin göstergesidir. Müsabakalarda son saniyeye kadar gösterilen mücadele, küçük farklarla elde edilen galibiyetler ve son olarak takımların müsabaka sonrası centilmence davranışları, şampiyonanın güzel geçtiğinin bir göstergesiydi aslında.

Ankara’dan Kahraman Kazan Bld. SK’nü ilk sekiz takım arasında görmek ve yine bir Ankara takımı olan Nesibe Aydın SK’nün Türkiye Şampiyonasında yer alması, Ankara kadın basketbolu adına umut ve mutluluk vericiydi. Turnuvanın geneline bakılarak, Ankara basketbolu son yıllarda kadın basketbolumuza eskisi gibi önemli katkılar sunmaya başladı diyebiliriz. 

Bunun yanında Kütahya’dan Ülkü SK, Mersinden İnanç SK’nü ilk kez Türkiye Şampiyonasında görmek de kadın basketbolumuzun ülkemizin diğer şehirlerine de yayılması adına sevindiriciydi. Umarım Anadolu’nun diğer şehirlerinden de birçok takımı finallerde görmeye devam ederiz. İstanbul takımlarından Emlak Konut’un alt yapılarda sanırım ilk kez final oynaması, Düzce Bld. SK takımının son yıllarda sürekli olarak finallerde yer alması da ayrıca takdir edilmesi gereken bir durum olarak görüyorum. Türkiye Şampiyonasına katılan tüm takımların, sporcuların, antrenörlerin ve emeği geçen herkesin emeklerine ve ellerine sağlık diyorum.


Okullararası müsabakalarda bazı okulların, sırf başarı için yapmış oldukları “toplama takım uygulaması”na bakış açınız nedir?
Okullararası müsabakalarda maalesef toplama takımlarla mücadele eden okul sayısı gün geçtikçe artıyor. Bizim gibi kendi öz kaynaklarından yetiştirdiği sporcularla hem okul hem de kulüp müsabakalarına katılan bir emek organizasyonunun, toplama takım anlayışıyla kurulan okullarla aynı kefeye konulmaması gerektiğini düşünüyorum. Okullararası basketbol organizasyonlarında elde ettiğimiz başarıları anlamlı kılan asıl unsur, kendi yetiştirdiğiniz ve emek verdiğiniz oyuncularla bunu başarmamızdır. Tırnaklarımızla kazıya kazıya elde ettiğimiz şampiyonluklardır asıl kıymetli olan. 

Biz hem okullararası hem de kulüplerarası turnuvalarda elde ettiğimiz başarılardan dolayı sporcularımızla gurur duyuyoruz. Aksi durumda toplama takımlarla elde edilen başarının gerçek bir başarı hikâyesine sahip olmadığını ve bunun etik değerleri de barındırmadığını düşünüyorum.

Saygıdeğer hocam son olarak neler söylemek istersiniz?
Bizlere vermiş oldukları destek ve sağlamış oldukları imkânlarla köklü bir kulüp olarak antrenörlerine hemen hemen birçok kulübün sunamadığı olanakları sunan, spor ve eğitimin bir arada başarılı bir şekilde götürülebileceği bir ortam hazırlayan ve başarılarımızın en önemli destekçisi olan Özel Arı Okulları ve Çankaya Üniversitesinin Kurucusu, Mütevelli Heyeti Başkanımız ve Çankaya Üniversitesi Spor Kulübü Başkanı Sayın Sıtkı Alp başta olmak üzere Çankaya Üniversitesi Spor Kulübü Başkan Vekili ve Özel Arı Okulları Genel Müdürü Sayın Sedat Alp’e, Özel Arı Okulları Genel Müdür Yardımcımız Sayın Seva Demiröz’e, Özel Arı Okulları Genel Müdür Yardımcımız Sayın Seda Tarman’a, Çankaya Üniversitesi SK Genel Sekreteri ve Koordinatörü Sayın Haluk Bilgin’e, Çankaya Üniversitesi SK bünyesindeki çalışma arkadaşlarıma ve bütün bir yıl özverili, disiplinli, fedakârlıktan asla kaçınmadan çalışan sporcularıma ve velilerine teşekkür ederim. 

Çankaya Üniversitesi SK’de çalışmaktan onur ve gurur duyuyorum.

Saygı değer hocam, bu güzel röportaj için size çok teşekkür ederim. Antrenörlük yaşantınızda başarılar dilerim.

Ben de bana bu imkânı sunduğunuz için size ve Basketfaul ailesine teşekkür ederim. 

Yorumlar Okunma: 3071

ardahan escort bingol escort sivas escort agri escort kirklareli escort malatya escort corum escort sanal ofis bodrum rent a car düğün fotoğrafçısı ankara sanal ofis Türkçe Porno İzle Ataşehir escort Kadıköy escort Ankara escort Beylikdüzü escort Ankara escort izmir escort izmir escort ankara escort ankara escort