Maç önce kafalarda oynanır (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Maç önce kafalarda oynanır (İlker Yıldız)

28-06-19 07:26
2019 FİBA Kadınlar Avrupa Şampiyonası C grubu ilk maçımızda İtalya’ya beklemediğimiz bir oyun sonrasında 57-54 mağlup olduk. Bugün Basketfaul'de yayımlanan "Kadınlarda Madalyaya Hasret Kaldık" başlıklı yazımda şu cümleleri kullanmıştım: "Kadromuza baktığımızda başta pivot ve kısa forvet pozisyonu olmak üzere, ciddi bir rotasyon darlığı sıkıntısı yaşayacağımızı düşünüyorum. Maçın ritmini değiştirebilecek veya maç içerisinde oyun çeşitliliği katabilecek zenginlik konusunda takım olarak problemler yaşayacağımız kesin gibi."

Maalesef korktuğumuz başımıza geldi. Pota altında Kias Stokes beklediğimden çok daha etkisiz kaldı. Korkarım ki Kias Stokes'un takım kimyamıza bu turnuva sürecinde uyum sağlayacağı da şüpheli. Çünkü ne o aradığımız ve eksikliğini hissettiğimiz şekilde hücumda pota altını domine edecek şekilde sırtı dönük oyun oynayabiliyor, ne de savunmada top takibi yaparak net ribaund alabiliyor. Böyle olunca da maçın en kritik anlarından birinde Işıl'ın boş pozisyonda dahi olsa Kias Stokes'a topu verme aklına bile gelmiyor.

Tüketici Anlayışın Sonuçları

Özellikle devşirme oyuncu konusunda daha bir özenli olmamız gerekiyor. Kias Stokes (1993) genç ve muhakkak iyi bir oyuncu. İleride milli takımımızdaki oyuncuların pozisyon çeşitliliği ve potansiyelleri arttıkça, Kias Stokes (1993)’un çok daha verimli olacağından eminim. Ancak bu turnuva öncesinde Quanitra Hollingsworth’un sakatlanmasından dolayı kadroda yer bulduğunu da biliyoruz. Ama asıl mesele bizim o pozisyona, Nevriye Yılmaz'dan sonra dolduracak yerli bir oyuncu bulamamızdır. Tüketici anlayış kulüplerimize de sirayet edince, oyuncu yetiştirme ve gelişimini sağlama adına pek fazla çaba sarf eden de ortaya çıkmıyor. Türkiye liglerinde şampiyon olacağım diye ülke sporunu yabancı oyuncuyla dolduranlar ve daha da kötüsü zihniyet olarak bu ülkenin sporuna yabancı olanlar sayesinde bu duruma geldik. Acilen kulüp yöneticilerimizin spora bakış açısını nitelikli hale getirecek bir sisteme kavuşmamız gerekiyor.

İç ve Dış Dengesini Sağlayamadık

Basketbol bir takım oyunu ve iyi oyunculardan kurulu olup da iç-dış dengesini sağlayan takımların başarısız olma ihtimali de hemen hemen yoktur. Ancak biz ilk çeyrek hariç istediğimiz düzeni ne kurabildik ne de istekli savunma yapabildik. Takım olarak maç boyunca 15 top kaybı yaparken, rakibe de 11 hücum ribaundu verdik. Hele maç içerisinde iki pozisyon var ki adeta rakip oyuncuları izlediğimiz ve peş peşe üç-dört hücum ribaundu verdiğimiz... Beni en çok üzen de bunun gibi maç esnasında bize yakışmayacak şekilde isteksiz savunma yapmamızdı. Bunun yanında kısa bir not olarak da Tilbe'nin oyunda olduğu 4 dakika 52 saniyede, milli takımımızın -12 fark yediğini üzülerek görmemizdir. Bazen fazla ısrar takımada zarar verebiliyor.

Bu turnuva, bizim adımıza uzun olduğunu düşündüğüm bir turnuva. Bizden önce oynanan Macaristan-Slovenya maçına baktığımızda, kısıtlı kadroya sahip ama hızlı basketbol oynayan, pota altında takımı sürükleyen oyunculara sahip ve oyun kurucuları takımın lideri olan iki takım izledik. Yarın Slovenya ve pazar günü de Macaristan olmak üzere grupta iki zorlu maç bizleri bekliyor. Umarım milli takımımız özlediğimiz karakterine tekrardan bürünür, bugün olduğu gibi temposuz oyun yerine hızlı oyun oynanır ve en güçlü silahımız olan savunmamızı da tekrardan ortaya koyarız.

2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları İçin

Açıkçası söylemem gerekirse, bugün oynadığımız İtalya'yı da beklediğimden daha düşük seviyede buldum. Ancak, bu İtalya'nın 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunlarına giden yolu da adeta biz açtık. Maalesef 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunlarına gitme adına çok iyi bir kuraya sahiptik. Bu avantajımızı kaybetmekle birlikte, muhtemelen çeyrek final oynama adına da turnuvanın en zorlu grubu olan D grubundaki (Belarus, Rusya, Sırbistan, Belçika) takımlarla çapraz eşleşme durumumuz ortaya çıktı.

Yapıcı eleştiriler yapmak ülke basketbolumuza muhakkak çok olumlu katkılarda bulunacaktır. Gerek idari ekibimiz, gerek teknik ekibimiz ve gerekse de oyuncularımızın gerekli tedbirleri alacağından kuşkum yok. Kadın basketbolumuzun önemli bir dönemeci olan bu turnuvada, 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları vizesini alamadığımız takdirde 15 yıldır süre gelen her resmi turnuvaya katılma sürekliliğimizi de kaybetmiş olacağız. Ben bunu düşünmek bile istemiyorum.

Kriz Dönemlerini Aşan Oyuncular…

Her oyuncuyu büyük oyuncu seviyesine çıkartan bir kriz anı muhakkak vardır. Ben de bazı oyuncularımız için bu kriz anının, bu turnuvanın bundan sonraki süreci olarak görüyorum. Gerek milli takımımız adına gerekse kariyerleri adına çok önemli bir dönüm noktasındalar. Ya birlik olup bu zor durumdan çıkacaklar ya da basketbol kariyerleri adına önemli bir fırsatı kaçıracaklar. İnsanlar tercihleriyle kendilerine yol çizerler. Bugün izlediğimiz milli takımda her şeyden önemlisi birlikte hareket etme ve maçta sorumluluk alma yoktu. Teknik-taktik boyuttan daha önemlisi de bence buydu.

Maçı Düşünmüyoruz ve Yaşamıyoruz.

Şu an milli takım oyuncularımızın adeta gözüne uyku girmemesi lazım. Bugün oynanılan İtalya maçını nasıl kaybederiz, bize yakışmadı diye saatlerce düşünmeleri gerekiyor. Çünkü bir müsabaka sadece parkede kazanılmıyor. Bir müsabaka ilk önce zihinde oynanmalı ve adeta o müsabakanın bütün olasılıkları düşünülmeli. Hayal kurarak da kazanma azmimizi ve isteğimizi arttırmalıyız. Bizim oyuncularımızın belki de en büyük eksikliği buydu. Yani maçı düşünmüyoruz ve yaşamıyoruz. Maçı sadece teknik ve idari ekipler zihninde ve kalbinde yaşamaz, daha çok oyuncuların kafaca maçı yaşamaları gerekiyor.

Umarım oyuncularımız bugün oynadıkları kötü basketboldan çıkaracakları dersler sonrasında, kendi aralarında bir öz eleştiri yaparak takım ruhunu sağlama adına itici bir güç kazanırlar. Biz sizlere inanıyoruz. Lütfen sizlerde kendinizin neler yapabileceğini hayal edin. Bu turnuva sonrasında, 2020 Tokyo Olimpiyatları vizesi alacağımıza inanıyorum. Oyuncularımızın da buna inandığından eminim. 

Yorumlar Okunma: 1660