Hepimiz suçluyuz (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Hepimiz suçluyuz (İlker Yıldız)

29-06-19 12:47
2019 FİBA Kadınlar Avrupa Şampiyonası C grubunda ilk iki maçını kaybeden A Milli Kadın Basketbol Takımımız turnuvaya henüz grup aşamasında veda etti. 

A Milli Kadın Basketbol Takımımız, tarihinde ilk kez 2005 yılında uluslararası bir turnuvada finallerde yer almıştı. Bu turnuvaya katılmamız ise turnuvanın ev sahipliğinden ötürüydü. Ama o turnuvanın öncesinde de çok sistemli bir hazırlık süreci yaşanmıştı. Dolayısıyla kadın basketbolunda yaklaşık 10-15 yıllık yaşanan istikrarlı başarıların temeli, 2005 yılından daha önceydi. 2005 yılından bugüne kadar, A Milli Kadın Basketbol Takımımız bütün uluslararası organizasyonlara istikrarlı bir şekilde katılma başarısı gösterdi. Olimpiyat Oyunlarına 2012 ve 2016 yıllarında olmak üzere iki kez, Dünya Şampiyonası Finallerine 2014 ve 2018 yıllarında olmak üzere iki kez, Avrupa Şampiyonası Finallerine 2005, 2007, 2009, 2011, 2013, 2015, 2017 ve 2019 yıllarında olmak üzere sekiz kez katılma başarısı gösterdik. Kısacası 2005 yılından 2019 yılına kadar toplamda 12 uluslararası organizasyona firesiz bir şekilde katıldık. Bununla birlikte; Avrupa Şampiyonası Finallerinde bir kez gümüş madalya, bir kez bronz madalya ve iki kez de beşinci sırada tamamlama başarısı gösterdik. Bu başarıları sağlayan kadroların omurgasını 2005 yılında Cem Akdağ yönetimindeki oyuncu kadrosu oluşturuyordu. 2005 kadrosunda; Arzu Bildirir (1972), Serap Yücesir (1973), Aylin Yıldızoğlu (1975), Nilay Kartaltepe (1979), Nevriye Yılmaz (1980), Korel Engin (1980), Esmeral Tunçluer (1980), Müjde Yüksel (1981), Şaziye İvegin Üner (1982), Yasemin Horasan (1983), Şebnem Nezahat Kimyacıoğlu (1983) ve Birsel Vardarlı Demirmen (1984) yer alıyordu. Dikkat edilirse, 2005 kadrosunda yer alan oyuncularımızın neredeyse yarısına yakını, istikrarlı başarılar yakaladığımız 2005-2017 döneminde de milli takımımızın lider oyuncularıydılar. İlerleyen yıllarda bu kadroya; Emine Tuğba Palazoğlu (1980), Işıl Alben (1986), Bahar Çağlar (1988) ve Tuğçe Canıtez (1990) gibi oyuncuları da milli takımımıza başarıyla dâhil ettik. Bu süreç 2017 yılına kadar devam etti etmesine ama maalesef bu başarılı isimlerin yerine aynı değerde genç oyuncular da yetiştiremedik. Sonuçta yıllardır sinyallerini veren ama bir türlü önlemlerini al(a)madığımız ve bugün itibariyle de dip yaptığımız başarısızlıkla karşılaştık. 

Evet, bu kadar acı bir son ile karşılaşacağımızı belki beklemiyorduk ama iyi kötü herkes A Milli düzeyde kadın basketbolumuzun er ya da geç büyük bir başarısızlıkla karşılaşacağını tahmin edebiliyordu. Maalesef gerekli önlemleri almadık ve almamakta da ısrar ettik. Bunun sonunda da aralıksız katıldığımız 10 final organizasyonundan sonra, A Milli Kadın Basketbol Takımımızın katıldığı finaller tarihinde ilk defa grup aşamasını sonuncu tamamlayarak elenmenin önüne de geçemedik. Geçen yıl 2018 Dünya Şampiyonası Finallerinde son 14 yılın en kötü derecesi olarak turnuvayı 10. sırada tamamlarken, bu sene turnuvanın en kolay grubundan dahi çıkma başarısı gösteremedik. Sayın Hayri Pekergin başta olmak üzere birkaç değerli basketbol duayeni bu kötü sonla karşılaşacağımızı yıllardır dillendirdiler ama onları dinleyen olmadı. Sonunda da bugün geldiğimiz nokta ortada…

Altyapı Kız Milli Takımlarımızın son beş yılda kayda değer tek başarısı, 2018 yılında Sayın Halil Demirbilek yönetimindeki U16 kızlarımızın muhteşem turnuva performansı ve alınan Avrupa dördüncülüğüydü. Bunun dışında bırakın kayda değer bir başarıyı, U20 kızlarımız iki yıldır B Liginde mücadele ederken, U18 kızlarımız ise üçüncü kez B Liginde mücadele ediyor. Geçen yıl hem U18 hem de U20 Altyapı Kız Milli Takımlarımız, B Liginden A Ligine çıkma başarısı bile gösteremedi. Evet, altyapılarda derece kesinlikle çok önemli değil. Ama B Liginden dahi çıkamayacak kadar da mı oyuncu potansiyeline sahip değiliz? A Milli Kadın Basketbol Takımımızda son dönemde yer alan oyuncularımıza baktığımızda çoğunun 2012 ve 2013 yılında U20’de Avrupa üçüncüsü olan kadroda yer alan oyuncular olduğunu görüyoruz. Bu oyuncularımız: Pelin Derya Bilgiç, Ayşe Cora, Olcay Çakır Turgut, Cansu Köksal ve Tilbe Şenyürek. Görüldüğü gibi özellikle kızlar kategorisinde üst seviyede oynanan turnuvalar ve kaliteli maçlar, oyuncularımızın ilerleyen yıllarda üst seviye oyuncu olma ihtimallerini de arttırmaktadır. 2014 yılından sonraki turnuvalara katılan Altyapı Milli Takımlarımızdan hemen hemen A Milli Takımımıza taşıdığımız oyuncumuz yok denecek kadar az. Pekâlâ, Altyapı Milli Takımlarımızın amacı nedir? Sadece turnuvalara katılıp, maç kazanmaya odaklanmak mı? Yoksa A Milli Takımlarımızın ilerleyen yıllarda ihtiyaç duyduğu pozisyonlara oyuncu geçişini sağlamak mı? Amacımız neydi ki, biz altyapıdan A Milli Takımımıza oyuncu geçişini neredeyse beş yıllık süreçte yapamadık?

Bu başarısızlığın bütün sorumluluğu, ülkemizdeki bütün basketbol paydaşlarına eşit olarak dağıtılmalıdır. Çünkü ben dâhil hepimizin bu başarısızlıkta payı bulunmaktadır. Kimse, sadece idari heyete, teknik heyete ve oyunculara suç bulmasın. Bu başarısızlığın sorumluluğu hepimize aittir.

Hepimiz suçluyuz! Çünkü:

- Altyapılarda, maç ve kupa kazanmak öncelikli hale getirilirken, çocuklarımızın temel basketbol eğitimleri eksik bırakılırken ve alınan kupalarla velilerin (müşterilerin) gözü boyanırken sessiz kaldığımız için hepimiz suçluyuz!

- Henüz basketbolun "B"sini dahi öğrenmemiş 12-13 yaşlarındaki çocuklarımızın, sadece fiziksel özelliklerinden dolayı kulüplere transfer olmaları adına onlara erkenden olgunlaştırılan meyve muamelesi yapanlara ses çıkarmadığımız için hepimiz suçluyuz!

- Menajerlik sistemini ülke basketbolumuzun başarısı adına yardımcı bir unsur haline getirmek yerine, menajerlik sisteminin kendisinin ülke basketbolumuzu getirdiği aşamayı görmezlikten geldiğimiz için hepimiz suçluyuz!

- Kulüplerimizin asıl amacının çocuklarımıza nitelikli spor yapma imkânları sağlamak olmalıyken, çoğu kulüp yöneticilerimizin ve antrenörlerimizin hırsları yüzünden amacın farklı mecralara kaymasına seyirci kaldığımız için hepimiz suçluyuz!

- Ülke basketbolumuzda kalıcı başarılar elde etmek ve bir ekol oluşturmak adına bütünleşmeye ve sürekliliğe ihtiyaç varken, kişisel anlaşmazlıklarımızı aşarak bir türlü ortak hareket etme kültürünü oluşturamadığımız için hepimiz suçluyuz!

- Ülke basketbolumuzun niteliğini belirleyecek en temel unsurun, ortaya koyduğumuz çalışmaların niteliği yani yetiştirdiğimiz ve gelişimini sağladığımız basketbolcuların niteliğinin belirleyeceğini anlamadığımız için hepimiz suçluyuz!

- Kulüp müsabakalarını, A Milli Takımımızın önünde tutmaya devam eden zihniyeti değiştirmediğimiz için hepimiz suçluyuz!

Bu olumsuz süreçten kurtulma adına kalkış noktası başka yerde değil, kendimizdedir: Artık bizlere sunulan yüzeysel ve tekdüze bir çıkış yolu anlayışını geride bırakmalıyız. İş başa düşmüştür ve artık baş da düşünebilme yetisine kavuşmalıdır. Artık büyük düşünmenin zamanı gelmiştir. Bu da kendi öz kaynaklarımıza ciddi anlamda önem vermekle ve Milli Takımlarımızın başarısını her türlü başarının üzerinde tutmakla sağlanılacaktır. Hiçbir değer parayla ölçülemez ve öz kaynaklarımız her türlü maddi unsurun çok çok üzerinde bir değere sahiptir. İşte bizim en değerlimiz de kendi evlatlarımızdır.  

Yorumlar Okunma: 3307