Şapkaları öne koyma zamanı (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Şapkaları öne koyma zamanı (İlker Yıldız)

08-07-19 09:31
A Milli Kadın Basketbol Takımımızın, 2018 FIBA Dünya Şampiyonasındaki onunculuğu ve sonrasında 2019 FIBA Avrupa Şampiyonasında henüz grup aşamasındaki elenmesiyle birlikte, kadın basketbolumuzun 2005 yılından itibaren süre gelen istikrarlı başarıları keskin bir şekilde sona erdi. Aslında bu başarısızlıklar adeta geliyorum diyordu ama maalesef herhalde ya duygusallığımızdan bunu kabul edemedik ya da yaklaşık 13 yıllık başarı grafiğinin konformizmi ile reflekslerimiz körelmiş olsa gerek ki yeterli tepkiyi veremedik.

Öncelik Milli Takımlarımızın Menfaatine Olmalıdıra

Netice de başantrenörüm Sayın Ceyhun Yıldızoğlu’nun gruptaki son maçımız olan Macaristan galibiyetinden sonra yayıncı kuruluşa verdiği maç sonu demecinde; "şapkaları öne koyma zamanı geldi" açıklamasını yapmıştı. Bu yaz Altyapı Kız Milli Takımlarımızın turnuvaları biter bitmez, kulüplerimizin lig sezonu başlamadan önce basına da açık olacak şekilde kadın basketbolumuzun sorunlarını içeren geniş kapsamlı bir panelin düzenlenmesi faydalı olacaktır. Buradan A Milli Kadın Basketbolumuzun geleceği adına ortak eylem planları ve ortak bir ruh belirlemeliyiz. Basketboldaki bütün paydaşların buna dâhil edilmesiyle birlikte alınan kararlara da herkesimi ortak etmiş olacağımızdan, kadın basketbolumuz adına çok verimli neticeler alacağımızdan eminim. Sayın Cem Akdağ’ın çok ilgi gören kişisel blogunda yazmış olduğu 2 Temmuz tarihli “Valdemaro ve Kadın Milli Takımımız” başlıklı yazısında; “Avrupa’da buna benzer durumlar yaşanıldığında örneğin bir zamanların Yugoslavya’sında tecrübeli antrenörlerin bir masaya oturup tartıştığını ve ülke basketbolu için ortak karar aldığını ve herkesin altyapılarında ve kulüplerinde milli takımın menfaati için temelde aynı konulara önem verdiğini duymuştum. Gerçi o dönemde Yugoslavya’da yabancı basketbolcu yoktu. Bazen bizler neden böyle bir yol izleyemeyiz diye akılıma geliyor. Neticede bu hepimizin milli takımı.” Şeklinde ifade ettiği gibi bizlerde hep birlikte ortak kararlar alabilmenin yollarını aramalıyız. Kısacası neler yapmamız gerektiğine bütün paydaşlar olarak hep birlikte karar vermeliyiz. Böylece milli takımlarımızı önceleyen bir ortak düşünceye kavuşmuş olur ve bu düzeni bozmaya yeltenenlere de ortak bir tavır sergilemiş oluruz.

Yine Başaramadık!

A Milli Kadın Basketbol Takımımızdan sonra, A Milli Kadın Voleybol Takımımız 2019 FIVB Voleybol Milletler Ligi Finalleri’ne, A Milli Erkek Voleybol Takımımız da önce 2019 CEV Avrupa Altın Ligi’ne daha sonra da 2019 FIVB Challenger Kupası’na katıldı. Her iki voleybol milli takımımızın resmi müsabakaları Mayıs ayında başlamıştı. Bugün itibariyle de yaklaşık iki aylık süreç sonunda sonlanmıştır. Her iki milli takımımız adına başka resmi organizasyonlar da devam edecek.

A Milli Kadın Voleybol Takımımız, hatırlanacağı gibi 2019 FIVB Voleybol Milletler Liginde finallere kalmak adına öncelikle 16 takımlı eleme grubu maçları oynamıştı. Millilerimiz eleme grubu maçlarında 11 galibiyet 4 mağlubiyet ile hem oyun olarak hem de alınan sonuçlar olarak başarılı bir performans sergileyerek, eleme grubunu 5. sırada tamamlamıştı. Bu sonuçla eleme grubunu ilk 6 sırada bitirdiğimiz için finallere katılmaya bir kez daha hak kazandık. Çin’in Nanjing şehrinde düzenlenen 2019 FIVB Voleybol Milletler Ligi Finallerinin grup maçlarında önce ev sahibi Çin’i 3-1, sonra da güçlü İtalya'yı 3-0 yenerek grup lideri olarak yarı finale çıkma başarısı gösterdik. Tam ritmimizi yakaladık ve artık voleybol tarihimizdeki ilk Milletler Ligi şampiyonluğunu kazanacağız derken, bir anda yarı finalde diğer grubun ikincisi Brezilya karşısında ilk set haricinde hiçbir varlık gösteremeyerek maçı kaybetmemiz ve sonrasında da sadece üç gün önce 3-1 yendiğimiz Çin karşısında alınan mağlubiyet ile kürsüden dahi uzak kalışımız… Bu senede kıl payı ile elimizden kayıp giden şampiyonluk…

A Milli Erkek Voleybol Takımımız, Avrupa voleybolunun ikinci seviye organizasyonu olan 2019 CEV Avrupa Altın Ligi’nde oynadığı sekiz maçı da kazanarak şampiyon oldu. Bu şampiyonluk neticesinde de Slovenya’nın Ljubljana şehrinde düzenlenecek olan 2019 FIVB Challenge Kupası’na katılmaya hak kazandı. FIVB Challenger Kupası’nda şampiyon olduğumuz taktirde 2020 FIVB Voleybol Milletler Ligi’ne katılım hakkı elde edecektik. Yani bir nevi bir üst lige terfi

edecektik. Her şey çok iyi gidiyordu ve FIVB Challenge Kupası’na da Şili galibiyetiyle başlamıştık. Ne olduysa bundan sonra oldu ve ev sahibi Slovenya’ya karşı setlerde 1-0 öne geçmemize rağmen 3-1 mağlup olduk. Bu mağlubiyetten sonra da önce yarı final maçında Küba’ya 3-2, sonra da bronz madalya müsabakasında Belarus’a 3-1 mağlup olduk. Aynı Belarus’u, sadece birkaç hafta önce 2019 CEV Avrupa Altın Ligi final maçında çok rahat bir oyundan sonra 3-0 mağlup etmiştik. Böylece bir kez daha rahatlıkla madalya ile kapatacağımız finalleri elimiz boş olarak tamamladık.

Bunun izah edilir bir açıklamasının olması gerekiyor. Erkek millilerimizin özellikle Slovenya maçının ikinci setinden itibaren oyundan düşüşünde çok bariz bir şekilde teknik ekibimizin hataları da dikkat çekti. A Milli Erkek Voleybol Takımımızın antrenörü Nedim Özbey'in final grubu ikinci maçındaki oyuncu değişiklikleri adeta takımımızın ritmini altüst etti. Sayın Nedim Özbey, 2019 FIVB Challenger Kupası’na gelene kadar neredeyse hiç kullanmadığı oyuncuları, bir anda final grubu maçlarında kullanma ihtiyacı hissetti. Final grubunda peş peşe üç mağlubiyet alarak madalya dahi alamadık.

Benzer bir durum A Milli Futbol Takımımız içinde geçerli. 2020 Avrupa Şampiyonası Elemeleri grup maçında Fransa gibi bir dünya devini güzel bir oyun sonunda 2-0 yeniyoruz ama sadece üç gün sonra çok kötü bir oyun sonunda İzlanda'ya 2-1 yenilebiliyoruz. Bu kadar büyük bir performans düşüklüğünün (asıl düşünmemiz gereken oyun anlamındaki düşüştür) nedenlerine odaklanmamız gerekiyor.

Neyi Yapamıyoruz?

Bahsettiğim bütün A Milli Takımlarımızda da mental olarak güçlü kalabilen sporcu sayımız yok denecek kadar az. Oysa büyük maçları (final grubu maçları) büyük oyuncular kazandırır. Yani hem bireysel hem de mental olarak üstün olanlar. Biz sadece elit sporcuyu teknik yeterliliği üst seviyede olan olarak düşünüyoruz. Daha bütünlüklü oyuncu yetiştiremiyor ve eksikliklerini giderecek çözümler de üretemiyoruz. Asıl sorun da burada başlıyor. Biz neyi yapamıyoruz? Sorusunu sorarak ve buna cevaplar bularak farklı bir bakış açısı geliştirmeliyiz.

Kriz Anlarını Neden Çözemiyoruz?

Yıllardır takım sporlarında hemen her A Milli Takım seviyesinde aynı senaryoyu izlemek kadar üzüntü verici başka bir şey olamaz herhalde. Kriz anlarını ifade eden maçları kazanmak, A Milli Takımlar düzeyinde adeta bir eşiktir ve bu eşiği yani üst düzey bir turnuvada şampiyon olmayı herhangi bir A Milli Takımımız ile başardığımızda, bu diğer milli takımlarımızda da domino etkisi yapacaktır. Diğer spor branşlarındaki A Milli Takımlarımıza da bir özgüven gelecektir. Özellikle futbol, basketbol ve voleybol branşları için bir değerlendirme yaptığımızda bu kriz anını yönetememeyi sıklıkla görmekteyiz.

Çok Boyutlu ve Sistemli Bir Araştırma Gerekiyor

A Milli Takımlar düzeyinde yaşadığımız bu ciddi düşüşlerin nedenini sistemli bir şekilde araştırmamız ve bu sorunların ciddi bir şekilde de çözüme kavuşturulması gerekiyor. Neden özellikle takım sporlarında bir türlü istikrar sağlayamıyoruz? Neden bizim üst düzey sporcularımız mental yönden çok çabuk oyundan düşüyorlar? Ne yapmalıyız? İşte bunların araştırılıp, çözüme kavuşturulması ve işin uzmanlarından da yardım alınması gerekiyor. Kısacası multidisipliner çalışmaların gerekli olduğunu hissedecek ve bu amaçla da üniversiteler ile ortak çalışmalar yürütecek; kulüplere, yöneticilere ve antrenörlere acil ihtiyacımız var. Süleyman Hayri Bolay’ın “Batı Aklına Karşı Türkiye” kitabında; “Zihin birliği herkesin aynı şekilde düşünmesi demek değildir. Zihin birliği herkesin aynı şeyi düşünmesine müsaade etmez. Bu konu istismara müsaittir. Burada esas maksat; kişilerin, çok çeşitli bilimlerin belli ortak ilkelere dayandığını bilmelerini sağlamak, dolayısıyla belli bilim dallarına ve konulara saplanıp kalmaktan kurtulmalarını, onların taassuba düşmelerini ve belli konularda aşırı/fanatik davranışlar içine girmelerini önlemektir. Dolayısıyla bilim adamları arası ilişkileri iyi kurmak, her bilim dalının diğerlerine yaklaşmasını, yakınlaşmasını ve birbirlerinin çalışmalarından yararlanmalarını temin etmektir.” Cümlesinde ifade ettiği gibi, sporda da artık daha bilimsel çalışmaların yollarını araştırmalı ve mental düzey eksikliği diye yıllarca geçiştirdiğimiz meselelerin aslını tespit edip, çözüme kavuşturmalıyız. 

Yorumlar Okunma: 2941