Gençlerin ikinciliği, uzun oyuncu takıntısı, gerileyen oyuncular (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Gençlerin ikinciliği, uzun oyuncu takıntısı, gerileyen oyuncular (İlker Yıldız)

16-08-19 07:25

Yunanistan'ın Volos şehrinde sona eren FIBA U18 Avrupa Erkekler Basketbol Şampiyonası'nda, U18 Erkek Milli Takımımız final maçında İspanya'ya 57-53 yenilerek ikinci oldu. Turnuvada oynadığımız 7 maçın 5'ini kazanırken sadece 2'sini kaybettik. Üstelik güçlü Fransa’yı çeyrek finalde, Slovenya'yı da yarı finalde eleyerek finale kalma başarısı gösterdik. U20 Milli Takımımızın hem takım oyunu olarak hem de tek tek oyuncu performansı olarak bizlere yaşattığı hayal kırıklığından sonra, U18 Erkek Milli Takımımızın takım ruhu ve mücadelesi bizleri gelecek adına bir kez daha umutlandırdı. U18’lerimizin başarısı takdire şayan ama asıl mühim olanı altyapı milli takımlar düzeyinde elde ettikleri başarıyı, A takım düzeyine de taşımak ve istikrarlı hale getirmektir. Takım başarısını kutlarken, bireysel performansları ise ayrı bir şekilde değerlendirmeyi de ihmal etmemeliyiz. Hatta genç oyuncularımızın bireysel yönden gelişimi alınan derecelerden çok daha önemli görülmelidir. Çünkü oyuncu için kalıcı olan ve onu üst kademelere çıkartacak olan kendi bireysel performansıdır. Bu yazı daha çok oyuncularımızın bireysel performansına odaklanılarak kaleme alınmaya çalışılmıştır (düşüncelerim hatadan uzak değildir).


Bazı Potansiyelli Oyuncularımızda Ciddi Gerilemeler Var
FIBA Altyapı Milli Takımlar Şampiyonalarını; altyapı yaş kategorilerindeki kız ve erkek oyuncularımızın seviyelerini görme, kendilerini geliştirme imkanlarını arttırma ve basketbol adına eksikliklerini tamamlama adına ne gibi çalışmalar yapılacağını tespit etmek adına önemli görüyorum. Bu tür altyapı turnuvalarına, oyuncuların anılarında güzel bir yer edinme ve yaş gruplarında Avrupa’nın en iyi oyuncularıyla kendilerini mukayese etme anlamında önemli veriler sunmak dışında çok aşırı bir değer atfetmemek gerekir. Aksi halde hep birlikte yanlış hedef saptaması yapar ve geçmiş yıllarda olduğu gibi birçok genç oyuncumuzun bu başarılarla yetinmesine sebep oluruz. Sonrasında da genç oyuncularımızın, bu tür turnuvalarda üstünlük kurdukları oyunculara karşı ilerleyen yıllarda onların gerisine düşmelerine sebebiyet veririz. Dolayısı ile genç oyuncularımızın bu doğrultuda yapması gerekenler, antrenörler eşliğinde yapılan doğru çalışmalarla birlikte gerçek potansiyellerini açığa çıkartma adına bulundukları durumdan hiçbir zaman yetinmemeleridir. Ancak ne yazık ki ülke basketbolu olarak, “oyuncu yetiştirme ve gelişimini sağlama” anlamında bir türlü istenilen düzeyde ilerleme sağlayamıyoruz. U16’da çok üst düzeyde olduğunu düşündüğümüz oyuncularımıza bir bakıyorsunuz ilerleyen yıllarda U18, U20’e geldiklerinde beklenilen seviyenin çok altında kaldığını üzülerek görüyoruz. 

Maalesef ki bu yaz izlediğim altyapı milli takımlarımızda da birçok oyuncunun gelişim yönünden beklediğimiz düzeye gelemediğini, hatta bir iki yıl önceki seviyesinden de bir hayli geriye gittiğini gördük. En üzücü olan da bu olsa gerek. Beni en çok hayal kırıklığına uğratan oyuncularımızın başında, kendisinden daha önce çok kez övgüyle bahsettiğim ancak sezonu oynamadan geçirmek durumunda kalan Ömer Yasir Küçük geliyor. Beni hayal kırıklığına uğratan diğer bir oyuncumuz ise yine bir oyun kurucumuz olan Ömer Can İlyasoğlu’ydu. Umarım en kısa zamanda eksikliklerini giderme adına yoğun bir çaba göstererek, ülke basketbolumuz adına kendilerinden beklediğimiz şekilde “büyük oyuncular” olmayı başarırlar.

Altyapı kategorilerinde asıl sormamız gereken soru, kadroda yer alan oyuncuların bireysel gelişimlerin ne durumda olduğu ne gibi eksiklikleri olduğu ve ileride hangi seviyede basketbol yaşantısına devam edebileceği hakkında aldığımız verilerdir. Takım başarısı iyi ama ya oyuncuların bireysel başarısı ne durumda, işte bu konuda pek iyimser olamayacağım. Özellikle çok büyük potansiyele sahip oyuncularımızdan kiminin basketbol anlamında geriye gittiğini ve kiminin de ne kadar büyük eksiklikleri olduğunu bu turnuvada görme imkânı bulduk. Zorlu rakiplerle oynayarak oyuncularımızın durumunu görme imkânı bulduğumuz için final oynamayı kıymetli görüyorum. Fakat, şunun da bilinmesi gerekiyor ki altyapı organizasyonlarında, FIBA U18 Avrupa Şampiyonası neredeyse en önemli turnuva ve bizim çocuklarımızdan başta da oyun kurucularımızın; şut fundamentali, liderlik özelliği, kriz anını yönetme ve verimlilik açısından çok da iyi durumda olduklarını söyleyemeyiz.

Uzun Oyun Kurucu Takıntısını Bırakmalıyız
Ülke basketbolumuzda başta Tanjeviç döneminde olmak üzere, uzun yıllardır oyun kurucu (Point Guard, PG) pozisyonu için fiziksel anlamda uzun oyuncular tercih edilmekte ve bu erkek basketbolumuzda adeta takıntı halini almış durumda. Uzun PG takıntısının temel sebeplerinin başında, ilerleyen yıllarda A takım seviyesinde bu pozisyonda eşleşmelerde rakip oyun kuruculara karşı üstünlük kurma (başta çembere yakın sırtı dönük oyunlarda olmak üzere) ve takımda çok yönlü oyuncu sayısını arttırma anlayışı etkili olmaktadır. Ama son 10-15 yıldır görüyoruz ki, bu uzun PG anlayışında hiç de umduğumuz gibi bir netice elde edemedik. Bu nedenle PG pozisyonunda uzun oyun kurucu saplantısından artık kurtulmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü hem A Erkek Basketbol Milli Takımımızın devşirme oyun kurucuları hem de Euroleague’de Anadolu Efes’in final oynamasında en büyük katkıyı sunan Shane Larkin (180 cm)’in kısa PG’ler olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı? Çoğu kulübümüzün altyapı seçmelerinde öncelikli olarak uzun boylu oyuncuların düşünülmesi çok doğal ama bari oyun kurucu pozisyonu için bu sınırlamayı biraz esnetin. Bu anlayış yetenekli, akıllı ve yaratıcı birçok kısa oyuncuyu baştan kaybetmemize sebebiyet veriyor. Ligimizin en başarılı yerli oyuncularının başında gelen, Gaziantep Basketbol takımı oyun kurucusu Can Uğur Öğüt (178 cm)’ün yıllarca altyapı milli takımlarımızın şampiyona kadrosuna alınmamasının başlıca sebebi de bu uzun oyun kurucu takıntısıydı. Artık daha ne kadar bu uzun PG takıntısı sebebiyle yaratıcı ve akıllı kısa PG’leri kaybetmeye devam edeceğiz?

TBF Başkanımız Sayın Hidayet Türkoğlu’nun Haklı Tepkisi 
İspanya ile oynadığımız final maçının son 16 saniyesinde maçın hakemlerinin verdiği karar daha doğrusu lehimize ver(e)mediği karar, final maçının çok önüne geçti. Oyuncumuz Ömer Can İlyasoğlu’nun savunduğu İspanya’nın 4 numaralı oyuncusunun dizine çarparak yarı saha ihlali olan topu bir metre mesafeden göremeyen (görmek istemeyen) hakemin ve hakemlerin kararı tam bir rezaletti. Pozisyona sadece bir metre uzaklıkta olan ve en uygun açıda bulunan hakem, 55-53 İspanya’nın önde olduğu maçın en kritik anında gözünün önünde cereyan eden pozisyonu çal(a)mıyorsa, kusura bakmayın ama o zaman o seviyede maç yönetmesin. TBF Başkanımız Sayın Hidayet Türkoğlu’nun kişisel twitter hesabından; “Bu gerçekten büyük bir rezalet, hakemleriniz takımımın altın madalyasını çaldı, affedilemez ve utanç verici bir olay” şeklinde FIBA’ya tepki göstermesini çok doğal ve sonuna kadar da haklı buluyorum. Hakemler tabii ki hata yapacaklardır ve bu çok normal bir durumdur, neticede hepimiz insanız. Ancak maçın hakeminin bu pozisyonda verdiği karar için “hata yaptı” cümlesi değil, “yanlış yaptı” cümlesini kullanmak en doğrusu olacaktır. Sayın Türkoğlu’nun bu olay karşısında FIBA’ya göstermiş olduğu tepkiyi; hem U18 Altyapı Erkek Milli Takımımızın hakkının savunulması olarak hem de yakın zamanda başlayacak olan 2019 FIBA Dünya Kupasında A Milli Erkek Basketbol Takımımızın karşılaşabileceği hakem yanlışlarına karşı önceden alınmış bir önem olarak görmeliyiz. Sonuçta ne hakkımızı yedirelim ne de başkasının hakkını yiyelim. Sadece istediğimiz adaletli bir hakem yönetimidir.

Milli Takımlar Bireysel Oyuncu Gelişim Merkezi
Basketbolu takip ettiğimden bu yana, yani yaklaşık olarak 35 yıllık süreçte; mevcut TBF yetkilileri, Altyapı Milli Takımlar Koordinatörlüğü, TÜBAD ve Eğitim Kurulu gibi basketbolumuz adına uyumlu ve verimli çalışan bir ekibe şahit olmamıştım. Basketbolumuz açısından en önemli meselelerin başında gelen oyuncu gelişimi ile ilgili; “Bireysel Gelişim Antrenörlüğü Sertifika Programı” ve “Kondisyoner Sertifika Eğitim Programı” eğitim kurulu tarafından bu yıl düzenlendi. Muhakkak gelecek yıllarda çok daha nitelikli şekilde ve sürekli hale getirilerek, ülke basketbolumuz adına önemli bir açık kapatılmış olacaktır. Bu sayede antrenörlerimizin hem niteliği hem de değeri artacaktır. Sonuçta da uzun vadede basketbolumuz adına daha bütünlüklü oyuncuların yetişmesi sağlanacaktır.

Bu yaz Altyapı Milli Takımlarımızı izlediğimizde hemen her kategoride, başta serbest atış ve üç sayı olmak üzere genç basketbolcularımızın birçok eksikliğine üzülerek tanık olduk. Altyapı Milli Takımlarımızdaki gençlerimizin çoğunluğu, gelecekte ülke basketbolumuza damga vurmasını beklediğimiz gençlerimizdir. O zaman bu gençlerimizi ve ülke basketbolumuzun geleceğini daha nitelikli hale getirmek adına, bu gençlerimizden takımlarında gerçek anlamda gelişimleri adına gerekli olan süre ve sorumlulukları alamayacak olanlarını “Milli Takımlar Bireysel Oyuncu Gelişim Merkezi” şeklinde bir programa tabii tutabiliriz. Bu program bir-iki yıllık süreyi kapsayacak şekilde hazırlanıp, bu oyuncularımızın basketbol adına boşluklarını kapatacak oyuncuya özel programlar olarak hazırlanabilir. 

Bu programda, hem ülke basketbolumuz denildiğinde her kesimin mutabakata varacağı çok değerli duayenlerimizin yer aldığı hem de onlara yardımcı olarak bilgilerini daha da üst seviyeye çıkaracak olan gelişime açık genç antrenörlerin yer aldığı bir eğitim kadrosu kurulabilir. Bu değerli hocalar eşliğinde hazırlanmış nitelikli bir basketbol programa tabii olan çocukların birçoğunun bir iki sene sonra basketbol adına bütünlüklü hale gelerek, gerçek anlamda potansiyellerini yansıtacaklarından emin olabilirsiniz. Bu sayede birçok oyuncumuz; NBA, Euroleague, TBSL’de gibi birçok üst düzey liglerin kalburüstü oyuncuları olacaklardır. Aksi taktirde mevcut şekilde devam edildiği müddetçe, görülen odur ki bazı sebeplerden dolayı bu yetenekli oyuncularımızın basketbol adına boşlukları bir türlü dolmayacaktır. Milli Takımlar Bireysel Oyuncu Gelişim Merkezi programına, ülkemizin birbirinden değerli antrenörlerinin dahil edilmesiyle dünyanın belki de en iyi basketbolcu gelişim merkezini ülkemize kazandırmış oluruz. 

Altyapı Milli Takımlar Koordinatörlüğünde gerçekleştirilecek bu programda kesinlikle yer alması gereken ve ilk aklıma gelen değerli basketbol duayenlerimiz olarak; Aydın Örs, Alaeddin Yakan, Ayhan Kalyoncu, Cem Akdağ, Cem Çağal, Çetin Yılmaz, Cihansever Yeşildağ, Derya Özyer, Ekrem Memnun, Fehmi Sadıkoğlu, Hakan Yavuz, Hasan Özmeriç, Hayri Pekergin, Hayri Solmaz, Hurşit Baytok, Menderes Gümüşdal, Murat Özyer, Necip Kapanlı, Okan Çevik, Oktay Mahmudi, ve ismini şu an sayamadığım birçok değerimiz... Ülke basketbolumuzun geleceği gözüyle bakılan bu üst düzey genç basketbolcularımızın, ülke basketbolumuzun en önemli değerlerinden; fundamentalden etiğe, atletizmden oyun kurallarına kadar birçok alanda bütünlüklü bir eğitim almaları durumunda, ülke basketbolumuzun ne kadar büyük bir ivme kazanacağını hep birlikte kısa sürede görebiliriz. Ülke basketbolumuzun ihtiyaç duyduğu en önemli şey; kişisel husumetleri bir yana bırakarak basketbol camiamızda bütünleşmeyi sağlamak ve mevcut olan değerlerimizden en verimli şekilde istifade etmeyi başarmak olsa gerek. Unutmamalıyız ki bu değerlerimiz kolay kolay yetişmiyor ve onların kıymetini bilmek bizlerin boynunun borcudur.

Kadroda Yer Alan Oyuncularımızın Altyapı Kulüpleri
Geçtiğimiz günlerde Basketfaul’de yayımlanan “Avustralya'dan örnek uygulama” başlıklı haberi hemen hepimiz okumuşuzdur. Avustralya Erkek Basketbol Milli Takımı, Dünya Şampiyonası için 12 kişilik nihai kadrosunu belirlerken, açıklanan listede oyuncuların bugün formasını giydiği takımlarla birlikte, bu oyuncuların altyapı kulüplerinin isimleri de listede yer almıştı. Avustralya Basketbol Federasyonunun bu güzel uygulaması taraflı tarafsız herkesim tarafından taktir toplamıştı. Ben de benzer bir çalışmaya ilk kez U18 Milli Takımımızın değerlendirme yazısında yer vereceğim. Bundan sonra da nasip olursa her milli takımımız için hazırladığım yazıda muhakkak her oyuncunun altyapı eğitimi aldığı kulüplerin isimlerine de yer vereceğim. Bu gençlerimizi yetiştiren ve ülke basketbolumuza sunan altyapı antrenörlerimize ve kulüplerimize şükranlarımı sunarım.

 

2019 U18 Erkek Basketbol Takım Kadromuzda Yer Alan Oyuncularımızın
Altyapı Eğitimi Aldıkları Kulüpler
F. N.
ADI SOYADI
MEVCUT KULÜBÜ
ALTYAPI EĞİTİMİ ALDIĞI
KULÜPLER
1
Ömer Can İlyasoğlu
Anadolu Efes
Anadolu Efes
Pertevniyal
Bakırköy Basketbol
2
Boran Güler
Bandırma Kırmızı
Güney Yıldızı
 Lider Spor
Bandırma Kırmızı
Bandırma Basketbol İhtisas
3
Tibet Deniz Görener
Montverde Academy / ABD
Bandırma Basketbol İhtisas
Açı Gençlik
Baskets
İst. Basket
Darüşşafaka
5
Ömer Yasir Küçük
OGM Ormanspor
Türk Telekom GSK
Ted Ankara Kolejliler
Anadolu Basket
Ormanspor
6
Berkan Aksu
Tofaş
Bayrampaşa Sancak
Tofaş
7
Mustafa Kurtuldum
Anadolu Efes
Pertevniyal
Anadolu Efes
Bakırköy Basketbol
10
Atakan Erdek
Bandırma Kırmızı
Ayvalıkgücü Belediyespor
Bandırma Kırmızı
Bandırma Basketbol İhtisas
11
Alperen Şengün
Bandırma Kırmızı
Kumyalı Şafakspor
 Yeşilgiresun Bld.
 Giresun Üniversitesi
12DABO
Bandırma Kırmızı
Bandırma Basketbol İhtisas
12
Furkan Haltalı
Bandırma Kırmızı
Bahçeşehir Koleji
Sistem Koleji
Bandırma Kırmızı
Bandırma Basketbol İhtisas
13
Göktuğ Baş
Anadolu Efes
Rotary 100.Yıl A. L.
 Pertevniyal
Bakırköy Basketbol
Anadolu Efes
15
Tarık Sezgün
Anadolu Efes
Üsküdar Basketbol
Anadolu Efes
Bakırköy Basketbol
34
Adem Bona
Pınar Karşıyaka
İst. Basket
Karşıyaka
Not: Bilgiler TBF resmî sitesinde yer alan “Basketbolun temel unsurları sicil lisans” kısmından alınmıştır.

 

 

Takım Değerlendirmesi

2019 FIBA U18 ERKEKLER AVRUPA ŞAMPİYONASI
TAKIM İSTATİSTİK ORTALAMALARIMIZ VE SIRALAMALARIMIZ
(Katılan takım sayısı: 16)
TÜRKİYE
Sayı
Genel
Şut
2
Sayı
3
Sayı
Serbest
Atış
Toplam
Ribaunt
Asist
Top
Çalma
Top
Kaybı
Verimlilik
TOPLAM:
YÜZDE:
492
70,3
183/425
%43,1
134/264
%50,8
49/161
%30,4
77/145
%53,1
310
44,3
128
18,3
78
11,1
130
17,9
573
81,9
SIRALAMA
7.
2.
4.
2.
15.
8.
5.
6.
5.
5.

 

ÜÇ OYUN KURUCUMUZUN TAKIM İSTATİSTİKLERİNE KATKISI
TÜRKİYE
Sayı
Genel
Şut
2
Sayı
3
Sayı
Serbest
Atış
Toplam
Ribaunt
Asist
Top
Çalma
Top
Kaybı
Verimlilik
 
İstatistik Toplamları:
İstatistik Ortalamalarının Toplamı:
85
12,6
28/103
%27,2
18/61
%29,5
10/42
%23,8
19/31
%61,3
49
7,4
50
7,6
20
3,0
46
6,9
71
10,4
 
Takıma Toplamdaki Katkıları (%)
17,9%
16,7%
41,5%
27,0%
38,5%
12,7%
 

 

Sayın Aydın Örs ve Sayın Derviş Gökhan Güney’in, 2019 FIBA U18 Erkekler Avrupa Şampiyonasını değerlendirmelerinde ifade ettikleri gibi, bu turnuvada takım olarak ağırlıklı olarak savunmamız ile ön plana çıktık. Genellikle baskılı adam adama savunmayı önceleyen, tempolu basketbolu tercih eden, bu tempoyu sürekli hale getirmek için sıkça oyuncu rotasyonuna başvuran, alan savunmasını çok az tercih eden, top paylaşımını iyi yapan, takım olmayı başarabilen, savunmada istekli, geriye koşan, rakibi top kaybına itecek şekilde bunaltıcı bir savunma yapan bir U18 Erkek Milli Takımı izledik. Açıkçası hücumdaki tıkanıklığımız dışında, takım olarak beklentilerin üzerinde bir performans sergilediğimizi rahatlıkla söyleyebilirim. 

Takım olarak hemen her maçta ribaunt üstünlüğü ya bizdeydi ya da denge durumundaydı. Bunda Alperen Şengün, Furkan Haltalı ve Adem Bona gibi uzun rotasyonumuzun katkısı fazlaydı. Uzunlarımız arasında çok iyi bir uyumun sağlandığını turnuva boyunca izledik. Özellikle de Adem Bona’nın atletizmi sayesinde Furkan Haltalı ve Alperen Şengün’ün savunmadaki boşluklarının tamamlandığını gördük. Turnuva istatistiklerinde takım olarak en kötü olduğumuz alanların başında serbest atış yüzdesi (%53,1) gelmekteydi ve takım olarak serbest atış yüzdesinde turnuvanın en düşük yüzdeyle isabet sağlayan ikinci takımı olduk. Her ne kadar üçlükte yüzde olarak turnuvanın en iyi ikinci takımı olarak görünsek de başta oyun kurucularımız olmak üzere takım olarak iyi bir üçlük yüzdesine (%30,4) sahip olduğumuzdan da söz edemeyiz. Uzunlarımızın pas trafiği ve takıma katkıları üst düzeydeyken, oyun kurucularımızın ise takıma katkıları çok daha düşüktü (üç oyun kurucumuzun verimlilik adına takıma katkısı sadece %12,7’de kaldı). Özellikle oyun kurucularımızın başta şut olmak üzere (iki sayılıklarda %29,5, üç sayılıklarda %23,8 ve serbest atışlarda %61,3), hücumu sonlandırmaları ve savunmadaki agresifliklerinin düşük olduğunu söyleyebiliriz.

Çeyrek finalde itibaren oynadığımız takımlar ile milli takımımızı kıyasladığımız zaman, takımımız adına bazı önemli veriler elde edeceğimizi düşünüyorum. Hatırlanacağı gibi çeyrek finalde karşılaştığımız Fransa’yı son periyottaki 25-8’lik üstünlükle 69-64 yenmeyi başarmıştık. Rakibimiz Fransa’nın hemen her oyuncusunun şut tehdidinin olduğunu ve hemen hepsinin topla birlikte çembere atak edebildiğini de gördük. Bizim takımımızda ise o ölçüde çembere atak eden oyuncu sayımız olmamakla birlikte, hücumda da genelde daha çok statik kaldığımızı söylemeliyiz. Özellikle de oyun kurucu pozisyonunda savunmada ve sayı üretmede çok zayıf kaldık. Oyun kurucu pozisyonunda en çok verim aldığımız alan asist katkısıydı. Slovenya ile oynadığımız ve 72-64 kazandığımız yarı final maçının üçüncü çeyreğinin son iki dakikasında öyle bir pozisyon oldu ki, oyuncularımız neredeyse peş peşe dört beş kez buldukları boş atış imkanında çembere dahi bakmadılar. Oysa Slovenya takımı oyuncularının şut atmaktan imtina etmediklerini gördük. Sloven oyuncuların A takım seviyesine geldiklerinde de aynı öz güvenle şut atacaklarından şüphemiz olmasın. Bizim çocuklarımız ise, Sayın Aydın Örs’ün ifade ettiği gibi; “nerede şut atacağını nerede pas vereceğini nerede drive edeceğini, bu oyun paterni içerisinde öğrenmediği müddetçe" altyapılarda yendikleri birçok oyuncunun zamanla gerisine düşeceklerdir. Daha da kötüsü A takım seviyesine çıktıklarında takımındaki Amerikalı oyuncuların şut atmasını bekleyecek ve sorumluluk almayacaklardır. 

Takım genelinde bir iki oyuncu dışında şut tehdidimiz olmadığı için, final maçında İspanya’nın alan savunmasına cevap veremedik. Bu nedenle de maçın sonlarında sayı üretme sıkıntısı yaşadık ve maçtan mağlup ayrılmaktan kurtulamadık. Belki de şampiyonluğu kaybetmemizdeki en temel sebep, takımımızda başta oyun kurucularımız olmak üzere şutuna güveneceğimiz oyuncu sayısının çok az olmasıydı. İspanya koçu da bunun bilincinde olarak, maçın en kritik anlarında alan savunması yaparak bizi hücumda adeta kilitledi. Açıkçası söylemem gerekirse İspanya Milli Takım antrenörünün U18 final maçında uzun süre alan savunması yapmasını da yadırgadım. İspanya altyapısı diyoruz ama onlar bile altyapı organizasyonunda kupa kazanmak adına alan savunması yapmaktan çekinmiyorlar. Oysa U18 Milli Takımımız ise turnuva boyunca oyuncu gelişimini de önceleyerek çoğunlukla kora kor, adam adama oyun anlayışını benimsedi. Belki bu yıl kaybeden bizim çocuklarımız oldu ama umarım ileride kazanan bizim oyuncularımız olacaktır. Çünkü bizim oyun anlayışımız, altyapı basketbolu adına doğrulara biraz daha yakındı.

Sayın Derviş Gökhan Güney’in Avrupa Şampiyonasını değerlendirdiği açıklamasında bahsettiği gibi “Gelişim çağındaki oyuncularda serbestlikle, doğru basketbol arasındaki dengeyi kurmalıyız”. Bizim oyuncularımızda en dikkat çeken eksiklik de aslında bu oyun dengesini kuramamalarıydı. Turnuvadaki bütün maçlarımızı izlediğimizde diğer ülke takımlarındaki oyuncuların hemen hemen aynı mantaliteye sahip olduklarını görürken, bizim takımımızda ise neredeyse her oyuncu farklı bir basketbol mantalitesiyle yetiştirilmiş olduğunu görüyoruz. Bu farklı basketbol anlayışına sahip 12 oyuncuyu, iyi bir takım haline getirmek en zorlu süreç olsa gerek. Bu nedenle de Sayın Derviş Gökhan Güney’in ve teknik ekibimizin bu turnuvada tam bir takım atmosferi oluşturdukları için çok başarılı olduklarını düşünüyorum. Hemen hemen her oyuncumuz turnuva sürecinde ciddi süreler aldılar ve her birinin performansını değerlendirebilme imkânımız oldu. Sadece dört oyuncumuz maç başına 20 ila 30 dakika arası süre alırken, yedi oyuncumuz 10 ila 20 dakika arası, bir oyuncumuzda 10 dakikaya yakın süre alarak dengeli bir süre dağılımının yapıldığını görüyoruz. Oyuncularımızın seremoni sürecinden başlayarak maçın bitimine kadarki süreçte milli takım oyuncusuna yakışır bir tavır içerisinde olması da tamamen teknik ve idari ekibin başarısıdır. Sayın Derviş Gökhan Güney ve teknik ekibini, bu yıl içinde şu ana kadar ki altyapı milli takımlarımızın (alınan dereceye bakılmaksızın) en başarılı teknik ekibi olarak görüyorum.

Oyuncularımız ile ilgili turnuva değerlendirmelerimi, oyuncularımızın turnuva istatistikleriyle birlikte aşağıda bulabilirsiniz.
 

 

2019 FIBA U18 Erkekler Şampiyonası
U18 Milli Takımımızdaki Oyuncuların Bireysel Turnuva Değerlendirmesi
(Oyuncu değerlendirmesindeki sıralama, oyuncu verimlilik puanına göre yapılmıştır)
#
OYUNCULAR
DOĞUM
TARİHİ
BOY
P
M
SÜRE
SAYI
GENEL
ŞUT
2
SAYI
3
SAYI
S.A
HR
DR
TR
A
TK
BS
PF
+/-
V
11
Alperen
Şengün
25.07.2002
206
PF
7
23,0
11,9
30/55
54,5%
29/49
59,2%
1/6
16,7%
22/37
59,5%
3,1
5,9
9,0
2,0
1,6
3,3
1,7
2,9
7,3
17,1
#11 Alperen Şengün'ün (2002): Bu turnuvada bir yaş küçük olmasına rağmen, turnuvanın en değerli beşine seçilmesi beni en az şampiyonluk kadar mutlu etti. Turnuvanın en değerli beşine seçilen oyuncular arasında yaşça hem en küçüğü hem de maç başına en az süre ortalamasına sahip olan oyuncusu olmasına rağmen, verimlilik anlamında takıma katkısı açısından en yüksek oyuncusuydu. Genç oyuncumuz çok önemli bir potansiyele sahip, başta orta mesafe şutu ve serbest atış yüzdesi olmak üzere basketbol adına eksiklikleri üzerine çalıştığı taktirde ülke basketbolumuz çok üst düzeyde pota altı oyuncusu kazanacaktır. İlerleyen yıllarda beş numaralı pozisyon için kısa, dört numaralı pozisyon için yavaş kalma durumu söz konusu olabilir. Ancak çok yönlü oyunuyla ve şutunu geliştirdikten sonra, bu dezavantajlarını giderebilecek oyun aklına da sahip olduğunu düşünüyorum.
Turnuva sürecinde zorluk derecesi artan maçlarda pota altında sayı bulmakta zorlanmasına rağmen, oyundan düşmüyor ve başta ribauntlar olmak üzere takıma savunmada önemli katkılar vermeye devam ediyor. Yumuşak bileklere sahip ve çok iyi çalıştığı taktirde kısa sürede orta mesafe şutunun da önemli bir tehdit olacağına inanıyorum. Kollarının uzun olması, savunmada doğru yer alması ve hamle zamanlaması çok iyi olduğu için sıklıkla rakiplerinden top da çaldığını görüyoruz. Uzun bir oyuncu için top çalma özelliği, çok artı bir durum olarak görülebilir. Pota altında uzundan uzuna veya uzundan kısaya pas trafiğini de çok iyi yönlendirebilme özelliğine sahip, adeta hücumda ikinci bir oyun kurucu olarak izledik. Az önce ifade ettiğim gibi A takım seviyesinde de başarılarını devam ettirme adına, hücumda muhakkak yüzü dönük orta mesafe şutlarını çok önemli bir silah haline getirmesi gerekiyor. Hem fizik olarak hem de mental olarak çok güçlü olan lider bir oyuncu. Aynı zamanda oyuna her zaman enerjisini katabiliyor. Bir uzun oyuncu için çok önemli olan top takip sezgisine ve parmak hassasiyetine de sahip. Pozisyon bitirişlerinde her iki elini de kullanabiliyor olması da basketbol gelişimi açısından artı bir faktör olacaktır.
İlerleyen yıllarda boyu 210 cm ve üzerine çıkamaz ise fiziksel anlamda pozisyonundaki oyuncularla eşleşmede sıkıntı yaşayabilir. Bu durumunun ortaya çıkabileceğini de hesap ederek, basketbol kariyeri adına bütün olasılıklarında düşünülerek bireysel çalışmalarının yapılması gerektiğini düşünüyorum. Serbest atışlarını en az %75’lere kadar yükseltmesi gerekiyor, bu turnuvada %60’ın altında serbest atış kullandı. A takım seviyesi için bu serbest atış yüzdesi çok düşük.
7
Mustafa
Kurtuldum
10.05.2001
197
SG
7
28:24
12,9
36/75
48,0%
25/36
69,4%
11/39
28,2%
7/11
63,6%
0,7
3,6
4,3
2,9
1,6
1,3
0,0
2,0
4,1
14,1
#7 Mustafa Kurtuldum (2001): Takımımızın turnuva boyunca şut anlamında en güvenilir ve en sıcak eliydi diyebiliriz. Şut mekaniği gayet iyi ve bunun yanında da şut atma adına ciddi bir özgüvene de sahip. Çok net bir şuta sahip olmasından dolayı turnuva boyunca hücumda yıkandığımız çoğu zamanlarda şutlarıyla bu tıkanıklığı açmamızda sıklıkla başvurduğumuz oyuncularımızın başında geldi. Maç esnasında daha iyi karar verme aşamasına geldiğinde ve kendi şutunu yaratma adına daha iyi noktaya geldiğinde durdurulamaz bir oyuncu olacağını düşünüyorum. Mental olarak güçlü ve liderlik özelliğine sahip bir oyuncu olması da en önemli artılarından. Özellikle İtalya maçının en kritik anlarında sorumluluk alıp, çok kritik üçlükler atarak maçın lehimize dönmesinde en önemli etken olan oyuncularımızın başında geliyor. Çoğu maçta (ilk olarak Sırbistan maçında uzun süre aldı daha sonra da Slovenya maçının kazanılmasının sağlandığı son çeyreğin neredeyse tamamında) point guard olarak da çok etkili ve başarılı performanslar gösterdi. Ben, Mustafa Kurtuldum’un ilerleyen yıllardaki kariyerini ve fiziksel gelişimini düşündüğümüzde, üst düzeydeki oyunu okuma ve şut özelliklerini de buna eklediğimizde hem kulüp antrenörlerinin hem de milli takım antrenörlerinin Skorer Guard’dan daha çok Point Guard olarak oynatılarak kariyer planlamasının yapılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü Mustafa Kurtuldum’da bütünlüklü bir PG olma potansiyeli var ve bunu şampiyona sürecinde birçok maçta bizlere gösterdi. Özellikle Slovenya ile oynadığımız yarı final maçında üç oyuncu kurucumuzdan da verim alamadığımızdan dolayı son çeyrekte oyun kurucu pozisyonunda Mustafa Kurtuldum ile oynadık ve maçı da kazanmayı başarmıştık. Bunun yanında iyi ve lider oyuncular, final gibi zorlu maçlarda da kalitesini ortaya koyarlar. Bu açıdan Mustafa’nın İspanya maçında da basketbol kalitesini bir kez daha ortaya koyduğunu memnuniyetle söyleyebiliriz.
34
Adem
Bona
28.03.2003
205
C
7
18:30
4,9
15/25
60%
15/25
60%
0/0
-%
4/13
30,8%
2,0
3,1
5,1
0,6
0,6
1,4
1,7
2,1
9,7
8,7
#34 Adem Bona (2003): Bu yaş kategorisi için iki yaş küçük olan Adem Bona, turnuva boyunca başta savunmada olmak üzere enerjisiyle çok önemli katkılar verdi. Erken faul problemine girmesi ise en büyük handikabı olarak dikkat çekti. Geçen yıla nazaran savunmada daha bir sağlam ve blok zamanlamasını daha iyi ayarlamaya başlamış olmasına rağmen, yine de gereksiz faul problemini henüz çözebilmiş değil. Basketbola başlayalı daha çok kısa süre olmasına rağmen kuşkusuz en çok gelişim gösteren oyuncularımızın başında geldiğini de söylemeliyiz. Kendinden iki yaş büyüklerle aynı turnuvada yer alması bunun en önemli göstergesi olsa gerek. Turnuva sürecinde rakiplerin atletik uzunlarıyla eşleşme konusunda çok önemli katkılar verdi. Yarı finalde karşılaştığımız Slovenya maçında alley-ooplarla bulduğu sayılarla adeta Slovenya hava sahasını tek başına kapattı. Çok kısa mesafeden dikine olarak çok kısa sürede sıçrama yeteneğine sahip ve bu sayede de pota altımızda çok önemli bir blok tehdidi oluşturabiliyor. Ayaklarının çabuk olması, muazzam atletizme sahip olması, kollarının uzun olması, kısa oyuncularla eşleşmelerde neredeyse hiç dezavantaj yaşamaması gibi günümüz tempolu basketbolu için de çok önemli özelliklere sahip durumda. Ama muhakkak şutunu (orta mesafe, üçlük ve serbest atış) geliştirmeli ve bu sayede de NBA’in kapılarını ardına kadar açmalı. Maçlardaki azmi, isteği, centilmenliği, basketbola adanmışlığı ve özverili mücadelesi ile bütün arkadaşları için çok önemli bir örnek teşkil etmekte olduğunu rahatlıkla görebiliyorsunuz. Onun basketbol sevgisini, jest ve mimiklerinden kolaylıkla okuyabiliyorsunuz. Onu izledikçe basketbola olan sevgim daha da artıyor. Böyle oyuncuların ülke basketbolumuzda artmasını temenni ediyor ve Adem Bona’yı ülke basketbolumuza kazandırdığı için başta Sayın Türkay Çakıroğlu’na ve diğer emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum. Tekrar tekrar söylemekte fayda olduğunu düşünüyorum: Adem Bona inşallah o seviyeye gelirse, A Milli Basketbol Takımımızda devşirme statüsünde değil Türk statüsünde oynayacaktır. Tıpkı Ersan İlyasova, Cedi Osman, Kenan Sipahi ve diğer birçok örnekte olduğu gibi.
13
Göktuğ
Baş
08.05.2001
202
PF
6
12:24
7,2
17/27
63%
14/20
70%
3/7
42,9%
6/10
60%
0,7
1,7
2,3
1,2
0,7
0,8
0,0
1,8
3,8
8,2
#13 Göktuğ Baş (2001): Turnuva boyunca oynadığı süreye bakıldığında takımımız adına en verimli oyuncularımızdan biri olarak dikkat çekti. Özellikle Slovenya maçının en önemli dakikalarında attığı 15 sayı ile maçın kazanılıp finale kalmamızda en önemli katkıyı sağlayan oyuncularımızın başındaydı. İlerleyen yıllarda adına sıkça duyacağımıza inanıyorum ve doğru şekilde çalışmaya devam ettiği müddetçe üst düzey bir basketbol kariyerine sahip olacağına eminim. Göktuğ Baş, basketbolunun geleceği adına takımımızda beni en çok etkileyen oyuncuların başında geliyor. Beden dili olarak hem arkadaşlarına hem de teknik heyete en çok yardımcı olan oyuncumuz olarak dikkat çekti. Fiziği ve atletizmi gayet iyi ama muhakkak topla oyununu da geliştirmeli. O zaman hem çok yönlü hem de çok daha üst seviyede bir oyuncu olacaktır. Gelecek yılardaki basketbol gelişimini merakla ve ilgiyle takip edeceğim. Umarım basketbol geleceği adına özverili çalışmalarına devam eder.
12
Furkan
Haltalı
02.12.2002
206
C
7
17:54
4,7
13/31
41,9%
13/31
41,9%
0/0
-%
7/16
43,8%
1,4
3,3
4,7
1,0
0,7
0,9
0,7
2,9
-3,3
7,1
#12 Furkan Haltalı (2002): Bir yaş küçük olmasına rağmen turnuva performansı olarak beklediğimin üzerine çıktığını söyleyebilirim. Buna karşın günümüz hızlı basketbolu için bazı dezavantajları olduğu da muhakkak. Bunların başında da ayaklarının yavaş olması ve günümüz tempolu basketbolunda yavaş kalabilmesi geliyor. Ancak ribaunt sezgisinin ve blok tehdidinin olması gibi çok değerli özelliklere de sahip olduğunu görüyoruz. Uzun bir oyuncu olarak pota altındaki pas trafiğinde yer alması önemli bir artı özelliktir. Günümüz basketbolunda uzun oyuncuların bir diğer olmazsa olmazı olan yüzü dönük oyununu geliştirmeli ve orta mesafe şutlarını hücum çeşitliliğine eklemelidir. En büyük endişem ilerleyen yıllarda tempolu oyuna ayak uyduramaması, dış şutu olan hareketli uzunlarla eşleşmede yaşayacağı zafiyetler (Oğuz Savaş gibi) gibi olumsuzluklarla karşı karşıya kalmasıdır. Umarım bundan sonraki bütün çalışmalarını gelecekte yaşayabileceği problemlere dönük şekilde yapar ve antrenörleri ile birlikte basketbol geleceğini en doğru şekilde planlar.
2
Boran
Güler
21.11.2001
198
SG
7
17:00
4,3
9/19
47,4%
6/9
66,7%
3/10
30%
9/15
60%
0,7
1,6
2,3
1,1
2,1
1,0
0,0
1,1
10,1
6,6
#2 Boran Güler (2001): Tam bir görev adamı. Ne zaman görev verilse layığı ile yerine getirmek için elinden geleni yapıyor. Başta atletizm olmak üzere, top çalmada, savunmada ve oyunun akıl kısmında muhakkak olan bir oyuncu. Onun turnuva sürecinde oyunda kaldığı süre zarfında, takım olarak (+/-) durumunda +10,1 gibi çok ciddi bir sayı averajı yakaladığımızı görüyoruz. Takımımızdaki oyuncular arasında maç içinde kaldığı süre göz önüne alındığında +/- averajımızın en yüksek düzeyde olduğu oyuncumuz. Sadece bu istatistik bile oyuna girdiğinde ne kadar konsantrasyonu yüksek olduğunu ve savunmada ne kadar önemli katkılar ortaya koyduğunu gösterme adına yeterlidir. Geleceği çok parlak olmakla birlikte çoğu oyuncumuzda olduğu gibi şutunu muhakkak geliştirmesi gerekiyor. İlerleyen yıllarda istatistik kağıdının birçok alanını olumlu anlamda doldurabilecek potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum.
3
Tibet Deniz
Görener
27.07.2002
206
SF
7
22:48
8,3
21/54
38,9%
7/14
50,0%
14/40
35,0%
2/8
25,0%
0,6
1,4
2,0
1,3
0,7
1,1
0,3
1,7
1,3
5,9
# Tibet Deniz Görener (2002): 206 cm gibi uzun bir boya sahip olmasına rağmen gerek top hakimiyeti gerek orta mesafe şutu gerekse de çoğunlukla tercih ettiği üçlüklerinin yüzdesinin iyi düzeyde olduğunu görüyoruz. Fiziksel olarak zayıflığının yanında ayaklarının da güçsüz olmasından ötürü; ikili mücadelelerden ve temastan kaçan, sertlikte geri adım atan, sadece şutuyla var olmaya çalışan bir Tibet izledik bu turnuvada. Bu basketbol gelişimi adına hiç de hayra alamet olmasa gerek. İlerleyen yıllarda yaş kategorileri arttıkça oyun içinde temasında artacağını bilmesi gerekiyor. Bu nedenle hem bacaklarını hem de vücudunun üst tarafını güçlendirmesi gerekiyor. Çembere daha fazla atak etmeli ve bu sayede eşleşmelerde fiziksel üstünlüğünü daha fazla kullanabilmeli. Pas verirken iyi bir fake (aldatma) yapmadığı için, hemen hemen her pasına savunması temas ediyor ve pas kalitesi düşüyor. Eşleşmelerde çoğunlukla rakiplerine boy anlamında bariz üstünlük kuruyor olmasına rağmen bu üstünlüğünü şut haricindeki diğer alanlarda pek verimli şekilde kullanamıyor. Pas kalitesini arttırır, temaslı oyundan kaçmaz ve çembere giderek oynamaya başlarsa, ilerleyen yıllarda basketbol kariyeri açısından dünya çapında adından sıkça söz ettireceğine inanıyorum. Aksi halde uzun ve şutu olan ama vasat oyuncular kervanına eklenme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bir oyuncunun istatistiklerinde net olarak görünmese de bütün maçlarını izleyenler tarafından görülebilen detay noktalar vardır. Bunların başında da ürettiği sayıların veya savunmadaki katkıların hangi maçta ve o maçın hangi anında olduğuyla ilgilidir. Tibet’in Fransa maçının son çeyreğinde bulduğu peş peşe üçlüklerin kıymeti, normal bir maçın normal bir anındakinden çok daha fazladır. Bu nedenle Tibet’in maçın kriz anında sorumluluk alarak adeta eli titremeden attığı üçlükler, aslında onun basketbolunun gelişime çok açık olduğunun da göstergesidir. Tibet’in liderlik ve sorumluluk alma özelliğinin olduğunu görmek memnuniyet vericiydi. Tibet’in bu yaş grubu için bir yaş küçük olduğunu ve gelecek yılda U18 Milli Takımımızda yer alabileceğini de hatırlatalım.
6
Berkan
Aksu
05.01.2001
204
PF
6
12:12
4,3
9/18
50,0%
2/3
66,7%
7/15
46,7%
1/2
50,0%
0,3
1,5
1,8
0,8
0,3
0,7
0,2
1,3
4,5
5,2
#6 Berkan Aksu (2001): Takımımızın turnuvadaki üçlük yüzdesi en iyi olan oyuncusuydu (7/15, %46,7). Turnuvada en fazla süreyi 17 dakikayla final maçında İspanya karşısında aldı. Savunmada istekli ve hareketli bir oyuncu olarak dikkat çekti. İlerleyen yıllarda uzun forvet pozisyonu için fiziksel olarak yeterli olamayabilir. Bu nedenle kısa forvet pozisyonu için ileriye dönük çalışmalarını yapması daha sağlıklı olur kanaatindeyim. Böylece hem 3 hem de 4 numaralı pozisyonda oynayabilme avantajına sahip olabilir. Gerek ayaklarının çabukluğu gerek şut stili gerekse topu elden çabuk çıkartarak şut atmasıyla, ilerleyen yıllarda forvet pozisyonunda ülkemizin önemli isimleri arasına girebileceğini düşünüyorum. Her oyuncu için geçerli olduğu gibi Berkan içinde geçerli olan, muhakkak topla oyununu geliştirmesi gerektiğidir. Sadece statik olarak hücumda dış şut için pozisyon almak basketbolunu geliştirmez.
10
Atakan
Erdek
26.06.2001
194
PG
7
14:42
4,3
10/29
34,5%
7/14
50,0%
3/15
20,0%
7/11
63,6%
0,3
2,0
2,3
2,0
0,7
1,6
0,0
1,1
4,6
4,4
#10 Atakan Erdek (2001): Açık alanda neredeyse tutulması imkansıza yakın bir oyuncu ama başta şutu olmak üzere basketbol adına birçok eksikliği var. Çünkü PG olmak bence en zorlu süreci kapsıyor. Çembere doğru korkusuzca atak edebiliyor olması önemli bir özellik ama maçlarda sıkça gördük ki top elinde çok fazla kalıyor ve bu nedenle de takımı oynatma adına da oyun kurucu vasfından da uzaklaşmış oluyor. Özellikle İtalya maçının sonlarında karşılaştığı sert savunma karşısında, topu boş alan yerine adeta rakip oyuncuların üzerine doğru sürmesi gibi durumlarla turnuva boyunca sıkça karşılaştık. Serbest atış başta olmak üzere şut atarken vücudunun üst kısmını hareket ettirip şut dengesini bozuyor ve adeta vücudunun üst kısmından güç alarak topu ittiriyormuş izlenimi veriyor. Bu da atışlarını istenilen düzeyde doğrusal bir şekilde atmasına engel oluyor ve bu nedenle de şutlarındaki yüzdesi düşüyor. Oysa ayak-diz-bel-dirsek doğrudaş noktalar olması gerekiyor ki şutumuz çembere doğru düz bir doğru üzerinde gitsin ve yüzdemiz artsın. Bunu yanında şutta, topun yatay ekseni etrafında geriye doğru spin yaparak dönmesi ve 650-700’lik açıyla çembere ulaşması gerekirken, Atakan’ın şutlarının pek de böyle olmadığını rahatlıkla görebiliyoruz. Atakan’ın muhakkak gerek antrenmanlarda gerekse de müsabakalarda attığı şutları videoya alıp izlemesi gerekiyor. Bu sayede kendi şutunu düzeltmesi adına yapması gereken en önemli çalışmayı yapmış olacaktır. Çünkü, mevcut kadrodaki oyuncular arasında hemen hemen en atletik olan, açık sahada durdurulması en zor olan, patlama kuvveti en fazla olan ve çok da güçlü olan bir oyuncumuz. Bu özellikleri çok ama çok önemli ve şutunu geliştirdiği taktirde basketbolunu birkaç gömlek üste çıkartabileceğinden ve çok önemli bir kariyer sıçraması yapacağından eminim. Fransa maçının son çeyreğinde oyun kurucu pozisyonunda Atakan’ın oyunda kalmasındaki en önemli etken, Atakan’ın savunma direncinin daha fazla olması ve takıma enerji katmasıydı. Dış şutunu istikrarlı hale getirebilirse, Ömer Onan gibi hızlı ve ciddi bir dış şut tehdidi olan, Skorer Guard olabilir düşüncesindeyim. Hatta Mustafa Kurtuldum için yapılması gerektiğini düşündüğüm kariyer planlamasının farklı şeklini Atakan Erdek içinde yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Atakan’ın bundan sonraki basketbol kariyerinin, PG olarak değil de SG olarak planlanması hem kendi hem de ülke basketbolumuz için çok daha faydalı olacağını düşünüyorum.
5
Ömer
Yasir Küçük
26.02.2001
188
PG
7
11:48
5,0
11/29
37,9%
5/16
31,2%
6/13
46,2%
7/13
53,8%
0,7
1,4
2,1
2,6
1,0
3,0
0,0
1,6
2,4
4,3
#5 Ömer Yasir Küçük (2001): Basketbolu her geçen yıl daha da geriye doğru gitmeye başladığını üzülerek görüyoruz. Saha görüşü açısından çok özel yeteneklere sahip. Ancak muhakkak istikrarlı şutunun olması da gerekiyor. Ayakları güçlenmeli, savunmada ayakta kalmalı ve hemen geçilmemeli. Sonuçta savunma isteme işi. Ama maalesef Ömer Yasir Küçük, kendini tam olarak basketbola verememiş olsa gerek ki her geçen yıl beklentilerimizin çok gerisinde kalmaya devam ediyor. Bu şekilde basketbol gelişimi geriye doğru gitmeye devam ederse, ilerleyen yıllarda U20 Altyapı Milli Takımımızda dahi kendisine yer bulamayabilir. İyi bir oyun kurucu olabilmesi için gerekli özelliklere sahip bir oyuncu ama bu turnuvada mental yönden adeta diplerdeydi. Bir maçta bakıyorsunuz çok kısa sürede beş faul alıp çıkıyor, bir bakıyorsunuz ayakta durmakta güçlük çekiyor, bir bakıyorsunuz yeteneklerine hiç yakışmayacak şekilde çok basit top kayıpları yapıyor. Evet hepsi olacak; faulde yapacak, topta kaybedecek, ayakları da kayacak ama bu hatalar turnuvada ağırlıklı şekilde performansının önüne geçmemeliydi. Şutlarına baktığımızda topun çembere yönelirken ki şut açısının düşük olduğunu ve bu nedenle de şutlarının çoğunun çemberin ön tarafına çarptığı görüyoruz. Oysa şut açısında topun 65-700’lik bir açıyla çembere düşmesi gerekiyor. Ömer’in şutlarında topun çembere yönelme açısı 650’nin çok altında olduğunu için istenilen şut yüzdesini yakalayamıyor. Bunun yanında baskıyla karşılaştığında vücudunu abartılı şekilde geriye atarak faulü gösterme çabası içerisinde olmak yerine, bu tür durumlarda güçlü olmayı ve ne pahasına olursa olsun öncelikle adamını geçmeyi düşünmesi gerekiyor. Kendisine yapılan sert savunmaları faul olarak göstereyim derken, sıklıkla vücut dengesini kaybediyor ve bunun neticesinde de top kayıplarıyla karşı karşıya kalıyor. İtalya maçında gösterdiği başarılı şut performansını tekrar tekrar izleyip, bir oyun kurucuda şutun ne kadar önemli olduğunu ve rakiplerin savunma kilidini açan en önemli silah olduğunu görecektir. Bununla birlikte savunmada rakibini takip etmede ve topun önünde kalmada da ciddi sıkıntılar yaşıyor. Savunma yaparken gereksiz yere kolunu uzatıyor ve rakibin geçmesi adına ona bir fırsat vermiş oluyor. Kısacası oyun performansı adeta iki ucu keskin bıçak gibi. Çok hızlı düşünüyor ve karar veriyor ama bunları değerli kılacak olan diğer alanlarda o kadar çok eksiği var ki, bu eksikliklerden dolayı güçlü olduğu alanların pek bir önemi kalmıyor. Perdelemeye takıldıktan sonra perdeden kurtulma süresi bir hayli uzun ve eşleştiği oyuncuyu takipte sıkça geç kaldığını görüyoruz. Rakip takım oyuncularının Ömer’in savunmasından çok memnun kaldıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz! Ömer’in ilk önce kafaca basketbola kendini vermesi gerekiyor. Çünkü son yıllarda izlediğim en akıllı ve en hızlı düşünen oyun kurucularımızdan birisi. Eksikliklerini rahatlıkla kapatacak akla ve yeteneğe de sahip. Kariyerinin en kritik iki senesine giriyor ve bu iki seneyi nasıl değerlendirdiği, büyük oyuncu olma ile vasat oyuncu olma arasındaki farkı da belirleyecektir. Bakalım Ömer hangisini seçecek?
1
Ömer Can
İlyasoğlu
01.01.2001
195
PG
6
20:12
3,3
7/45
15,6%
6/31
19,4%
1/14
7,1%
5/7
71,4%
0,8
2,2
3,0
3,0
1,3
2,3
0,0
1,7
1,0
1,7
#1 Ömer Can İlyasoğlu (2001): Çok iyi saha görüşüne ve parmak hassasiyetine sahip bir oyuncu. Maç esnasında eli sıcak ve ritim yakalamış arkadaşlarını bulabilme gibi çok önemli sezgi özelliğine de sahip. Özellikle Adem Bona ile iyi anlaştığı dönemlerde sıklıkla göze hoş gelen alley-oppları bizlere izlettirdiler. Ancak dikkatle izlediğimizde şunu görüyoruz ki; Ömer Can’ın hem top frekansı düşük hem de topun dripling yüksekliği fazla. Bu nedenle de gerek top kaybı sayısı artıyor gerekse de şutun elden çıkış hızı yavaş oluyor. Sayın Fehmi Sadıkoğlu, TÜBAD TV’de yayınlanan Bireysel Gelişim Antrenörleri kursundaki “Altyapıda Şut Geliştirme Çalışmaları” başlıklı videosunda “stenste olacaksın top sana çabuk gelecek ki iyi şutör olacaksın. Stephen Curry, driplingi yerden yapıp topu alıp atıyor” şeklinde giriş cümleleriyle şutun detaylarını anlatmaya başlamıştı. Ömer Can İlyasoğlu’nu turnuva sürecinde izlediğimde bir kez daha gördüm ki, şut konusundaki en büyük eksikliği tam da Sayın Fehmi Sadıkoğlu’nun anlattığı bu cümlelerde gizliymiş. Ömer Can İlyasoğlu’nun maalesef dripling frekansı düşük (topun yere vuruş sıklığı) ve dripling zirvesi (topun en yüksek noktası) şut atmak için gerekli olan noktadan çok yüksekte kaldığı için topun elde kalış süresi de uzamakta. Bu nedenle de şutunun çembere gidiş doğrultusunda sapmalar gerçekleşiyor. Ömer Can İlyasoğlu şutlarını muhakkak videoya çekip izlemeli. Aynı zamanda Sayın Cem Akdağ’ın yazısında da ifade ettiği gibi “bir oyuncu bugünden itibaren doğru mekanik ile maç temposu ve maç ortamında her gün 400 atış yapar ve isabet yüzdesini de not alırsa, 6 ay sonra şu andan çok daha fazla öz güvenle şut atabilecektir”. Ömer Can İlyasoğlu’nun şutunu geliştirmesi adına ipuçlarını iki değerli basketbol duayenimiz ifade ediyor. Bunun dışında Ömer Can’ın şutlarına dikkat ettiğimizde kendi yatay ekseninde geriye doğru spin (top gerektiği şekilde spin yapmıyor) yapması gereken top, daha çok dikey eksene yakın şekilde spin yaptığı için, çembere değen top hemen çemberin içi yerine dışına doğru yöneliyor. Bununla birlikte pozisyon bitirişlerinde de ciddi sıkıntıları var ve çok dağınık hücum ediyor. Henüz kuvvetli bitirişlere sahip değil. Bunun yanında en zayıf olduğu tarafların başında savunması geliyor. Çok çabuk geçiliyor ve savunmadaki oyun takibi çok eksik. Şu an için çok üst düzeyde olan gösterişli pasları dışında artı olarak yanına ilave edeceğimiz bir özelliği bulmakta zorlanıyoruz. Ama çok akıllı bir oyuncu olduğu için bütün bu eksikliklerini tamamladığında gerek Euroleague gerekse de NBA’de rahatlıkla oynayabileceğini düşünüyorum. Ama bunları başarabilmesi için önünde neredeyse dağ kadar eksikliğini gidermesi gerekiyor. Ben, bütün bu eksikliklerini tamamlayıp dünya çapında bir oyun kurucu olmayı başaracağından eminim. Mükemmele yakın saha görüşü var ama bunu anlamlı kılacak düzeyde şut yüzdesine sahip değil. Muhakkak savunmada daha agresif olmalı ve ayak çabukluğunu geliştiren çalışmalara ağırlık vermeli. Ribaunt için gerekli olan box-out ve topu almak için gerekli olan sıçramayı gerçekleştiremiyor. Bu turnuvada takımımızda verimlilik puanı en düşük olan ikinci oyuncumuzdu (sadece ve sadece 1,7 verimlilik puanı). Maç başına 20 dakikadan fazla süre alan bir oyun kurucunun; verimlilik anlamında ve şut yüzdesi anlamında takımın en kötüsü olması da kabul edilebilir bir durum olmasa gerek. Savunmada ise ayakları yavaş kalıyor ve maalesef hep bir adım geç kalıyor. Turnuvanın ilk maçlarında neredeyse şut adına çembere bile bakmadı, ilerleyen maçlarda ise muhtemelen teknik ekibinde uyarısıyla çembere bakıp şut atmaya başladı. Ömer Can İlyasoğlu ile ilgili uzun bir değerlendirme yazısı yazma ihtiyacı duymamdaki amaç, çok çok özel bir oyun kurucu namzeti olmasından dolayıdır. Bazı oyuncular derler ya 40 yılda bir gelir, işte Ömer Can İlyasoğlu gibi oyuncularda 40 yılda bir gelir. Ama asıl mesele onu basketbol anlamında iyi işleyebilmektedir. Doğru işlenmezse ve gelişimi sağlanmazsa vasat oyuncu olarak kariyerine devam etmekle de karşı karşıya kalabilir. Basketbol sadece estetik paslardan ibaret değil, savunman ve şutun yoksa oyunun iki yönünü de oynayamaz ve basketbol adına büyük oyuncu olmanız da mümkün olmaz.
15
Tarık
Sezgün
17.04.2001
212
C
6
8:48
1,7
5/18
27,8%
5/16
31,2%
0/2
0,0%
0/2
0,0%
1,3
0,7
2,0
0,7
0,2
1,2
0,0
0,8
-0,8
0,8
#15 Tarık Sezgün (2001): Ayakları çabuk, hareketli, blok tehdidi olan ve ortanın üzerinde şut fundamentaline sahip uzun bir oyuncumuz. Başta fiziksel anlamda güçlenme olmak üzere çok fazla eksiği olmasına rağmen gelecekte ülke basketbolumuz adına pota altında çok şeyler beklediğimiz oyuncularımızın başında geliyor. Fiziksel olarak henüz çok güçsüz, vücudunun üst kısmı güçlendikten sonra ve vücut koordinasyonu oturduktan sonra eşleşmelerde çok büyük bir üstünlük kuracağından eminim. Bu nedenle gelişimi adına sabırla beklememiz gerekiyor. Ancak gelecekte ondan olumlu anlamda sıkça bahsedeceğimizden de eminim. Özellikle de U20’nin son yılında takımımızın winner oyuncularından birisi olacağını düşünüyorum. Yıllardan beri dikkatle takip ettiğim oyuncularımızdan biri ve A takım seviyesinde en çok istikbal vadeden oyuncularımızın da başında geliyor. Yeter ki basketbol gelişimi adına doğru çalışmaları yapmaya ve bu süreçte de özverili çalışmaya devam etsin.
GENEL TAKIM ORTALAMAMIZ
200
70,3
183/425
43,1%
134/264
50,8%
49/161
30,4%
77/145
53,1%
14,1
30,1
44,3
18,3
11,1
18,6
4,6
20,3
8,7
81,9
 
 

 

 

 

Yorumlar Okunma: 5846

ardahan escort bingol escort sivas escort agri escort kirklareli escort malatya escort corum escort sanal ofis bodrum rent a car düğün fotoğrafçısı ankara sanal ofis Türkçe Porno İzle Ataşehir escort Kadıköy escort Ankara escort Beylikdüzü escort Ankara escort izmir escort izmir escort ankara escort ankara escort Pendik escort bahçeşehir escort Sincan escort Beylikdüzü escort Ataşehir escort travesti eskişehir escort escort bursa escort bursa izmit escort escort bursa canlı bahis siteleri casino siteleri bonus veren siteler milanobet bonus veren siteler ankara escort esat escort kolej escort izmir escort travesti porno raf sistemleri ankara sanal ofis antalya escort betboo