Totemlerle gelen şampiyonluk (Aytaç Kuru) - BasketFaul.com

Totemlerle gelen şampiyonluk (Aytaç Kuru)

29-03-20 19:26
Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, bizim üzerimizde de kara bulutlar dolaşıyor. Yaklaşık 7 milyar nüfusa sahip dünyada, neredeyse hiç kimsenin daha önce tecrübe etmediği bir virüs ile karşı karşıyayız. Öncelikle bu virüs sebebi ile kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Yoğun bakımda ya da evinde karantinada virüsle mücadele eden tüm yurttaşlarımıza da acil şifalar dilemek istiyorum.
 
Karantina günleri genel itibari ile biraz sıkıcı geçiyor olabilir ama hasta olmaktan ya da hastanede olmaktan çok daha iyi olduğu kesin. Sağlığımızın ve sevdiklerinizin sağlığı açısından mümkün mertebe evde kalmaya çalışalım.
 
Ben bu sıkıcı sayılabilecek günleri kendime aktivite yaratmakla geçirmeye çalışıyorum. Nostalji müzikler, diziler ya da filmler ilk sarıldığım dayanaklar oldu. Sonrasında spor ve zaman zaman da ise gidiş gelişler derken üç haftaya yaklaşan bir süreci geride bırakıyoruz. Umarım en kısa sürede bu durumu atlatıp rutin yaşantımıza geri dönebiliriz. 
 
Bu süreci değerlendirme ve biraz da hafızaları yoklama adına bir nostalji kuşağı yapmak istedim. İlk planda hangi turnuvayı hatırlayalım diye düşünürken aklıma iki İzmir takımının final oynadığı bir şampiyona geldi. 2007'de Ankara'da düzenlenen Yıldızlar Türkiye Şampiyonası'nda Karşıyaka ile Tuborg final oynamış ve Karşıyaka şampiyon olmuştu. 91-92 jenerasyonunun mücadele ettiği turnuva, aslında beklenmeyen sonuçlarla ilerlemiş ve finalde de iki İzmir takımını buluşturmuştu. Karşıyaka takımı, finalin en büyük adaylarından Efes Pilsen'i çeyrek finalde, Fenerbahçe'yi ise yarı finalde eleyerek finale gelmişti. Tuborg ise çeyrek finalde Tofaş'ı, yarı finalde ise ev sahibi Mülkiye'yi yenerek finale yükseldi.
 
Karşıyaka'da dönemin antrenörü Ziya Uyanık ile konuştum. Şu sıralarda İzmir Boğaziçi Koleji'nde görev yapan Coach, kendisi adına hayatındaki ilk şampiyonluğu olduğundan bu birinciliğin çok değerli olduğunu söyledi ve konuşmasına şöyle devam etti:
 
 
"91-92 jenerasyonunun oynadığı o turnuvadan günümüze bir çok altyapı milli takımlar ve üst seviye oyuncular yetişti. Efes Pilsen, Fenerbahçe ve Tofaş kadro derinlikleri ile turnuvanın şampiyonluk adayları olarak gösteriliyordu. O döneme kadro yapıları ve oyuncu kaliteleri ile bakıldığında üst düzey bir basketbol oynanıyordu. Altyapıdan A takımlara daha çok sayıda oyuncu çıkıyordu. Sertaç Şanlı, Dusan Cantekin, Furkan Aldemir ve Serkan Menteşe gibi oyuncuların birbirleri ile mücadele ettiği çok keyifli bir organizasyon oldu. Grupta turnuvanın ilk maçında Tofaş'a kaybedince ikinci olduk ve çaprazda Efes Pilsen ile eşleştik. O dönemde çapraz maçını kaybedince 9-16 maçları oynatılmıyordu ve kaybedenler eve dönüyorlardı. Efes Pilsen'in gücü malumdu. Biz sert savunma yapıp ortalaması 80-85 olan Efes'i daha az sayıda tutmak zorunda olduğumuzu biliyorduk. Nitekim 56 sayı yiyerek 2 sayı farkla Efes'i devirip yarı finale yükseldik. Bu kez de karşımıza Fenerbahçe çıktı. Onlara karşı da pota altını iyi savunup hücumda da hızlı hücumlarla oynamamız gerektiğini konuştuk. O maçta daha yüksek özgüven ile planladıklarımızı sahaya yansıttık ve 6 sayı farkla kazanarak finale yükseldik. Finalde rakibimiz İzmir'de 3 kez mağlup ettiğimiz Tuborg oldu. O sezon 3 kez kazanmanıza rağmen, finalin çok zor geçeceğini tahmin ediyorduk ama çocukları bu şekilde motive etmek kolay olmadı. Nitekim üç çeyrek boyunca Tuborg çok iyi oynayarak skorda önde gitti. Biz son çeyrekte hem de faul problemleri yaşamış olmamıza rağmen çok önemli bir geri dönüş imza atarak maçı çevirdik ve şampiyon olduk. Maçtan sonra büyük bir sevinç yaşarken arkamıza baktığımızda Tuborglu oyuncuların ağladıklarını gördük. Sevinci bir kenara bırakıp benche onları teselli etmeye gittik. Staffdaki yardimcılarım Arda Demirbağ ve Okan Kılıç , masörümüz Ahmet Özketenci ve altyapı menajerimiz Tuğrul Taskıngenç'in emekleri ile kulübümüze bir şampiyonluk kazandırmış olduk. 

Ben çok inanmasam da arkadaşlarımızın baskıları ile ikinci gün kazandığımız ilk maçtan sonra totem yaparak, şampiyonluğa kadar kalan maçlarda  aynı t-shirt, çorap ve pantolonlar ile çıktık. Bu da enteresan bir detaydır."
 
Karşıyaka'da o dönemin en etkili oyuncularından olan, yolunun devamında NBA tecrübesi dahi yaşamış Furkan ile konuştum. O da seve seve turnuvayla ilgili düşüncelerini ve hatırladıklarını paylaştı.
 
"Basketbola İzmir'de amatör bir kulüpte başladım. Sonrasında bir kaç takım değişikliğinin ardından 2007 yılının başında  yolum Karşıyaka ile kesişti. Benim için yeni bir ortam ve yeni bir çevreydi. Takımdaki herkes çok farklı karakterler olsa da iyi bir uyum içindeydik. O yıllarda biz ve Tuborg, İzmir'in altyapıdaki öncü kulüpleriydi. O sezon İzmir'de hiç maç kaybetmeden şampiyonaya katılma hakkı elde ettik. Grubumuza Tofaş geldi ve ilk maçta onlara kaybedince moralimiz biraz bozuldu. Çünkü grupta ikinci olursak çaprazda turnuvanın favorisi Efes Pilsen ile eşleşecektik. Tofaş, Efes ve Fenerbahçe nin şampiyonluk adayı olduğu turnuvada, iyi takımlarla bu kadar erken karşılaşmak istemiyorduk. Grupta diğer iki maçımızı kazanarak beklediğimiz gibi Efes ile karşılaştık. Maç sabah 10.30 daydı ve samimi olmak gerekirse biz ufak ufak eşyalarımızı toplamıştık. Çünkü kaybeden eve dönecekti. Maçtan önce de otele yakın bir parka gitmiştik. Salıncak ve tahteravalliye binen arkadaşlarımız oldu. Bir kaç arkadaşımız biraz tehlikeli hareketler yapınca asistan coachumuzdan azar yediler. Bunları anlatıyorum çünkü bunlar turnuvanın geri kalanında bizim totemimiz olacaktı. Maçın zor geçeceğini biliyorduk. Kırmızı formalarımızla maça gelmiştik. Çok iyi başladık ve iyi oynuyorduk. Ben maçın sonlarında 5 faul ile kenara geldim. Cem Bozok da aynı şekilde kenara geldi. Benim için maç sonları bu yüzden daha zor geçti. Bir an önce bitsin diye dua ediyorduk. Tolga Beritan kardeşim takımın şutörü olmasına rağmen, heyecanı arttırmak istemiş olacak ki bitime 8 saniye kala iki serbest atış kaçırdı. Neyse ki Efes son hücumu değerlendiremedi ve biz maçı kazanarak yarı finale yükseldik. Büyük bir sevinçle bize kazanırsanız saçlarımı kazıtacağım diyen Tuğrul abiye koştuk. Kariyerinin başındaki en gurur duyduğum anlardan bir tanesiydi. O gün Tuborg da Tofaş'ı yenince iki İzmir takımının ilk 4 yapması büyük bir şok yaratmıştı herkeste. Oysa ki hikaye yeni başlıyordu. Sıradaki rakibimiz Fenerbahçe oldu. Biraz rehavet de yaşadık, Efes'i yendik Fener'i de yeneriz demeye başladık. Maç sabahı yine aynı parka gittik. Herkes aynı salıncağa ve tahteravalli'ye bindi. Asistan coach yine aynı oyuncuları azarladı. Maça da yine kırmızı formalarla çıktık. Fenerbahçe'yi de devirdik ve finale çıktık. Final maçının sabahını da yine aynı aktiviteler ile geçirdik. Salona otobüsle ve Karşıyaka marşlarını söyleyerek gittik. Final maçı bizim için facia şekilde başladı. Soyunma odasında büyük bir hüzün vardı çünkü ilk yarıda Tuborg bizi eze eze yeniyordu. Efes ve Fener'i yendiğimiz turnuva, İzmir'de hiç kaybetmediğimiz takıma karşı yenilerek mi bitecekti? Neyse ki ikinci yarıya iyi başladık. 39 dakika geride oynayıp finali kazanmıştık. O an ki duygularımı tarif etme şansım yok. Herkes herkese sarılıp sahada oradan oraya koşturuyordu. Kendimiz de dahil kimsenin beklemediği bir şeyi başarmıştık. Antrenörden masöre kadar herkesin çok büyük emeği var. Şimdi düşününce takımdaki tüm arkadaşlarıma özverileri için teşekkürü bir borç bilirim. İyiliklere ve şükürlerle dolu turnuva hep aklımda olacak".
 
Tuborg kanadında ise o dönemin coachu şuan ise Manisa BŞB ile TBL'de çalışan  Ceyhun Cabadak ile görüştüm. O da Ziya Coach gibi Tuborg ve turnuvaya ilgili düşüncelerini bana aktardı.
 
"2006 yazında Tuborg A takım faaliyetlerini durdurma kararı aldı ve sadece altyapıda yetiştirici olarak faaliyetlerine devam edeceğini açıkladı. O günlerde kulübün ayakta kalması için çok çaba sarf eden ve şu sıralarda Türk Telekom'un genel menajerliğini üstlenen Cenk Duraklar, beni yıldız takımın başına getirdi. 1993 yılında bir çocukken ilk kez kapısından girdiğim kulübümüzde, rahmetli Baha Eğinlioğlu öncülüğünde ve Mustafa Albere'nin yönetiminde, felsefe olarak iyi basketbolcu yetiştirmenin öncesinde, topluma faydalı iyi bir birey yetiştirmeyi kendisine misyon edinmiş bir yapının parçası olarak, bu göreve getirilmek benim için çok değerliydi. 
 
2007 yılında Türkiye finali oynayan kadromuzdan da profesyonel basketbol hayatlarına devam eden oyuncuların yanı sıra (Fırat Töz - Cenk Şekeroğlu), gemi mühendisi, iktisatçı, tıp doktoru, inşaat mühendisi ve antrenörlerin de yetişmesi ayrıca gurur kaynağımız oldu. O sezona gelirsek belki yetenek seviyesi çok yüksek olmayan bir takımdık ama çok çalıştık. Takım olarak ancak düzenli, disiplinli ve haddimizi bilerek oynarsak başarılı olabileceğimizi biliyorduk. NBA ve Euroleague oynayan oyuncuların da aralarında olduğu, ayrıca çok değerli coachların da var olduğu bir turnuvaydı. 
 
3 İstanbul takımı ile aynı gruba düşüp, Daçka ve Işık Spor'u mağlup ederek Efes Pilsen'in ardından ikinci olarak çeyrek finale yükseldik. 5-8 maçlarının oynanmadığı o dönemde en zor maçımızı çeyrek finalde bir önceki senenin şampiyonu Tofaş'a karşı oynadık. Çift haneli farklardan geri dönüp rakibimizi oyuncularının kararlılığı ile mağlup ederek yarı finale kaldık. Yarı finalde de ev sahibi Mülkiye takımını geçerek finalde Karşıyaka'ya rakip olduk. Finalde çok yakından tanıdığımız  ama İzmir'de 3 kez kaybettiğimiz Karşıyaka karşısında maçı 39 dakika önde götürdük. Bize göre birçok parametrede üstün olan rakibimize karşı oyunu iyi kontrol ettik. İkinci yarıda Furkan Aldemir'in boyalı alan savunmasına güvenerek alan savunmasına dönüp, bizi dış atışlara zorladılar. Maalesef düşük yüzde ile şut atıp Karşıyaka'yı 56 sayıda tuttuğumuz gün 1 sayıyla kaybettik. Ayrıca İzmir'den yeşil kırmızı formaları ile finali izlemeye gelen bir çok taraftarın önünde oynamak da oyuncularım için kolay olmadı. 

Bu karantina günlerinde güzel anıları bize tekrar hatırlattığı için sevgili Aytaç Kuru'ya da çok teşekkür ediyorum. Basketbol dolu günlerde görüşmek dileği ile...
 
Tuborg kadrosunun o dönemdeki en değerli isimlerinden biri olan Fırat Töz, bu şampiyonanın kendisinin kariyerinde bir dönüm noktası olduğunu söyledi ve şöyle bir değerlendirme yaptı:
 
"Bana göre altyapılar, A takımlardan çok daha heyecanlı. Okul hayatı devam ederken sabah erken kalkıp okuluna giden biz sporcular, dersler bittikten sonra koştur koştur sporculuk hayatımıza geçiyorduk. Yaşanan koşturmanın verdiği hazzın tarifi yok. Tek hedef çok iyi basketbol oynamaktı. Ankara'da ki şampiyona benim hayatımda büyük bir iz bırakmıştır. Hala her saniyesini bugün gibi hatırlıyorum. Bu turnuvalar, basketbola emek veren gençlerin profesyonel hayata geçiş süreçlerinde çok belirleyici bir konumda oluyor. Biz de takım olarak bunun farkındaydık. O dönemde finalde kaybetmek büyük bir hayal kırıklığı yaratsa da ilerleyen süreçte bu turnuvaya katılmanın ve final oynamanın hayatımda bir dönüm noktası olduğunu fark ettim. Bu şampiyonanın ardından kariyerinde ciddi atılımlar yapan ve yolu NBA'e kadar uzanan arkadaşlarımız oldu. Ben de şuan basketbolcuysam bu turnuvanın payı çok büyüktür. Ayrıca bu turnuvadan edindiğim dostluklara hala devam ediyorum. Bu anlamda da çok değerli bir süreçti, arkadaşlarımla hiç kopmadım."
 

Yorumlar Okunma: 7375