Öneriler ve arka sıradakiler (Efe Can Önal) - BasketFaul.com

Öneriler ve arka sıradakiler (Efe Can Önal)

02-05-20 09:59
Bir süredir siteyi uzaktan takip ediyorum. Neler konuşuluyor göz atayım derken Ümitler Ligi, Basketbol Gençler Ligi ve Bölgesel Lig konularının daha sık telaffuz edilmesi ve öngörüler ile ilgili yorumları gördükçe üzerine bir kaç şey konuşulması gerektiğini düşündüm.

İşin aslı Basketbol Gençler Ligi son yılların en güzel uygulamalarından. Daha önceleri izleyici ve yazar olarak takip ettiğim, bu sezon ise Tofaş bünyesinde 7-8 ay gibi bir süre Semih Soğuksu’nun ekibinde asistan koç olarak yer aldığım için BGL ile çok içli dışlı bir süreç yaşadım.

 

Bu sezon üçüncü yılını geride bırakan bir organizasyon oldu bu lig. Bu virüs olaylarından sonra oynansa bile çok kolay psikolojide geçmeyeceğini ve gerçek mücadelelerin tam eforla olamayacağını ve 3. sezonu zihnen geride bıraktığımızı düşünüyorum.

Öncelikle bu ligi ve değerini korumamız lazım. Yıllar boyu sürecek gelenekselleşmesi gereken bir organizasyon BGL... Herkesin dediği gibi mini bir Süper Lig, bir simülasyon. Geçtiğimiz günlerde TBF Basketbolu Geliştirme Direktörü Fırat Eser’in de dediği gibi bazı takımların rekabetçilikten uzak ve lige duyarsız kalan hallerine bir çözüm bulmak şart. Bir ara voleybolun yaptığı gibi bu ligdeki puanların yüzdelik dilim üzerinden bir bölümünü Süper Lig’e ekleyelim desek, bu sefer maç kazanma odaklı bir sistem ile ligin esas beklentilerinden uzaklaşabiliriz ama yine de üzerinde düşünmeye değer. Bir diğer husus da BGL’nin bu son sezon ile beraber daha geniş bir katılımla gerçekleşmesi adına yapılan ön eleme formatı. Bu format güzel ve belki takım sayısını da 20’den 24’e 28’e çıkarabiliriz ancak benim uygulamada eksik gördüğüm en önemli konu ön elemede takımların bir önceki sezondan oyuncuları ile mücadele etmesi. Bu 2019 Ağustos ayındaki süreçte garip durumlara yol açmıştı (BURAYA tıklayın). Bununla ilgili takımların elemelerde yeni sezon kadroları ile mücadele etmeleri daha mantıklı olacaktır. 

Ümitler Ligi kavramı ise bana çok mantıklı gelmiyor. 20-21 yaşında isimleri böyle bir ligde oynatmanın pek faydası olacağını düşünmüyorum çünkü bu yaşlar artık üst düzey rekabete girebilmek için oldukça yeterli. Süre alamıyorlar bir kısmı, doğrudur. Ancak Ümitler Ligi de dostlar alışverişte görsüncülükten başka bir şey olamaz. Burada yapılacak mantıklı uygulamalardan biri BGL’yi bir yaş büyütmek olabilir ama o da 1 ek kontenjan olarak olmalı. Yani önümüzdeki sezon için düşünürsek her takım kadrosunda normalde yaşları biten 2001’li oyunculardan sadece bir tane bulundurmalı. Ümitler Ligi gibini dillendirmektense esas konuşmamız gereken lig bence Bölgesel Lig.

Bu ligin tarifi nasıl edersin dersen ben halkın nabzının attığı yer olarak görüyorum. Yeni uygulamada Mart-Nisan-Mayıs gibi kısa sürede oynanan bir süreç var. İllerindeki başarılı takımlar bu etaba hak kazanıyorlar ancak yerel mücadelelerdeki kalitenin oldukça düşük olduğunu söylemek lazım. Bu ligin yeni formata geçmesinin ve maratonun boyunun kısaltılmasındaki en büyük sebeplerden birisi aslında Basketbol Gençler Ligi’ni hayata geçmesidir. Biraz ironik gibi olsa da çoğu kulüp gelişim takımı ile bölgesele katılıp tecrübe kazanıyordu ancak BGL gelince bu ligin de değeri görmezden gelinip arka plana atıldı. Eskiye dönülüp tüm şehirlerimizde bu heyecanın ateşini tekrar yakmamız lazım. Hele ki böyle zorlu bir süreçten geçerken lokal mutlulukları göz ardı etmemeliyiz. Bize sadece NBA düzeyinde yıldızlar değil, bu oyunun bir parçası olabilmek için zor şartlarda mücadele eden ve hayallerini kendi içinde yaşamak zorunda kalan insanlarda lazım. Bu lig içinde en önemli kriter tabii ki yaş olacak. Eskiden 28 yaş üzeri 4 oyuncu bulunabiliyor ve ancak ikisi kadroda yer alabiliyordu. Bunu tekrar gündeme getirmeli bu matematik hesabından çıkıp 27-28 yaş üzeri 3 oyuncu yer alabilir deyip kapatmak lazım. Bandırma ekibi nasıl belli bir kadroyla hem Süper Lig, hem TBL hem de BGL’de mücadele ediyorsa diğer altyapıya değer veren kulüpler de BGL ve Bölgesel Lig’i bir arada götürmekte zorlanmayacaktır diye düşünüyorum. Kadroyu geniş tutup böyle bir formata girebilirler. Buradan da yavaş yavaş kendi seviyelerine göre TBL ve TB2L’ye yol alabilirler. 

Bunlarla bağlantılı son konu başlığımda genç takımdaki ilk yaşında bulunan BGL oyuncularının aynı zamanda yerel ligde oynayabilmesi. BGL’nin ilk sezonun ardından böyle bir karar alınmıştı ve ben endişelerimin bir kısmını (BURAYA tıklayın) yazımda belirmiştim. Yukarıda bahsettiğim eski bölgesel lig formatına dönersek kulüpler bu lige katılmak isteyeceklerdir. BGL takımlarını ve sporcularını yerel ligden çıkarıp kendi liglerine ve diğer yarışmacı liglere (TBL-TB2L-EBBL) kanalize etmek gerekir. Böylece sadece yerel liglerde mücadele eden takımlar ve sporcular da kendilerine boy gösterecek ve ön plana çıkabilecek bir alan bulabilirler. Yerel lig düzeyindeki genç takım maçlarına da sadece yıldız takım sporcuları ile katılırlar. Hem bu lig için daha adil bir rekabet ortamı oluşmuş olur hem de yıldız takım sporcuları da daha fazla maç yapma şansına erişmiş olurlar. Ki ben Ümitler Ligi’nden ziyade zamanla basketbolumuza Basketbol Yıldızlar Ligi kavramının gireceğini düşünenlerdenim. 

Bu arada son bir not: Hem bu yazının içeriği hem de geçmişteki yazılarıma göz attıysanız benim hep sağlanması gerektiğine inandığım bir adalet ve denge anlayışı var. Bir A takım sporcusu yetiştirmek üzerine yapılan hamleler aslında aynı zamanda bir sürü ismin de kaybolmasına sebep oluyor. Bunu sadece basketbol anlamında değil hayattaki özgüvenleri ve sosyal statüleri içinde söylüyorum. Bu aralar iyi hoş bir sürü yayın oluyor ancak benim dikkatimi çeken hep iyi modellere ve iyi hayatlara bakıyoruz, daha doğrusu popüler örneklere diyelim. Ne bileyim, belki de büyük potansiyel olup da hakkettiği yere gelemeyenler veya altyapıda fazla şişirilen ancak üst düzey olamayan isimlerle konuşmak, röportaj yapmak, yıllarca maaşı içeride kalan ve aile geçindiren isimlerin hayatlarına bakmak da fikir verebilir insanlara. Çünkü milyonlar kazanan isimlerin maaşında indirime gidip fedakarlık konusunun gündeme gelmesi bu son örnekteki isimlere haksızlık olur diye düşünüyorum ya da maaşları aksayan ve sigortasız çalışan antrenörlere. Ortak bir yayın platformunda bu isimlerin de derdine tasasına kulak vermemiz şart. Yanlış anlaşılma da olmasın; bunları şu ana kadar hiç bir kulüpte parası kalmamış bir antrenör olarak yazıyorum. TÜBAD’dan bu konuda bir hamle bekliyorum ve “görmezden geldiklerimiz” için yapılacak bir çalışmada seve seve görev alacağımı buradan aktarıyorum (Niye TÜBAD derseniz, TÜBAD her ne kadar antrenörler topluluğu da olsa şu an bence basketbol insanlarının tamamını kapsayan bir sorumluluk alanı olduğunu ve onların hem liderliğine hem de desteğine basketbolun tüm paydaşları adına ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.)  

Yorumlar Okunma: 3100