Son büyük sanatçıya veda! (Yasin YILDIRIM) - BasketFaul.com

Son büyük sanatçıya veda! (Yasin YILDIRIM)

09-06-20 09:12
Estetik kelimesine TDK şöyle bir açıklama yapıyor:"Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu...". Basketbol bir spor dalı ve çoğu zaman sanatın içinde sayılmıyor. Peki ya "basketbol bir sanat olsaydı en büyük sanatçılarından biri kim olurdu?" derseniz benim ilk cevabım Vince Carter olurdu. Basketbolun popülerliğine onun kadar  katkı yapan çok az oyuncu vardır. 2000 yılındaki smaç yarışmasında yaptıkları salondakileri ve ekran başındakileri transa sokmuş hala tüm zamanların en iyi smaçlarından bazıları olarak gösteriliyor. Vince Carter'ın uzun kariyeri pandemi nedeniyle tatsız bir şekilde sona ermiş olabilir. Fakat bu uzun kariyerde en güzel anların hep çok kısa parlamalar olması aslında onun en güzel özeti olabilir. Vince Carter formunun zirvesinde olduğunda tek başına bilet sattırabilen bir süperstardı. Eğer şehrinize Vince Carter geldiyse maça gitmekte yarar vardır çünkü o her an tarihe geçecek bir hareket yapabilir. Şimdi düşününce kaç tane oyuncunun youtube'da "en iyi 100 smaç" videosu olabilir bilmiyorum. İşin ilginci o en iyi yüz smacı çıkardığınızda bile geriye rahat 50 tane spektaküler smaç kalıyor. Kariyerinde sadece 1 kez smaç yarışmasına katılan bir isim nasıl tarihin en iyi smaççısı olarak kabul edilir sorusunun cevabını vermek ise çok zor.

Kariyerinin başında yeni Michael Jordan olarak adlandırılması onun kariyerine ne kadar zarar verdi bilinmez ama Jordan ile aynı okuldan çıkmış aynı boyda ve aşağı yukarı aynı yetenek setlerine sahip biri için heyecanlanmak şaşırtıcı değildi. Daha kolej yıllarında yaptığı smaçlar ile bile kolajlar yapılabiliyordu. Antawn Jamison, Jeff Mcinnis ve Ademola Okulaja gibi bilindik isimlerin de katkısıyla North Carolina yeniden NCAA'in en merakla izlenen takımı olmuştu bile. Kolej yıllarında genellikle çift elli smaçlarıla hayran kitlesi kazanan Carter'ın zaman zaman bitirdiği alley-ooplar ayağında yay olup olmadığının sorgulanmasına dahi sebep oluyordu.

Draft günü geldiğinde Clippers ilk sıradan Olowakandi'yi seçerek draft rezillikleri listesine üst sıralardan giriş yapmıştı. Memphis ikinci sıradan Mike Bibby'i seçmiş, üçüncü sıradan dev uzun Raef Lafrentz Denver'a gitmişti. Artık Vince Carter sabırsızlanıyordu. 4. sıradaki Toronto'nun kendisini seçebileceği söyleniyordu ama o da ne kolejden takım arkadaşı Antawn Jamison seçilmişti. 5. sıradan Vince Carter'ı seçen Golden State Warriors'ın planı ise farklıydı. Vince Carter ve bir miktar nakit para ile Antawn Jamison'a kavuşuyorlardı. Vince Carter ise kolejin nazire yaparcasına daha kuzeye gidiyordu.

Toronto'ya geldiğinde henüz 4. sezonunu yaşayan yeni filizlenen bir Kanada ekibiydi. Önceki sezonu 16 galibiyetle tamamlamışlar, Damon Stoudamire ve Doug Christie önderliğinde neredeyse ligdeki her takımdan dışlanmış oyuncularla mücadele ediyorlardı. Toronto gibi son derece kozmopolitan dünyanın en güzel şehirlerinden birine yakışmayan bir takım vardı. Üstelik NBA lokavtı da yardımcı olmamış Carter sadece 50 maçlık sezonda forma giyebilmiş ama yine de heyecan yaratmayı başarmıştı. Kuzeni Tracy Mcgrady ile leyifli zaman geçiren Vince belki yine çok maç kazanamıyordu ama smaçları artık Kanada sınırlarını aşmış ülkedeki her televizyon kanalında gösterilmeye başlanmıştı. 1999-2000 sezonunda Toronto tarihinde ilk kez play-off'lara katılmayı başarırken Vince 25.7 sayı 5.8 ribaund 3.9 asist 1.3 top çalma 1.1 blok ortalamalarıyla ligin en büyük yıldızlarından birine dönüşmüştü. Oakley ve Antonio Davis'in pota altındaki katkılarına Tracy Mcgrady ve Doug Christie dışarıdan yardım ediyor, veteran Muggsy Bogues ile Kevin Willis ise kadroya derinlik katıyordu. Stephen Curry'nin babası Dell Curry ve Alvin Williams kadrodaki diğer isimler olmuştu. Vince Carter'ı, günümüzdeki popülerliğine ulaştıran olaylar ise All-Star maçında ve sonrasında o yaz gerçekleşen Sydney Olimpiyatlarında gerçekleşecekti.

2000 All-Star maçında forma giyecek olan Vince Carter sadece bir kez katılacağı smaç yarışmasına da iştirak etmiş ve akılları baştan almıştır. Jürinin ağzını açık bırakan smaçlarla ilgili çok konuşmaya gerek yok. Videosunu hala keyifle izleyebilirsiniz:
https://www.youtube.com/watch?v=6j2LxSWrjuE

2000 Sydney Olimpiyatlarına katılan ABD Milli Takımı son derece keyifli bir basketbol oynuyordu. Çok büyük isimler daveti reddetmiş olsa da Kevin Garnett, Shareef Abdur-Rahim, Ray Allen ve Vince Carter gibi isimlerden kurulu kadro yenilgisiz şampiyonluğa ulaşacaktı. Turnuvanın olayı ise Fransa maçında yaşanan elim olaydı. Sonradan  "le dunk de la mort" ismiyle anılacak olan "Ölüm Smacı" o maçta gerçekleşmişti. Bu olayla ilgili 2005 yılında yazılmış yazıya şuradan ulaşabilirsiniz: "Bir Smaç İçin Ağıt" 

Kariyeri bugünden sonra sürekli ileriye giden Vince Carter'ın 2004-2005 yılına kadar Toronto şehrine yaşattıkları unutulmazdı. Basketbol artık Kanada için en önemli meselelerden biri haline gelmiş ve sürekli yerini hakkını kaybeden Kanada takımlarından biri kalıcı hale gelmeye başarmıştı. 3 sene üst üste play-off görse de bir türlü yanına yeterli desteği alamaması Vince Carter'ın Toronto'daki ömrünün dolduğuna dair yorumları da beraberinde getirdi. Sonraları "Vince Carter Effect" isimli bir belgeselin de çekildiği bu dönem bir basketbol yıldızının hayatını anlatan en iyi örneklerden biri olabilir. 2004 yılının 17 Aralık tarihinde New Jersey Nets'e takaslanan Vince orada Richard Jefferson ve Jason Kidd ile etkileyici bir üçlü oluşturmuştu. Fakat yine de istediği, çok hayalini kurduğu NBA Finallerine ulaşamadı. Yeterli desteği almış ama bu sefer de takımı pota altında güçsüz kalmıştı. Orlando'ya takaslanan Vince burada bir kez play-off oynasa da yine pek ileri gidemedi. Gezgin kariyerine başlayan Vince Carter Dallas ve Memphis ile 5 kez daha play-of gördü ama hiçbirinde hayaline yaklaşamadı bile.

Sonraki yıllar Vince Carter'ın atletizminden bazı şeyleri alıp götürdü ama hala hemen her takımın kadrosunda görmek istediği bir veterana evrildi. Sacramento ve Atlanta kendisine 40 yaşından sonra kontrat veren iki takım oldu hatta Atlanta ile eğer sezon yarıda kalmasaydı iki sezonda 150 maça çıkma ihtimali dahi vardı. Bu kadar atlet ve patlayıcı bir oyuncunun bu kadar devamlılığa sahip olması ise akla mantığa pek sığmayan bir durum. Vince Carter 43 yaşında NBA maçına çıkmış ve bunu başaran NBA tarihindeki en yaşlı 4. oyuncu olmuştu. Kendisinden daha yaşlı sahaya çıkan isimler ise Robert Parish, Kevin Willis ve Nat Hickey'di. Nat Hickey'nin 1948 yılında oynadığı düşünülürse modern basketbol için en acaip başarılardan birini Carter'ın başardığını söyleyebiliriz. Vince Carter 22 sezon NBA'de forma giyerek NBA rekorunnu da eline geçirmeyi başardı. Ayrıca 4 farklı on yıllık dönemde forma giymeyi başaran Vince Carter bu noktada da erişilmesi bir hayli zor bir rekora imza attı. Kariyeri boyunca 941 smaca imza atan Vince Carter'ın basketbolun popülaritesi için  yaptıkları çağının ötesindeydi. Emekli olmayı planladığını açıkladıktan sonra şanssız bir şekilde zorunlu emeklilik yaşaması ise kaderin bir cilvesi. Yine de son maçında son saniyede yaşananlar ona son bir veda niteliğindeydi. NBA'in son sanatçısı kariyerin boyunca bizi heyecanlandırdığın için teşekkürler...

 

 

Yorumlar Okunma: 701