Ali Hurşit Baytok ve Basketbolumuzda Kanonlaşma Sorunu-2 (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Ali Hurşit Baytok ve Basketbolumuzda Kanonlaşma Sorunu-2 (İlker Yıldız)

31-07-20 16:10
Basketbolumuz Bir Marka Mı?
Peki, kanonu marka gibi düşünün: ülke basketbolumuzda şu an için kanon yok, bu nedenle basketbolumuzda marka da yok! Bu anlamda marka demek “alamet-i farika” demek. Bizim alamet-i farikamız yok. Alamet-i farika: bizi diğerlerinden ayıran şey demek. Bizi diğerlerinden ayırt edecek çok fazla şeyimiz yok. Diğerlerinden ayırt edilebilecek bir şey üretmemiz gerekiyor. Endüstride de böyledir, sosyal bilimde de böyledir, felsefede de edebiyatta da resimde de sporda da böyledir. Bu nedenle yerli ve milli olmak çok önemlidir. Ancak bu sayede bir markanız olabilir. Basketbolumuz adına kanonu “Büyük Oyuncular” yetiştirecek anlayış olarak da düşünebiliriz. Kısacası basketbol camiası olarak ortaya koyduğumuz ürüne bakarak, kanonumuzun olup olmadığı veya markamızın olup olmadığı ile ilgili yorum da yapabiliriz. Bu da basketbolumuzun marka olup olmadığı sorusuna vereceğimiz cevapta görüleceği gibi son zamanlarda (özellikle 2010 yılından itibaren) bundan söz edemeyeceğimiz de bir gerçektir. Türkiye Basketbol Süper Ligine bakarak Avrupa’nın en iyi üç liginden biriyiz demek, bizim ligimizin daha doğrusu ülke basketbolumuzun bir marka değeri olduğunu göstermez. Marka değeri olabilmesi için kendi ürettiğin değerlerin önemli katkısıyla birlikte o ligin marka değerinden söz etmek gerekir. Ama dünya çapında ülke basketbolumuzun bir marka olduğunu göstermenin en önemli iki yolundan birincisi sürekli ve düzenli bir şekilde “Büyük Antrenörler ve Büyük Oyuncular Yetiştirmek”, ikincisi ise “A Milli Takımlar Düzeyinde İstikrarlı Başarılar” elde etmektir.

Nitelikli Yazılı Eserler, Nitelikli Basketbol…
Bir kültür inşa etmek ve süreklilik sağlamak adına örnek şahsiyetler çok önemli bir yer teşkil etmektedir, ancak bu da tek başına yeterli değildir. Ayrıca bir de “dış bellek” olarak ifade edebileceğimiz bir kavramdan da söz etmemiz gerekiyor. Dış bellek, yazı olmadan mümkün değildir. Harici hard disk gibidir. Bugünkü USB’ler, ya da çocukluğumuzun Meydan Laourusse’ları gibi... Buna teknoloji diyoruz, ama sonuçta kütüphanedir, kitaplardır. Dolayısıyla bütün bunlar alternatif hafıza, dış hafızayı oluşturur. Kitap, kayıt ve yazı burada merkezi bir rol oynuyor. Dolayısıyla yazı olmadan kanon olmaz, bir toplumun kültürel belleği olarak da kanonları olur. Bu da bir geniş bellektir; toplumsal bilinçdışı ve toplumsal bellek olarak genişletilebilir. Burada belleğin, hafızanın rolünü konuşabiliriz. Kanonla olan ilişki aslında belleği büyüten bir şey. Bellek biraz işleyen demir ışıldar gibi bir şey, Darwinyen anlamda, çok çalışan uzuv gelişir. Yani bellek de biriktirdikçe gelişen bir şey. Burada tabi spektrum genişliği dediğimiz, ne kadar farklı kaynaktan besleniyor olduğumuz faktörü de devreye giriyor. Hafıza burada verili ya da sabit bir şey değil; daha çok kullanımla büyüyen bir şey. Bu da kanonla ilişki kurma tarzına sizi götürür.

Yabancı kaynaklı (özellikle de ABD) basketbol kitaplarının sayısının ve niteliğinin, ülkemizde basketbolla ilgili yazılan kitaplara göre çok daha fazla ve iyi düzeyde olduğunu görüyoruz. Amerika’da oynanan basketbolun dünya çapında önemli bir yer teşkil etmesiyle eş değer olarak, basketbol ile ilgili yazılı eserlerin sayısı ve niteliğinin de üst düzeyde olmasının tesadüf olmadığı da bir gerçek. Yazılı eserlerin çokluğu ve niteliği aynı zamanda o alana duyulan ilgi ve nitelikli bakışı da yansıtmaktadır. Bu ilgi ve nitelikli bakış doğal olarak o alanı da nitelikli hale getirmektedir. Amerika’da basketbolun niteliğine katkıda bulunan unsurların başında da hiç kuşkusuz yazılı kaynaklar çok önemli bir yer teşkil edip, adeta basketboldaki dış bellek görevini yerine getirmektedir. Benzer şekilde bizde de nitelikli yazılı eserlerin sayısı artarsa, basketbolumuz kuşkusuz daha da nitelikli hale gelecektir.

Ülkemizde Son Yıllarda Basketbol Kitaplarında Artış Sağlandı…
Ülkemizdeki basketbol ile ilgili yazılmış kitaplara baktığımızda ilk akla gelenler olarak; Basketbol / Teknik-Taktik-Antrenman (Yazar: Prof. Dr. Yaşar Sevim, 1997), Türk Basketbolunun 100 Yıllık Tarihi (Mehmet Durupınar, 2006), FundaMENTAL (Ali Hurşit Baytok, 2009), Hastasıyım Bu Oyunun (Kaan Kural, 2011), Motion Offense (Ali Hurşit Baytok, 2013), Adanmak - Bir Hayalin Peşinde Yalçın Granit ve Türk Basketbolunun Hikayesi (Ali Granit, 2017), İsmet Badem Efsanesi (İsmet Badem, Burçin Badem, 2019), Salondaki En Kötü Koltuk (Murat Murathanoğlu, 2019), Türkiye'nin Basketbol Aşkı (Mehmet Yüce ve Fethi Aytuna, 2019), Türkiye Basketbol Tarihi (Mehmet Yüce ve Fethi Aytuna, 2019), Bir Basketbol Antrenörünün Yol Haritası (Sinan Kortel, 2020) ve Basketbolcu Çocuk Kedican (Cem Akdağ, 2020) gibi kitapları sayabiliriz. Ülkemizdeki basketbol kitaplarının kuşkusuz ilklerinden ve en önemlilerinin başında geleni olarak rahmetli Prof. Dr. Yaşar Sevim’in “Basketbol/Teknik-Taktik-Antrenman” kitabı olduğunu söyleyebiliriz. Ben de detaylı bir şekilde basketbolu öğrenmek ve öğretmek adına ilk olarak bu kitabı edinmiştim. Türk basketbol tarihi ile ilgili ilk kapsamlı eser olan “Türk Basketbolunun 100 Yıllık Tarihi” kitabı, 2019 yılında Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından hazırlanan “Türkiye Basketbol Tarihi” kitabı yayınlanana kadar bu alandaki en kapsamlı kitap olma özelliğine sahipti. Türk basketbol tarihini, ülke basketbolumuzun önemli kurucu ismi ve yaşayan efsanemizden öğrenmek ve basketbolumuzun gelmiş geçmiş en önemli idolünü tanımak için “Adanmak – Bir Hayalin Peşinde Yalçın Granit ve Türk Basketbolunun Hikayesi” kitabı belki de Türk basketbolundaki yazılı eserler arasında önemli bir açığı kapatmış, kapatmakla da kalmayıp basketbolla ilgili yazılı eserlerin artmasına da öncülük etmiştir. Dikkat ederseniz ülke basketbolumuz adına yukarıda ismi geçen kitapların çoğunun 2017 yılından sonra yazıldığını görüyoruz. Bu küçük örnek bile son yıllarda ülke basketbolumuzda yazılı kaynaklarda önemli bir artışın olduğunu göstermeye yeterlidir diye düşünüyorum. Yukarıda ismini saydığım kitaplar dışında da ülke basketbolumuza katkı sunmak adına yazılan ya da yazılmayı bekleyen eserler olduğu muhakkaktır. Ancak ne olursa olsun son yıllardaki artışa rağmen, ülke basketbolumuzdaki yazılı eser eksikliğinin çok büyük bir açık teşkil ettiğini de söylemeliyiz. Oyuncu yetiştirmek ne kadar önemliyse eser üretmek de bir o kadar önemlidir.

Geçmişi Günümüze Taşımak
Geleneğin icadı kavramı, İngiliz Marksist tarihçi Eric Hobsbawm'ın icat ettiği bir kavram. Bir gelenek inşa edilebilir mi? İcat adı üzerinde sıfırdan yani daha öncesi olmayan bir şey, yoktan var etmek gibi ama gelenek ise geçmişi işaret eden, geçmiş olmadan hayal edilemeyecek bir şey. O zaman gelenek nasıl icat edilebilir? Onu yazan veya çizen Hamlet'i bu Kanon olsun diye yazmıyor. O bugünden geçmişe doğru yapılan bir şey, tersi değil. Dolayısıyla tarih böyle işlemiyor. Tıpkı Rönesans döneminde Antik Yunan’a gidilerek oradaki eserlerin tercüme edilmesi gibi. Herkes aynı değil ama herkes belli bir merkeze göre mesafeli, kanonun olmadığı toplumlar güçlü olmayan toplumlar aslında.

Şu an aramızda olmayan; Cavit Altunay, Mehmet Baturalp, Samim Göreç, Armağan Asena gibi çok önemli değerlerimiz yaşarken, ülke basketbolumuz olarak onları anladığımızı ve onların bilgilerinden yeterince istifade ettiğimizi de pek söyleyemeyiz. Bunun giderilmesi adına örnek olarak verecek olursak Cavit Altunay gibi bir değerimizi ve basketbol felsefesini tanıtıcı eserler ortaya koymamız gerekiyor. Bu sayede vakti zamanında kıymetini bilmediğimiz değerlerin basketbolumuz adına hiçbir zaman değer kaybetmeyecek olan düşüncelerini şimdiye taşıyarak hakkını verip, az da olsa vefa borcumuzu ödememiz gerekiyor. Geçmişte yapılan hataları günümüzde tekrarlamayarak, mevcut değerlerimizi ve eserlerini layığı ile basketbol camiamıza tanıtmayı bir sorumluluk olarak görmeliyiz. Bu sayede biz de bir nevi geleneği icat ederek, kuşaklar boyu zihni bir referans seti oluşturmuş oluruz. TBF’nin son hazırlamış olduğu kitapların da katkısıyla basketbolumuzda geçmişi günümüze taşıyarak değerlerimizle yakınlık kurma ve basketbol geleneğimizi yeni nesillere tanıtma adına önemli adımlar atıldığını memnuniyetle görüyoruz. TBF’nin yayımlamış olduğu Türkiye'nin Basketbol Aşkı (Mehmet Yüce ve Fethi Aytuna, 2019) ve Türkiye Basketbol Tarihi (Mehmet Yüce ve Fethi Aytuna, 2019) kitapları sayesinde nesiller arasında bir bağ kurulacağı da bir gerçektir. Bu anlamda her nitelikli yazılı eser de bu bağı kuvvetlendirici bir görevi yerine getireceği muhakkaktır.

Geçmişi günümüze taşımak ve yeni nesillere örnek teşkil edecek şahsiyetleri yani efsanelerimizi tanıtmak adına; Cavit Altunay, Yalçın Granit, Ali Hurşit Baytok, Aydan Siyavuş, Aydın Örs, İsmet Badem, Mehmet Baturalp, Samim Göreç, Armağan Asena, Yaşar Sevim gibi önemli mihenk taşlarımız ile ilgili kitaplar, belgeseller ve hatta filmeler çekerek basketbolumuzda kanonlaşma adına çok önemli katkıda bulunulmuş olunacaktır. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın çok güzel ve yerinde bir ifadesi olan “sükût suikastı”na uğramış olan değerlerimize hak ettikleri değerleri vererek, benzer durumlarla yeni nesillerin hem karşılaşmamalarını hem mazilerindeki değerleri tanıyıp özgüven sağlamalarını hem de onları aşma adına nitelikli eserler ortaya koymalarına imkanlar sağlamalıyız. Bu duayenlerimizi aşma çabası içerisinde olmak demek, öncelikle o değerlerimizi ve basketbol düşüncelerini tanımaktan geçmektedir. Bu aşma çabası içerisinde olmak da basketbolumuzda durağanlığa imkân vermeyerek, sürekli bir akışı tesis edecek ve geriye dönülüp “yüksek kültür” inşası yapılmaya da devam edilmiş olunacaktır. (Devam edecek…)

Not: “Ali Hurşit Baytok ve Basketbolumuzda Kanonlaşma Sorunu” başlıklı yazı, üç yazı dizisi şeklinde yayımlanacaktır. Her yazı dizisi ayrı bir bölümü ihtiva etmekte olup, konunun bütünlüklü bir şekilde anlaşılması adına yazıyı okuyan değerli okuyucularımızdan bu üç yazı dizisini de okuduktan sonra yorumlarıyla katkıda bulunmalarını rica ediyorum. 

Herkesin mübarek Kurban Bayramı’nı tebrik ediyor; mutlu, huzurlu, sağlıklı ve basketbol dolu günler diliyorum. Saygılarımla. 

Ali Hurşit Baytok ve Basketbolumuzda Kanonlaşma Sorunu-1 (Buraya tıklayın)

 

 

Yorumlar Okunma: 1474