Kokoskov'un Socrates'teki röportajı - BasketFaul.com

Kokoskov'un Socrates'teki röportajı

03-09-20 12:46
Turkish Airlines EuroLeague ve ING Basketbol Süper Ligi ekiplerinden Fenerbahçe Beko’nun bu yaz Zeljko Obradovic‘in ayrılığıyla takıma kazandırdığı Igor Kokoskov, Socrates Dergi’den Uğur Ozan Sulak‘ın sorularını yanıtladı.
Röportajın tamamını Socrates Dergisi'nin bu ay yayınlanan sayısında okuyabilirsiniz. Röportajda öne çıkan bazı konular ise şöyle:

EuroBasket 2005’le alakalı nereden yayıldığını bilmediğim yanlış bir bilgi dolanıyor ortalıkta. Belgrad’daki turnuvada ben bench’te değildim, gidememiştim Zeljko’nun yanına. NBA’deki takımım Detroit’ten Larry Brown ayrılmış ve yerine Flip Saunders gelmişti. Zeljko’yla konuşup “Burada teknik ekip değişiyor. Bütün yazı seninle geçirmesem iyi olur” dediğimde anlayışla karşılamış “İstediğin kadar kal” diye yanıtlamıştı. Bu yüzden Belgrad ve Novi Sad’daki maçlarda milli takımla birlikte değildim. Tabii ki üzgünüm… 2004 Atina’daki birlikteliğimizi devam ettirememiştik. Ama orada alınan kötü sonuçla alakalı şöyle düşünüyorum; Zeljko kariyerinde sadece bir kötü yaz geçiren mükemmel bir koç ve o tek yazın kariyerinde pek bir önemi yok. Yaşanabilir böyle şeyler.

Fenerbahçe’deki mevcut planlarınız nedir peki?
Otuz milyondan fazla taraftarı olan, dünyanın en büyük kulüplerinden birindeyim. Bu duyguya alışmaya çalışıyorum. Birkaç sene önce Zeljko Obradovic’i ziyaret için Ataşehir’e geldiğimde yaklaşık on gün burada kalmıştım; organizasyonun profesyonelliği, kulübün sahip olduğu imkânlar beni çok etkilemişti. Tabii o zaman “Zeljko’dan sonra kesin buraya gelirim” diye düşünmüyordum ama hayat işte… Bilemiyorsunuz.

Süreç nasıl başladı?
Zeljko bir sene dinleneceğini açıkladıktan sonra her şey çok hızlı gelişti. Maurizio Gherardini’den gelen talep sonrası ben takımım Sacramento Kings ile konuşup izin aldım; iki-üç gün içinde de her konuda anlaşmıştık. Az önce söylediğim gibi kulübü ve Zeljko’yu yakından tanıdığım için benim için kolay bir süreç oldu. Bogdan Bogdanovic, Nemanja Bjelica ve daha başka birçok ortak noktam da var Fenerbahçe’yle… Burada çalışmıyorken, boş zamanlarımda da Fenerbahçe’nin maçlarını izliyordum. Severim ben çalışmayı.

Yakın zamanda yayımlanan bir röportajınızda Zeljko Obradovic’in hem kariyeriniz hem de kişisel hayatınız için akıl hocası rolünde olduğunu söylemiştiniz. Her iki açıdan da kabulüm, size karşı şimdiye kadar ısrarcı olduğu ne var?

Zeljko hep “Igor gel maçtan sonra bir yemek yiyelim” der. Ama ben… Ben maçtan sonra maçın tekrarını izlemeyi tercih ederim. Bu konuda ona karşı iyi bir arkadaş olamadım. Üzgünüm.

Fenerbahçe’nin geride kalan sezonlarda ‘kusursuz şut için iyi şuttan vazgeçen’ ve dolayısıyla düşük pozisyon sayısıyla hücum eden bir kimlikte olduğunu düşünürsek; sizle birlikte bu durumun değişeceğini söyleyebilir miyiz?

Bunları konuşmak için çok erken. Ama tempoyla alakalı dünya basketbolunda genel bir bilgi kirliliğinden bahsedebilirim. Evet, yüksek tempo şut tercihleriyle birlikte gelir ama oyunu hızlı oynuyor oluşunuz, oyunu iyi oynadığınız anlamına gelmiyor. Kadroda yeterli atletizme sahipseniz, oyunu açık sahada kurgulamanız doğal.

Kadroya yeni katılan oyuncuların büyük bölümünün birden fazla pozisyonu birlikte oynayabiliyor oluşu; fizikli guard tercihi ve Jan Vesely’nin de takımda kalmasıyla birlikte, adam değişme savunmasının devamını beklemek ne kadar doğru olur sizce?

Tabii mantıklı olan bu… Adam değişimiyle vücut hareketlerini yavaşlatmak istiyoruz. Small ball, malum, günümüzde hâlâ geçerliliği olan trendlerden biri ve bizim takımımız da gelenekselleşmiş 1-2-3-4-5 numara pozisyonlarından kurulu değil. Oyuncularımız tek bir bölgeye hapsolmayacak kadar çeşitliliğe sahipler. Sınır koymanın alemi yok.

Koç, bütçenin düştüğü herkesin malumu ama bir yandan da takımını Obradovic dönemiyle birlikte CSKA ve Real Madrid gibi devlerle yan yana her yıl Final Four’un gediklisi olarak görmeye alışmış bir Fenerbahçe taraftarı var. Burada beklentiyi nasıl ayarlamak gerekli? Siz ne düşünüyorsunuz?
Verilen sözlerin tutulması gerektiğine inanırım. Taraftarlar elbette takımlarını kazanırken görmeye alışık, bunun farkındayım ve biz de beklentilerin altını doldurmaya çalışacağız. Bütçe belirgin şekilde düşse de basketbolu euro banknotları değil, basketbolcular oynuyor. Biz de kazanmaya aç, kendini kanıtlamak isteyen bir oyuncu grubunu bir araya getirmeye çalıştık… Fenerbahçe formasının yükümlülüklerinin farkındayız ve burada yaratılan kültürün devamı için elimizden geleni yapacağız. Taraftarlar sahada kesinlikle rekabetçi bir takım görecek. Ama size bugünden “Final Four’a kalacağız” diye bir söz veremem. Doğru olmaz.

Luka Doncic’ten bahsetmişken, eski öğrencinizin Dallas’taki ikinci sezonunu nasıl buldunuz? Başarılı bir basketbolcu…
Korkutucu bir gelişim ivmesi var. Geçen sene dünyadaki en yetenekli oyunculardan biriydi ama bugün dünyadaki en iyi birkaç basketbolcu arasında. Daha 21 yaşında olduğunu ve profesyonel sporcuların kariyerlerinin uzamasıyla da birlikte daha 17-18 sene oynayacağını unutmamak gerek. Bana göre sağlıklı kaldığı takdirde yüzük kazanmama ihtimali yok. Etrafta onu durdurabilecek bir güç göremiyorum. Tabii şu da var… En iyilerden biri olacağını biliyorduk ama bu kadar kısa sürede bu seviyeye çıkacağını kim tahmin ediyordu? Bence kimse. “Ediyordum” diyen de yalan söylüyordur.

 

Yorumlar Okunma: 3781